Dans

Toplumsal Cinsiyet ve Dans

Sahnede temsil edilen toplumsal cinsiyet kimliği, kadın dansçıların çalışmaları, dans alanına yönelik feminist analiz ve feminist dramaturji tartışmaları. Dans sahnelerinin toplumsal cinsiyet dramaturjisi, BGST Dansçıları`nın üretime yönelik tartışmalarının önemli başlıklardan biridir.


8 Mart 2008 Gösterisi Hazırlık Çalışmaları-3 Güldünya Sahnesi

GÜLDÜNYA
Lê narê dînê gulê
Ji ajûta te ezmanê sor bûne

Olmaz olmaz, yok böyle gitmez.
Lekeydi yasaktı diye diye,
Bu dünya dönmez!
Namus kimin? Bu hayat kimin?
Olmaz olmaz.

Ah Güldünya, güleydin ya,
Ey dünya, gülmedin ya.
Şarkın vardı, sözün vardı
Dondu dilinin ucunda/Kıydılar zalim dünya.

Nabe nabe dînê dinya
Gulek sor hêşin bibe
Rojê me ye demê me ye
Bihar hat gul bi me ye

Gulek dît li binya darê
Bala xwe da vê gulê
Tu gula jî vê dinyayê
Nexapîne payîzê

Ah Güldünya, güleydin ya,
Ey dünya, gülmedi ya,
Şarkın vardı, sözün vardı,
Kıydılar zalim dünya.

Ah Güldünya, ah Güldünya,
Ah gulê dilê me delalê heyranê heyranê,
Şarkın vardı, ah…
Xewa me çû êşa dilê me giranê giranê
Ah Güldünya

Lê narê dînê gulê
Lê narê dînê gulê

Neden “Güldünya”?

2004 yılında namus gerekçesiyle erkek kardeşleri tarafından öldürülen Güldünya Tören, namus cinayetlerinin sembolü haline gelmişti. Güldünya adına şarkılar yazıldı, kadın dernekleri kuruldu; çeşitli yarışmalar düzenlendi. Feminist Kadın Çevresi (FKÇ) ve Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu’nda (BGST) çalışma yürüten müzisyen kadınlar da Güldünya adlı Türkçe-Kürtçe bir şarkı bestelemiş; hem 8 Mart gösterilerinde kadın seyirciye hem de Kardeş Türküler konserlerinde karma seyirciye icra etmişlerdi. Geleneksel formları ve şehirli bir üslubu bütünleştiren şarkı, gündemden hiç düşmeyen “namus cinayetlerine” dair feminist bir söylem örgütlemeye; kültürel çoğulcu bir perspektifi gündeme sokmaya çalışıyordu.

El Kızı, 2006

FKÇ’nin 2006 tarihli 8 Mart gösterisi El Kızı’nda Güldünya şarkısının da içinde olduğu bir sahne sergilemiştik. Üç şarkıdan oluşan sahne, toplu bir kına eğlencesiyle başlıyor, ilk şarkının sonunda anne kızına veda niteliğinde bir ağıt okuyor; ağıtın sonunda ise anne yalnız kalıyordu. Beyaz perdeye yansıttığımız Türkçe-Kürtçe bir şiirle Güldünya’nın başına gelenleri hatırlatıyor; sonrasında da Güldünya şarkısını danssız olarak icra ediyorduk. Şarkının sonuna doğru Güldünya’yı –ve diğer namus cinayeti kurbanlarını- temsilen bir kadın dansçı sahneye geliyor ve ona destek veren diğer kadınlarla birlikte güçlü bir isyan ve dayanışma halayı çekiliyordu. Kadın birlikteliği ve dayanışmasıyla “kader”imizi değiştirilebileceğimizi böyle “hayali” bir sahneyle yansıtmak istemiştik. Sahne olumlu tepkiler almıştı ve sahnelemeye dönük fikirlerin daha geniş bir zamanda ele alınarak geliştirilebileceğini konuşmuştuk.

