23 Nisan
Taner Olçum
23.04.2010
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız... Çocukların bayramı bu gün,
radyonun söylediğine göre Türkiye'nin her yerinden 20.000 (kağıda döküldüğünde
sayılar niceliğini kaybediyor mu ne; ne kadar az geldi bir an) çocuk Ankara'da
bir araya gelecekler, kucaklaşacaklar, gene radyonun dediğine göre perçinlenmiş,
geleceğe taşınacak sevgi bağları kuracaklar.
Bu gün 23 Nisan; ayağında terliklerle kurşuna dizilen Uğur Kaymaz'ın, annesinin
parçalarını ağaç dallarından topladığı Ceylan Önkol'un, yerde sürüklenişini ve
anasının feryatlarını aksiyon-melodram tadında izlediğimiz Hatip Kurt'un, eli
tozlu sırtı terli diye polise taş attığına ve bölücülük suçunu işlediğine kanaat
getirilen Berivanların bayramı bu gün.
Yoksa değil mi? Gerçi artık onlar, yani son bir iki yılda içeri tıktığımız
binlerce Kürt çocuğu şimdiden afili militan ve hatta, utanmayalım söyleyelim,
terörist ne de olsa, değil mi? Ne çocuğu canım...Eminim ki okurken, Kürt
olduğunu vurgulamaya ne gerek var, sadece çocuk yazsaydın da anlardık diyenler
bile vardır. Bir şey söyleyeyim mi, yazarken ben de emin olamadım bir an zaten;
vurgulamama gerek var mı diye; ama var. Neden mi; çünkü tüm bu trajedileri sırf
Kürt oldukları için yaşıyorlar da ondan.
Yakın geçmişimizde herkesin vicdanını sızlatan, adalet mefhumunu hepimize
sorgulatan baklava çalan çocuklar hikayesi vardır. Yanılmıyorsam 3 kişilerdi ve
yine yanılmıyorsam 17, 18 yıl ağır hapis cezasına çarptırılmıştı. Haklı olarak
isyan eder vicdan sahibi insan.Peki şimdi sayısı bunun bin katı (gene aynı durum
oldu yazarken, çok fazla gibi gelmiyor mu ne sayı...) çocuğun, evet çocuğun,
hani ergenlik çağına yeni giren, hala yetişkin olmamış çocuklarımızın içeride
olması ve kim bilir kaç çeşit eziyete maruz kalması, sahip olmakla övündüğümüz
vicdanımıza dokunmuyor mu? Yaralamasını da geçtim bakın, değmiyor mu hiç, yoksa
vicdan da enflasyon karşısında oldukça kırılgan olan bir yanımız mı?
Lafı uzatmak isterdim, hem de çok. Ama gerçekten de 23 Nisan Çocuk Bayramı'nın
"oldukça sahici" bir sevinçle ve coşkuyla kutlanacak olma ihtimali içimi
yaralıyor, delik deşik ediyor belki de. Kötü bir şakadan da beter bir durum bu;
cehennemin kapısındayım ve kolonya - şeker uzatılmış gibi sanki.
Haa, bu arada 23 Nisan günü de resmi tatil olmasına rağmen, coşkulu yürüyüş günü
olarak 24 Nisan seçilmiş Ankara'da. Bilinçli yapılmıştır gibi bir komplo
teorisine girişmek istemem ama koca bir halkın yitip gitmesine sebep olduğumuz "Metz
Yeğern"in (Büyük Felaket) sembolik ve resmi yıldönümüdür o gün aynı zamanda;
aydın ve sanatçılarıyla başlamıştık o zaman; şimdi bir diğer halkın çocuklarına
gelmiş sıra...
Hrant Abi, sen ne güzel bir yazı yazmıştın 23,5 Nisan diye:
http://bianet.org/biamag/bianet/106507-hrant-dinkten-yeniden-23-5-nisan
Notlar: