Tiyatro

Kuram


70 ve 80'lerde Britanya'da Feminist Tiyatro

Bu yazı, "Feminist Tiyatro'nun Avrupa ve Amerika'da Ayrı Bir Tür Olarak Ortaya Çıkışı" başlıklı seminer çalışmasının Britanya ayağını betimlemek üzere kaleme alınmıştır. Seminer çalışmasına altyapı sağlayan belli başlı makaleler, Mimesis Tiyatro Çeviri-Araştırma Dergisi'nin 12 numaralı Feminist Tiyatro Özel Sayısı için çevrilmiş ve bu sayıda basılmıştır.

Britanya'da 60'lı yılların sonlarında yükselişe geçen feminist tiyatro temelde bir taban hareketi olarak şekillendi, tıpkı ABD'deki gibi. Avrupa'da da farklı ufukların arandığı bu konjonktürde, sol hareket, saçak tiyatrosu hareketi ve en önemlisi kadın hareketi feminist tiyatroya hız kazandıran üç önemli saç ayağıydı. 1968-69 yılları politik/sanatsal hareketliliğin Avrupa genelinde ivme kazandığı, akademilerde konferansların, üniversitelerde eylemlerin, sokak gösterilerinin güçlendiği bir dönemdi.

Diğer yandan Britanya'da, bilhassa 1964'te İşçi Hükümeti'nin dönüşüyle, üst siyaset düzeyinde de, bu hareketli tabanın taleplerini değerlendirebilecek, bunlara dönük düzenlemeler yapabilecek bir devlet yapısının varlığından kısmen söz edilebiliyordu. Çarpıcı olan birkaç düzenlemeyi saymak gerekirse, 1967'de bir Kürtaj Kanunu ve erkek eşcinselliğini  kısmen yasallaştıran bir kanun onaylanmış, 1968'de tiyatroda sansür yasası parlamento tarafından kaldırılmış, 1969'da Boşanma Reformu Kanunu boşanma şartlarını kolaylaştırmış ve 1970'te onaylanan Eşit Ücret Kanunu 1975 sonunda yürürlüğe girecek olan eşit ücret uygulaması için  zemin yaratmıştı.

Bu hareketli konjonktürün temel dinamiklerinden biri olan kadın hareketi ciddi anlamda işçi kadınlar tarafından örgütleniyordu. Dolayısıyla ABD'de Radikal Feminizmin tezlerine dayanarak biçimlenen feminist tiyatro hareketinden farklı olarak Britanya'da Materyalist Feminizmin tezlerine dayalı bir feminist tiyatro hareketi inşa ediliyordu. Önce bu kavramsal öncülleri inceleyerek başlayalım.

Materyalist Feminizm ve Radikal Feminizm arasında kısa bir karşılaştırma:

Materyalist Feminizm Marksist ve Sosyalist Feminizm'in tezlerini kapsayan bir şemsiye terim olarak kullanılmıştır [1] . Bu iki görüş pek çok farklılık arz etse de, "tarihsel materyalizm" paydasında birleşirler. Ve tarihsel materyalizm radikal feminizmin özcü ve evrenselci yaklaşımlarıyla doğrudan çatışır. Kabaca bir karşılaştırma yapacak olursak, Radikal Feminizm "kadınların ezilmişliklerinin nedeni patriyarkadır ve bu ezilmişlik ancak ‘toplumsal cinsiyet' analizi ile anlaşılabilir" derken, Materyalist Feminizm "kadınların ezilmişlikleri ancak sınıfsal ve tarihsel bir analizle anlaşılabilir, toplumsal cinsiyet eleştirisi yetersiz kalır ve tarih körüdür der. Çünkü bu ezilmişliğin temel belirleyenleri kapitalizm, ulusal tarih ve işçi örgütlenmeleridir. Radikal feminizm "patriyarka her zaman her yerdedir ve bütün kadınlar kız kardeştir" derken, Materyalist feminizm "Bütün kadınlar ortak bir ezilmişlik yaşamamıştır. Farklı sınıftan kadınlar farklı deneyimler yaşamıştır. Üst ve alt sınıf kadınları kız kardeş değildir; üstelik üst sınıf kadınları alt sınıf kadınlarını ezer" der.

