Libya ve insancıl emperyalizmin geri dönüşü
Jean Bricmont
18 Mart 2011
Çeviren: Emine Kunter
Bütün ekip gene ortalıkta: Avrupa solunun partileri (Avrupalı
“ılımlı” komünist parti grubu), şu anda Daniel Cohn-Bendit ile
birlik olan, yaşamı boyunca beğenmediği tek bir ABD-NATO savaşı
görmemiş olan “Yeşil” Jose Bose, birkaç Troçkist grup ve tabii
Bernard-Henry Levy ve Bernard Kouchner… Tümü Libya’ya “insancıl
müdahale”de bulunulmasını istiyor veya tutumları çok daha makul
olan Güney Amerika solunu “Libyalı zorba”sının “yardımcı
ahmakları” olmakla suçluyor.
On iki yıl sonra Kosova tekrarlanıyor. Yüz binlerce ölü
Iraklı; NATO, Afganistan’da çıkışı olmayan bir durumda; ve
bunlardan hiçbir ders almamışlar! Kosova savaşı var olmayan bir
soykırımı durdurmak, Afganistan savaşı kadınları korumak
(şimdiki durumlarına gidip de bir bakın) ve Irak savaşı da
Kürtleri korumak için yapılmıştı. Bütün savaşların gerekçesinin
her zaman insancıl bir bahane olduğunu ne zaman anlayacaklar?
Hitler bile Çekoslovakya ve Polonya’ya “azınlıkları korumak
için” girmişti.
Öte yandan, Robert Gates gelecekte, ABD Cumhurbaşkanı’na
Asya ve Afrika’ya asker göndermesini öneren bir savunma
bakanının hemen bir “kafa doktoruna muayene olması” gerektiğini
öneriyor. Amiral McMullen aynı şekilde, dikkatli olmayı salık
veriyor. Savaş yanlısı grup, insancıl savaşçılarla beraber
Yeşiller, feministler ve tövbekar komünistler dahil neo-con ve
liberaller koalisyonu iken, barış hareketinin merkezinin
Pentagon ve Dışişleri Bakanlığında olması günümüzün en büyük
paradoksu.
Bugünlerde herkes küresel ısınma nedeniyle tüketimini
kısıtlamak zorunda ama emperyalizm sürdürülebilir kalkınmanın
bir parçası olmuş ve NATO savaşları de geri dönüşümlü.
Tabii ABD’nin savaşa başlama veya başlamama nedenleri savaş
yanlısı solcuların öne sürdüğü tavsiyelerden bağımsız. Verilen
kararda petrolün de önemli bir rolü olacağa benzemiyor çünkü
Libya petrolünü satmak zorunda ve Libya’nın gücü petrol
fiyatlarını önemli bir ölçüde etkileyecek miktarda değil. Tabii
Libya’da karışıklık hakkında çıkan spekülasyonlar fiyatları
biraz etkiliyor ama bu başka bir konu. Siyonistler Libya
konusunda belki ikili düşünüyor: Kaddafi’den nefret ediyorlar
ve en utanç verici bir şekilde devrilmesini isterler ama onun
muhaliflerini de beğeneceklerinden emin değiller (ve bildiğimiz
kadarıyla beğenmeyecekler).
Savaş yanlılarının savundukları ana düşünce, eğer sonuç
kolay ve kısa sürede alınırsa, Irak ve Afganistan yüzünden
imajı sönükleşen NATO ve insancıl müdahaleyi eski konumuna
döndürmek. Yeni bir Grenada veya hiç olmazsa, yeni bir Kosova
tam da gereken bir şey. Müdahale için bir başka neden
isyancıları daha iyi denetlemek için, onlar zafere doğru
giderken onları “korumak.” Ama pek olası değil: Afganistan’da
Karzai, Kosova’da ulusçular, Irak’ta Şiiler ve tabii İsrail
gerekince Amerikan yardımını kabul etmeye ve ondan sonra kendi
işlerini istedikleri gibi sürdürmeye razılar. Ve “kurtuluştan”
sonra Libya’nın tam bir askeri işgalinin sürdürülemez olması
ABD açısından müdahaleyi çekici olmaktan çıkarıyor.
Öte yandan, işler kötüye giderse, bu muhtemelen Amerikan
imparatorluğunun çöküşünün başlangıcı olacaktır. Bu nedenle
başta olan ve işi Le Monde’da makale yazmak ya da ekranda
diktatörlere saldırmaktan ibaret olmayan sorumlular
uyarmaktadır.