Bu seneki gösterimizi hazırlarken hedeflerimizden biri de bu sahneyi yeniden ele almaktı. Sahneleme sürecini Boğaziçi Üniversitesi Folklor Kulübü’nden (BÜFK) kadınlarla birlikte yürütmek; sahnede de birlikte icra etmek istiyorduk. 8 Mart gösterisinde yer alan belli sahnelerin BÜFK gösterisinde de sergilenmesi, böylece hem kadın dansçılar açısından çalışma programının rahatlatılması hem de kulüp gösterisine feminist dramaturjiyle katkıda bulunulması da süreç içinde BÜFK’lü kadınların hedeflerinden biri oldu. Bu gösteriler dışında, çeşitli kadın etkinliklerinde eylem niteliğinde kullanılabilecek, özellikle kadın seyircide kinestetik bir etki uyandırabilecek, kadın dayanışmasını vurgulayan, güçlü bir dans sahnesi çıkarmak da önceliklerimizden biriydi.

Çalışmalarımız sonlanmak üzere; sahneyi 6 Mart’taki gösterimizde sergileyeceğiz. Hedeflerimizi, çalışma sürecimizi, çeşitli tartışmalarımızı paylaşmak istedik:

Sahne Akışı:

Karanlık sahneye ellerinde fenerlerle üç kız çocuğu girer. Saklambaç oynamaktadırlar; yerlerde gördükleri beyaz örtüler dikkatlerini çeker. Örtüleri kaldırdıklarında yatmış, gözleri kapalı kadınlar görürler. Her bir kadını gördüklerinde, şiddet kurbanı bir kadının siyah-beyaz fotoğrafı perdeye yansır; sonuncu kadın Güldünya’dır, beyaz perdede onun da resmi görünür ve ardından “Güldünya da namus kurbanı” yazar.

Çocuklar Güldünya’nın örtüsünü kaldırırlar, onu çiçeklerle uyandırırlar. Ellerindeki renkli puşilerle onu hareketlendirirler ve hep birlikte neşeli bir dans yaparlar. Dansın sonuna doğru Güldünya belindeki siyah puşiyi fark eder; başına gelenleri hatırlar -beyaz gelinliğin üstüne takılan geleneksel kırmızı kemer onda siyahtır. Bu sırada onu yalnız bırakan çocuklar diğer kadınları teker teker uyandırmaya başlarlar. Güldünya bu sırada siyah kemerine baktığında, ne yapacağını düşünmektedir. Yerdeki son kadın da uyandırıldığında, Güldünya siyah puşiyi yere atarak kaderini değiştirme niyetini gösterir. Çocuklar omzuna –kadın dayanışmasını, kadın hareketi deneyimini imleyen- mor bir puşi bırakırlar. Bütün kadınlar birbirini görür, hareketlenir ve kendilerine katılan diğer kadınlarla birlikte halay çekerler. Beyaz perdeye de toplu bir kadın görüntüsü yansır. Perdeye yansıyan son sözler de farklı dillerde bir temennidir: “Uyan Güldünya, Uyan ve Gül, Gül ki Gülsün Dünya!”

Dramaturjik tartışmalar, tercihler:

----Temel dramaturjik seçimimiz kadına yönelik şiddeti gündeme getirmek; bu sorunun karşısında kadın dayanışmasını vurgulayacak bir sahne dili oluşturmaktı.

----Sorunu tek bir yöreye –özellikle de Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesine- indirgeyen “töre cinayeti” kavramını reddediyor; “namus cinayeti” kullanımını tercih ediyorduk. Kadına yönelik şiddeti, çok farklı bölgelerde, farklı sınıflardan kadınların karşı karşıya kalabileceği bir “kadın sorunu” olarak tanımlıyorduk. Bu yüzden tek bir yörenin danslarını kullanmamaya karar verdik. Final bölümünde ise halay formunu tercih ettik; çünkü kadınların el ele, yan yana dans ettiği en uygun dans formunun bu olduğunu düşünüyorduk. Ayrıca halay formu, dramaturjik tercihimizin seyirciye geçmesini kolaylaştıracak bir form idi; çünkü hem çeşitli eğlencelerde hem de farklı dayanışma etkinlikleri ve mitinglerde kadınların çektiği halayar gelenekselleşmişti.

