İtalyan Kadınlar, ABD Askeri Üssüne Karşı Halk Hareketine Öncülük Ediyor
Medea Benjamin*
23 Şubat 2007
Çeviren: Güliz Türkoğlu
"E noi che siamo donne, paura non abbiamo
La base non vogliamo,
la base non vogliamo."
"Biz, biz, korkusuz kadınlarız biz,
Üssü istemeyiz, üssü istemeyiz"
17 Şubat'ta, pitoresk İtalyan kasabası Vicenza'daki kitlesel
protesto yürüyüşünün ön saflarında şarkı söyleyerek, slogan atarak
ilerleyen kadınlar, şehirlerinde bir ABD askeri üssünün inşa edilmesini
durdurmak için mücadele ediyorlardı. Hareketin kamusal yüzü haline
gelen ev kadını Cinzia Bottene, polisin 80.000, örgütleyicilerinse
200.000 olarak tahmin ettiği katılımcı sayısı nedeniyle kendinden
geçmişti. "Vicenza tarihinde daha önce böyle bir şey görmedik. Şehrin
toplam nüfusundan daha fazla sayıda insan bizimle birlikte yürüyordu.
Ne ulusal ne de yerel yönetim, artık bizi görmezden gelemeyecek."
Bu hareket, aktivistlerin veya siyasi partilerin örgütlediği
kampanyalardan farklı olarak, halkın içinden yükseldi. Ana örgütleyicisi
İtalyan kadınlar, büyük bir kısmı da Dal Molin adında eski bir havaalanının
yerinde bir ABD askeri üssünün kurulacağını öğrendiklerinde öfkelenen
ev kadınları. Şimdi yeşil alan olan eski havaalanı, evlerinin tam
yanında ve tarihi şehir merkezine uzaklığı iki mil bile değil.
Cinzia, "Askeri üs, trafiği, gürültüyü ve hava kirliliğini artıracak,"
diye yakınıyor. "Şehrimizin ne kadar güzel olduğunu görüyorsunuz,
değil mi? Yeni bir üs, altyapımızı, hizmetlerimizi ve kaynaklarımızı
zorlayacak. Halkımıza zarar verecek."
Vicenza halkı, 16. yüzyılın meşhur mimarı Andrea Palladio tarafından
tasarlanan çok sayıda bina bulunması nedeniyle 1994 yılında UNESCO
tarafından dünya mirası ilan edilen kentleriyle gurur duyuyor. Askeri
üs, Palladio'nun Piazza dei Signori'deki eski kilisesine yarım milden
daha yakın olacak.
Birçok kentli, yeni üssün Vicenza'yı terörist saldırıların hedefi
haline getirmesinden de endişe duyuyor. Vicenza'lı Anna Faggi, "Dünyada
bu kadar çok gareze yol açan Bush politikalarıyla, bu büyük üs bizim
de Bush'un savaşlarına yakalanmamıza sebep olabilir." diyor.
Vicenza, halihazırda Ederle adında, yaklaşık 2.900 askeri personelin
aktif görev yaptığı ABD askeri üssüne ev sahipliği yapıyor. Dal
Molin havaalanındaki yeni üsle birlikte, şu anda İtalya ve Almanya
arasında dağılmış bir acil müdahale birimi olan 173. Hava Tugayı
birleştirilecek. (173. Hava Tugayı'nın paraşütçü askerleri, Irak
savaşına ilk katılan birlikler arasındaydı.) Birleşik kuvvet, Vicenza'daki
ABD askeri nüfusunu 5.000'e yaklaştıracak. 576 milyon dolara mal
olacak inşaatın, bu yılın sonunda başlaması ve 2011 yılında bitirilmesi
planlanıyor.
Yerel halk, üssün planlarının önceki Berlusconi hükümetiyle yerel
hükümet tarafından 2003 yılında gizli bir şekilde yapıldığını, ve
insanların bunu ancak 2006 yılının Mayıs ayında keşfettiğini söylüyor.
O günden beri, şehrin sakinlerini eğitiyor, örgütlüyor ve Ekim 2006'da
17'ye 21 oyla üsse onay veren belediye meclisiyle mücadele ediyorlar.
Belediye meclisinin toplantıları sırasında, dışarıda saatlerce kapkacak
çalıyor, imza kampanyaları örgütlüyor, trafiği durduruyor, mumlarla
nöbet tutuyor, yerel bürolarda oturma eylemleri yapıyorlar. 2 Aralık'ta
30.000 kişinin katıldığı kitlesel bir yürüyüş düzenlediler. Anketler
sayesinde Vicenza halkının çoğunluğunun görüşünü temsil ettiklerini
bildikleri için, belediye meclisinden üs için bir referandum talep
ettiler, ama meclis reddetti.
