Kardeş Türküler ODTÜ şenliğindeydi
Uluç Esen
12.05.2009
BGST olarak Kardeş Türküler konseri vermek için 6
Mayıs’ta ODTÜ’nün bahar şenliğindeydik. 6 Mayıs şenlik
içinde farklı bir öneme sahip. Deniz ve arkadaşlarının idam
edilmesine denk düşüyor ve akşam yapılan etkinlik bir anmaya
dönüşüyor. Anmanın en etkileyici anı futbol sahası boyunca
mumlarla yazılan devasa “DEVRİM” yazısı. Önce öğrenciler
kampusun belli bölgelerinde ellerinde pankartlarla
toplanıyorlar ve belirli bir güzergâh boyunca sloganlarla
yürüyüşe geçiyorlar. Yürüyüşün son durağı artık adı “Devrim”
olarak anılan stadyum. Bu sene de burada binlerce öğrenci
toplanıyor. Sahada toplananlar beklenmedik bir düzenlilikle
yere mumlarla yazıyı yazıyorlar. Yazının metrik bir düzen
içinde ve düzgün yazılması ODTÜ’lüler için işin alamet-i
farikası. Sahaya devrim yazmak hem 6 Mayıs’ı anmak hem de
tribünlerdeki 68’den kalma yazının sahaya yansımasını temsil
etmek için yapılıyor. Her yıl aynı günde düzenlenen bu
eylem-etkinlik bir ritüele dönüşüyor.
68 hareketinin simgelerinden biri haline gelen yazı bir eylem
olarak geceleyin ODTÜ stadının tribünlerine öğrenciler Hüseyin
İnan, Taylan Özgür, Alpaslan Özdoğan ve Mustafa Yalçıner
tarafından yazılmış, 1969’da Taylan Özgür, 1971’de Alpaslan
Özdoğan öldürülmüş, 1972’de Hüseyin İnan idam edilmiş, o gruptan
yalnızca Mustafa Yalçıner sağ kalabilmişti. Yalçıner bugün de
etkinliğe katılarak arkadaşlarının anısını yaşatıyor.
Devrim yazısı günümüzde artık illegal bir eylemlilik olmaktan
çıkmış, rektörlüğün oluruyla yapılıyor. Hatta öğrendiğimize göre
rektörlük yeterli mumun tedarik edilip edilmediğini soruyor,
“mumları yere tabaklarla mı dizseniz acaba?” gibi öneriler bile
getiriyor. “Nasılsa devrime yürümüyoruz, rahmetli devrimi
anıyoruz.” diye düşünülüyor besbelli. Her yıl yapılan
etkinlikteki öğrencilerin katılımının da hava koşullarına, gelen
müzisyenlerin popülerliğine göre değişebildiğini öğreniyoruz.
Örneğin geçen yıl konser veren İnti İlimani’nin bu seneye oranla
oldukça küçük bir öğrenci kitlesine konser verdiğini söylüyor
öğrenci arkadaşlar. Oysa ki İnti İlimani’nin, Kardeş Türküler
projesine ilham vermiş topluluklardan birisi olduğunu
söyleyebiliriz. Yine 68 hareketi içinde, Şili’de bir grup
üniversite öğrencisi tarafından kurulmuş, topluluk üyeleri darbe
döneminde ülkelerinden uzakta 14 yıl geçirmek durumunda
kalmışlardı. Belli ki yeni kuşak bu grubu tanımıyor, ya da pek
çok şey gibi bu da unutulmuş, unutturulmuş. Aynı şekilde sohbet
ettiğimiz bir öğrenci arkadaş Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının
idamının yakın zamanda gerçekleştiğini zanneden arkadaşları
olduğunu söylüyor, bunda dönemi anlatan hatırla sevgili adlı
dizinin payı olabileceğini düşünüyor. Organizasyonu üstlenen
bazı arkadaşların kendi aralarında bu eylem-etkinlikte yıldan
yıla değişen katılım sayısının 68 dönemini anlatan bu TV
dizisinin etkisine ve popüler kültür yönlendirmelerine de
bağlayan tartışmalar yaptıklarını öğreniyoruz. Dediklerine göre
okulda çeşitli konularda yapılan diğer protesto eylemlerine
ancak birkaç yüz kişi katılsa da her yıl yapılan devrim yazısı
eylemine çok daha kalabalık bir kitle katılım gösteriyor.
Popüler kültürün bu türden bir eylemsel etkinliğe katılımı
belirlemesi önemli bir tartışma. Günümüz TV dizileri derin
devlet içindeki mafyatik bir tipi nasıl kahraman haline
getirebiliyorsa aynı şekilde 68’in devrimcilerini de popüler
ikonlar haline getirebiliyor. Reytinglere endeksli bu medya
alanında, yaşanmış olayların bıraktığı izler ile kurgusal
öyküler birbirlerine karışabiliyor. Yakın tarihimiz dizilerin
gözüyle öğreniliyor-hatırlanıyor. İşlevleri, en azından bir
hatırlatma yapmak oluyor. Gösterimdeyken yarattığı etki kabul
görse bile kaderi gereği bir TV dizisi tüketilip bitiriliyor.
Etkisi de geçince ne olur bilinmez.
Stadın hemen yanı başında çeşitli ülkelerin mütevazı bir
şekilde tanıtıldığı, zaman zaman folklorik dans gösterilerinin
yapıldığı, tanıtılan ülkelerin bayrakları ile süslü bir alan
var. Burada Kafkas ülkelerinin ve halklarının temsil edildiği
görüyoruz ama aralarında Ermenistan yok. Her ne kadar devlet
başkanları nezdinde bile görüşmeler yapılmaya başlanmış olsa da
sanırım ODTÜ henüz buna hazır değil.
Şenlik sırasında gün boyu yapılan etkinlikler kelimenin tam
anlamıyla çeşitli: Çöp adam çizme yarışması, yaşayan kütüphane,
“Biri beni baştan yaratsın” yarışması, elma yeme yarışması,
tiyatro oyunları, pek çok tarzda müzik dinletileri ve daha başka
onlarca etkinlik... Organizasyon komitelerinde çalışan gönüllü
öğrenciler bu etkinlikleri kotarabilmek için sanırım en azından
birkaç hafta bloke olup başka hiçbir şey yapamıyorlar.
Konsere dönecek olursak: Önce Grup Munzur sahne alarak sahaya
girenleri devrimci marşlarla karşılıyor ve şarkılarını
sıralıyorlar. Bu sırada hava kararıyor ve herkes devrim yazmaya
çağırılıyor. Ardından Kardeş Türküler sahneyi Munzur’dan
devralıyor ve konserlerini veriyorlar. Şarkılar birlikte
söyleniyor, yüzler karşılıklı olarak gülüyor. Ne de olsa on bin
kişi civarındaki bir kitleye konser vermek her zaman nasip
olmaz.
Notlar: