Türkler-Kürtler-Ermeniler Projesinin İlk Sonuçları
Osmanlı Kaynaklarında Kürtler Çalışma Grubu
Osmanlı Kaynaklarında Kürtler Çalışma Grubu olarak 2006 yılının başlarından beri yürüttüğümüz “Türkler- Kürtler- Ermeniler” projesi büyük oranda tamamlanmıştır. Çalışmanın 2008 yılının sonbaharında yayınlanması düşünülmektedir. Burada, çalışmayla ilgili ilk sonuçları paylaşmayı düşünmekteyiz.
Çalışmada, bu güne kadar Latin harflerine çevrilmeyen iki Osmanlıca metin transkrip edilmiş ve daha sonra sadeleştirilmiştir. Bu metinlerden ilki, padişah II. Abdülhamit döneminde (1876-1909) yaşamış ve çok kapsamlı araştırmalar sonucu önemli bir eser ortaya koymuş Osman Nuri Bey’in “Abdülhamîd-i Sâni ve Devr-i Saltanatı” adlı kitabından “Ermeni Meselesi” adlı bölümdür. Kitap, büyük oranda Abdülhamit karşıtı bir söylem içerdiği için II. Meşrutiyet’in ilanından (1908) sonra hazırlanmış ve 1911 yılında İstanbul’da yayınlanmıştır. Toplam olarak üç cilt, 1204 sayfadan oluşmaktadır.(1) Çevirmiş olduğumuz bölüm 1894-1896 arasında Ermenilerle ilgili olarak yaşanan olayları anlatmaktadır. Çevirmiş olduğumuz diğer metinse, Osmanlı Arşivinde bulduğumuz ve dönemin II. Abdülhamit muhalifleri tarafından 1894-1896 arasında yaşanan Ermeni olayları üzerine yazılmış, gizli yollarla İstanbul’a sokulmuş, “Sultan Abdülhamit Hazretleri’nin Padişahlık Döneminde Ermenilerle Türkler” başlıklı Osmanlıca-İngilizce bir metindir.
Bu iki metnin ortak özelliklerini şöyle sıralayabiliriz.
- Her iki metin de çokça bilinmesine rağmen bu güne kadar çevrilmemiş ve değerlendirilmemiştir.
- Her iki metin de 1894- 1896 yılları arasında yaşanan Ermeni olaylarını anlatmaktadır.
- Her iki metin de dönemin, II. Abdülhamit muhalifleri olan Jön-Türkler tarafından kaleme alınmıştır.
- Metinleri yazanlar aslında Ermenilerin örgütlenmelerinden ve bağımsızlık taleplerinden hoşnut değillerdir. Ancak II. Abdülhamit’e karşı oldukları için, yapılan zulümleri ve haksızlıkları çekinmeden yazabilmişlerdir.
- Her iki metin de olayları yaşayan ve bizzat görenler tarafından yazılmıştır.
Türkiye’de resmi ideolojinin, ne olursa olsun tartışmayacağı hatta tartışılmasına hiçbir şekilde izin vermeyeceği tabuları, “kırmızı çizgileri” vardır. “Kürt Sorunu” ve “Ermeni Sorunu” olarak adlandırılan bu konular tabudur ve resmi ideolojinin çizdiği sınırlar dışında tartışılması asla kabul edilemez, bunu yapan herkes “devleti arkadan bıçaklayan haindir”. Geçtiğimiz yıllarda yaşanan “Ermeni Konferansı” olayı, bugün devletin resmi ağızlarının Kürt meselesinde siyasi çözüm lafını vatan hainliği ile eş değer gördüklerini belirtmeleri, bu zihniyetin değişmesi konusunda henüz ciddi adımlar atılmadığını göstermektedir.
Yine son zamanlarda bu konu tartışılırken gündeme getirilen bir mesele de “bu katliamları aslında Kürtler ve Kürt çeteleri” yaptı söylemidir. Özellikle Türk medyası bu tavrı çok sevdi ve konu gündeme geldiğinde sık sık öne çıkarmaya özen gösterdi. Bu konu da tartışılmaya ve üzerinde konuşulmaya değerdir düşüncesindeyiz. “Evet, Kürtler yapmıştır” diyip bu işin içinden çıkmak mümkün olmadığı gibi “hayır Kürtlerin bu olaylarla ilgisi yoktur” demek de olanaklı görünmüyor. Türk, Kürt, Ermeni ilişkilerini dönemin tarihsel arka planını doğru değerlendirerek incelemek gerekmektedir. Hazırlamış olduğumuz kitabın giriş bölümünde bu tartışmaları geniş bir şekilde ele almaya gayret ettik. Çalışmamızın bir boyutunu da, yukarıdaki tartışmaları içeren geniş bir giriş bölümü hazırlamak oluşturmuştur.