Bu iki feminist akım arasındaki çelişki, aslında Marksizm ve Feminizmin "mutsuz evliliği" denen klasik tezi yaratan çelişkiye paralel görülür; materyalist feminizmin bakış açısından radikal-feminist görüş, ekonomik ve tarihsel faktörleri, evrenselci ve özcü bir biçimde mistikleştirerek egemen sınıfın eğilimlerini sergiler; radikal-feminizmin bakış açısıyla materyalist-feminist görüş, aynı sınıftan kadınlar ve erkekler arasında mitik köprüler, farklı sınıftan kadınlar arasında ise mitik uçurumlar yaratarak toplumsal cinsiyet baskısını bulanıklaştırır.

Aslında mutsuz evliliği yaratan çelişki ve farklılık, aynı zamanda iki feminist akım arasında canlı ve üretken bir karşılaşmayı da mümkün kılmıştır. Radikal feminizmin ‘ortak kadın deneyimi'ne yaptığı vurgunun etkisiyle materyalist feminizm şunu tespit edebilmiştir: aslında toplumsal cinsiyetleri yüzünden maruz kaldıkları ekonomik baskı biçimleri dolayısıyla kadınlar da bir sınıf –ezilen bir sınıf -olarak ele alınabilir. Kadın pek çok iş sahasından dışlanır, hemen her iş sahasında erkek yoldaşına nispetle daha düşük ücretlendirilir, daha fazla ayrımcılığa maruz kalır. Bu analiz ev içi alana doğru genişletildiğinde kadının sistem tarafından bir ‘artı değer' olarak konumlandırılışı daha ayan beyan ortaya çıkar. Kadın doğurganlığı ile gelecekte emekçi olacak kadroları doğurur, ‘görünmeyen emeği' ile kocasını -erkek emekçiyi- her iş günü için yeniden hazırlar, üstelik de bedavaya. Ücretlendirilmeyen emeği işverenin cebinde kalan artı değerdir. Aynı şekilde materyalizmin ‘sınıf bilinçliliği' kavramı da, üst-orta sınıf kadınların radikal feminist hareket içindeki üstünlüğüne dikkat çekmiş, bu değerlendirme farklılıkların, farklı sınıf, ırk ve renkten kadınların da harekete katılımının kavramsal ve pratik anlamda önünü açmıştır. Böylelikle yeni bilinç yükseltmeler örgütlenmeye, yeni sosyo-ekonomik meseleler buralarda tartışılmaya başlanmıştır. 

Feminist Tiyatro Örnekleri:

Feminist hareket ve gey hareket İngiltere'de bilinç yükseltmelere yeni bir içerik kazandırırken, gösterişli bir imgelem de geliştirmiş ve başından beri tiyatroyu etkili bir ifade aracı olarak kullanmıştır. Britanya'da da feminist tiyatro –ABD'deki gibi- bilinç yükseltmelerle başlamış, ajit prop protesto ve sokak gösterileriyle devam edilmiş, aşama aşama profesyonel tiyatroya geçiş yaşanmıştır. Şimdi feminist tiyatroyu besleyen başlıca damarları ve onları temsil eden grupları inceleyelim.

Feminist Tiyatro için birinci aşama "protestolar dönemidir"; belirli gün ve haftalar ya da ataerkinin kıymet verdiği başka etkinlikler ajit prop'a denk düşen teatral eylemlerle sabote edilmiştir. Bunlardan en ünlüsü 1970'de gerçekleştirilmiştir. Women's Street Theater Group (Kadınların Sokak Tiyatrosu Grubu) ve Gay Street Thearte Group (Gey'lerin Sokak Tiyatrosu Grubu) Albert Hall'da Miss World Güzellik Yarışması sürerken aynı mekanda korsan bir eylem yapmıştır; "sığır pazarı güzeli" seçerek yarışmayı protesto etmiş, protesto başarılı olmuş, kadınları aşağılayan bu güzellik yarışması kısa süreliğine de olsa televizyonda milyonların gözleri önünde sabote edilmiştir.

