Ülke

Rojava


Mardin Yeni Otogar Ezidi Kampı Çalışanları İle Söyleşi

06-07 Aralık Tarihleri arasında Diyarbakır’a yapmış olduğumuz ziyaretimiz sırasında bize eşlik eden arkadaşlarımız Abdullah Arı ve Muhyettin Kutlu ile birlikte Mardin Yeni Otogar’ da kurulmuş olan Ezidi kampını da ziyaret ederek DBP Mardin Artuklu İlçe Eş Başkanı Hasan İlhan ve Mardin Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Müdürü Mehmet Ali Dal ile görüşerek kampla ilgili bilgi aldık. Görüşmemiz sırasında kampın Ezidi ileri gelenlerinden Şeyh Mahmud Hoca’ da bize eşlik etti.

Kamp hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz? Burası eski otogar mı? Eski otogarı kampa mı çevirdiniz?

Hasan İlhan: Burayı biz kampa çevirmedik. Burası yeni otogar. Otogar yeni yapılmıştı, inşaatı yeni bitmişti. Müteahhitten de daha devralmamıştık. Oradaki kardeşlerimiz buraya göç ettikten sonra eksiklerine rağmen biz burayı mecburen alıp kampa çevirdik.

Bu kamp ne zaman açıldı?

Hasan İlhan: 26 Ağustos’ ta buraya taşınıldı. Onun öncesinde Ezidi köyü Bacini’ de yerleşilmiş ve oraya yardım yapılıyordu.

Mehmet Ali Dal: 9 Ağustos’ ta göç başladı. Ayın 10’ unda bu insanların Roboski’ den buraya taşınmasıyla bizzat ilgilendim; yardımcı oldum. Midyat’ın Bacini köyü zaten Ezidiler’in köyüdür. Merkez olarak orayı belirledik, ancak daha sonra yığılma oldukça ve kişi sayısı çoğaldıkça orası artık tıkandı. Yaz olduğu için orada duvar diplerinde 700 kişi barındı. Ama havalar soğuyunca maalesef geri gittiler.

Burada kaç kişi kalıyor?

Şu anda bu kampta kalan 49 ailemiz var. Son zamanlarda sayımızda azalma oldu; 20’ye yakın ailemiz gitti. Geçtiğimiz günlerde birkaç kişi de işlerinden dolayı Zaho’ya gitti.

Mehmet Ali Dal: Birkaç gün önce Suruç’taydım. Suruç’ta bilgi işlemden bu bilgileri aldım. Şu anda 26.644 tane kadın arkadaş var. 26.137 tane erkek var. 0-3-15 yaş 18.613 kişi var. Bebek 0-3 yaş 5265 kişi var. Toplamda 76.679 kişi var. Bunlar Kobanê’den gelenler, Suruç’ta mevcut olan toplam. Urfa merkez ayrı, Bozova ayrı, Birecik ayrı, Antep tarafına giden ayrı. Bu Suruç’a ait olan tutanak.

Toplam geçiş yapan, Ezidi sayısı 26.000. Konabêlilerin sayısı ise 400.000. Bize de söylenene göre 330 köy boşalıp, Türkiye sınırlarına geçmiştir. Kobanê büyük bir yerdir nüfusu da büyüktür.

Kaç kişi geri döndü? Devletin kamplarına giden aileler var mı?

Mehmet Ali Dal: Ağustos’ tan beri giriş yapanların 700’ ü onuncu aydan sonra yani hava soğuduktan sonra geri döndü.

Biz elimizden geldiği kadar onları devlet kampına göndermiyoruz. Ama onlar kendi istekleriyle bazen gitmek isteyebiliyorlar. Devlet kampına giden sadece birkaç aile vardı. Burada başta 1300 kişi vardı, şu an sayı 300 kişiye düştü. Geçenlerde 8-9 aile daha buradan ayrıldı. Onları listeden çıkarıp yeniden düzenlememiz, yeni bir liste çıkarmamız lazım. Kampa, sürekli giriş çıkış oluyor. Mesela dün Derek’ ten 42 kişi geldi, ama burayı beğenmediler ve gittiler. Halk evinde de 200’e yakın Ezidi kalıyor.

Muhyettin Kutlu: Gelenler illa devlet kampına gidiyorlar diye bir durum yok, imkan buldukça Zaho’ ya geri dönüyorlar.

Yurt dışına gidenler oluyor mu?