Geçtiğimiz Nisan'da bir merkez-sol koalisyonuyla kıl payı seçilerek
muhafazakar Silvio Berlusconi hükümetini kapı dışarı eden Başbakan
Romano Prodi'nin hükümetin kararını feshetme şansı vardı, fakat
yapmadı. 16 Ocak 2007'de, Prodi önceki hükümetin kararına riayet
edeceğini duyurdu. Buna çok sinirlenen Vicenza'lılar, üssün kurulacağı
yerin bitişiğindeki bağışlanmış araziye kalıcı bir kamp kurarak
direnişlerini büyütmeye karar verdiler. "Bu kamp, hareket içinde
yaptığımız en iyi şey, çünkü 24 saat boyunca varlığımızı göstermemizi
sağlıyor," diyor Attilio Pavin. "Hareket, muhtelif parçaları bir
araya getiren bir eritme potası gibi -gençler, ebeveynler, farklı
komiteler. Kampı gerçekten genç insanlar -çocuklarımız- yürütüyor;
orada nöbet tutuyor, uyuyorlar. Planlama toplantılarımıza 200 kişi
geliyor. Birlikte yemek yiyor, şarkı söylüyor, birlikte eğleniyoruz.
Gerçekten büyülü bir şey."
Direnişi kuvvetlendirmek adına, topluluk 17 Şubat'ta kitlesel
bir gösteri örgütlemeye ve tüm İtalya'dan insanları buraya çağırmaya
karar verdi. Üsten yana olanlar, muhafazakar basının ve ABD elçiliğinin
de yardımıyla, yürüyüşün şiddete meyilli aşırı solcuları çekeceğini
ileri süren bir korkutma kampanyasıyla halkı uzak tutmaya çalıştılar.
2001 yılında Cenova'daki küreselleşme karşıtı protestolarda polisle
göstericiler arasında meydana gelen çatışmaların tekrarlanacağını
söylediler. ABD elçiliği, Amerikalıları Vicenza'dan uzak durmaları
için uyardı. Yürüyüşün yapılacağı gün, şehrin üzerindeki hava sahası
kapatılmıştı, tarihi merkezdeki birçok dükkan da kapalıydı. Normalde
Cumartesileri açık olan okullar bile kapatılmıştı. 1.500 kadar polis
görevlendirilmişti ve helikopterler şehrin üzerinde dolaşıp duruyordu.
Korkutma kampanyası, bazı insanları -özellikle de çocuklarının
yürüyüşe katılmasını engelleyen aileleri- uzak tutmayı başardıysa
da, çoğunluk üzerinde tam tersi bir etki yaptı. Ülkenin dört bir
yanından insanlar akın ettiler. Yürüyüşe katılanlar, dans ederek,
şarkılar söyleyerek, sloganlar atarak, gülüp eğlenerek, bu pitoresk
şehri gökkuşağı renkleriyle bezenmiş barış bayraklarıyla, "Dal Molin
Üssü'ne HAYIR" diyen bayraklarla ve çeşitli komünist partilerin
kırmızı bayraklarıyla donattılar. Stereo ekipmanlarla yüklü kamyonlardan
müzik fışkırıyordu. ABD'deki yürüyüşlerin aksine, bol miktarda alkol
vardı: Herkesin elinde bir şişe bira veya bir kadeh şarap görebilirdiniz.
Şahane, güneşli bir gündü ve %100 barış dolu bir bayram havası
hakimdi. Sadece 120.000 kişinin yaşadığı bu küçük kasaba için o
kadar muazzam bir kalabalık vardı ki, yürüyüş bu güruhu yatıştırmak
için bir saat erken başladı. Kadınların taşıdığı ana pankartta "Gelecek
Bizim Ellerimizde" yazıyor, adeta politikacıları protestocuların
vazgeçmeyeceği konusunda uyarıyordu. Saatler boyunca, kadınlar 4
mil yürüdüler, şarkı söylediler, sloganlar attılar: "Vogliamo la
terra, senza basi di guerra (Toprağımızı istiyoruz, üzerinde savaş
üsleri olmadan) ve "Vicenza no se usa, per una base USA" (Vicenza
bir ABD üssü için kullanılmayacak). Yürüyüş, eski şehrin duvarları
dışına uzandı ve bir mitingle, Nobel ödüllü oyun yazarı Dario Fo'nun
konuşması ve şehir parkındaki bir konserle son buldu.
