Ülke

Ermenistan ve Türkiye’de Tarih Ders Kitaplarında Milliyetçilik ve Cinsiyetçilik
Ermenistan ve Türkiye’de Tarih Ders Kitaplarında Milliyetçilik ve Cinsiyetçilik

Türkiyeli ve Ermenistanlı tarih öğretmenleri ve akademisyenler,  Tarih Vakfı ve Imagine Center forConflictTransformation ortaklığıyla hayata geçirilen, "Hatırlama ve Unutma Politikaları: Tarihçiler ve Tarih Eğitmenleri Ermenistan-Türkiye İlişkileri Bağlamında Ağ Kuruyor" başlıklı bir proje kapsamında her iki ülkede orta öğretimde okutulan Tarih ders kitaplarını taradılar. Bu kitaplarda yer alan düşmanlık yaratıcı, milliyetçi, ayrımcılığa dayalı ve cinsiyetçi anlatılar, imgeler ve kurgular eleştirel bir bakış açısıyla ortaya kondu. Bu eleştiriler doğrultusunda alternatif bir tarih eğitimini mümkün kılmak amacıyla çeşitli prensipler geliştirildi. Söz konusu çalışmanın Türkiye’deki final sunumu 22 Nisan 2017 Cumartesi  günü Tarih Vakfı’nda gerçekleşti.

Sunumda da ortaya koyulduğu gibi, her iki ülkenin ders kitaplarında yer alanyaklaşımsal ve yöntem bilimsel sorunlar büyük benzerlikler içeriyor.  Sonuçta her iki ülkede de orta öğretim aşamasında Tarih dersi zorunlu ve bu derse devletlerin biçtiğimisyon ortak: Gerek çok uluslu bir imparatorluğun yıkıntıları arasında kurulan Türkiye Cumhuriyeti, gerekse çok daha yakın zaman önce Sovyetler Birliği’nin yıkılmasıyla bağımsızlığına kavuşan Ermenistan Cumhuriyeti birer ulus-devlet olarak Tarih derslerini “makbul vatandaş” yetiştirmenin önemli bir aracı olarak görüyor.Oysa Batı’da 1970’li yıllardan itibaren Tarih derslerine yaklaşım oldukça değişmiş durumda. Başta İngiltere olmak üzere çok sayıda ülkede Tarih dersleri liselerde düşünen, sorgulayan, analiz ve sentez yapabilen, bilgiden çok becerilere yoğunlaşmış öğrenciler yetiştirmek için yeniden düzenlenmiş durumda. Ders kitapları da bu doğrultuda ciddi dönüşümler geçirdiler. Türkiye’de yakın zamanda açıklanan 4 yıllık taslak öğretim programları incelendiğinde Talim Terbiye kurullarının bu değişimi yakından izlediği ve ülkede bir eğitim reformu yapma isteğinde oldukları hissine kapılmamak elde değil. Ancak şu anda kullanılan kitaplarda egemen olan yaklaşım, yeni müfredat çalışmalarında da varlığını sürdürecekse bu reformu gerçekleşmesi bir başka bahara kalacak demektir.

Bu bağlamda ele alındıklarında Ermenistan ve Türkiye’deTarih ders kitaplarının içerdikleri sorunla açısından büyük benzerlikler taşıdığı tespit edilebilir. Öncelikle bu kitaplarda yer alan tek sesli(single-voiced) milliyetçi anlatıların, öğrencilerin “biz” olarak tanımlanan topluluk dışındaki unsurlara şüpheyle, hatta düşmanlıkla bakmasına yol açacak nüveler içerdiği açıkça görülmekte. Bu tek sesli anlatıların “otorite sahibi erkek bir elitin” ağzından konuştuğu ve söylemsel düzeyde kendisini gerçekliğin yegâne temsilcisi olarak sunduğu bir gerçeklik. Dolayısıyla bunlar dogmatik, demokratik olmayan metinler. Bu metinlerin her iki devletin resmi tarih anlayışını sadeleştirerek genç “vatandaş adayları”na aktarmak amacıyla kaleme alındıkları düşünüldüğünde bu bize şaşırtıcı gelmiyor. Ancak şunun farkında olmak gerekir ki metinlerdeki bu tek seslilik kırılmadığı, bu metinler farklı ve çoğu zaman çelişkili seslerin yan yana duyulmasına olanak sağlayacak bir bakış açısıyla kaleme alınmadığı sürece ders kitaplarının 21. yüzyılın ihtiyaçlarına cevap vermesi mümkün görünmüyor.

Her iki ülkenin ders kitaplarında göze çarpan diğer bir sorun bu metinlerde sunulan ve tarihsel anlatının ana eksenini kuran “milli kimlikler”in son derece özcü (essentialist) bir yaklaşımla tanımlanması.Bu bağlamda “mili kimlikler” binlerce yıldır hiç değişmeden var olmuş, “kadim” oluşumlar olarak sunulmaktalar. Aynı şekilde bu “kadim biz”in karşısına bir “kadim öteki” yerleştirilmekte ve “milli kimlik”in dışında, çoğu zaman karşısında yer alan diğer kimliklerin de aynı biçimde özsel açıdan homojen ve değişmez, sabit birer oluşum olarak tasvir edilmekte. Sosyal Bilimlerin mantığı açısından kabul edilemez olan bu yaklaşımın, tarih içerisinde halklar arasında ortaya çıkan anlaşmazlıkların çözümünü imkânsız hale getirdiği ve çatışmacı yaklaşımı güçlendirdiğirahatlıkla söylenebilir. “ Kadim milli düşmanlar” mitinin uluslar arasındaki düşmanlıkları kalıcılaştırmasının kaçınılmaz olduğu ortadadır.

