OLAY : Altınova beldesinde 30 Eylül 2008 günü beldeye daha önce
yerleşmiş bir kısım Kürt gençler ile belde yerlisi diğer bazı belde
sakinleri arasında yüksek sesle müzik dinleme yüzünden çıktığı
belirtilen tartışma büyümüş, olay yerinde bir kalabalık oluşmuş,
tartışmanın taraflarından olan bir Kürt gencin kendine ait kamyoneti
kalabalığın üzerine sürmesi ile 2 kişi ölmüştür. Bunun üzerine
oluşan kalabalık Kürtlere ait olduğu bildirilen bazı ev ve
işyerlerini 3 gün akşamları taşlayarak hasar vermişlerdir. Bunun
üzerine bir heyet oluşturularak olayın meydana geldiği beldeye
gidilerek incelemelerde bulunulmuştur.
AMAÇ: Altınova beldesinde yaşanan olaylarla ilgili olarak
inceleme ve gözlemde bulunarak olayların çıkış ve kitleselleşme
nedenini belirlemek, olayların varsa provokatif boyutunu
gözlemlemek, güvenliğin sağlanmasında varsa yaşanan ihmal ve
zaafları tespit etmek, tarafsız gözle elde edilen bilgileri kamuoyu
ile paylaşarak doğru bilgilenilmesini sağlamak, hazırlanacak gözlem
raporu doğrultusunda ilgili resmi makamları bilgilendirerek alınması
gerekli önlemler konusunda ilgilileri uyarmak suretiyle harekete
geçmelerini sağlamak, can ve mal emniyetinin korunması ile huzur ve
güven ortamının yeniden tesisine katkıda bulunarak hak ihlallerine
engel olmak.
İNCELEME HEYETİ: MAZLUMDER Gen.Bşk.Ömer Faruk GERGERLİOĞLU, Bursa
şb. Bşk.Hasan ÜNAL, İzmir Şb.Yk.üyesi Av.Mehmet GÜN, İzmir Şb.üyesi
Ethem TATAR’dan oluşan bir heyet ile beldeye gidilmiştir.
YAPILAN GÖRÜŞMELER: Görüşmeler üç kategoride yapılmıştır.
a) Mağdurlarla yapılan görüşmeler
b) sivil vatandaşlar ve kanaat önderleri ile yapılan görüşmeler
c) Resmi makamlarla yapılan görüşmeler
MAĞDURİYET YAŞADIĞINI BELİRTEN KİŞİLER İLE GÖRÜŞMELER :
Olayın mağdurlarından Kasım YEĞİN ile görüşme; Kendisi Ağrı’lı
olup ailece 30 yıl önce beldeye taşındıklarını, beyaz eşya dükkanı
işlettiğini, gençler arasında çıkan kavgadan haberinin olmadığını,
ölüme sebebiyet veren kişi ile herhangi bir akrabalığının
olmadığını, yapılan taşlı saldırılarda dükkanının camlarının
kırıldığını, içindeki satışa sunulan malların tahrip edildiğini,
taşlamak için toplanan kalabalığın PKK aleyhine slogan atarak
kendilerine saldırdığını, oysa kendilerinin herhangi bir şekilde PKK
ile irtibatlarının olmadığını, DTP ile de ilgisinin olmadığını,
herkesin de bunu bildiğini, jandarmanın her olayda geç geldiğini,
geldikten sonra da ciddi bir müdahalede bulunmadığını, yıllardır
dostluk yaptıkları kişilerin dahi dükkanlarına saldırdığını
görmekten büyük üzüntü duyduklarını, ayrıca belediye başkanının
kışkırtıcılık yapıp dolmuşlarla çevreden insan getirdiğini,
kamyonetle taş getirterek dükkanın olduğu caddeye döktürdüğünü ilave
olarak beyan etmiştir. Dükkanının üstünde olan evinin camından
baktığında bunları gördüğünü, belediye işçilerinin de taş atan ve
saldıranlar arasında olduğunu belirtmiştir. Olaylar nedeni ile
300.000.YTL civarında zarar gördüğünü ifade etmektedir. Kürtlerin
beldeye gelerek zengin olmasını kimi belde halkının kıskandığını
belirtmiş, kendileri ve çocuklarının dışarı çıkamadığını, okullar
açıldığında okula gönderemeyeceklerini, çünkü hayatından endişe
ettiklerini, konuya acil müdahale edilmesi gerektiğini beyan etmiş
ve ek olarak“ Bir çok yatırımım var. Gördüğünüz apartmanların bir
çoğunu ben yaptım. İşimizle uğraşıyoruz. Başka şeyle işimiz olmaz.
burada sabaha kadar evimiz işyerimiz taşlanıyor, saldırganlarla
boğuşuyoruz. Taşlıyorlar, jandarma müdahale ediyor, gidince yine
aynı şey. Malları bile alıp götürüyorlar. Bizim ne suçumuz var.