Sıradan yurttaşların Libya’da olan bitenleri tam anlamıyla
bilmesi çok zor çünkü batı medyası Irak, Afganistan, Lübnan ve
Filistin’de saygınlığını tümden yitirdi ve alternatif medya da
her zaman güvenilir değil. Bu, tabii, savaş yanlısı solun
Kaddafi hakkında yayınlanan en kötü haberlere, 12 yıl önce
Miloseviç’te olduğu gibi, doğru diye inanmalarını
engellemiyor.
Yugoslavya’da Kosova davasında Uluslararası Ceza
Mahkemesi’nde olduğu gibi, şimdi de Uluslararası Mahkeme’nin
olumsuz etkisi açıkça görünüyor. Tunus ve Mısır’da fazla kan
dökülmemesinin nedenlerinden biri, Bin Ali ve Mübarek için bir
çıkış yolu olmasıydı. Ama “uluslararası adalet” Kaddafi ve
belki de yakınları için böyle bir çıkış yolunu kapatmak istiyor
ve bu nedenle sonuna kadar savaşmaya kışkırtıyor.
Avrupa solunun dediği gibi eğer “başka bir dünya mümkün”
ise, o zaman bir başka batı da mümkün olmalı ve Avrupa solu bu
yolda çalışmaya başlamalı. Bolivar Birliği’nin son zamanlarda
yapılan toplantısı örnek alınabilir: Latin Amerika solu barış
istiyor ve Amerikan müdahalesine karşı çıkıyor çünkü
Amerika’nın kendilerine göz diktiğini ve kendi sosyal
değişimlerinin her şeyden önce barış ve bağımsızlık
gerektirdiğini biliyorlar. Bu nedenle, hükümet ve isyancılar
arasında görüşmeleri başlatmak için mümkünse Jimmy Carter (hiç
de Kaddafi kuklası değil) önderliğinde bir uluslararası delege
gönderilmesini öneriyorlar. İspanya ilgilendi ama Sarkozy tabii
hemen reddetti. Bu öneri hayali gelebilir ama eğer Birleşmiş
Milletler tüm gücüyle destek olsaydı öyle olmayabilirdi ama
Amerika ve Batı’nın etkisiyle bu artık imkânsız. Ama şimdi veya
yakın gelecekte Rusya, Çin, Latin Amerika ve bazı başkaları
dahil müdahale dışı bir koalisyon beraberce çalışıp Batı
müdahaleciliğine karşı inanılır alternatifler yaratabilir.
Latin Amerika solundan farklı olarak, zavallı Avrupa solu
politika nasıl yapılır duyusunu tamamıyla yitirmiş. Sorunlara
çözüm için somut öneriler ileri süremiyor, sadece diktatörler
ve insan haklarının çiğnenmesine karşı tantanalı bir ahlaki
tutum alıyor.
Sağı birkaç yıl geriden izleyen sosyal demokratik solun
kendine özgü düşünceleri yok. “Radikal” sol sık sık Batı
hükümetlerini birçok yönden suçluyor ama aynı hükümetlerin
dünyanın her köşesinde demokrasiyi korumak için müdahale
etmesini istiyor. Bu politik düşünme yetersizliği onları yalan
haber yayma kampanyasına karşı savunmasız bırakıyor ve NATO-ABD
savaşlarının pasif şakşakçıları yapıyor.
Bu solun tutarlı, kolayca anlaşılır bir programı yok ve bir
tanrı onları iktidara getirse, ne yapacaklarını bilemeyecek. Bu
soldakiler Chavez ve Venezüella Devrimini “desteklemek” yerine
–ki bu bazılarının sıkça tekrarlamaya bayıldığı gibi, anlamsız
bir iş- alçakgönüllülükle onlardan öğrenmeli ve öncelikle
politikanın nasıl yapıldığını yeniden öğrenmeli.
Notlar: Sendika.org
web sitesinden alınmıştır.
Jean Bricmont, Belçika’da fizik öğretiyor ve Brüksel
Mahkemesinde bir üye. Kitabı “Humanitarian
Imperialism” Monthly Review Press tarafından yayınlandı.
Bricmont@uclouvain.be adresinden iletişim kurulabilir.