----Sahnede beyaz perdeye söz ve fotoğraf yansıtmanın -jenerik kullanmanın- dramaturjimizi netleştirmede işlevli olabileceğini ve sahneyi zenginleştirebileceğini düşündük. Gazetelerden kadına yönelik şiddet haberleri taradık; özellikle de “üçüncü sayfa haberleri”ne odaklandık. Sahne başında bu haberlerinin nesnesi haline gelen namus cinayeti kurbanı kadınların ve Güldünya’nın fotoğraflarını gösterdik. Finaldeki halay bölümünde de, kadın dayanışmasını vurgulamak üzere toplu bir kadın görüntüsü yansıttık. Kültürel çoğulcu perspektifimizi desteklemesi amacıyla farklı dillerde temennimizi yansıttık: “Uyan Güldünya, Uyan ve Gül, Gül ki Gülsün Dünya!”

----Sahne üslubu, seyirciyle kuracağımız ilişki tartıştığımız noktalardan biriydi; sahneyi oluşturma sürecinde şu soruları temel aldık:

-Seyircide empati yaratacak bir üslup kullanılıyor muyuz?

-Sahnenin Brechtyen bir yaklaşımı olduğu söylenebilir mi; seyirci ne kadar yabancılaşıyor? Örneğin denediğimiz ancak sonra vazgeçtiğimiz, kadınların üçüncü sayfa haberi olmasını, nesneleştirilmesini imleyen siyah göz bantları nasıl bir imge oluşturuyor? Güçlü bir etki oluşturuyor ancak bu birebir anlatım, seyirciyle kurulan ilişkiye, sahne bütününe nasıl yansıyor?

-Hedeflediğimiz kültürel çoğulcu perspektifi sahneye nasıl yansıtılacağız? Dans karakteri tek başına “namus” cinayeti dramaturjisini çıkarmayacak gibi görünüyor. Şarkı sözlerine farklı dillerin eklenmesi daha önce de tartışılmıştı; zor görünüyor. O zaman final jeneriğinde farklı dillerde sözler mi yansıtsak?

----Transseksüel (ya da transgender) kimliğine sahip olduğunu söyleyen bir arkadaşımız bu sahnede yer almak istediğini belirtmiş ve süreçte jenerik çalışmasına katılmıştı. Kendisinin icracı olarak sahneye katılımını tartışırken, daha önce FKÇ içinde toplumsal cinsiyet konulu okumalar yaptığımızı ve cinsiyeti biyolojik olarak tanımlama eğilimini reddettiğimizi konuştuk. Bu tartışmanın ise teorik kabulleri pratiğe geçirmek anlamında olumlu bir adım olabileceğine karar verdik ve arkadaşımız çalışmalara katılmaya başladı. Tabii bu noktadan sonra sahne diline yönelik bir tartışma devreye girdi. Bu tartışmanın, arkadaşımızın üyesi bulunduğu BÜFK’te de yürütülmesinin önemli olduğunu, sahne estetiğine (farklı kadın kimliklerin temsili bağlamında kostüm, ışık kullanımı) dair öneriler geliştirilmemiz gerektiğini konuştuk ve çalışmalarda denemeler yapmaya başladık.

Çalışma Günlüğü:

Ocak 2008:

BGST’li ve FKÇ’li bir dansçını sahne akışını ve dramaturjik yönelimleri içeren yazılı bir sahne önerisi BGST Dans Birimi’nde ve BÜFK’te çalışma yürüten kadınlara gönderilir ve gündem yapılır.

22Ocak 2008:

Çalışma takvimi ve planlaması BÜFK’lü kadınların tatilden döneceği tarihe göre yapılır.

3 Şubat 2008 Pazar:

İlk çalışma: 12.00-14.00 (Taksim)

13 kişilik dansçı kadrosu, öneriden hareketle çeşitli sahne denemeleri yapar. Katılımcı bir çalışma modeli örgütlenmeye çalışılır. Sahneye dışarıdan bakan BGST’li bir dansçı (dış göz) önerilerin denenmesinde kolaylaştırıcı işlevi görür.