Ajit prop etkinlikler sokak tiyatrolarıyla devam etmiştir. 1970-1972 arasında yine Women's Street Theatre Group pekçok sokak gösterisi düzenlemiştir. Örneğin 1971'de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde ilk Milli Kadın Kurtuluş Yürüyüşü'nün ardından Trafalgar Meydanı'nda gelmiş geçmiş en görkemli gösterilerden birini gerçekleştirmiştir: Sugar and Spice [Şeker ve Baharat]. Dekor olarak dev deodorant şişeleri, adet bezleri, beyaz ve mavi renkte dev penisler ve başka grotesk imgelerin kullanıldığı gösteri aile içinde kadına yönelik zulüm ve cinsel baskı hakkındadır. Gösteri "kadın beden kültürünün mahremiyetini kabul etmeye karşı olağan tabulara meydan okumaktadır". [2] Britanya'daki tiyatro pratiği açısından bunlar birer dönüm noktasıdır; çünkü artık politik tiyatro sadece işçi erkeğin hikayesi değildir, kadın, aile, cinsiyet, mahremiyet de politik tiyatronun merkezi konuları haline gelmiştir.

Women's Street Theater Group bir süre daha ajit prop içinden ürünler vermeye devam etti, fakat daha bütünlüklü ve sağlam kurguya sahip prodüksiyonlara yöneldi. Örneğin 1972'de grup kolektif bir çalışma ile Equal Pay Show'u çıkardı. Bu oyunda yeni çalışma kanunları taşlanıyor, işverenlerin reformist yöntemlerle işçi hareketini ve kadınları nasıl maniple ettiği ve aslında egemenliklerini nasıl sürdürdüğü gösteriliyordu. Oyun işçi sınıfından kadınların yaşadıkları gerçekliği canlı ve çizgifilmvari bir üslupla ajitatif tiyatro içine taşıyordu. Ayrıca bu oyun bir anlamda işçi sınıfına ait bir feminist tiyatro estetiği oluşturma adına da bir model oldu. [3]

Britanya'da feminist tiyatronun ikinci bir kolu da, Eğitimde Tiyatro (ET) grupları içerisinde gelişti, pekçok feminist tiyatrocu bu ET takımlarından geçerek saçak tiyatrosuna katıldı. Özellikle genç kadınların yoğun çalıştığı, daha eğitsel ve radikal bir kanadı temsil eden ET takımlarının pek çoğu zaten feminizme yakın işler yapıyordu. Örneğin Bolton Octagon Eğitimde Tiyatro Takımı üyeleri 1972'de Sweety Pie [Tatlı Tutra] adlı oyunu çıkardılar; oyunun söylemsel arka planı tamamen kadın hareketinin 1970'teki Kadın Kurtuluş Konferansı'nda [4]  formüle ettiği dört talebe dayanıyordu - Eşit Ücret, Eğitim ve Fırsat Eşitliği, 24 Saat-Kreş, Doğum Kontrolü ve Talebe Bağlı Kürtaj Hakkı. Bir işçi kadının hayalindeki yaşamla karşılaştığı gerçekler arasındaki çelişki bu dört talep ışığında gündeme getiriliyordu. Oyun kısa hicivsel bir masal şeklindeydi. ET pratiği bundan sonra da profesyonel tiyatro grupları içerisinde sürdürüldü-yazının ilerleyen bölümlerinde örneklenecektir.     

Feminist Tiyatronun üçüncü aşamasına "profesyonel tiyatrocu kadınların" feminist tiyatroya katılımıyla geçilmiştir. Profesyonel yazarlar çeşitli gruplarla feminist prodüksiyonlar çıkarmış, profesyonel oyuncular bu tür projelerde oyunculuk yapmış ve feminist tiyatro pratiğini daha istikrarlı bir yapıya kavuşturan profesyonel tiyatro grupları kurulmuştur. Günden güne sahne önü ve arkasında ağırlıklı rol alan kadın sayısı artmıştır. Artık cin şişeden çıkmıştır.

Aslında olan şudur; kadın hareketinin yükselen sesi, tiyatrocu kadınların da kendi mesleki ortamlarındaki ikincil konumlarını formüle etmelerini, tiyatro alanında da aynı ataerkil yapının ve fırsat eşitsizliğinin varolduğunu görmelerini sağlamıştır. Hem ana akım hem de muhalif tiyatro alanında erkeklerin oransız bir egemenliği söz konusudur. Rol dağılımları 1/10 oranında kadınların aleyhine şekillenmektedir ve aktrisler hemen her zaman aktörlerden daha kötü muamele görmektedir. Britanya gibi kadın roman yazarlığı geleneğinin hüküm sürdüğü bir ülkenin tiyatro dünyasında, nedense(!) yazar ya da yönetmen koltuğu hep erkekler tarafından işgal edilmektedir. Tiyatronun teknik bölgesinde de kadınlar azınlığı temsil etmekte, idari bölgede ise geleneksel hizmet işlerine -sekreterya, ofis ve tanıtım işlerine- bakmaktadırlar. Kısacası sahne önünü, arkasını, üstünü, her noktayı, büyük ölçüde erkek egemenliği belirlemektedir. Kadın hareketi bu anlamda bir turnusol kağıdı işlevi görmüş, kadın gruplarının oluşumu ise bu yapının çözülmesine büyük katkı sunmuştur.

