Müzik

Adalet İçin Yürürken
Adalet İçin Yürürken

CHP lideri Kemal Kılıçdaoğlu önderliğinde başlatılan adalet yürüyüşüne, birbirinden ayrışmış/ayrıştırılmış ve giderek uzaklaşmakta olan muhalif seslerin buluşmasına ve çoğalmasına vesile olur umuduyla Kardeş Türküler olarak katılmaya karar verdik. Bu yürüyüşün sonunun tam olarak nereye varacağını kestiremesek de, geçmiş hesapları, eleştirileri, hayal kırıklıklarını ya da içine düştüğümüz umutsuzlukları... bir yana bırakıp şu an gerçekten aykırı görünen bu adımı, ''herkes için adalet'' diyerek desteklemeyi değerli bulduk.

22 Haziran Perşembe sabahı, CHP Ataşehir Belediyesi’nin sağladığı araçla, erken bir saatte yola çıktık. Aynı gün Suavi ve Eşber Yağmurdereli de, yine aynı belediye tarafından kendileri için ayarlanan başka bir araçla bize eşlik ediyordu.Yaklaşık dört saat süren bir yolculuk sonrasında Yeniçağa’da (Bolu mevkii) yürüyüş kortejiyle buluştuk. Günlük şehir hayatının yoruculuğundan ve yüksek siyasetin bürokrasisinden uzakta, yemyeşil bir doğanın ortasında; kimin hangi meslekten ya da hangi mevkiiden olduğunu anlamanın çok da mümkün olmadığı bir ortamda, insanlar kümeler halinde dinlenmekteydi. Katılımcıları ağırlıklı olarak orta yaş ve üstü olan yürüyüşün o gün için planlanan ilk iki bölümü tamamlanmış, üçüncü ve son etap öncesinde verilen dinlenme molasının bitmesi bekleniyordu.

Karavanlar, özel araçlar, ambulanslar, milletvekilleri, parti çalışanları, belediye görevlileri, özel güvenlik elemanları, askerler, polisler... de çevreye dağılmış durumdaydı. Biraz ani geliştiği ve işin planlama aşaması için çok zaman ayrılamamış olduğu belli olan bu organizasyonun sorunsuz ve dakik bir şekilde yürüyebilmesi için, yakın muhitlerdeki CHP'li belediyelerin de lojistik desteğiyle, özellikle birkaç kişinin normal kapasitelerinin çok üzerinde çalıştığı, etrafımızdaki koşuşturmalardan ve yoğun telefon trafiğinden hemen belli oluyordu. 

İstanbul’dan çıktığımızda bize eşlik eden güneşli hava, Bolu’da yerini bulutlu ve yağışlı bir havaya bırakmıştı. Acaba yağmur yağar mı yoksa bir kapalı bir açık  böyle idare eder miyiz derken, önce birkaç damlayla kalabalığı hafifçe uyaran yağmur, ardından ciddi bir kararlılıkla bardaktan boşanırcasına yağmaya başladı. Apar topar sığındığımız karavanlarda CHP milletvekillerinin temin ettiği yağmurlukları üzerimize geçirmeye çalışırken Kemal Kılıçdaroğlu ve öncü grup çoktan yürümeye başlamıştı bile...

Bir anda otoyolun sağ şeridinde uzun bir konvoy oluşuverdi. Sağ şeritte konvoy, sol şeritte arabalar, tepemizde alabildiğine bir yağmur, altımızda sular seller, tempolu bir şekilde yürümeye başladık.