Mehmet Ali Dal: Yurt dışına gidişle ilgili resmi bir bilgi yok. Kaçak yolları deniyorlar. Ankara’ daki bir arkadaşla telefonla görüşüyorduk: “Gelip 20.000 - 30.000 dolar veriyorlar, burada onların paralarını alıyorlar ama; Avrupa yolu da görünmüyor.” diyordu. Batıda umut arayan, bu durumda olan insanlar var...

Burada kaç tane Ezidi kampı var ve bu kamplarda toplam kaç kişi kalıyor?

Hasan İlhan: Şu anda Mardin çevresinde 1600 civarında Ezidi kalıyor. Diğerleri, hep geri döndü. Nusaybin’ de kalanlar da var. Nusaybin’ de kapanan belediye binalarında kalıyorlar. Savur Köyünde kalan 65 kişi var, Pınardere’ de de kalanlar var. İlk geldiklerinde Midyat, Savur ve Ömerli’ de kaldılar. Ama geri dönenler olunca sayıları azaldı, 40 kişi kaldılar. Biz de onları bir araya toplamaya çalıştık. Sayılar değişiyor, elimizdeki raporu sürekli güncellememiz gerekiyor.

Sizin burada ki imkanlarınız ve ihtiyaçlarınız neler?

Hasan İlhan: Bizim burada aşçımız ve mutfağımız var; üç öğün yemek veriyoruz. Sabah kahvaltılarında; yumurta, peynir, zeytin, helva, reçel veriyor arada bir kahvaltıda çorba yapıyoruz. Öğlen ve akşam da iki çeşit yemek veriyoruz.

Mehmet Ali Dal: Ben Midyat’ ta 20 gün kaldım. İki ay kadar da Suruç’ ta görev yaptım, geçici görevli kaldım. Burası açıldıktan sonra buraya geldik. Burası kurulu bir hale geldi. Herkesin düzenli yemeği, düzenli banyo imkânı, çamaşır yıkama imkanı var; güzel bir düzen var burada. Gelen misafirlerimiz de memnun kalarak ayrılıyorlar buradan. Bugüne kadar burada bir problem yaşanmadı, genelde memnun kaldıklarını düşünüyoruz. Şeyh Mahmud Hoca, Ezidi cemaatinin ileri gelenlerindendir, sanıyorum bizimle aynı fikirdedirler.

İhtiyaçları nasıl tedarik ediyorsunuz?

Hasan İlhan: Temel gıda ihtiyaçlarımız oluyor, bunları da belediye üzerinden alıyoruz. Emirgan Market diye bir marketimiz var, bütün ihtiyaçlarımızı oradan alıyoruz. Her on günde bir 20 milyar ödeme yapıyoruz. Belediyenin durumu ile ilgili malumatınız var mı bilmiyorum. Belediyeyi 580 trilyon borçlu iken devraldık. Belediye’nin malvarlığı tahrip edildi ve dava edildi. 65 tane binek arabamız kamu kuruluşlarına dağıtıldı. Mal varlıkları, taşınmazlar valilik komisyonu kararı ile diğer kurumlara hibe edildi, boşa alındı. Bu dönem DBP iktidarı tıkansın diye bakıyorlar, gelecekte kendilerine yol açmak için yaptılar.

Dava süreci ne durumda?

Hasan İlhan: Davayı kazandık. Ancak, Valilik “kararı tanımıyorum” diyerek itiraz etmiş durumda. Şu anda Artuklu Belediyesi ile Büyükşehir Belediyesi aynı bina kullanıyor. Kullanmak zorunda kaldık. Artık Artuklu Belediyesi de sıfırdan bir Belediye oldu. Büyükşehir Belediyesi de, aynı partiden olunca çözüm bulundu üst iki kat Büyükşehir, alt iki kat Artuklu Belediye’sine tahsis edildi. Diyarbakır yolunda Artuklu Üniversitesi Rektörlük Binası vardır, o bina Büyükşehir Belediyesi’nindir. Bütün borcu Büyükşehir’e maledilmiş, kurum da Artuklu Üniversitesi Rektörlüğü’ne hibe edilmiştir. Valilikle toplantıda bu görüşülmüş, Ahmet Başkan “borcu bizde, bina başkasında bu mantık dışı bir harekettir, borcu bizimse bina da bizimdir demiştir” ve bu kabul edilmiştir.

Biz bir buçuk ay önce Suruç’a da gittik. Ağırlıklı olarak Suriye Savaşı ile gelenlerin ihtiyaçlarını belediyeler üstlenmiş durumda. Belediye bütçeleri dışında devletten bir destek yok. Bu durum karşısında, devletin, “bu yük belediyelere kalsın, yapamasınlar ve bu yapamama durumundan biz seçimlerde yararlanalım” gibi bir yaklaşımı olduğunu düşünüyoruz. Sanki, mülteci sorunu devletin ekmeğine yağ sürmüş oluyor. 10 ay sonra seçimler var. Bu konuda, ne düşünüyorsunuz ne yapmak lazım sizce?

