Duvarı Durdurun:
Filistinli Çevreci Sivil Toplum Örgütleri Ağı* Aparteid
Duvarına Karşı Harekete Geçiyor
Jamaal Jumaa
27 Aralık 2002
Çeviren: Taner Koçak
İsrail’in şu sıralarda Beytüllahim ve Kudüs bölgelerinde, ayrıca Batı Şeria’nın Kuzeydoğusu’nda inşa etmekte olduğu Duvar (aynı zamanda “çit” ya da “güvenlik çiti” olarak da anılmaktadır), dünya çapındaki haberlerin tersine, Yeşil Hat olarak da bilinen 1967 sınırını takip etmeyecek. Aksine, İsrail’in en verimli Filistin topraklarından bir kısmının orta yerinde gerçekleştirdiği bu son tek taraflı saldırı, İsrail’in toprak ilhakının, tarım alanları ve mülkleri tahrip etmesinin ve insan hakları ihlallerinin daha ileri düzeyde bir devamı olacak.
“Duvar 1967 sınırını takip etmeyecek”
Aparteid Duvarı’nın etrafında süregiden inşaat ve yıkım faaliyeti önümüzdeki aylarda tüm gücüyle devam edecek ve Duvar büyük olasılıkla bir yıldan daha kısa bir sürede tamamlanmış olacak. Duvarın tamamlanması durumunda ortaya çıkması beklenen şeyler dehşet verici. Olabilecek olan şeyler şunları içeriyor: Batı Şeria’nın yüzde 10’una el koyulması ve ilhak edilmesi, yüz binlerce ağacın kökünden sökülmesini de içeren yüz binlerce dönüm tarım arazisinin tahribi, evlerin yıkılmasına, binlerce aileyi topraksız, işsiz, aç ve umutsuz bırakacak kapatma ve abluka politikalarının trajik bir şekilde “ilerlemesi”. Kontrol noktaları, çevre yolları ve yerleşim bölgeleri ile kuşatılmış olan şehir ve kasabaların görüntülerine, artık bir de hendekler, elektrikli teller, sensörler, kameralar ve silahlandırılmış nöbetçi kuleleri ile sekiz metre yüksekliğindeki beton duvar eşlik ediyor olacak.
Aparteid Duvarı Kampanyası fikri 2 Ekim 2002’de, Filistinli Çevreci Sivil Toplum Örgütleri Ağı’nın (PENGON) Genel Kurul toplantısında doğdu. Bu toplantıda, PENGON’un üyesi olan organizasyonların desteği ile, PENGON’un Duvarı öncelikli mücadele konusu olarak belirlemesinin gerekliliğine karar verildi. Duvar ile ilgili başarılı çalışmaların, hem yerel çabalar düzeyinde hem de uluslararası alanda kampanyanın desteklenmesine dönük olarak ortaklaşa ve yaygın bir biçimde yürütülmesi zorunluluğu açıkça belirtildi.
PENGON 21 üye örgütü – çoğunluğu Batı Şeria ve Gazze’deki çevreci örgütler – kapsıyor. Bu örgütler, toprağı koruma ve geliştirme, su, tarım, kirlilik, sağlık, sürdürülebilir kalkınma, biyolojik çeşitlilik ve kültür mirası gibi birçok farklı çevre sorunsalı ile uğraşıyorlar. PENGON, işgal’in yarattığı çevre sorunları ve işgal edilmiş topraklarda gündelik hayata ve toprağa dönük artan (askeri, yerleşim politikalarıyla ilgili ve endüstriyel) İsrail saldırıları ile başa çıkmak üzere STÖ’ler arasında, eşgüdümlü ve etkili mücadeleyi sağlamak amacıyla son İntifada’nın başlangıcında gerçekleşen bir çağrı ile doğmuştu.
Kampanya amaçlarını iki katmanlı olarak tanımlıyor: Bir tarafta, Duvar’a ve bunun çevre ve insan haklarına dönük hemen gerçekleşecek ve olası sonuçlarına karşı çalışmak ve seferber olmak; diğer tarafta ise, işgalin kontrol noktaları, kapatmalar, abluka, yerleşim bölgeleri ve Duvar ile belirginleşen ve gittikçe büyüyen boğucu hakimiyetine ışık tutmak. En geniş bağlamı, Kampanyanın ardındaki başlıca motivasyon oluşturuyor. Kampanya, yerel ihtiyaçlar ve çalışmalar ile bilgi toplama ve uluslararası destek sağlama arasında bağ kurmaya çalışıyor. Aparteid Duvarı Kampanyası bağlamında, diğer çalışmaların yanı sıra, Batı Şeria‘nın kuzeyinde Duvar’dan etkilenmiş bölgelere ziyaretler düzenliyor.