Ayrıca, ABD'nin off-off Broadway'ine denk düşen, ana akım tiyatrodan ayrılan öncü "saçak tiyatrolarındaki" özgürlükçü muhalif dalga da, kadınların aynı anda kadın tiyatrosu yapmasının ya da büyük saçak gruplarından koparak kadın tiyatrosu yapmaya başlamasının önünü açmıştır. [5]

Bu açıdan, 1973 sonbaharında Londra'da düzenlenen Almost Free (Neredeyse Bedava) festivali önemlidir. Dönemin radikal tiyatro girişimcisi Ed Berman'ın işlettiği Almost Free adlı tiyatroda pek çok alternatif etkinliğin yanı sıra kadınlar için tiyatro atölyeleri düzenlenmekteydi. 1973'te ise Almost Free ilk kez sadece kadın oyunlarına açık bir tiyatro sezonuna ev sahipliği yaptı. 1973 başında kadınlar için bir multi-medya etkinliği örgütleme fikriyle bir araya gelen bir grup kadın, bunu kadın oyunlarının sergilendiği bir festivale dönüştürmeye karar verdi; öneri hem olanaklarını geliştirmek isteyen profesyonel tiyatrocu kadınları hem de bu zemine kendilerini ifade etmek adına değer veren feminist aktivistleri çekti ve kısa sürede festival bu kadınlar tarafından örgütlendi. Almost Free '73 sezonundan üç kumpanya çıktı: Women's Theater Group, Woman's Company ve Monstrous Regiment.

Women's Theater Group (WTG), eski Women's Street Theater Group'tur. Aktivizmlerini yitirmeseler de ajit prop tiyatronun ötesine geçmiş, deneyselliğe açık, içeriği ve seyircisi üzerine daha fazla yoğunlaşan oyunlar üretmeye başlamış ve Almost Free sezonuyla da -sadece kadınlara açık bir grup olarak- kuruluşlarını resmen ilan etmişlerdir. Pozitif ayrımcılık grubun sanatsal ve politik anlamda önünü açmıştır. Bu yeni örgütlenme biçimi, tiyatrocu kadın özneler kazanma anlamında olduğu kadar, yeni bir sanatsal form bulma adına da ön açıcı olmuştur. Grup gerçekçi tiyatronun arazlarıyla hesaplaşmıştır; ajit-propun ve daha epik formların yardımıyla, gerçekçi olmak adına sürekli kadını kıstıran koşulları ve bunun doğallığını öne süren orta sınıf gerçekçiliğinin ötesine geçmiştir. Geleneksel kadın rolünü sorgulamış, tartışmaları bireysel psikolojinin ve realizmin ötesine, politik alana taşımıştır. Kadınların önceliği olan kürtaj, eğitimde ve iş sahasında fırsat eşitliği gibi konuları, çoşkulu, neşeli ama bir o kadar da alt üst edici çiğ bir dille ele almışlardır. İlk dönemde özellikle çocuklara ve yetişkinlere yönelik Eğitimde Tiyatro çalışmalarına yoğunlaşmışlardır. Okullarda ve cemaat ortamlarında –öncelikle kadınlara açık olanları tercih ederek- ET çalışmaları yapmışlardır. Tiyatro eğitim müfredatına nasıl girebilir sorusunu cevaplamaya çalışmışlardır. Örneğin 1975'te My Mother Says I Never Should (Annem "Sakın Ha!" Dedi) adlı oyunu, okullarda cinsel eğitim ve korunma müfredatı olması için çıkarmış ve okullarda kadın öğrencilere oynamışlardır. Yine Out on the Costa del Trico (1976) adlı oyun Londra'daki Trico fabrikasındaki (otomobil ön cam sileceği fabrikası) kadın işçilerin eşit ücret grevini konu alan bir belgesel tiyatrodur ve önemli bir ET örneğidir. Women's Theater Group prodüksiyon tiyatrosu da yapmış, daha sanatsal oyunlar da çıkarmıştır. Pek çok iyi kadın yazar, oyuncu, yönetmen ve tasarımcı için bir çekim merkezi olmuştur. Pam Gems, Claire McIntyre, Deborah Levy, Winsome Pinnock, Bryony Lavery, Timberlake Wertenbaker, Jackie Kay, April De Angelis bu yazarlardan bazılarıdır. WTG 70 ve 80'ler boyunca sadece kadınlardan oluşan bir grup olarak devam etmiştir; seyircisiyle hep titizlikle ilişki kurmuş, oyun sonralarında söyleşiler düzenlemişlerdir. Teknik işlerini kendi kotaran, dekorlarını kendi taşıyan, hiçbir anlamda erkeklere bel bağlamayan bir grup olması, gittiği pekçok yerde şaşkınlıkla karşılanmıştır. (Bu şaşkınlık bugün bile sürüyor ve o ataerkil önyargının hala kırılmadığını gösteriyor.) Grup seksenlerde üyeleri anlamında da çok kültürlü bir yapıya kavuşmuş, grupta renkli kadınların sayısı artmıştır. 80'lerin yarısından sonra oyunları tepki çekmeye ve sansürlenmeye başlamıştır. Nihayet 90'lı yıllarla fon alamaz hale gelmiş, adını, tarzını, sanat yönetmenini, grup yapısını değiştirerek Sphinx Tiyatrosu'na dönüşmüştür. Karma bir grup olarak feminist tiyatro yapmaya devam etmiştir. Grup bugün de aktiftir.