Silvio Berlusconi, halkın gücüyle yapılan bu muhteşem gösteri
için "İtalya için kederli bir gün"ü temsil eden "Amerikan karşıtı
bir yürüyüş" ifadesini kullandı. Yürüyüşe katılan ve "Bizim Adımıza
Konuşmayın-Savaş Karşıtı Amerikalılar" yazılı bir pankart taşıyan
bir grup Amerikalıya Kalabalığın verdiği tepkiyi görmediği çok açık.
Roma'da bulunan "Barış ve Adalet İçin Amerikalılar" grubunun organizatörü
Stephanie Westbrook "Güçlükle hareket ediyorduk, çünkü herkes bizi
durdurup alkışlamak ve resmimizi çekmek istiyordu," diye anlatıyor.
"Daha önce böyle bir şey görmedim. İnsanlar bize sarılıp öpüyorlar,
çiçekler verip şarap ikram ediyorlardı. Olağanüstü bir sevgi ve
sempati gösterisiydi."
ABD'den bir temsilci olarak, kalabalığa hitap etme şansım oldu.
Yürüyüşün, Amerikan halkı son seçimlerde Bush'un savaş ve saldırganlık
politikalarını reddettiği için Amerikalıların yanında olduğunu söylediğimde,
bir alkış tufanıyla karşılaştım. ABD'nin halihazırda 737 yabancı
üssü olduğunu ve kesinlikle bir başkasına daha ihtiyacımız olmadığını
söylediğimde, kalabalık gürledi ve İngilizce slogan atarak bana
katıldı: "1,2,3,4, No More Bases, No More War. (1, 2, 3, 4, Daha
Fazla Üsse Hayır, Daha Fazla Savaşa Hayır.)"
Gina Masi, Vicenza'lı, punk tarzı siyah kıyafetler içinde, her
yerinden metaller sarkan 17 yaşında bir kız, yaşlı gözlerle arkamdan
koşarak yaklaştı ve "Lütfen halkınıza Amerikan karşıtı olmadığımızı
söyleyin," diye ısrar etti. "Bana bakın. Giysilerim Amerikan, sevdiğim
müzik Amerikan. Botlarım bile American Eagle. Fakat Amerikalılarla
kültür ve müzik üzerinden ilişki kurmak istiyoruz, askeri üsler
ve savaşlarla değil."
Aslında, protestocuların çoğu, ABD'den çok kendi hükümetlerine
kızgınlar. Başbakan Romano Prodi tarafından ihanete uğradıklarını
hissediyorlar. Prodi'nin pozisyonu kendi hükümetini ikiye böldü.
Her ikisi de hükümet koalisyonunun üyesi olan komünistler ve Yeşiller,
yürüyüşü destekledi. Diğer koalisyon partilerinden bazı senatörler
de kişisel destek verdi.
Yürüyüşün yapılacağı gün Prodi, ısrarla bu seferberliğin kararını
etkilemeyeceğini söylediğinde, hepsi küplere bindi. Prodi, "Plan
yapıldı ve karar değişmeyecek," dedi.
Kitlesel hareketliliklerin basında yer bulamadığı ve politikacılar
tarafından görmezden gelindiği ABD'nin aksine, İtalyan yürüyüşünün
haberi ülke çapındaki gazetelerde birinci sayfadan verildi ve şüphesiz
politik sahnede de bir etkisi olacak.
Organizatör Patrizia Cammarata, gelecek için planlarından bahsederken
hayli ateşliydi: "Bu yalnızca başlangıç. Üsle birlikte çalışan işletmeleri
boykot edeceğiz, grev çağrısı yapacağız, inşaatına engel olacağız.
Prodi, bütün İtalya'nın Vicenza'yı desteklediğini anlasa iyi eder.
O ne derse desin, biz üsse ‘HAYIR' demeye devam edeceğiz."
Cinzia Bottene, yürüyüşün sonunda yaptığı konuşmada şunları söyledi:
"Bugün, şehrimle gurur duyuyorum. Gerçek Vicenza ruhunu gösterdik.
Umarım ki Prodi halkı dinleyip fikrini değiştirecek kadar akıllıdır.
Zira bu zayıflığın değil, iyi bir lider olduğunun göstergesi olacaktır.
Çünkü biz, burada bulunan insanlar, vazgeçmeyeceğiz."
Notlar :
*Medea Benjamin, CODEPINK'in kurucu üyelerindendir. CODEPINK:
Barış ve Küresel Değişim İçin Kadınlar, üsse karşı yapılan protesto
için İtalya'daydılar. Davalarını savunmak isteyen İtalyan kadınların
Washington'a gelmelerine yardım etmek şeklinde veya başka yollardan
bu çabaya destek olmak isterseniz, Medea'ya
medea@globalexchange.org
adresinden ulaşabilirsiniz.