Yerel meclisler, çiftçi birlikleri ve diğer taban örgütleri de Kampanya’ya resmen dahil olmuş durumdalar. Ayrıca, Tulkarem ve Kalkilya bölgelerinde, Kampanya için birinci ve ikinci Acil Durum Merkezleri halihazırda kurulmuş bulunuyor. Bu merkezlerde, Duvar ile bağlantılı olarak bilgi toplanması, cemaatler içinde, ayrıca yerel ve uluslararası dayanışma grupları ile toplantılar düzenlenmesi, toplumsal seferberlik için eşgüdüm sağlanması ve kamusal ve resmi hizmetler gibi faaliyetler gerçekleşecek. Üçüncü Acil Durum Merkezi bugünlerde Cenin’de kuruluyor. Şimdiye dek Kampanya tamamen gönüllü çabalarla yürüdü.
Şu sıralarda, Aparteid Duvarı’nın bu bölgede yaklaşık 115 kilometreye ulaşacak inşaatının ilk etabı Batı Şeria’nın kuzeyinde devam ediyor. 15 köy, Duvar ile Yeşil Hat arasında sıkışıp kalacak: En az 15 köyün yerleşim bölgeleri Aparteid Duvarı’nın doğusunda kalırken, bu köylere ait toprakların önemli bir bölümü diğer tarafta kalacak. Tüm bölgenin kent merkezi olan Kalkilya şehri Aparteid Duvarı tarafından tamamen kuşatılmış olacak. Ayrıca, yılda toplam 4 milyon metreküp akışı olan, yaklaşık 30 yer altı su kaynağı, Duvar yoluyla bu kaynaklara bağımlı durumdaki köylerden koparılacak. Bu durum, İsrail’in Filistin su kaynakları üzerinde daha fazla denetim kurması anlamına gelecek. Örneğin Falamya, ana su kaynağını kaybetmek üzere.
Uluslararası medyada, “iki tarafı” ayırmak üzere yerleştirilmiş bir çitten bahsedilmesini – hem güçlü fiziksel yapısı hem de (yüz binlerce değilse de) on binlerce insanın hayatı üzerindeki etkileri açısından – Duvarın kendisinin gerçek sonuçları yerine; sinik ve gerçek durumu temsil etmekten uzak terimlerin kullanılması olarak görmek gerekiyor. Herkese, Güney Afrikalıların dilinde ayırmak manasına gelen “Aparteid” terimini hatırlatması gereken ayırma retoriği, iki halk arasındaki gerçek bir coğrafi veya tarihsel fiziki bir bölünmeyi temsil etmez. Terim daha çok, İsrail’in sürdürdüğü, Filistinlilerin ulusal ve ekonomik bağımsızlıklarını hiçe sayan, zora dayalı, tek taraflı ayırma ve yerinden etme kampanyasına gönderme yapar. Duvar, Batı Şeria’nın İsrail askeri kontrol noktaları ve yerleşim bölgeleri ile çevrili küçük ve bağlantısız açık hava hapishanelerine daha çok benzeyen; yüzlerce küçük, kendi kendine ayakta duramayacak ve bağımlı parçaya ayrılması yoluyla “bantustanizasyon”un** daha da ileriye götürülmesidir.
Kampanya ile bağlantı kurmak ve 1 numaralı Rapor da dahil Aparteid Duvarı hakkında daha fazla bilgi almak için, lütfen www.pengon.org sitesini ziyaret edin; veya outreach@pengon.org adresindeki Campaign/PENGON’a yazın.
Kaynak: Palestine Chronicle
Notlar:
* (The Palestinian Environmental NGOs Network)
** Apartheid rejimi döneminde Güney Afrika’da siyah nüfusun kapatıldığı, etrafı çevrili sözde özerk yerleşim bölgelerine “bantustan” ismi veriliyordu.