Almost Free'den çıkan ikinci grup Woman's Company (Kadınların Kumpanyası) idi. Grupta erkekler de yer alıyordu ama çekirdek kadro kadınlardı. Daha ziyade kadın deneyimine odaklanan oyunlar yaptılar. İlk oyunları 1871 Paris komünündeki kadınlar hakkında, ikinci oyunlarıysa on yedinci yüzyıl cadılığı hakkındaydı. Sonra yaptıkları iki kabare, sahnede sunulan "çekici kadın imgesini" tartışmaya açıyordu. Kısa ömürlü bir grup oldu, fakat profesyonel bir saçak tiyatrosu grubu olarak yaptıkları her işte "kadın bakış açısıyla tiyatro yapma"nın olanaklarını gözler önüne serdiler.

Monstrous Regiment Theater Group ise -kurucu unsurları Almost Free'den çıkmakla birlikte- 1975'te grup kimliğine kavuştu. Saçak tiyatrosunda ikincil rollerden bıkarak kadın tiyatrosu yapmak isteyen bir grup saçak aktristi tarafından kuruldu. İsmini cadı avlarının doruğa çıktığı 16. yy'da John Knox isimli bir rahip tarafından dağıtılan kadın düşmanı risalelerden alıyordu. [6] Grup doksanlı yıllarda kapandıysa da tekrar açıldı ve bugün hala aktif durumda. Karma bir grup ama kadınlar ağırlıkta. Monstrous Regiment kolektif bir yapılanma. WTG gibi bu grup da, profesyonel oyun yazarları için bir çekim merkezi olabilmiştir. Özellikle Caryl Churchill'in grupla ciddi oyun ve atölye çalışmaları olmuştur. Vinegar Tom [Sirke Tom] Churchill'in grupla birlikte çıkardığı oyunudur. Vinegar Tom'da dört kadının cadılaştırılması ve sonunda asılması anlatılır. Kadınların cadı olarak görülmesine neden olan özellikleri şifalı otlar pişirmeleri, erkeksiz bir hayat seçmeleri, kürtaj yapmaları ve sevişmekten haz almalarıdır. Oyunda Brechtyen diyebileceğimiz tarzda, oyuncunun oynadığı karakterle arasına mesafe koyduğu şarkılar söylenmektedir.