Cinayeti biz işlemedik, hiçbir ilişkimiz yok. Kavgayı çıkartanlar
zaten serserilik yapanlar. Serserilerle bizim ne işimiz olur. İş güç
sahibi insanlarız. Yerlerimizi evlerimizi yakıp, yıkıyorlar. Asker
sonra geliyor. Bayrak taşıyıp bayrak sallıyorlar. kime karşı
taşıyorsunuz? Hepimiz burada yaşıyoruz. Doğulu isen hemen PKK
damgası vuruyorlar. Ne Azeri ne de başkasını ayırmıyorlar. Doğulu
olman yetiyor. Doğulu olup Azeri kökenliler de saldırıya uğradı,
zarar gördüler. 30 kişiye bakıyorum, ben ne yapıyım şimdi? Dağa mı
çıkayım? Dışarı çıkamıyoruz. Kavga eden başkaları, ama bizim camları
indiriyorlar.
Bayramın İlk günü ben burada evimde oturuyorum. kardeşim bir ara
dışarı çıktı. Koşa koşa geldi “abi” dedi “dışarıda birbirini
öldürüyorlar” Erdoğan diye bir nakliyecinin oğlu. Kavga etmişler.
Çocuğun zaten kafası yerinde değil. Serserinin teki. Geçmiş
kalabalığın üzerine sürüyor arabayı. Babasını dövmüşler, o da
dayanamamış diyorlar. Bizim haberimiz bile yok.
Kimileri Rant peşindeler. 10 yıldır benim ekmek verdiğim elektrik
işimi yapan adam bile baktım akşam camlarımı taşlıyor. “Ayıp değil
mi” dediğimde de “ kusura bakmayın yapmak zorundayım, yoksa bizi de
dövecekler” diyor. Söylüyorum, yanlış yapıyorsunuz diye ama bir
faydası olmadı. Çocuğu öldürülen kadın bile “kardeşim, çocuksa,
benim çocuğum öldürülmüş , size ne oluyor? Siz ne yapıyorsunuz?
Komşumun evine niye saldırıyorsunuz” diyor. Çevre köylerden dolmuşla
adam getiriyorlar. Şu anda ara sokaklar bile tahrip edilmiş
vaziyette. Komutanı arıyorum “işte buradalar saldırıyorlar diyorum”,
diyor “ne yapayım bende engelleyemiyorum. Eskidende ufak tefek
çekememezlikler vardı. ama şimdi başka. İlk gün karanlık basınca
elektrikleri kestiler, saldırıyı başlattılar. saldırı bitiyor,
elektrikler geliyor. Belediyede çalışanlar da kavgaya katıldı yaralı
olanlar bile var. İlk gün bayram günü akşam yürüyüş yaptılar
işyerimi darmadağın ettiler. 10 dan fazla işyerini harap ettiler.
Dün kadınlar mağazaya girdi her şeyi kırıp döktüler. İşyerindeki
mallarımızı alıp götürdüler.
Bu işe belediye de karıştı. Altınovaya gelen miletvekillerini
içeri sokmadılar. Ama her nasılsa dışardan toplanan taşlar geliyor.
Zararımız çok fazla. Trilyonluk alacaklarım var ama Hiç birini
alamıyorum. şu anda bütün hayatım durdu. Bütün işim durdu. Ortam
sakinleşmedi. Bu gece(2 Ekim Perşembe gecesini kastediyor) sabaha
kadar taşladılar yine. bu akşam Molotof kokteyli atıp, iki yeri
yaktılar. Gece saldırıyorlar birbirimizi taşlıyoruz ama karşı taraf,
sonra gidip “komutanım Kürt bayrağı astılar” diyorlar. Yalan
söyleyip tahrik ediyorlar. Tamamen provokasyon işi. Ben burada
dünyanın işini yapıyorum. PKK ile ne bağlantım olabilir. Diyarbakır
Ak Parti milletvekili Abdurrahman beyi aradım “abi, ne olacak
halimiz” dedim. “ilgileneceğim” dedi ama hala perişan
vaziyetteyiz.Şu anda bile güvenlik oldukça yetersiz. Mahvolduk
gitti.