Mehmet Ali Dal: DBP’ nin bir farklılığı var, halkların kardeşliğini savunan bir siyaset yapıyor. Meclis üyelerimizden tutun seçilmişlerimize kadar her dilden her dinden insan vardır. Bu parti, bu yönetim kimseyi kayırmadı, kimseyi ötekileştirmedi. Ben sendikacıyım, Ankara Büyükşehir Belediyesi 200 tane emekçiyi sürgün etti. 16 tane çalışan emekçiyi de işten attı. Celal Bayar Belediyesini zorla aldı ve çalışan 135 emekçiyi işten attı. Bizimle beraber çalışan birçok AKP’li yönetici, idareci, müdür, daire başkanı var. Bu insanlar bölge halkıdır. Yönetimimiz baskı kurmadı, kimseyi incitmedi, kimseyi ötekileştirmedi bugüne kadar. Halkların kardeşliğini savunan bir mozaik burası, o değerler çerçevesinde siyaset yapıyoruz.

Buraya kimler yardım getiriyor?

Hasan İlhan: Mardin halkı yardım etti, şu anda da yardımlarına devam ediyorlar. Ancak bir, bir buçuk aydır yardımlar biraz azaldı. Biz her ihtimale karşı belediyelerimize de güvenerek sonuna kadar bu işi zaten üstlenmişiz. Buradan Şengal’e de giden, Zaho’ya da, devlet kamplarına da giden aileler çok az sayıdadırlar.

Eskiden bizim depo doluydu. Bisküvi, çikolata, meyve suyu vs… Markette ne varsa herkes getiriyordu. Biz de bütün ailelere, bütün çocuklara hatta son zamanlarda büyüklere de aileye, sayı başına göre dağıtım yapıyorduk. Şu anda böyle şeyler gelmiyor. Sadece giysi geliyor. Giysiler de eskidir zaten. Avrupa’dan bile geldi ama yeni bir şey gelmedi buraya. Hepsi eski şeyler geldi. Giyimde gene sıkıntı yok. Mesela dün İzmir’den bir tır geldi. “Bu tır, İzmir cezaevinden gelmiş, yataktır. Yataklar yenidir.” dediler. Geçen gün de 70 - 80 tane getirdiler. Hepsini çöpe attık. “Bunlar az kullanılmış” dediler. Baktım, hepsi yırtık pırtık. Kim ne gönderiyorsa onları almak zorundayız. Gelen arkadaş da söyledi. “Bu kira parasını onlara göndersek daha iyidir.”

Kaç tane devlet kampı var ve kaç kişi kalıyor bu kamplarda?

Hasan İlhan: Devlet kampı iki tane var. Biri Nusaybin’ de, bir de Midyat’ ta var.

Bu kamplara dair bilgi almak için bir köylümüze telefon açtık. O da sosyal hizmetlerde AFAD adına görevlidir. Oradaki sayının 3000’e yaklaştığını söyledi. Devlet bunlara kişi başına ayda 85 lira veriyor. Her ihtiyaçlarını kendileri görüyor.

Aş evi yok mu kamp içinde? Yemek dağıtıyorlar mı?

Hasan İlhan: Yemek yok. Bizim burada yemek var, ama devlet kampında yemek yok. Herkes kendi yemeğini kendi yapıyor.

Sadece konaklama hizmeti mi veriyor?

Hasan İlhan: Evet, Konaklama hizmeti veriyor. Konağın içinde bir market kurmuşlar. Marketi de satış için ihaleye vermişler. Herkes o markete gidip alışverişini yapıyor, geliyor evinde pişiriyor. Kampın içinde dışarıya çıkmak yok. Nusaybin ve Midyat’ta da durum aynıdır yani ihale usulü.

Midyat’ta kaç kişi kalıyor?

Hasan İlhan: Midyat’ta 2800, Nusaybin’de de 3000’e yakın kişi var.

B.S.İ.M: Dört aydır bu yurttaşlarımız bizde misafirler. Son on gündür AFAD kamplarına gidenler oldu. Dört aydır biz bakıyoruz. Devletin bir ekmek bedeli dahi verdiği yok. Son on gündür oraya yerleşmeler başladı. O da Avrupa vaadiyle ilgili. Çünkü, buranın üzerinden Avrupa’ ya gidişleri olmaz. Devlet kampı yani AFAD kampı olursa bizi onun üzerinden Avrupa’ya gönderirler anlayışı var orada. O anlayışla, beklentiyle oraya gittiler.