4 Şubat 2008 Pazartesi:

14.15-17.00 (Garanti Kültür Merkezi (GKM), Boğaziçi Üniversitesi)

İkinci çalışmada BGST’li dış göz sayısı ikiye çıkar. Öneriler ışığında sahne denemesine devam edilir:

14.45-15.45: Sahne akışı oluşturma çalışması yapılır.

15.45-16.15: Ayrıntı çalışması yapılır: Dansçılar üç gruba bölünür ve doğaçlamalar ışığında akış önerileri oluştururlar.

16.20-16.35: Akışlar seyredilir ve yorumlar yapılır.

16.40-17.10: Doğaçlamalar ışığında akış revize edilir. Sahne ilk kez BÜFK’lü müzisyenler ve erkek dansçılar tarafından seyredilir ve ilk seyirci tepkisi alınır.

Çalışma değerlendirmesi yapmak planlanır ancak buna zaman kalmaz. Bu yüzden jenerik için bulunan haberler de tartışılamaz.

Çalışma programı oluşturulur ve işbölümleri yapılır.

Sahne üslubu üzerine kısa bir tartışma yürütülür.

Kostüm tasarımı üzerine öneriler oluşturulur.

BÜFK’lüler kulübün sahne sorumlusu belirlerler.

7 Şubat 2008 Perşembe:

BÜFK’lü ve BGST’li dansçılar (iş ve çalışma programları çakıştırılamadığı ve farklı öneriler çıkması teşvik edildiği için) ayrı saatlerde ve farklı yerlerde “Güldünya ve melekler” odağının ek çalışmalarını yapar; toplu çalışmaya akış önerileri oluşturmaya çalışır.

10 Şubat 2008 Pazar:

BÜFK Odası

12.00-12.30: Dar kadro odak çalışması yapılır.

13.00-14.30: Kadronun bir kısmı başka bir kadın sahnesi çalışmasında olduğu için, geri kalanlar yapılacak toplu çalışmaya hazırlık niteliğinde çalışma yürütür.

14.45-15.30: Üç gündemli toplantı yapılır:

-Sahnenin dramaturjik yönelimi ve geldiği nokta BÜFK’ün tatilden yeni dönen kadrosuna aktarılır.

-Transseksüel-transgender kimliğinin sahnedeki temsili tartışılır.

-Jenerikte kullanılacak haberlerin dramaturjisi ve teknik özellikleri belirlenir.

15.30-17.30: Akış çalışması yapılır.

Sahneyi ilk kez izleyenlerin (tatilden yeni dönen BÜFK’lü dansçı kadınlar, müzisyenler, BGST’li dansçılar) yorumları alınır.

BÜFK’lü sahne sorumlusu ilk kez bu çalışmada sahne gerisinde durur. BGST’li bir başka dansçıyla birlikte yürüttüğü bu çalışmayla birlikte, reji faaliyetine yönelik deneyimi aktarımının başladığı söylenebilir. Süreç içinde sahneyle ilgili daha fazla sorumluluk alan (ikisi BGST’li, biri BÜFK’lü) üç kişi her aşamada çalışmalara ve sahneye yönelik ön hazırlıklar yapacaktır.

12 Şubat 2008 Salı:

BGST’li –dış göz konumundaki- dansçı, sahneye dair yazılı değişiklik önerisinde bulunur. “Melekler” odağının sahne başında fener kullanması ve final bölümünde perdeye farklı dillerde bir cümlenin yansıtılması önerisi daha sonraki çalışmalarda denenir ve uygulanır. Bu aşamadan sonra en başta denenen gözleri siyah bağlarla bağlı kadınlar ve jenerikteki kadın fotoğrafları eşleştirmesi iptal edilmiş olur.

19.30-21.45:(Garanti Kültür Merkezi)

Akış çalışması ve teknik çalışma yapılır (ışık, jenerik ve kostüm denenir); görüntü kaydı alınır:

17.30-19.30: Güldünya-melekler odağı ek çalışması yapılır

19.30-20.30: Toplu sahne-akış çalışması yapılır

20.30-21.45: Seyirciye sergileme yapılır, sahneye yönelik yorumlar değerlendirilir ve şu kararlar alınır:

-sahnedeki enerji sorunu üzerine gidilecek,

-dramaturjinin netleştirilmesi için daha dinamik bir yorum tercih edilecek,

-meleklerin oyunculuğu ve beden kullanımları üzerine ayrıntı çalışması yapılacak, Güldünya ve diğer mağdur kadınlarla ilişkisi ortaklaştırılacak.

-jenerikteki haber kullanımı azaltılacak, başlıklar ön plana çıkacak ve zemin karartılacak,

-finaldeki halaya geçiş bölümü teknik olarak çalışılacak ve müzikal akışın güçlenmesi sağlanacak.

-yerde yatan kadınların postürleri düzeltilecek, oyunculuk çalışması yapılacak.

14 Şubat 2008 Perşembe:

17.00-19.00: (GKM)

Dar kadro odak çalışması yapılır.

17 Şubat 2008 Pazar:

Çalışma yoğun kar yağışı yüzünden iptal edilir.

19 Şubat 2008 Salı:

(GKM)

Pazar günü iptal edilen çalışmanın telafisi niteliğinde bir çalışma yapılır.

18.30-19.30: İki dış göz sahne akışına dair ön hazırlık çalışması yapar.

19.30-22.00: Toplu çalışma yapılır.

22.00-22.30: Dar kadro odak çalışması yapılır.

Bu çalışmayla sahne akışı netleşmiş olur.

21 Şubat 2008 Perşembe:

Müzisyenlerle ilk çalışma yapılır. Müzisyenlerden gelen öneri üzerine fantastik-hayali sahne yorumu yerine, melekler odağının kız çocuklar olarak yorumlanmasına karar verilir. Müzikal finaldeki lirik yoruma cevaben final sahnesinde küçük bir revizyon kararı verilir.

23 Şubat 2008 Cumartesi:

Odak çalışması - GKM

11.00-12.00: Güldünya ve çocuklar odağı; ışık-görüntü teknik akışı eşliğinde çalışılır.

Çocuk yorumuna geçildikten sonra her kadın görüntüsünün altına haber yazma fikrinden vazgeçilir. Çocuklar için travmatik bir etki yaratacağı düşünülür.

12.00-13.00: Güldünya tiplemesinin ayrıntı çalışması yapılır. BÜFK’lü sahne sorumlusu bu aşamadan sonra sahne akışında Güldünya tiplemesini de oynamaya başlar.

Kostüm önerileri oluşturulur.

25 Şubat 2008 Pazartesi:

21.00:BÜFK kendi gösterisinde icracı olacak kadrosuyla seyirciye gösterim yapar. Görüntü kaydı alınır ve seyirci yorumları değerlendirilir.

……….

Bu aşamadan sonra, 8 Mart gösterisinde icracı olacak kadro olarak, iki ayrıntı çalışması ve iki genel prova yapacağız.




› Yazdırılabilir Versiyon
› Orijinal Versiyon: http://www.bgst.org/tr/toplumsal-cinsiyet-ve-dans/8-mart-2008-gosterisi-hazirlik-calismalari-3-guldunya-sahnesi-1

Paylaş:
E-bülten

BGST Aylık Bülten'e abone olmak için isim ve e-posta adresinizi bırakınız.

Tomtom Mahallesi, Kaymakam Reşat Bey Sok. 9/1 Beyoğlu - İstanbul / 0212 251 19 21

iletisim@bgst.org

BGST web sitesinde yayımlanan yazılar/çeviriler BGST sitesindeki orijinal linki verilerek kaynak gösterilmek ve yazarının/çevireninin adı mutlaka belirtilmek kaydıyla, ayrıca bir izin almadan internet üzerinden elektronik ortamda kullanılabilir. Yazı ve çevirilerin basılı ortamda kullanımı için yazar/çevirenin izni gereklidir.