Ülke

Kültürel Çoğulculuk


Alevi ve Sol Düşmanlığı

Geçen yıl Osman Öcalan’ın ve Şemdin Sakık’ın söylediklerini bu yıl başından itibaren yaşanan gelişmelerle yan yana koyunca “Alevisiz ve solsuz yeni Ortadoğu projesini” özel bir çaba sarfetmeden açıkça görmek mümkün oluyor…

Osman Öcalan, geçtiğimiz yıl verdiği bazı röportajlarda “PKK içerisindeki solcu ve Alevi kesim, ittifak halinde mevcut hükümete karşıdır. Solcu ve Alevi PKK’lılar, AKP’yi başarısız kılmak için baştan beri savaşı dayatıyor. Biz dağlardayken bu kesimi etkisiz kılmıştık. Son zamanlarda yurtsever kesim yerine Alevi ve solcu kesim PKK içinde etkili olmuş durumda. PKK’yı şimdi bu grup yönlendirmektedir” demişti.

10 Ağustos 2012’de Akit’e verdiği bir demeçte ise Şemdin Sakık, “Türkiye Kürtleri de ancak ve ancak Türk solunun ve bu solun gölgesinde yetişen sözde Kürt solunun etkisinden kurtuldukça önünü görebilecektir” demiş ve bu tespitle de yetinmemiş, o dönemde “Kürt sorununu Erdoğan çözer” diyen Leyla Zana ile ona tepki gösteren Aysel Tuğluk’u da karşılaştırmış ve şunları söylemişti: “Zana Kürt milliyetçisi, Tuğluk milliyetsizdir. Zana muhafazakar, Tuğluk devrimcidir; hem de bir Atatürk devrimcisi. Zana Sünni, Tuğluk Alevidir. Zana din duyarlı, Tuğluk ateisttir. Zana Barzancı, Tuğluk Kemalisttir. Zana halkçı, Tuğluk laik elittendir. Zana Demokrat Parti’den, Tuğluk CHP’den siyaset dersi almıştır. Zana sağcı, Tuğluk solcudur.”

Şemdin Sakık o röpörtajında, o zamanlar Esad’a destek veren PKK’yı da eleştirmiş ve “CHP ve PKK’nın Esed’in sosyalist Baas’ına destek vermeleri solcu, bir parça da Alevi dayanışmasıdır. Evet, PKK’nın büyük çoğunluğu Sünnilerden oluşur ama burada da yönetim azınlık durumunda olan solcu Aleviler elindedir; PKK’nın savaş yanlısı (savaşan demiyorum) yöneticileri çoğunlukla solcudurlar” demişti.

***

Sakık’ın bir yıl önce verdiği demeçte vurguladığı Esad meselesi, Erdoğan’ın ve Öcalan’ın öne çıkardıkları “İslam bayrağı” vurgusu ile çözülmüş ve PKK şimdilerde Esad’dan “vazgeçmiş” gözüküyor! Esad’a henüz iktidar yanlıları gibi “Esed” denmeye başlanmamış olusa da, kendi yayın organlarında “Esad’ı yaşanan sorunların asıl kaynağı” olarak göstermeye başladılar bile. Yani, elde var bir!
 
Şimdi sırada Alevilerin ve solcuların tasfiyesi var! Mevcut veriler gösteriyor ki; Erdoğan, Barzani ve Öcalan’ın desteğinde ABD’nin şekillendirdiği ve Sünni merkezli olan yeni ittifakın hayalini kurduğu Ortadoğu projesinde Alevilere kesinlikle yer yok! Böyle olmasa, AKP destekçisi birçok yazar çizer Osman Öcalan ve Şemdin Sakık atıflarıyla “politik tahlil ve analizlerinde” bu kadar aleni olarak Alevileri hedefe oturtamazlar… Böyle olmasa, söylemlerinden ve niyetlerinden bağımsız olarak, bilinçaltlarında sürekli olarak varlığını koruyan Alevi düşmanlığını bu kadar açıktan telaffuz edemezler.

