Ülke

Rojava


HRW`ye göre Rojava`nın Başarıları ve Açmazları

Suriye’de Kürtlerin özerk yönetim ilan ettiği Rojava’yı ilk kez ziyaret eden İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), bölgeyi ‘ülkenin en güvenli ve istikrarlı yeri’ diye tanımlarken Demokratik Birlik Partisi (PYD) ve Demokratik Toplum Hareketi (TEV-DEM) liderliğindeki Kürtlerin silahlı bir güçten iktidara geçmenin zorluklarını yaşadığını not etti. HRW yetkilisi Fred Abrahams, geziyle ilgili Radikal’in sorularını yanıtladı. 

Ziyaretinizin amacı neydi?

Rojava ya yaptığımız gezinin amacı bölgedeki durumu anlayabilmek ve orayı yeterince tanıyabilmekti. Her ne kadar daha önce Esad rejiminin egemenliği altında yasayan Kürtler hakkında araştırmamız olduysa da, özellikle 2004 ve 2005’teki kırılmalar, kovuşturmalar ve yapılan ayırımcılıklar hakkındaki raporların dışında daha önce hiç bölgede bulunmamıştık. Bu bölgeye yaptığımız ilk geziydi ve bölgedeki yaşananların, çatışmaların hızına yetişmemiz için gerekliydi. Bu yüzden biz bu geziyi bütün gelişmeleri sahada görebilmek ve sizin de haberdar olduğunuz gibi Rojava'da yerel yönetimleri oluşturan aktörlerle temas kurabileceğimiz bir fırsat olarak gördük. Rojava’da, bildiğiniz gibi, de facto bir yönetim oluşturmayı basarmış olan bir yapı var. Bu yönetim, askeri anlamda Kürt Halk Savunma Güçleri yani YPG ile siyasal anlamda ise Demokratik Birlik Partisi, PYD.

Böyle bir gerçeklik karşısında biz kendilerine şu mesajı vermek istedik; siz bir yönetim oluşturduğunuz vakit, bu de facto bir yönetim bile olsa, beraberinde legal sorumlulukları da getirir. Örneğin, uymakla yükümlü olduğunuz uluslararası insan hakları normları var. Bizler var olan şartları incelemek, oradaki yönetimin bu konularda ne durumda olduğunu görmek ve kendilerine bu uluslararası normlara uymanın gerekliliğini anlatmak için oraya gittik. Ayrıca, yetkilileri bu konularda nasıl geliştirebileceğimizi de konuştuk.

Peki, siz Rojava’daki yönetimin faaliyetlerini nasıl buldunuz?

Bu konuyla ilgili çok detaylı bir rapor hazırlamakta olduğumuzu belirteyim öncelikle. Genel olarak söylemeliyim ki hem olumlu hem olumsuz izlenimlerimiz var. Fakat bütün bunlardan önce en sevindirici olan şey Suriye’nin geri kalan kesimlerine göre bu bölgenin daha güvenli oluşu. Burada güvenliğin çok iyi olduğu anlamı çıkmasın ancak diğer kesimlere göre burası daha güvenli ve istikrarlı. Tabii ki sınırda bomba yüklü araçlarla yapılan saldırılar, şiddet olayları ve çatışmalar halen devam ediyor ancak korkunç bir durumun hükmettiği diğer parçalarla karşılaştırıldığında buranın güvenli ve istikrarlı olduğu açık.

İnsan hakları ile ilgili durumu ele aldığımızda bu alanda bazı sıkıntıların olduğunu gördük ve bunları direkt olarak oradaki yetkililerle konuştuk. Bu sorunlar arasında siyasal çoğulculuk, ifade özgürlüğüne saygı ve siyasi faaliyet özgürlüğü konuları bulunuyor. Bence PYD ve Demokratik Toplum Hareketi'nin (TEV-DEM) en çok zorlanacakları nokta, bir muhalefet partisinden, bir silahlı direniş grubundan, bütün vatandaşları ve bölgede yaşayan bütün kesimleri temsil edecekleri bir hükümete dönüşmeleri sureci olacaktır. Bu şu anlama geliyor; bütün görüşlere saygı, siyasal faaliyetlere izin verme ve farklı düşünen medya kuruluşlarına izin verme gerekliliği. Yani kurumların özgürlüğü.

