Irak Seçimleri Sonuçları: Bölünmüş Bir Ulus
Patrick Cockburn
23 Aralık 2005
rak bölünüyor. Geçen hafta yapılan parlamento seçimlerinin ilk sonuçları ülkenin Şiiler,
Sunniler ve Kürtler arasında bölündüğünü ortaya koyuyor.
Şimdi dini fundamentalistler denetimi ele geçiriyorlar. ABD ve Britanya’nın desteklediği seküler ve milliyetçi aday ise aşağılayıcı bir mağlubiyete uğradı.
Şii dini koalisyonu Bağdat’ta ve Irak’ın güneyinde tam bir zafer kazandı. ABD’ye karşı silahlı direnişi açık veya kapalı olarak destekleyen Sunni Arap partileri muhtemelen Sunni eyaletlerinde oyların büyük bir çoğunluğunu elde edecekler. Kürtler ise daha şimdiden yarı-bağımsız bir statü elde etti ve kullandıkları oylar da bu durumu yansıtıyor.
Seçimler, Amerikalılar ve Britanyalılar’ın birleşik bir Irak’ta Batı yanlısı seküler bir demokrasi tesis etmek konusundaki umutlarının nihai olarak tuzla buz olduğunu gösteriyor.
İslami fundamentalist hareketler gerek Sunni, gerekse Şii cemaatlerinde hiç olmadığı kadar güçlüler. Iraklı bir yorumcu ola Ghassan Attiyah şöyle dedi: “İki buçuk yılda Bush Irak’ta iki yeni Taliban yaratma başarısı gösterdi.”
Şii dini partilerin koalisyou olan Birleşik Irak İttifakı’nın (BIİ) başarısı ilk sonuçlara göre beklendiğinden çok daha büyük oldu. BIİ, Bağdat’ta oyların yüzde 58’ini kazanırken Tony Blair’in büyük ölçüde desteklediği eski başbakan İyad Allawi oyların sadece yüzde 14’ünü aldı. Irak’ın ikinci büyük şehri olan Basra’da seçmenlerin yüzde 77’si İttifakı desteklerken, sadece yüzde 11’i Bay Allawi’ye oy verdi.
Seçimler başkan George Bush tarafından Irak’ta Amerikan politikalarının başarısının bir işareti olarak sunuldu; halbuki gerçekte hem ülke içinde hem de dışında Amerika’nın düşmanlarının zafer kazanması anlamına geliyor.
İran, desteklediği Şii dini partilerin en önemli siyasi güç haline gelmesinden memnuniyet duyacaktır.
İronik bir şekilde, Bay Bush Irak’ta, defalarca İsrail’in haritadan silinmesi çağrısında bulunan İran başkanı Mahmut Ahmadinejat’ın işbirliğine giderek daha fazla ihtiyaç duyuyor. İran teokrasisinin müttefikleri her geçen gün etkilerini arttırıyor ve seçimlerden zaferle çıktılar. Dünyaya sürekli olarak İran’ın nükleer tutkularını hatırlatan ABD bu gelişmeden korku duyacaktır.
İran, tamamen parçalanmış bir Irak yerine, etkili bir nüfuza sahip olduğu, zayıf bir Irak görmekten memnuniyet duyacaktır.
Seçimlerin bir başka galibi ise, Mehdi ordusu milisleri geçen yıl Amerikan birlikleriyle şiddetli çatışmalara giren ateşli milliyetçi din adamı Mukteda El-Sadr’dır. O zamanlar Amerikan ordusu niyetinin ”onu öldürmek veya yakalamak” olduğunu söylemişti.
Bay Bush Ağustos 2004’te kutsal Necef kentinin Mehdi Ordusu’ndan geri alınmasının Amerikan ordusu için büyük bir başarı olduğunu söylemişti. Bay Sadr şimdi koalisyon içindeki en etkili liderlerden birisi olacak.
Seçimlerden başarıyla çıkan bütün partiler sadece kendi cemaatleri içinde bir güce sahipler. Şii koalisyonu başarı kazandı, çünkü Şiiler Irak’ın toplam nüfusunun yüzde 60’ını oluşturuyorlar; fakat her biri nüfusun yüzde 20’sini oluşturan Kürtler veya Sunniler’den neredeyse hiç oy alamadılar. Sunni ve Kürt partileri ise kendi cemaatleri dışında destek kazanamadılar.
Bağdat’taki ABD büyükelçisi Zilmay Khalilzad seçim sonuçlarını değerlendirirken umutsuz bir şekilde şunları söyledi: “Halkın kendi etnik veya mezhepsel kimlikleri doğrultusunda oy kullandığı gözüküyor. Fakat Irak’ın başarılı bir geleceği olabilmesi için, etnisiteler-arası ve mezhepler-arası işbirliği gerekiyor.”