Akşam karakol komutanı söyledi saldıranlar “bu gece şu kadar
PKK’lı geldi” söylentisi yayıyorlarmış. Çocuğum , akşam jandarmaya
“abi görmüyor musunuz niye bir şey yapmıyorsunuz” demiş onu cevapsız
bırakmışlar.milyarlık iş verdiğim benden ekmek yiyen adamlar bile
şimdi bize karşı. İş başka yöne gidiyor diyorlar.Yıllardır
birbirimize kız aldık, kız verdik. çoğu bu işten rahatsız ama bir
grup bunu tahrik ediyor. en büyük kışkırtıcı da başkanın
kendisi.Kendi sokağımıza kimseyi sokmamaya çalışıyoruz. Ama diğer
sokaklar tarumar. bir tek çıkmaz sokağa(oturduğu sokağın ismi)
giremediler. Saldırganlar “çıkmaz sokaktan kimse çıkmayacak”
diyormuş.Yemeğimizi, ekmeğimizi bir komşumuz temin ediyor. Biz
çıkamıyoruz
İsmini vermek istemeyen bir esnaf ; Kürt olduğunu, 40 yıldır
beldede yaşadığını, genel olarak kendilerine Kürt oldukları için
tahammülsüzlük yapıldığını, adeta “doğulu isen ekmek yok”
denildiğini, meydana gelen olaylardan sonra çok tedirgin
olduklarını, aldıkları duyumlara göre Kürt olan esnafa ambargo
konulması çağrılarının yapıldığını, yerel esnafın da bunu fırsat
bildiğini, ölen kişilerden Kürt olmayan birinin hanım tarafından
akraba olmasına rağmen cenazesine korkudan gidemediğini, daha önceki
karakol komutanının ilçede birçok kişiye beldedeki Kürtlerin
hepsinin PKK’ lı olduğunu ve sürülmeleri gerektiğini söylediğini,
evleri ve işyerleri taşlanan esnafın ne PKK ile ne de DTP ile
ilgilerinin olmadığını, olaylarda Küçükköy beldesinden gelen bazı
kişilerin etkili olduğunu, bu kişilerin beldeye girmesine
jandarmanın engel olmadığını, ama arabalarla taş getirildiğini ve
evlerin taşlandığını bu taşların kontrolden nasıl geçtiğini
anlayamadığını söylüyor. “Kavgada bir suçumuz olmamasına rağmen
neden saldırdıklarına bir anlam veremiyorum. Birkaç ay önce yine
burada yerliler arasında buna benzer cinayetin işlendiğini ancak
bundan dolayı kimsenin galeyana gelip öldürenlerin yakınlarının
evlerine saldırmadığını ancak şimdi hiç ilgimiz olmamasına rağmen
sırf öldüren kişi doğulu diye galeyana gelip infiale kapılıp tüm
doğu kökenli vatandaşların hedef yapıldığını anlayamadığını söyleyip
bütün bunları çok yanlış ve anlamsız bulduğunu belirtiyor.
Saldırıdan zarar görmediğini ancak kendisini emniyette de
görmediğini ifade ediyor. “Artık kimse emniyette değil. Birileri bu
olayı kullanıyor. Evime büyük bir bayrak astım. Saldırıya
uğrayanların hepsi öyle yaptı. Bayrak asarak kendimizi korumaya
çalıştık”. Belediye başkanının halkı yatıştırma için çağrılar
yapması halinde olayların önlenebileceğini ancak başkanın bunu
yapmadığını beyan etmiştir.
Evi ve işyeri taşlanan Harun YEĞİN ile yapılan görüşme; Ölüm
olayından haberinin olmadığını, bayramın 1. günü akşam evinin önüne
yaklaşık 400-500 kişinin toplanıp evini taşladığını, ilk gün
jandarma 500 m uzakta olduğu halde ancak bir saat sonra geldiğini,
ikinci gün 15 dk sonra bir panzerin geldiğini pek etkili
davranmadığını göstericilere “Arkadaşlar haydi dağılalım artık
yeter” diyerek gayet kibar hitaplarda bulunulduğunu, hatta evin
altındaki kiracısının dükkanının dahi taşlandığını, ev ve işyerinin
olay yerine 1 km uzaklıkta olduğunu, olaya karışanlar ile herhangi
bir akrabalıklarının olmadığını, kendi ailesinden ve akrabalarından
göz altına alınan kimsenin olmadığını , dışarı çıkamadıklarını ,
alışveriş yapamadıklarını ancak ekmek almaya ufak çocuklarını
gönderebildiklerini onların da rahatsız edildiklerini , evinin
salonunun kırılan camlarını yaptıramadıklarını, tüm doğuluların
işyerlerine saldırıldığı, kendilerinin varlıklı olmalarının
kıskanıldığını, aslında herhangi bir siyasi kişiliklerinin
olmadığını kimseyi tahrik edici bir harekette bulunmadıklarını ancak
Türkiye’de Kürtler ile ilgili bir gerginlik olduğunda tam belli
edilmese bile buradaki halkın da etkilendiğini PKK’ ya olan
kinlerini bütün Kürtlere yönelttiklerini , aslında bu olayların
içinde tüm partilerin parmağının olduğunu, belediye başkanının
kendilerini hiç ziyaret etmediğini , kalabalığı yatıştırıcı herhangi
bir girişimde bulunmadığını , karakol komutanın da aynı şekilde
ziyaret edip destekte bulunmadığını ancak ruhsatlı silahı ile
saldırıları def etmek için birkaç el havaya atış yaptığı için hemen
jandarmanın gelip evini aradığını,genelde yerel halkın özele MHP’
lilerin düğün ve sünnetlerde – secimlerde fırsat bilip sloganlar
attıklarını bozkurt işaretleri yaptıklarını hatta çoğu zaman diğer
partililerin de iştirak ettiğini pazartesi okulların açılacağını
ancak çocuklarının okula göndermeyeceklerini can güvenliklerinin
olmadığını beyan etmiştir. hiç ummadığı en yakın komşusunun evini
taşladığını beyan etmiştir. “Birileri kışkırtıyor. Bir
tahammülsüzlük var. En çok da bu kadar insan içinden hiç mi aklı
başında birileri yoktu ki bu saldırıları durdurmak için kimse hiçbir
çaba sarf etmedi Ne PKK ‘ lılığı kabul ediyorum ne de husumeti.
Bizim bir sorunumuz yoktu diyor. Evimin camları yerle bir, altta
marketim taşlanmış. Camlar kırık perdeler sağa sola savruluyor soğuk
oluyor, yaptıramıyorum. Hiç kimse gelip halimizi sormadı. Ne Başkan
ne kaymakam ne de jandarma. Jandarma hep taşlamadan sonra geldi.
ilkinde bir saat sonra geldiler. Sonrakilerde de 15 dakika sonra
geldiler. “ şeklinde beyanda bulunmuştur.
Harun Yeğinin 19 yaşındaki oğlu Hakan Yeğin : En iyi arkadaşlarım
onlardı. Hep beraberdik. Kimseye ayrım yapmazdım. Önce onlar bizi
taşladı. Küçük çocuklar bile gelip taşladı. Ama lafa geldi mi hep
biz hain gösteriliyoruz. bize bayrak sallıyorlar. Şehit
cenazelerinin kaldırıldığı günler genellikle bize hep tavır
alırlardı. Ama başka bir şey olmazdı sonra tekrar normale dönerdi.
Yani Türkiye de ki terör gerilimi şehit cenazesi burayı da etkiler
“hepiniz aynısınız” derlerdi .Bize imalı bakış ve davranışlarda
bulunurlardı, ama üzerinde durmazdık. Allah’a havale ettik hepsini ,
gitmemizi mi istiyorlar. Nereye gideceğiz. Belki öldürürler ama bir
yere gidemeyiz” şeklinde beyanlarda bulunmuştur.
SİVİL VATANDAŞLARLA YAPILAN GÖRÜŞMELER:
Konuşmak isteyen gönüllü bir vatandaş: İsmini vermek istemeyen
bir vatandaş yanımıza gelip önce kim olduğumuzu soruyor kendimizi
tanıtıyoruz. “olaylar iki kişinin öldüğü kavga ile başladı.
Saldırıya uğradıklarından şikayetçi olanlar kışkırttı bunları.
Kavgaya da karıştılar. Ölen adamlara bir darbe de onlar vurdu.
Kameraya çekildi hepsi. Ben gördüm bunların görüntülerini. Millet
bunun için kızgın. Yani kendileri sebep oldular.” Yanında ki
arkadaşı itiraz edecek gibi oluyor tersleyip susturuyor hemen. Ona
konuşmasını söylüyoruz ama konuşmaktan kaçınıyor.
Belde halkından kahveci Mustafa AKSOY; olayın başlangıçta siyasi
bir yönünün olmadığını, evleri taşlananların da olayla ilgilerinin
olmadığını, sadece doğulu oldukları için saldırıların yapıldığını
beyan etmiştir.
İsmini vermek istemeyen, ancak MHP’li olduğunu söyleyen bir
esnaf; “Kürtlerle etnik bir sorunumuz yok. yıllarca birlikte
yaşadık. Kız alıp kız verdik. Burada mal mülk sahibi oldular. Büyük
işler aldılar. Kimse onları rahatsız etmedi. Ama farklılar
düğünlerini ayrı yapıyorlar. Düğünlerde silah kullanıyorlar. PKK
bayrağı renklerini taşıyor ve silah kullanıyorlar. Tahrik ediyorlar.
Gençleri silah taşıyor. Çocukların kavgalarına tüm kürt kadınları
aynı anda müdahil oluyorlar. Halbuki burada yaşıyorlarsa bizim gibi
yaşamayı bizimle yaşamayı öğrenmeliler. Ya bizim gibi yaşayacaklar
ya da şikayet etmeyecekler. Tahrikten kaçınacaklar. PKK ya destek
çıkmayacaklar. DTP li milletvekili buraya gelmiş bu açıkça
tahriktir. Ne işi var böyle bir günde burada. Olayları başlatan
kavga siyasi değildi. Bu kavgada kimsenin rolü yok. Adli bir vaka.
Ama insanların üzerine araba sürülüyor. zaten eskiden beri bir
rahatsızlık da vardı. PKK bayrakları taşıdılar. Üç beş Kürt zengin
var bunları yönlendirip tahrik eden. Bunlar elini çekerse diğerleri
durulur. burada bütün Kürtlere saldırılmadı sadece DTP ye destek
veren Kürtlere saldırıldı. Bu zenginlerin sermayelerini PKK gönderdi
deniliyor. bizi ilgilendirmez ama düğünlerinde silah atıp PKK
renklerini taşırlarsa bundan başkasını bekleyemezsiniz. Her şeyin
bir sınırı var. Bakın size bir örnek vereyim. Cenazenin kaldırıldığı
gün; millet yürüyüş halinde. Onlar ise yürüyüş yapanların gözü
önünde, daha önce olaylarda kırılan/indirilen arabalarının camlarını
yeniden takmaya çalışıyorlar. Yani siz kırsanız da biz yeniden
takarız havasındalar. Bu tahriktir. Beraber oturuyoruz, Kürtçe
konuşuyorlar konuşsunlar ama yanımızda yanlış anlayacağımız şekilde
konuşmasınlar bu da bir tahrik yani. Halk öyle galeyan haline geldi
ki sırf esmer olduğu için bir JİTEM görevlisini zor kurtardım
ellerinden. Bazen böyle de olabiliyor. Pazartesi okullar açıldığında
çok olayların çıkabilir” demiştir.
SİYASİ PARTİ TEMSİLCİLERİ İLE YAPILAN GÖRÜŞME:
Ziyaret ettiğimiz Demokrat parti ve CHP de yetkili kimse
bulunamadı. DSP belde başkanı bize hiçbir açıklamada
bulunamayacağını gerekli bilgileri kaymakamlıktan ve belediye
başkanlığından almamızı salık vermiştir. DTP’ nin belde teşkilatı
olmadığı öğrenildi. MHP belde başkanı da aynı şekilde belediye
başkanı ile görüşüp görüşmediğimizi sorup, görüştüğümüzü belirtince
de “başkan ne söylediyse bizde aynı şeyleri söylüyoruz.” deyip
görüşmeyi bitirmiştir. AK Parti belde başkanı yapılan görüşmede,
kendi çocuğunun da olaylara karışma nedeni ile gözaltında olduğunu,
bu nedenle detaylı açıklama ve beyanda bulunacak durumda olmadığını
belirtmiştir.
Belediye başkanı Mehmet Ali AKÇAL ; Olayın adli bir olay olduğunu,
Kürt- Türk çatışması gibi yansıtmanın uygun olmadığını, bazı
kışkırtıcıların olayları abarttığını ve kışkırttığını, ölenlerin
çevresinin geniş olmasının da etkisi ile olayların büyümüş
olabileceğini ancak endişe edecek bir durum olmadığını belirtmiştir.
“Öncesinde de gençler arasında ufak tefek tartışmalar belki yaşandı
ama bu anlamda beldemizde herhangi bir ciddi gerginlik yaşanmamıştı.
Olayda Ölenin sülalesi geniş, büyümesinde bununda etkisi var. Ölenin
ailesi aslında sakin. Ancak olay, belki onların dışında büyüyor yada
büyütülüyor. Olay anında taşlama oldu. Gençler biraz fevri
davranıyor. İki can kaybedildi tabii, kolay değil Burası bir belde,
emniyet olmadığı için ilk anda olaylara engel olunamadı. ancak sonra
çevreden destek kuvvetler getirildi. Nufusumuz 10.500 dür. Yazın ise
nüfüs 70.000 e kadar çıkar. Buranın muhakkak ilçe olması gerekiyor.
Doğu kökenli dediğimiz vatandaşlar yeni gelme değil. 30 yıldır
burada yaşayan insanlar. Şimdilik olaylar duruldu. DTP’li
milletvekilinin gelmesiyle Dün biraz hareketlendi ama duruldu,
gerilim geçti. Gençler biraz fevri davranıyor. Dün iki küçük çocuğun
eline patlayıcı falan verilip attırılmış ancak herhangi bir zarar
söz konusu değil.” şeklinde beyanlarda bulunmuştur.
İsmini vermek istemeyen bir güvenlik görevlisi ; “Jandarma olarak
ellerinden geleni yaptıklarını ancak yetersiz personel nedeni ile
yetişemediklerini, aldıkları duyuma göre yerel halktan bazılarının
zengin Kürt işadamlarından borç para aldıklarını, ödeyemedikleri
için yapılan yasal takiplere tepki olarak bu olayı fırsat bilip
dükkanları taşladıklarını” beyan etmiştir.
Ayvalık Kaymakamı ile görüşme; Ayvalık kaymakamı ile
görüşülmüştür. Kendisi 15 gün önce yeni atandığını, Balıkesir
valisinin açıklamasının esas olduğunu beyan etmiş, ve kayıtdışı
olması şartı ile bizimle görüşme yapacağını belirtmiş, bunu kabul
edeceğimizi belirtince görüşme gerçekleşmiştir.
TESPİTLER .
1- Heyetimiz olayların başlamasında etkili olan kavganın iki
ölümle sonuçlanan ciddi sonucuna rağmen, kavga ve sonucunda işlenen
cinayetin hiçbir etnik temelinin olmadığı konusunda tüm kişilerin
hemfikir olduğunu tespit etmiştir.
2- Ana cadde üzerinde 10 civarında işyerinin tahrip edildiği
tarafımızdan görülmüştür. . Ayrıca bazı apartmanlarda dairelerin
camlarını da kırıldığı da görülmekle mahalle aralarına
girilemediğinden diğer hasarlı işyeri ve evler tespit edilememiştir.
Tanıkların beyanlarına göre hasarlı ev ve işyerleri 50 civarıdır.
Taşlanan işyerlerinde büyük maddi zarar olduğu tespit edilmiştir.
3- Belediye başkanı ve kaymakam halkı yatıştırmak için duyuru
yapmamıştır. Bize de ciddi beyanlarda bulunmamışlardır. Doğulu
vatandaşlar büyük bir panik içinde oldukları halde olayları gerekli
ciddiyetle değerlendirmedikleri tespit edilmiştir.
4- Evi taşlananlar dahil doğulu ve yerel halk fark etmeksizin
evlerin çoğunda bayrak asılı olduğu görülmüştür.
5- Raporun tutulduğu 03.10.08 günü çeşitli yerlerde jandarmanın
kontrol noktaları oluşturduğu da tespit edilmiştir.
6- Tespitler için gezildiği esnada motosikletli yerel halktan bazı
gençlerin cadde üzerinde devamlı tur atarak etrafa bakındıkları
tedirgin edici bir durum olarak tespit edilmiştir. Bazı işyerlerine
motosikletli kişilerce Molotof kokteyli atıldığı bildirildiği için
bu durum önemsenmiştir.
7- Güvenlik güçlerinin olaylar esnasında gereken etkili önleyici
tedbiri almadıkları kanaatine varılmıştır. Görsel medyadaki
görüntüler de bunu teyid etmektedir. Resmi makamların olayların
neden böylesine etnik bir çatışmaya dönüştüğü konusunda henüz ciddi
bir teşhisinin olmadığı, ya da bunu rant ve tefecilik gibi basit
nedenlere bağlama meyilli olduğu veya nedenini paylaşmaktan
kaçındığı tespit edilmiştir.
8- Olayların büyümesine ve devam etmesine yol açan önemli miktarda
asılsız söylentinin ortalıkta dolaştığı tespit edilmiştir.
9- Mağdurların can ve mal emniyeti ve gelecek kaygılarının çok güçlü
olduğu bu anlamda tehlikenin potansiyel olarak devam ettiği tespit
edilmiştir.
10- Olayların üzerinden 5 gün geçmesine rağmen iktidar tarafından
herhangi bir yetkilinin bölgeye gitmediği tespit edilmiştir.
SONUÇ VE ÖNERİLER :
Olayların daha fazla büyümemesi ve kronikleşmemesi için güvenlik
güçleri yanında yerel yöneticilerin daha fazla çaba göstermesi
gerekmektedir.
Basına yansıyan Balıkesir Valisi Selahattin Hatipoğlu’nun “Bazı
taşkınlıkları hoş gördük” şeklindeki ifadelerini kabul edilemez
buluyoruz. İçişleri Bakanını Vali Selahattin Hatipoğlu’nu açığa
almaya davet ediyoruz.
Olaylar için taş getiren kamyonetin belediye ile ilişkisi
araştırılıp sonucuna göre gereken yasal işlem yapılmalıdır.
Olaylarda zarar gören kişilerin zararları bir an önce
karşılanmalıdır.
Taşlama ve Molotof kokteyli atma eylemlerinin failleri en kısa
sürede tespit edilip yargı önüne çıkarılmalıdır. Olaylarda güvenlik
güçleri adil bir tutum sergilemelidir.Devam eden gerginliğin yeni
olaylara yol açmaması sağlanmalıdır.
Okulların açılacağı 6.10.08 günü için okullarda gerekli güvenlik
önlemi alınmalı ve okula gitmede can güvenliği endişesi olmamalıdır.
Hiç kimse mensup olduğu ırkından dolayı potansiyel suçlu
muamelesine maruz bırakılamaz. Güneydoğu’da çatışmaların devam edip,
barışın sağlanamamasından dolayı oluşan gerilimin sivil halk
üzerinde son derece olumsuz tesirlerde bulunduğu , Türk Kürt
çatışmasının körüklendiği anlaşılmaktadır. Birçok farklı bölgede de
aynı tehlikenin varolduğu üstü örtülemeyecek bir gerçektir. Mülki
amirler konuyu geçiştirici yaklaşımlarından vazgeçmelidir. Yasama,
ve yürütmenin Kürt sorunu konusunda etnik ayrımcılığı ortadan
kaldırıcı adımları atması gerekmektedir. Şiddet olaylarının biran
önce durması gerekmektedir. Yargı bağımsız duruşunu kim olursa olsun
herkese karşı göstermelidir. Kamu idarecilerinin daha sorumlu
davranarak büyüme sinyali veren olaylarda adil tutum sergilemeleri
gerekmektedir. MAZLUMDER olarak bu konunun takipçisi olacağımızı
ilan ediyor, tüm ilgilileri özenli , halkımızı sağduyulu olmaya
çağırıyoruz.
MAZLUMDER Genel Başkanı
Ömer Faruk GERGERLİOĞLU
MAZLUMDER Bursa Şube Başkanı
Hasan ÜNAL
MAZLUMDER İzmir Şube Yön. Kurulu üyesi
Mehmet GÜN
MAZLUMDER İzmir Şube üyesi
Ethem TATAR