Ülke

Cumhuriyet’le Dayanışmalı Mı? Cumhuriyet Gazetesi Davasından İzlenimler…
Cumhuriyet’le Dayanışmalı Mı? Cumhuriyet Gazetesi Davasından İzlenimler…

Cumhuriyet Gazetesi davasının beş gün süren ilk turu 24-28 Temmuz tarihlerinde İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde tamamlandı. Davanın görülmeye başlandığı 24 Temmuz tarihi aynı zamanda basında sansürün kaldırılışının yıldönümü olduğu için dava oldukça ironik bir güne “denk gelmiş” oldu. Yeni anaakım medyanın dava sonucunu beklemeden FETÖ medyası olarak lanse ettiği Cumhuriyet Gazetesi, basın bayramını Çağlayan Adliyesi’nde kutladı. Gazete içinde çeşitli görevlerde yer alan ve çoğu on aya yakın süredir tutuklu olan Cumhuriyet Gazetesi emekçileri ağırlıklı olarak yaptıkları haberler, kaleme aldıkları yazılar ve telefon görüşmeleri delil gösterilerek “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etmek” gibi bir  suçlamaya maruz kalıyorlar. Hatta sadece gazetenin okuyucularını ilgilendiren gazetenin yayın çizgisinin değişmesi meselesi de bir suç olarak dosyada yer alıyor. Hal böyle olunca hafta boyunca yapılan savunmalar da yer yer gazeteciliğe giriş ve hukuk derslerine, yer yer de yakın dönem Türkiye tarihi dersine dönüştü.[1] Olgusal dayanaktan uzak suçlamalarla dokuz aydır cezaevinde tutulan gazete emekçilerinin rasyonel akıl ve cesaret üzerine inşa ettikleri savunmalarını dinledik.   Haftanın sonunda mahkeme heyeti Musa Kart, Hakan Kara,  Önder Çelik, Güray Öz, Turhan Günay, Bülent Utku ve Mustafa Kemal Güngör'ün tutuksuz yargılanmasını takdir ederken gazetenin İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, Yayın Danışmanı Kadri Gürsel, Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu, muhabiri Ahmet Şık'ın tutukluğuna devam kararı verdi. Bu kararın gerekçesi ise kuvvetli suç şüphesi, mevcut delil durumu, sanıkların açısından delillerin tam olarak toplanmamış olması, delilleri karartma şüphesi bulunması idi. Savcı ise ikinci bir talepte bulunarak yaptığı savunma nedeniyle Ahmet Şık hakkında yeni bir soruşturma açılmasını talep etti.

Gazetecilik ilkelerinin ve meslek etiğinin hiçe sayıldığı günümüz Türkiye’sinde bu davanın basın özgürlüğü ve demokrasi mücadelesi anlamında oldukça hayati bir yerde durduğu açık. Cumhuriyet Gazetesi’nin, şu anki iktidardan çok daha önceki yıllarda da toplatılan, yargılanan, iktidar çizgisine gelmeyen ve kapatılan pek çok gazeteden farkı Türkiye’nin en köklü ve prestijli yayınlarından ve basın yayının biat etmeyen seküler kalelerinden biri olması. Cumhuriyet Gazetesi'ni ele geçirme ve susturma amacıyla yürütülen bu dava ile siyasi iktidarın istemediği çizgide düşünen, yazan, konuşan entelektüellere de bir gözdağı veriliyor. Bu nedenle bu davada yargılananın sadece gazete değil Türkiye'nin adalet, laiklik, demokrasi ve özgürlük mücadelesi olduğu aşikâr. Cumhuriyet’i teslim alma davası olarak da tariflenen bu davanın durduğu kritik pozisyon ortadayken seküler kesimlerin Cumhuriyet Gazetesi davasını sahiplendiğini söyleyebilir miyiz?

Bilindiği gibi Cumhuriyet’le dayanışma çağrıları davadan günler öncesinden başladı. Dışarıdaki Gazeteciler inisiyatifi davaya destek için çağrı yaptı ve gazetenin sayfalarından davayla ilgili bilgileri okuyucularıyla paylaşıldı. Uluslararası basın kuruluşları arasında davaya geniş yer verenler ve kalkıp Türkiye’ye gelenler oldu. Pen International, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü, Avrupa Gazeteciler Federasyonu, Uluslararası Gazeteciler Federasyonu davayı takip için gözlemciler gönderdi. Avrupa Parlamentosu parlamenterleri açıklama yaptı. Yani dünyadaki büyük gazetelerin, basın örgütlerinin gözü Türkiye’deydi.