Feminist tiyatronun yükselişiyle İngiltere'nin güçlü kadın yazarlar geleneğine, 70'lerde güçlü oyun yazarları da eklenmiştir. 50 ve 60'ların birinci kuşak feminist yazarlarını (Dorris Lessing, Jane Arden, Ann Jellijoe, Margaretta D'Arcy gibi) 70 ve 80'lerde ikinci kuşak feminist oyun yazarları izlemiştir: Caryl Churchill, Pam Gems, Olwen Wymark, Maureen Duffy, Louise Page gibi. Bu kişiler bireysel çalışma alanlarının yanı sıra alternatif tiyatro adına önemli bir çıkışı temsil eden feminist tiyatro gruplarıyla da çalışmıştır.

Profesyonel yazar, yönetmen ve oyuncu Jane Arden 1969'da Drury Lane Sanat Laboratuvarı'nda Vagina Rex and Gas Oven [Vajina Rex ve Gaz Fırını]'ı çıkartmış ve bu oyunda oynamıştır. Vagina Rex bir kadının toplumca kendisine empoze edilmiş aşağılık duygusuyla uzlaşma çabasının anlatıldığı yarı gerçeküstü bir oyundur. Arden  1971'de de Holocaust [Holokost] isimli, delilik ve kadın arketipleri üzerine bir oyun çıkarmıştır.

Uzun süredir Royal Court Theater için oyun yazan yöneten Caryl Churchill daha farklı bir izleyiciye ulaşmak, farklı işler de yapmak adına feminist tiyatro gruplarıyla çalışmıştır; Churchil metnini çalıştığı kumpanyaya açmakla kalmamış, atölye çalışmaları ile oranın organik bir üyesi haline de gelmiştir. Örneğin Monstrous Regiment ile Vinegar Tom [Sirke Tom] adlı oyunu, saçak tiyatrosunun güçlü gruplarından Joint Stock'la Cloud Nine adlı oyunu çıkartmıştır.

Bugün de tiyatro alanında önemli işler yapan Churchill'in 70 ve 80'lerdeki işlerinden biraz daha detaylı bahsedelim. Cloud Nine (1979) adlı oyunu Viktoryen Dönem'de (17.yy) Afrika'da bir aileyi anlatmaktadır. Aile anne, baba, oğul ve yerli hizmetçiden oluşur. Baba, kadının ve siyah hizmetçinin, yetişkinler de çocuğun oynaması gereken rolü tayin etmektedir. Cins, ırk ve yaş hiyerarşisi gözler önüne serilir. Bu durum, rol değişimi yoluyla yabancılaştırılır: anneyi erkek, siyah hizmetçiyi beyaz bir adam, erkek çocuğu da yetişkin bir kadın oynar. Rol değişimi sayesinde aile üyeleri arasındaki, ırklar, cinsler ve jenerasyonlar arasındaki çekişme, biyolojik cinsiyetten uzaklaştırılır; sömürgeciliğin yarattığı ‘hayali roller' ön plana çıkarılır. Örnek olarak birkaç replik alıntılayalım:
Betty : (Anne; erkek bir oyuncu tarafından oynanır.)

Clive için yaşıyorum.
Hayattaki tek amacım,
Onun bir kadında aradığı şeylere sahip olmak.
Gördüğünüz gibi erkeğin yararttığı bir yaratığım,
Erkek ne istiyorsa, ben de onu istiyorum.

Kadın deneyiminin patriyarka tarafından belirlenişi ve sömürülüşü, seyirciye imge arkasındaki adam gösterilerek yabancılaştırılır.

Jashua: (Siyah hizmetçi, beyaz bir erkek oyuncu tarafından oynanır.)
Derim siyah ama ah ruhum beyaz,
Kabilemden nefret ediyorum.
Patronum benim ışığım.
Sadece onun için yaşıyorum.
Gördüğünüz gibi,
Beyaz erkek ne istiyorsa, ben de onu istiyorum

Edwards: (Erkek çocuk, yetişkin bir kadın tarafından oynanır.)
Babamın  istediği gibi bir erkek olabilmeyi gerçekten çok isterdim,
Ama gördüğünüz gibi bunda epey zorlanıyorum...

II. Perde ise 100 yıl sonrasının Londra'sında geçer. Toplum müthiş değişmiş gibi görünmektedir. Göreli bir ekonomik özgürleşme söz konusudur. Ama ataerkil olan birçok şey o hızda değişmemiştir. Oyun ekonomik politik sömürü ile cinsel sömürü sisteminin birbirini nasıl beslediğini ortaya koymaya çalışır. Ayrıca oyunda eşcinsel olduğunu bildiğimiz bir kadın ve bir erkek birbirleriyle evlendirilir; politik ekonomik düzenin devam etmesi için zorunlu heteroseksüeliğin sürdürülmesi de gerekmektedir. Bu yapıyı tehdit eden, sistemi de tehdit eder.
Caryl Churchill'in diğer bir oyunu da Top Girls [Zirvedeki Kızlar] (1982)'dür. Marlene bir nevi "insan kaynakları müdürü", erkekleşmiş bir kadındır. Tarihin farklı dönemlerinden kadın kahramanları bir akşam yemeğinde mülakata almıştır: 13.yy'dan bir Japon fahişe, Brueghel tablolarından bir kadın, Viktoryen bir gezgin kadın ve Chaucer'ın Griselda'sı mülakat katılımcılarıdır. II. Perde'de Marelene'in 16 yaşındaki kızına, kız kardeşinin bedavaya bakıcılık yaptığını görürüz. Marlene'in kariyer hırsı bir nevi sömürü biçimi yaratmıştır; bir bakıma o da kız kardeşini kendi çıkarı için artı değer olarak kullanır. Bu sistem içinde kadınlar için iki seçenek vardır: ya çocuk doğurup büyüterek yoksul kalacaklar ya da yükselmek için duygusal yabancılaşmaya katlanacaklardır. Bu oyun ilk bölümde bahsettiğimiz temalara da bir örnek olabilir; materyalist feminizm radikal feminizmle hesaplaşmaya girerken soyut bir kız kardeşlik yüceltmesini eleştirir, üst sınıf kadınların alt sınıf kadınları ezdiği yargısını ortaya koyar.

Diğer bir yazar Pam Gems elli ve altmışlarda da yazarlık yaptığı halde feminist tiyatro etkinliği aracıyla 70'lerde yeni bir enerji dalgasıyla buluşmuştur. Bir oyununu örnek vermek gerekirse,Dusa, Fish, Stas and Vi [Dusa, Fish, Stas ve Vi] (1976)'de Marksizm ve Feminizmin mutsuz evliliği temasını işler. Dusa orta sınıf bir kadınken solcu çevreye girer ve solcu bir erkekle birlikte olur. Marksist erkek arkadaşı ile özel hayatta yaşadığı sorunlar vardır; erkek arkadaşı sisteme yönelttiği eleştiri noktalarını onunla olan ilişkisinde yeniden üretmektedir. Aslında özel olan politiktir. Dusa erkek arkadaşından daha devrimci bir ilişki talep eder, fakat arkadaşı onu daha "bağımlı" bir kadın için terk eder. Dusa intihar eder.

Feminist tiyatroya dönük önemli işler yapan diğer bir kol "sosyalist tiyatro hareketi" içinden doğmuştur. Red Ladder (Kırmızı Merdiven)adlı grup bu açıdan önemlidir. Grup "önem atfettiği pekçok ‘meseleden' biri" olduğu için bir kadın oyunu yapmaya karar verir ve Brecht'in Ana adlı oyunudan A Woman's Work is Never Done [Kadının İşi Asla Bitmez] adlı oyunu uyarlar. Bu uyarlama, ciddi bir feminist dramaturjiyi devreye sokar. Brecht'in oyunu kadın odaklı sosyalist bir oyun olarak görülür. Fakat aslında oyundaki anne karakteri, erkekler tarafından şekillendirilen bir sol mücadele içinde, annelik ve kadın kimliğine dair kaygılarını bir kenara bırakarak sınıf mücadelesine katılan solcu bir kadındır. Red Ladder oyuna dönük bu eleştiriyi yaptıktan sonra alternatif bir yorum yapar. Yine merkeze bir işçi kadını koyar. Kahramanımız yine apolitik bir konumdan sendika mücadelesine geçen bir kadındır. Fakat kamusal alanda / iş sahasında kadının farklı talepleri olduğunu dile getirmekten vazgeçmez. Ayrıca mücadelesini özel hayatına da taşır; çalıştığına ve politik mücadele içinde olduğuna göre solcu kocası da kendisiyle ev işlerini ve çocuk bakımını eşit biçimde paylaşacaktır. Oyun sosyalizm ve feminizmin birbirini dönüştürme olasılıklarını diyalektik bir biçimde araştırır.