Bu sorunların tartışılması sırasında yaşanan en önemli problemlerden bir tanesi de kaynakların henüz yeterince değerlendirilmemiş olmasıdır. Özellikle Türkiye’deki kaynaklar tam olarak ortaya çıkarılmamış ve değerlendirilmemiştir. Çalışmamızdaki amaç bu kaynaklardan iki tanesini ortaya koymaktır. Burada örnekleyeceğimiz kaynak Osman Nuri’nin kitabından çevirdiğimiz bölüm olacaktır.
Bir İttihatçı olan Osman Nuri, Mekteb-i Harbiye’de öğrenim görmüş ve piyade mülazımı olarak mezun olmuştur. Ancak daha sonraları askeri okullarda Almanca öğretmenliğiyle hayatını sürdürmüş ayrıca Tercüman-ı Hakikat gazetesinde de yazarlık yapmıştır. Mimli bir subay olduğundan on iki yıl içerisinde ancak yüzbaşılığa kadar yükselebilmiştir. Eserin ikinci cildi yayınlandıktan sonra 1911 yılında otuz dört yaşında vefat etmiştir.(2)
Kitap aslında İttihatçıların Abdülhamit hakkındaki tipik görüşlerini ortaya koymaktadır. Yani ülkede meydana gelen bütün sorunların nedeni padişah ve onun baskıcı, zalim yönetimidir. O gittiğinde ve Meşrutiyet ilan edildiğinde her şey yoluna girecektir. Bu tipik yaklaşıma rağmen kitap çok önemli bir kaynaktır. Öncelikle Osman Nuri Bey dönemi yaşamış bir Osmanlı aydınıdır. Bu şahitliğinin yanı sıra, çok sayıda kaynak okuyarak ve bu kaynakları çok ustaca kullanarak eserini yazmıştır. Almanca, Fransızca ve İngilizce bildiği için sadece Osmanlı kaynaklarını değil yabancı dilde de birçok kaynak kullanmıştır. Bu nedenle sadece sıradan bir şahitlik değil aynı zamanda ustaca bir araştırmanın sonuçlarını da eserde görmekteyiz.
Osman Nuri Bey kitabının üçüncü cildinde,“Ermeni Meselesi” başlığıyla, elli bir sayfalık bir bölüm yazmıştır. Yazar bu bölümde meselenin temeli olarak Abdülhamit yönetimini görse de, olayları dönemin emperyalist devletleri açısından da ustalıkla tahlil etmiştir. Özellikle Kürtlerin olayda oynadıkları rol üzerine önemli şeyler söylemektedir. Osman Nuri Bey’e göre Kürtler olayların içindedir ve Ermenilere karşı düzenlenen saldırılara katılmıştır. Ancak:
“Bunların (Avrupalı delegelerin) fikrince Kürtlerin Ermenilere saldırısı ikinci derecede önemliydi; çünkü bütün bu saldırılar bölge memurları tarafından emir edilmişti. Bunlar bölge memurlarının elinde bir alet olarak kullanılmıştı…”
“Enis Paşa hep Hıristiyanlar aleyhine hareket ediyor, Ermenilerin camilere hücum edeceğini ve Ermeniler tarafından talep olunan ıslahatın İslamlar için zararlı olduğunu ileri sürüyordu. Ekimin otuzunda Fransa konsolosu, Cemil Paşa adında birinin evinde toplantılar yapıldığını ve bu toplantılara Zilan şeyhi ile oğlunun devam ettiğini haber vermişti. Hıristiyanlar aleyhinde en zararlı projeler bu toplantılarda hazırlanmıştı. Cami duvarlarına etiketler yapıştırılmıştı. Ermenilerin talep ettikleri ıslahatın ne olduğundan haberi olmayanlar, Abdülhamid’e bir telgraf çekerek, gelecek cevap tatmin edici olmazsa Kasım ayının birinci Cuma günü Hıristiyanlardan intikam alacaklarını beyan etmişlerdi.”
Bunun dışında birçok önemli tartışma daha eserde değerlendirilmektedir. Yukarıda da belirttiğimiz gibi “Ermeni Meselesi” olarak kitapta elli bir sayfalık bir bölüm bulunmaktadır. Aşağıda bu bölümden çevirdiğimiz bir parçanın transkripsiyonu ve sadeleştirilmiş hali bulunmaktadır. Aşağıda sadece ilk kaynaktan, yani Osman Nuri Bey’in kitabından çevirdiğimiz bir bölümü bilgilerinize sunuyoruz.
Ermeni Mes’elesi* ( Metnin Transkripsiyonu)
Ermeni Sorunu (Metnin Sadeleştirilmiş Hali)
Notlar:
(1) Kitap hakkında daha geniş bilgi için bakınız. M. Seyfettin Özege, Eski Harflerle Basılmış Türkçe Eserler Kataloğu, İstanbul 1971, sayfa 10.
(2) Osman Nuri Bey, Abdülhamîd-i Sâni ve Devr-i Saltanatı, 3.cilt, sayfa 1203-1204, Matbaa-i Hayriye, İstanbul 1911. ( Ölümü üzerine üçüncü cildin sonuna eklenmiş hayat hikayesinden)