Bu noktalarda sıkıntıların olduğunu görüyoruz. Farklı siyasal faaliyetlere karşı bir tahammülsüzlük olduğunu söyleyebilirim. Ama bazı gelişmelerin olduğunu da belirtmek lazım. Biz, öte yandan sadece Cizire bölgesinde de bulunabildik çünkü güvenlikle ilgili sebeplerden ötürü Kobane ve Afrin'e gidemedik. Cizire’de siyasi tutukluluk ile ilgili herhangi bir şikâyet veya rapor yoktu. Bu çok iyi bir şey ve bu bence bu bir ilerleme göstergesidir. Son Erbil Anlaşması’ndan sonra salıvermeler yaşanmış. Ancak Afrin’de bazı tutuklulukların olabileceğine dair duyumlarımız oldu. Öte yandan bazı şeyleri birbirinden ayırmak oldukça zor. Şöyle ki; bir kişinin Suriye Kürdistan Demokratik Partisi (PDKS) ya da Suriye Kürdistan Birlik Partisi (Yekiti) üyesi olması onun siyasi tutuklu olacağı anlamına gelmiyor.

Bölgedeki bazı siyasetçiler ve yetkililerle yaptığımız görüşmelerde "Adli sebeplerden dolayı tutuklanan insanlar hemen olaya siyasi bir boyut kazandırmaya çalışıyorlar" şeklinde iddiaları gündeme getiriliyor. Siz böylesi durumlarla karşılaştınız mı?

Evet haklısınız. Bakın, politik nedenlerden ötürü saldırıya maruz kaldığınızı söyleyip, kamuoyu yaratmak, bunu da siyasi amaçlar için kullanmak çok kolay. Bu yüzden bizler bu tur olayları dikkatlice araştırmalıyız. Yani bir muhalif partiye üye olmanız size yasaları çiğneme hakkı vermez. Burada mesele sizin bir muhalif parti üyesi olmanız değil, yasaların doğru bir şekilde uygulanıp, uygulanmadığı meselesidir.

Örneğin daha iyi anlaşılması için şu örneği vereyim; şimdilerde oradaki yerel makamlar yasaları değiştirmeye çalışıyorlar. "Sosyal Sözleşme" dedikleri ve esasında Suriye yasaları ile diğer bazı ülkelerin yasalarının bir karışımı olan bu anayasa belgesi, gerek yasa uzmanları arasında gerekse avukatlar, hâkimler ve hatta bu yasaların verdiği cezalar sonucunda tutuklananlar arasında ciddi bir kafa karışıklığına yol açmış. Bu büyük bir sorun çünkü eğer yasalar yeterince açık değilse ve net bir biçimde tanımlanmamışsa bu beraberinde kötüye kullanmayı ve keyfiliği getirir. Bence bu büyük bir sorun. 

Bizim onlara önerimiz şu oldu; bakın dedik, Suriye yasalarında birçok sorun olduğunu biliyoruz. Uluslararası insan haklarını ihlal eden birçok tarafının olduğunda hemfikiriz. Özellikle Kürtlere karşı ayırımcı bir yapısının olduğunun çok açık olduğunun farkındayız. Ancak siz bu tarz insan haklarına aykırı olan kısımları almak zorunda değilsiniz. Bu kısımları ayıklayabilirsiniz. Çünkü Suriye yasalarının çoğunluğu fena değil. Özellikle normal suçlarla ilgili yasaların hemen hemen




› Yazdırılabilir Versiyon
› Orijinal Versiyon: http://www.bgst.org/tr/rojava/hrwye-gore-rojavanin-basarilari-ve-acmazlari

Paylaş:
E-bülten

BGST Aylık Bülten'e abone olmak için isim ve e-posta adresinizi bırakınız.

Tomtom Mahallesi, Kaymakam Reşat Bey Sok. 9/1 Beyoğlu - İstanbul / 0212 251 19 21

iletisim@bgst.org

BGST web sitesinde yayımlanan yazılar/çeviriler BGST sitesindeki orijinal linki verilerek kaynak gösterilmek ve yazarının/çevireninin adı mutlaka belirtilmek kaydıyla, ayrıca bir izin almadan internet üzerinden elektronik ortamda kullanılabilir. Yazı ve çevirilerin basılı ortamda kullanımı için yazar/çevirenin izni gereklidir.