Buraya Belediye dışında kimse yardım getirmiyor mu? Mesela Diyarbakır’da fidanlık yolundaki kampa vatandaş da birkaç STK da yardım getiriyormuş.

Mehmet Ali Dal: İlk bir iki ayda halkın katkısı yüzde 60-70 civarındaydı. Fakat şimdi tıkanıklık oldu. Siz Suruç’a gitmişsiniz. 400 bin insan Kobanê üzerinden geçiş yaptı. Oradaki göç bize kaldı, bizim gönlümüz de orada kaldı, oradaki hayat da burası üzerinde etkilidir.

Diyarbakır’da bize de şunu söylediler: “Şengal’den geçiş Ağustos’ta başlıyor. İki ay sonra Kobanê akışı geldi. Aslında burası doğru düzgün düzenlenemeden birden başka bir akış daha geldi.”

Hasan İlhan: Biz burayı hem örgütsel hem de maddi bakımdan boş bırakmadık. Hem Kobanê akışımız devam etti, hem de burası. Mesela eskiden ilk buraya geldiklerinde buradaki nöbetleri biz tutuyorduk. Her akşam parti üzerinden dört beş kişi buraya gelip bir mahallede nöbet tutuyorlardı.

Muhyettin Kutlu: Bir iki ay kadar önce, Eylül sonralarında bir telefon geldi. “Batman’da kalan Ezidi kardeşlerimize herhalde suikast düzenlenecek haberin olsun” dendi. Ondan sonra ben bunu burada söyledim ve sonrasında nöbetler başladı.

Hasan İlhan: Kobanê meselesiyle ilgili oradaki silahlı arkadaşlarımıza güveniyorduk. Devletin oradaki politikası, çetelerin desteklenmesi üzerineydi. Devlet çetelere çok büyük bir güç verdi, çok büyük bir destek verdi.

Çete dediğiniz kim? Suikast tehdidinin kimden geldiği düşünüyorsunuz?

Hasan İlhan:: Çete dediğimiz, IŞİD yani DAİŞ. Tehdidin kimden geldiğini bilmiyoruz. IŞİD’e çok büyük destek gidince bunlar da o olayı devam ettirdiler. Bugüne kadar da devam ettiriyorlar. Çeteler, buralara kadar gelemez ama şehre bir suikast yapabilirler diye biz nöbet tutuyorduk.

Batman’da iki tane silahlı olay meydana gelmişti. O gerçekti. Devletin destek verdiği insanları görünce Ezidiler, “biz Nusaybin’e gitmiyoruz” diyorlardı. Ama sonradan nasıl oldu da o kampa gittiler? Avrupa meselesi mi çıktı bilmiyorum. Hatta dün Derik’ teki kampta 40 kişi kalmıştı. Dedik ki: Onları da buraya alalım. Bir arada olsunlar. Toparlama yapalım. Beni arayıp “Kampta, yer var mı?” diye sordular. Yer olduğunu söyledim. Burada, bütün odalarda klimalar var. Kendilerini muhafaza edecek şekilde her evde döşek, battaniye fazla fazla var. “7-8 aileye yer var” dedik. Geldiler, baktılar ve “Biz burada kalmıyoruz.” Dediler. Hatta bizim Şeyh Mahmud onlara kalın diye yalvardı.

Buradaki yaşam koşullarını birazdan gezince göreceksiniz. Burası iyi yerdir. Bir eksiklik hissettirmemeye çalışıyoruz...

Verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederiz. 




› Yazdırılabilir Versiyon
› Orijinal Versiyon: http://www.bgst.org/tr/rojava/mardin-yeni-otogar-ezidi-kampi-calisanlari-ile-soylesi

Paylaş:
E-bülten

BGST Aylık Bülten'e abone olmak için isim ve e-posta adresinizi bırakınız.

Tomtom Mahallesi, Kaymakam Reşat Bey Sok. 9/1 Beyoğlu - İstanbul / 0212 251 19 21

iletisim@bgst.org

BGST web sitesinde yayımlanan yazılar/çeviriler BGST sitesindeki orijinal linki verilerek kaynak gösterilmek ve yazarının/çevireninin adı mutlaka belirtilmek kaydıyla, ayrıca bir izin almadan internet üzerinden elektronik ortamda kullanılabilir. Yazı ve çevirilerin basılı ortamda kullanımı için yazar/çevirenin izni gereklidir.