Buna karşılık 24 Temmuz günü Cumhuriyet Gazetesi davası en iyi rakamla 500 kişiyi geçmeyecek bir destek açıklamasıyla başladı, diğer günlerde duruşma öncesindeki basın açıklamaları azalarak devam etti. Kararın açıklandığı 28 Temmuz Cuma günkü katılım ilk günden biraz daha fazlaydı.  Özgürüz muhabiri Zübeyde Sarı’nın ilk gün yaptığı haberden öğrendiğimiz kadarıyla dava öncesi yapılan çağrılarda 3000 kişinin davaya destek vermek için gelmesi hedeflenmişti. Sonuç olarak bu rakamın ancak -20’sine ulaşılmış olunuyor.

Hafta içinin iş günleri olması, davanın sabah saatlerinde başlıyor olması elbette katılımı etkileyen bir durum. Çalışan kesimlerin işlerini bırakıp gelmesi kişisel inisiyatifin dışında çalıştıkları yerle pazarlık güçleriyle ilgili. Davaya destek sunan basın yayın sendikaları davaya katılımı sağlayacak, basında ifade özgürlüğü ihlaline dikkat çekecek iş bırakma gibi bir çağrı da yapmadığına göre çalışanların gelememesi anlaşılır bir durum. Davaya destek açıklayan ve duruşmaları takip eden pek çok sivil toplum örgütü, sendika ve siyasi parti bulunuyordu. Yaptıkları açıklamalarda "tarihi dava, teslim olmayacağız, faşizme karşı birleşik mücadele" sözleri havada uçuşurken davada bulunuşları üst düzey yönetim ve birkaç üyeyle sınırlı kaldı. Davaya dikkat çekmek için hazırladıkları pankartlarda sloganları kadar kurum isimleri de ön planda ve kameralar karşısındaydı. Uzun konuşmalarla gelenlerin enerjisini soğuran basın açıklamalarında söz almak için sıradaydılar. Kendilerini ‘kitle’ örgütü olarak tanımlayan, en azından Türkiye’nin pek çok ilinde şubelerini bulunan bu yapıların bu tarihi davaya üyelerinin ve tabanlarının desteğini taşımak yönünde sorumluluk almadıkları ortadaydı. Uluslararası basın örgütlerinin temsilci düzeyinde katıldığı duruşmalara Türkiye’deki örgütlerin de aynı şekilde katılması oldukça ironik bir tablo oluşturdu. Hal böyle olunca davaya destek olmak mı, kendilerini göstermek mi istedikleri soruları pek çok kişinin dilindeydi.

Diğer dikkat çeken nokta CHP’nin de davaya milletvekili düzeyinde destek sunması, Çağlayan’ın dibindeki CHPli belediyelerin yönettiği Şişli ve Beşiktaş semtlerinden dahi bir katılımın organize edilmemiş olmasıydı. Oysa bundan üç hafta önce adalet isteyen iki milyona yakın insan Maltepe’de bir araya gelmiş, Adalet yürüyüşünün bir başlangıç olduğunu söylemiş bir anlamda adalet sözü vermişti. Bu sözün ilk sınanacağı yer şüphesiz ki Cumhuriyet Gazetesi için adaletti ve başarılı bir sınav verilmedi.

Oysa Cumhuriyet’e destek olmak için yapılacaklar oldukça basit. Gazeteyi satın alıp ya da abone olarak gazetenin düzenli okuyucusu olmak; davaya destek içinse katılımı örgütlemek. Gazeteciliğin ve basın özgürlüğünün yargılandığı bu dava başlarken hakimlere “Kolay gelsin!” denmişti. Davanın ilk turunun sonunda ise basın özgürlüğünden yana olanlara aynı temenniyi iletmek mümkün. Hepimize kolay gelsin!

[1] Gazete emekçilerinin savunma metinlerine bu link üzerinden erişilebilir: http://www.cumhuriyet.com.tr/m/haber/turkiye/791095/Cumhuriyet_yazar__yonetici_ve_avukatlarinin_tarihe_gecen_savunmalarinin_tam_metinleri.html




› Yazdırılabilir Versiyon
› Orijinal Versiyon: http://www.bgst.org/tr/ulke-gundem/cumhuriyetle-dayanismali-mi-cumhuriyet-gazetesi-davasindan-zlenimler

Paylaş:
E-bülten

BGST Aylık Bülten'e abone olmak için isim ve e-posta adresinizi bırakınız.

Tomtom Mahallesi, Kaymakam Reşat Bey Sok. 9/1 Beyoğlu - İstanbul / 0212 251 19 21

iletisim@bgst.org

BGST web sitesinde yayımlanan yazılar/çeviriler BGST sitesindeki orijinal linki verilerek kaynak gösterilmek ve yazarının/çevireninin adı mutlaka belirtilmek kaydıyla, ayrıca bir izin almadan internet üzerinden elektronik ortamda kullanılabilir. Yazı ve çevirilerin basılı ortamda kullanımı için yazar/çevirenin izni gereklidir.