Konvoyun çok kalabalık olduğu söylenemezdi; ama kararlı, inançlı, disiplinli, güleryüzlü bir yürüyüş gerçekleştiriliyordu. Adalet temalı sloganlar; öbek öbek  söylenen şarkılar ve karşı şeritten geçen arabalardan gelen alkışlar, destek seslenişleri, kornalar eşliğinde ilerlerken, biz de Kardeş Türküler olarak olarak bir süre sonra öncü gruptaki yerimizi aldık. Kemal Kılıçdaroğlu'yla kolkola Aşık Mahzuni’nin "Yuh Yuh" deyişini söyleyip, "bu kadar milletin hakkını alanlara, suçsuz olanın başına çökenlere, soyup kaçıp doyanlara, insana kıyanlara’’ hep bir ağızdan" yuh!" çekerek yürüyüşümüzü sürdürdük. Kılıçdaroğlu'nun  bu deyişi  ilk kez üniversite yıllarında gittiği bir konserde Mahzuni’nin kendisinden dinlediğini anlatmasıyla başlayan sohbet, yürüyüşün zorluğunu ve yağmuru bir anda unutturuverdi. Sohbetimiz boyunca 70’li yılların yükselen muhalefetinden girip, yasaklardan çıktık.... Sohbette konu Kardeş Türküler'den de açılınca devreye çokkültürlülük ve farklılıklarımızla bir arada barış içinde yaşama dilekleri de giriverdi. Aslen Dersimli olduğunu bildiğimiz Kılıçdaroğlu'na Zazaca bilip bilmediğini de sorduk, kendisi çok az biliyormuş... Kısa ama içtenlikli sohbetimiz esnasında bu yürüyüşün sonunun nereye varacağı, İstanbul'da neler olacağı gibi konulara giremedik elbette ve bir süre daha ilerledikten sonra konvoydan ayrıldık.

Kardeş Türküler olarak şarkılarımızı söylemeye başladığımız 1993 yılından bu yana farklı dillerin, inançların, kültürlerin şarkılarını seslendiriyoruz. Farklılıkların kin, nefret ya da düşmanlık gerekçesi değil; zenginlik olduğuna inanıyoruz. Dillerin, kimliklerin, cinsiyetlerin, kültürlerin, düşüncenin, inancın ya da inançsızlığın özgürce ve barış ortamında yaşatılması ancak ve ancak gerçek adalet varsa mümkün olabilir. Adalet talebimiz, sadece birkaç kişi ya da vak'a için değil; ohal kapsamındaki khk'larla bir gecede işine son verilen akademisyenler için, Nuriye ve Semih için, hapishanelerdeki tutuklu milletvekilleri ve gazeteciler için, adalet talebimiz herkes için... Çünkü bir gün herkesin tarafsız ve adil bir hukuka ihtiyacı olabileceğini biliyoruz. Adalet yoksa, özgürlük olamaz! Adalet yoksa eşitlik olamaz! Adalet yoksa toplumsal bir barış olamaz! 

O gün 3 etap olarak planlanan yürüyüşün ardından son konaklama yerine ulaşan konvoy günü yine Kardeş Türküler’le kapatmak istiyordu. Hep birlikte şarkılar söylemeye başladık, sanki yağmur altında 20 km yürünmemiş gibi, yorulmadan şarkılar söylendi, danslar edildi, halaylar çekildi...

Geri dönüş yolunda genel olarak umutluyduk. Her ne kadar kervanın biraz yolda yürürken dizildiğine görmek çeşitli kafa karışıklıkları uyandırsa ve 9 Temmuz Maltepe buluşması sonrasında bu işin nereye evrileceği; ne kadar kapsayıcı olabileceği; bu girişimin daha kapsayıcı olabilmesi için başka neler yapmak gerektiği gibi sorular zihnimizi meşgul etmeye devam etse de   memleketteki baskıcı ortamdan bunalıp çıkış arayanların bu tür girişimlere destek sunmamak, bu tür girişimlerin içinde yer almamak gibi bir lüksleri olmadığından da emindik.




› Yazdırılabilir Versiyon
› Orijinal Versiyon: http://www.bgst.org/tr/muzik-gundem/adalet-icin-yururken

Paylaş:
E-bülten

BGST Aylık Bülten'e abone olmak için isim ve e-posta adresinizi bırakınız.

Tomtom Mahallesi, Kaymakam Reşat Bey Sok. 9/1 Beyoğlu - İstanbul / 0212 251 19 21

iletisim@bgst.org

BGST web sitesinde yayımlanan yazılar/çeviriler BGST sitesindeki orijinal linki verilerek kaynak gösterilmek ve yazarının/çevireninin adı mutlaka belirtilmek kaydıyla, ayrıca bir izin almadan internet üzerinden elektronik ortamda kullanılabilir. Yazı ve çevirilerin basılı ortamda kullanımı için yazar/çevirenin izni gereklidir.