Benzer biçimde her iki ülkenin ders kitaplarında yer alan metinlerde ortaklık arz eden, toplumsal cinsiyet açısından ayrımcılık içeren bir yaklaşımın varlığına da dikkat çekmek gerekir. Bu bağlamda bu kitapları hazırlayan kurulların içerisinde ve kitapların hazırlanması sırasında kullanılan kaynaklar arasında çok az kadın araştırmacının adına rastlanması, daha kitapların içeriğine bile bakmadan bir ayrımcılık algısı ortaya çıkarmakta. Bunu bir kenara bırakıp içeriğe odaklandığımızda, kadınların bu kitaplarda genelde tarihsel olayların özneleri olmaktan ziyade kolektif biçimde arka planında yer alan yan figürler olarak temsil edildiklerine; erkek egemen toplumun kadınlara layık gördüğü cinsiyetçi stereotiplerin dışına çıkamadıklarına; anlatılarda ancak bir erkek figürle bağlantılı olarak yer alabildiklerineşahitlik ediyoruz.  Tarihten seçilen siyasi ya da askeri liderlerin, insanlığa katkı yapmış düşünce ve bilim insanlarının, ekonomiye yön veren figürlerin neredeyse tamamına yakını erkek örnekler içerisinden seçilmiş durumda. Her iki ülkenin kitaplarında da,adlarına adeta durumu kurtarmak için yer verilmiş, istisna olarak kalan birkaç kadın figürün, toplumun içerdiği çeşitliliği kitaplarda yansıtmak açısından çok da yeterli kalmadığı açıktır.

Her iki ülkede okutulan kitaplarda kimi farklılıklar olduğundan da bahsetmek gerekir.Bu bağlamda, Türkiye’deki ders kitaplarında milliyetçi anlatının vurgu noktası, diğer dinlerden ve milletlerden insanlara yönelik “tarihsel hoşgörü” teması üzerine kuruludur. Türkler Anadolu’ya ulaştıklarında burada Bizans İmparatorluğu’nun zulmü altında ezilen Türk ve Müslüman olmayan halklar yaşamaktaydı. Ders kitaplarında yer verilen milliyetçi anlatı Türklerin Anadolu’ya gelişini efsanevi bir hoşgörü çağının başlaması açısından dönüm noktası olarak sunmaktadır. Buna rağmen, yine milliyetçi anlatıya göre bu halklar daha sonraları Batılı emperyal güçlerin tuzağına düşerek bu “hoşgörü imparatorluğunun” çökmesine hizmet etmişlerdir. Bununla paralel olarak Ermenistan’daki kitaplarda da “diğerlerinin kurbanı olma” ve “diğerleri tarafından ezilme” biçiminde özetlenebilecek farklı bir versiyonunyer aldığı söylenebilir. Ermenistan kitaplarında ortaya konan anlatı, “kadim Ermeni halkı”nın yüzlerce yıldır “tarihsel vatan”ın çevresindeki İran, Rus ve Türk imparatorluklarının emperyalsaldırılarından zarar görmüştür. Bu yıkıcı imparatorluklar Ermeni halkının katledilmesine, sürülmesine, baskı ve zulüm görmesine yol açmıştır. Bu bağlamda Ermenistan kitaplarındaki milliyetçi anlatı “biz”i kati surette bir kurban, “öteki”ni de kati surette bir “fail” olarak kodlamaktadır. Ancak sonuç olarak her iki milliyetçi anlatı da, farklı kurgulariçerisinden de olsa “öteki”nin görüntüsünden bir “düşman imajı” yaratmaktadır.

Çalışmada elde edilen bulguları içeren rapor CaucasusResearch Center (Kafkasya Araştırmaları Merkezi)  tarafından 18-19 Mayıs 2017 tarihinde Erivan'da düzenlenecek olan “Armenia-Turkey: PavingWaysforDialogueandReconciliation” (Ermenistan-Türkiye: Diyalog ve Barışma için Yollar Arama) isimli konferansta sunulduktan sonra Ermenistanlı ve Türkiyeli kamuoyu ile paylaşılacak. Çalışmanın her iki ülkenin Tarih eğitimi anlayışında da bir değişim kıvılcımına yol açması umuduyla.

 




› Yazdırılabilir Versiyon
› Orijinal Versiyon: http://www.bgst.org/tr/ulke-gundem/ermenistan-ve-turkiyede-tarih-ders-kitaplarinda-milliyetcilik-ve-cinsiyetcilik

Paylaş:
E-bülten

BGST Aylık Bülten'e abone olmak için isim ve e-posta adresinizi bırakınız.

Tomtom Mahallesi, Kaymakam Reşat Bey Sok. 9/1 Beyoğlu - İstanbul / 0212 251 19 21

iletisim@bgst.org

BGST web sitesinde yayımlanan yazılar/çeviriler BGST sitesindeki orijinal linki verilerek kaynak gösterilmek ve yazarının/çevireninin adı mutlaka belirtilmek kaydıyla, ayrıca bir izin almadan internet üzerinden elektronik ortamda kullanılabilir. Yazı ve çevirilerin basılı ortamda kullanımı için yazar/çevirenin izni gereklidir.