Seçimler aynı zamanda Kürdistan dışında, seküler bir Irak’tan, dini hukukun en üstün yasa olacağı bir ülkeye kesin olarak geçildiği anlamı taşıyor. Bolca para akıtılan bir kampanya yürüten Bay Allawi başlıca seküler umudu temsil ediyordu, fakat bu oylara yansımadı. Dini motiflere sahip olmayan diğer başlıca aday Ahmet Çelebi ise Bağdat’ta oyların yüzde 1’inden azını kazandı ve yeni 275 sandalyeli Temsilciler Meclisi’nde bir sandalye kazanabilirse şanslı sayılacak.
Iraklı bir gözlemci “insanlar Irak’ın ne kadar dini bir karakter kazandığını yeterince görmüyor. İran dini bir liderliği sahip olan gerçekten seküler bir toplum; Irak ise dini bir liderliği sahip, dini bir toplum olacak” diyor. Daha şimdiden Bağdat’ta okula gitmeyi bırakan pek çok kız başörtüsü takıyor. Boşanma ve miras gibi konularda kadın hakları zayıflıyor.
Şiiler’in seçim zaferi karşısında şok yaşayan Sunni Arap liderler seçimlere hile karıştığını iddia ediyorlar. Sunni Arap ittifakı Irak Uyum Cephesi’nin başkanı Adnan el-Dulaimi seçim komisyonunun şikayetlerine yanıt vermemesi halinde “Bağdat’ta seçimlerin tekrar yapılmasını isteyeceklerini” söyledi.
Bay Alawi’nin Irak Ulusal Listesi de seçimleri protesto etti. Bir parti görevlisi olan İbrahim el-Cenabi, “Seçim komisyonu bağımsız değil. Siyasi partilerin ve hükümetin etkisi altında” dedi. Fakat seçimlerde bazı hilelerin ve seçmenleri korkutma amaçlı bazı eylemlerin olabileceği doğru olsa da, seçim sonuçları Şii çoğunluğun Irak’ta sistematik bir şekilde iktidar manivelalarını nasıl ele geçirdiğini yansıtıyor. Şiiler daha şimdiden 110.000 polis ve paramiliter gücün bağlı olduğu İçişleri Bakanlığı’nı denetliyor ve Amerika’nın eğittiği 80.000 kişilik güçlü ordudaki birliklerin çoğu Şiiler’den oluşuyor.
Bay Khalilzad dün şöyle dedi: “Sadece belli bir kesimin çıkarlarını savunduğu düşünülen bir İçişleri Bakanı olamaz.” Bu, halihazırda İçişleri Bakanı ve Irak’taki en büyük Şii partisi İslam Devrimi Yüksek Konseyi’nin önde gelen bir üyesi olan Bayan Jabr’ı hedefleyen, pek de örtülü olmayan bir eleştiri. Bayan Jabr, kurbanların Sunni Araplar olduğu ölüm mangalarını ve işkence merkezlerini yönetmekle suçlanıyor.
Şii partilerin ve milislerin, güçlerinde meydana gelebilecek bir gerilemeye müsamaha göstermesi pek mümkün görünmüyor. Bay Attiyah “sonunda kendi devirlerinin geldiğini düşünüyorlar” dedi.
6 aydır Şiiler Kürtler’le birlikte ülkeyi yönettiler. Kürt liderler hükümetin işleyiş tarzından memnun değiller. Amerika’nın desteklediği Kürtler şimdi Sunni bakanların ve Bay Alawi’nin hükümete girmesini sağlayarak Şiiler’in hükümet üzerindeki denetimini zayıflatmaya çalışacak. Fakat bir Kürt lider şunları söyledi: “Şii dini partileri ile stratejik bir ittifak içindeyiz ve bunu bozmak bizim açımızdan akıllıca olmaz.”
Seçimler muhtemelen Sunni cemaat tarafından ABD’ye karşı sürdürülen silahlı direnişin azalmasına da yol açmayacak. Asi gruplar parlamentoda kazanılan sandalyeleri başka bir cephenin açılması olarak değerlendireceklerini açıkça dile getirdiler.
Seçimler Irak’ın parçalanmasını daha da çabuklaştırdı. Sandıklara giden halkın büyük çoğunluğu, Iraklı kimlikleriyle değil, Şii veya Sunni ya da Kürt kimlikleriyle oy kullandılar. Irak’ı parçalamaya çalışan kuvvetler Irak’ı bir arada tutmaya çalışan gruplardan daha güçlüler. Bay Bush ve Bay Blair tarafından yeni bir Irak devletinin doğuşu olarak takdim edilen seçimler gerçekte Irak’ın cenaze töreni olabilir.