Nijeryalı Mülteci Festus Okey’in Öldürülmesi
Kültürel Çoğulculuk İnisiyatifi
06.09.2007
1982 doğumlu, Nijeryalı bir göçmen olan Festus Okey’in, 20 Ağustos gecesi İstanbul Taksim’de, uyuşturucu madde bulundurma iddiasıyla Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliği yetkilileri tarafından gözaltına alınıp; İlçe Emniyet Müdürlüğü binasında öldürülmesi bir kez daha Türkiye’de değil sokaklarda, devletin resmi kurumlarında da şiddetin, ayrımcılığın, işkencenin hâlâ devam ettiğini gözler önüne serdi. Edinilen bilgilere göre; Adli Tıp Kurumu'nun otopsi tutanağı, Okey’in ateşli silah mermi çekirdeği yaralamasına bağlı kot kırığı ve iç organ delinmesinden yaşamını yitirdiği anlaşılmıştır.
İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi, Temmuz ayında hazırladığı “Beyoğlu’nda işkence var” başlıklı raporda Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü’ndeki uygulamalara dikkat çekmişti. Rapora göre, 2007 başından bu yana 25 kişi Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü ekiplerinden kötü muamele gördü.
Bu olayın yaşandığı günlerde maalesef ülkenin başbakanı, “ülkemde hiçbir işkence olayının olamayacağını, bu konuda “sıfır tolerans” prensibiyle hareket edeceklerini” açıklıyordu. Öte yandan olayın üzerinden iki hafta geçmesine rağmen çiçeği burnunda İçişleri Bakanı, gazetecilerin ıslarlı soruları karşısında “her soruya cevap vermek zorunda olmadığını”, İstanbul Valisi ise İstanbul Emniyet Müdürü’ne takdir belgesi vermekle meşguldü. Cinayetin işlendiği gün emniyet müdürlüğü kameralarının çalışmaması veya çalıştırılmaması ise olayın vahametini daha arttırmaktadır.
İş bulmak, özgür yaşamak, futbolcu olmak her ne olursa olsun çeşitli beklentilerle çok sayıda Afrikalı ve Asyalı ülkemize sığınmaktadır. Festus Okey gibi her göçmen-mülteci hayallerinin peşinden hiç ayrılmayacaklardır. Her insan gibi göçmenlerin de dilleri, tarihleri, şarkıları, dansları, özlemleri, hayattan çeşitli beklentileri var. Ülkedeki etnik grupları bile dışlayan faşizan eğilimlerin göçmenleri özellikle de siyahları hiçte içlerine sindiremedikleri bir kez daha anlaşılmıştır. Zira İstanbul emniyetinin hırsızlıkla, kapkaçla, uyuşturucu satıcıları ve çetelerle mücadele yöntemi bir kez daha gün yüzüne çıkmış oldu.
Daha öncede onlarca sistematik işkence, kötü muamele, keyfi gözaltı haberleri ile gündeme gelen Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü, ülkemiz ve İstanbul gibi çok kültürlü bir kozmopolitik şehrin yüz karası durumuna gelmiştir. Yetkileri azmış gibi bir de “suçlulara ve bölücülere” karşı elimiz kolumuz bağlı diye şikayet eden polisin ne elinin ne de kolunun pek yerinde durmadığı bir kez daha anlaşılmıştır. Herhangi bir suçluyu veya şüpheliyi gördüğü anda avlama mantığından vazgeçilmelidir. Devletin resmi bir kurumunda, devletin resmi memuru-ları tarafından silahından çıkan kurşunlarla ölmüş olması vahim bir olaydır.
Gözaltında vurularak katledilen Festus Okey’in katil zanlılarının ve bu konuda ihmali bulunan tüm ortakların cezalandırılmasını, Polis Vazife ve Selahiyetleri Kanunu'nun uluslar arası insan hakları çerçevesinde düzenlenmesini, sistematik işkencenin özellikle “öteki”ler için bir devlet politikası olmaktan çıkarılmasını talep ediyor, yetkilileri göreve çağırıyoruz.