70'lerde gey bilinçlilik de koşut biçimde gelişmiştir. Almost Free 1975 sezonunda bu kez gey oyunları sezonu olarak düzenlenmiştir. Gay Sweatshop (Gey Terleme Atölyesi) bu sezondan çıkmıştır. O sıralar gruplar tamamen erkeklerden oluşmaktadır. Lezbiyenler ise 1976'da Jill Posener'ın Any Woman Can [Her Kadın Yapabilir] adlı oyunuylaGay Sweatshop'un bir parçası haline gelmiştir. Gey Sweatshop lezbiyen ve geylerin zaman zaman birlikte zaman zaman ayrı çalışmalar yaptığı bir çatı grup olmuştur. Gay Sweatshop daha sonra da lezbiyenlerin "ortaya çıkışını", kadın ve gözetlenme konularını, lezbiyenlere karşı toplumsal ötekileştirmeyi işleyen, bunu annelik üzerindeki baskıyla bağdaştıran, aileyi hicveden oyunlar yapmıştır.

Görüldüğü üzere beyaz sosyalist işçi kadınların öncülüğünde çıkış yapan Feminist Tiyatro 70'lerde Britanya'da da çatallanmaya başlamış, renkli kadınların, eşcinsel kadınların da katılımı söz konusu olmuş, mevcut gruplar da çok kültürlü yapıya kavuşmaya başlamıştır. Çok kültürlü yapının tesis edildiği önemli bir örnek de, İrlanda'dan verilebilir:

Britanya'nın etnik anlamda ötekileri diyebileceğimiz İrlandalılar tarafından bu dönemde gerçekleştirilen bir feminist tiyatro örneği Charabanc Theatre Company'nin (Karavan Tiyatro Kumpanyası) deneyimidir. Grup 1983'te İrlanda'da Katolik-Protestan işçi kadınlar tarafından kurulmuştur. Tam zamanlı tiyatro yapmaktadırlar, çünkü işsizdirler. Sadece kadınlardan oluşmaktadırlar, çünkü erkek yoldaşları tiyatro işine bulaşmak istememiştir. Oyunlarında Kuzey İrlanda toplumundaki politik, kültürel, ekonomik meseleleri işlemişlerdir. Kolektif yönetmenlik ve kolektif metin yazımı grup için belirleyici bir özelliktir. Grup oyun yazımında hikaye anlatıcılığından yararlanmıştır. Örneğin Lay Up Your Ends (1983) adlı oyununu anneannelerle yaptıkları söyleşilerden, onların anlattıkları hikayelerden yararlanarak çıkartmışlardır; Saddie Peterson'un -Belfast Atölye çalışanlarının sendikalaşmasında ve eylemlerinde öncü olan kadının- hikayesinin merkezde olduğu oyun 1911 atölye grevini anlatmaktadır.

Feminist Tiyatro'nun Avrupa ve Amerika'daki yükseliş serüvenini Britanya özelinde de seksenlerin sonuna kadar getirip bırakmayı tercih ediyoruz. Çünkü 90'lardan itibaren farklı bir dönem başlıyor. Şu ana kadar aktivizmi ve radikal yönleriyle vurgulanan grupların çoğu, seksenlerin sonlarıyla birlikte yapısal olarak pek çok açıdan farklılaşmaya ya da dağılmaya başlıyor. Bu tablo özellikle II. Dalga Feminist Hareketin doksanlarla geçtiği aşamayı da yansıtan bir tablo olarak görülebilir.  




› Yazdırılabilir Versiyon
› Orijinal Versiyon: http://www.bgst.org/tr/kuram/70-ve-80lerde-britanyada-feminist-tiyatro

Paylaş:
E-bülten

BGST Aylık Bülten'e abone olmak için isim ve e-posta adresinizi bırakınız.

Tomtom Mahallesi, Kaymakam Reşat Bey Sok. 9/1 Beyoğlu - İstanbul / 0212 251 19 21

iletisim@bgst.org

BGST web sitesinde yayımlanan yazılar/çeviriler BGST sitesindeki orijinal linki verilerek kaynak gösterilmek ve yazarının/çevireninin adı mutlaka belirtilmek kaydıyla, ayrıca bir izin almadan internet üzerinden elektronik ortamda kullanılabilir. Yazı ve çevirilerin basılı ortamda kullanımı için yazar/çevirenin izni gereklidir.