***

Bir kişi değil, iki kişi değil, Cengiz Çandar’dan Güneri Civaoğlu’na, Mümtazer Türköne’den Başbakan’ın başdanışmanı Yalçın Akdoğan’a, ondan Türkiye Hizbullah’ının Hür Dava Partisi Genel Başkanı Hüseyin Yılmaz’a kadar birçok kişi ısrarla, gerek Türkiye’deki “barış” süreciyle ilgili, gerekse de Suriye’nin “işgaliyle” ilgili olarak, Alevileri ve solcuları “risk ve tehlike” olarak gördüklerini açıkça yazıyorlar, hedef tahtasına oturtuyorlar. Hizbullah partisinin Genel Başkanı Hüseyin Yılmaz’la, Milliyet Gazetesi yazarı Güneri Civaoğlu’nu aynı çizgide buluşturan ise tereddütsüz Sünni olmaları ve yüzlerce yıla yayılan Sünni iktidarın aklıyla düşünüp, ona uygun davranma alışkanlığıdır. Yazdıklarından hareketle, “bu alışkanlığınız sizi fiili olarak Alevi düşmanı yapıyor” demeye kalksam, biliyorum yine aynı kişilerin “olur mu canım, biz hiç Alevi düşmanı olur muyuz, tersine biz Alevileri çok severiz” diyeceklerinden adım gibi eminim. Ancak bu “itirazları” olsa bile söyledikleri onları yalanlıyor:

Bakın Güneri Civaoğlu ne diyor: “Çözüm sürecine taş koymak isteyenler” işte bu kartı oynayabilirler. Suriye ve İran’la birlikte “Alevi fayını” hareketlendirmek isteyeceklerdir. PKK dışa dönük Hizbullah tehlikesini geçebilir. Ama... İçinden “Alevi-solcu” güçlerden çelme yerse çok zorlanır.”

Yalçın Akdoğan ise önce bilerek “Alevi kimliği’ni istismara yatkın olan DHKP-C” vurgusu yaptıktan sonra, Osman Öcalan’dan yaptığı alıntılarla, Mustafa Karasu’nun ve Aysel Tuğluk’un “Alevi vurgusuna” dikkat çekiyor ve tıpkı Civaoğlu gibi “Alevi ve sol tehlikeye” “aman dikkat” diyor!

“Öcalan'ın İslami vurgu yapması, yıllardır bizim söylediğimiz şeylerdir. Bu söylenenleri tasvip ediyoruz” diyen Hür Dava Partisi Genel Başkanı Hüseyin Yılmaz, Civaoğlu’na ve Akdoğan’a göre daha açık konuşuyor ve şöyle diyor: “BDP’nin dikkatli olması, dolduruşa gelmemesi lazım. Öcalan, İslam bayrağı altında bir araya gelmekten bahsediyor. Öcalan'ın İslam değerlerine vurgu yapması nedeniyle boşta kalacağını ve dışlanacağını düşünen Türk solu ve Alevi kesim BDP'yi maceraya sürüklemek, süreci tıkamak istiyor" diyor…

İşte durum bu kadar açık. Ne komplo teorisi ne de hüsnü kuruntu! Aklımızı başımıza devşirme sırası çoktan solculara ve Alevilere gelmiş durumda!




› Yazdırılabilir Versiyon
› Orijinal Versiyon: http://www.bgst.org/tr/kulturel-cogulculuk-2/alevi-ve-sol-dusmanligi

Paylaş:
E-bülten

BGST Aylık Bülten'e abone olmak için isim ve e-posta adresinizi bırakınız.

Tomtom Mahallesi, Kaymakam Reşat Bey Sok. 9/1 Beyoğlu - İstanbul / 0212 251 19 21

iletisim@bgst.org

BGST web sitesinde yayımlanan yazılar/çeviriler BGST sitesindeki orijinal linki verilerek kaynak gösterilmek ve yazarının/çevireninin adı mutlaka belirtilmek kaydıyla, ayrıca bir izin almadan internet üzerinden elektronik ortamda kullanılabilir. Yazı ve çevirilerin basılı ortamda kullanımı için yazar/çevirenin izni gereklidir.