Avrupa kemer sıkma karşıtı protesto dalgasıyla sarsıldı
Ian Traynor ve Elena Moya
29 Eylül 2010
Çeviren: Onur Günay
Yürüyüşler Brüksel’in merkezini felç etmiş durumda ve
İspanya 8 yıldır ilk defa genel grev görüyor.
Bugün on binlerce protestocu Avrupa’nın sokaklarını işgal
ederken, Avrupa’daki kamu harcamalarını ve servislerini vuran
kemer sıkma politikalarına karşı gerçekleştirilen grevler genel
bir karmaşaya neden oldu.
Portekiz, İrlanda, Slovenya ve Litvanya’yı da kapsayan bir
düzineden fazla ülkede eşgüdümlü eylemler olsa da en büyük
gösteriler İspanya, Belçika ve Yunanistan’daydı.
En büyük protestolardan birisi Brüksel’de bir parkta
gerçekleşti. Avrupa’nın başkentindeki gösteriler İspanya
hükümetinin harcama kesintilerine, emek piyasası ile emeklilik
maaşları konusundaki reformlarına karşı çıkan İspanya’nın son 8
yıl içindeki ilk genel grevi ile güçlendirildi. Portekiz’de,
sendikalar Lizbon’daki yürüyüşe 50,000, Porto’dakine de 20,000
kişinin katıldığını söylediler.
Olayları planlayan Avrupa Sendikalar Konfederasyonu genel
sekreteri Johns Monks bugünün “Avrupa için tarihi bir gün”
olduğunu söyledi. “Bu kavganın başlangıcı, sonu değil. Kemer
sıkma politikaları karşıtı olan, iş ve büyüme isteyen sesimizin
duyulması bugün en önemli talebimiz. Finansal piyasalarda
gerçekleşen pervasız spekülasyonun bedelini işçilerin ödeme
tehlikesi var. Bu borçları tekrardan takvimlendirmeniz gerekir.
Böylece bu borçların önümüzdeki birkaç yıl boyunca olağanüstü
bir yük olmamalarını ve Avrupa’yı ekonomik duraklama ve düşüşün
içine çekmemelerini sağlayabiliriz.”
Brüksel’de Avrupa’nın dört bir yanından gelen yürüyüşçüler
şehrin belli bölümlerinde yaşamı durdurarak sendika bayraklarını
dalgalandırdılar ve “Kemer Sıkma Politikalarına Hayır”, “İş ve
Büyümeye Öncelik” pankartları taşıdılar. Protesto, Avrupa’nın
ölümü için yas tutan bir cenaze kortejinin başı gibi hareket
eden siyah elbiseler ve maskeler içinde, şemsiyeler ve evrak
çantaları taşıyarak finansal spekülatörleri temsil eden bir
grubun liderliğinde gerçekleştirildi.
Protestolar gerçekleşirken Portekiz’deki merkez-sol kabine
kamu harcamasını budamaya çalışan olağanüstü bir oturum çağrısı
yaptı. Hükümet kamuoyunun dikkatini üstüne çeken bir borç ve
bütçe açığı krizi ile de uğraşıyor.
Paris’te her ne kadar bütün işaretler Sarkozy’nin kamuoyu
anketlerinde zaten düşük olan destek derecelerini önemli bütçe
kesintileriyle daha da düşürme riskini almayacağını gösterse de
Başkan Nicolas Sarkozy hükümeti de benzer önlemlerle mücadele
etmeye çalışıyor.
Tahvil piyasaları görece olarak sakindi. Portekiz’de bu
haftanın başlarında gerçekleşen büyük bir satıştan sonra bonolar
yükseldi. İngiliz 10 yıllık bono kârı çok daha düşük olan % 2.92
seviyelerinde. 10 milyon dolarlık Portekiz bonolarını potansiyel
bir ödenmeme riskine karşı sigortalamanın maliyeti Çarşamba günü
bütün zamanların en yüksek değeri olan 465,000 dolara ulaştı,
ancak 445,000 dolardan kapattı.
İrlanda 10 yıllık bonosunun kazancı değişmeden % 6.7’de kaldı
ancak yatırımcılar İrlanda hükümetinin yarın bankacılık
sistemine 5 milyar Euroluk bir giriş yapılacağını açıklayacağı
yönündeki spekülasyona karşı güvencesiz kalmış durumda.
Ancak piyasadaki tüccarlar sükunetin sadece Avrupa Merkez
Bankası’nın kriz içinde olan Avrupa ülkelerinden bono satın
almasından kaynaklandığını söylüyorlar. Ancak bonolar
aracılığıyla kanuni yetkisi olmadan kendi fikrine göre zorla
düzen sağlamaya uğraşanlar, ya da aktif kredi yatırımcıları
halen daha çok sorunun ortaya çıkmasını bekliyorlar.
“Çok endişeliyiz, halen birçok şeyin yapılması gerekiyor,”
Londra Capital’in, bir fon yöneticisi firmanın, şef yatırım
yetkilisi Ashok Shah böyle diyor. “Bu ülkelerin halen kendi
bütçe açıklarını azaltmaları ve piyasayı beş yıllık bütçe açığı
planlarının işe yarayacağına ikna etmeleri gerekiyor.”
Yatırımcılar, İspanya, Yunanistan, İrlanda ve Portekiz’in
içlerinde bulundukları sosyal karışıklıktan ötürü bütçe
açıklarını azaltacağı konusunda verdikleri sözleri
tutabilecekleri konusunda kuşkulu. Brüksel’deki protestocuların
içinde Ruhr’dan çelik işçileri, Wallonia’dan ofis işçileri,
Lille’den kamu hizmetlileri vardı. Herkes işten çıkarmalar,
ötelenen emeklilik yaşları, azaltılan emeklilik maaşları ve
yaşadıkları çeşitli ülkelerdeki okul, hastane ve sosyal yardım
kısıntılarına karşı gösteriler yapıyordu.
“Neden işçiler krizin bütün maliyetini yüklenmek zorunda?”
diye soruyor Kazimierz Grajczarek, Salı günü Brüksel’e gelen 57
yaşında Polonya’daki Bielsko-Biala’dan bir madenci. “Bütün
paraları bankalara veriyorlar ve biz bütün maliyeti taşımak
zorunda kalıyoruz.”
Paris’teki CFDT (Fransa Demokratik Emek Konfederasyonu)
sendikasından Mariano Fondes “Biz istihdam ve büyüme
politikaları, araştırmaya yatırım, altyapı, ulaşım ve bir Avrupa
endüstri politikası istiyoruz.”
Her ne kadar polis sendikaların iddia ettiğinin yarısına
yakın 56,000 kişi geldiğini söylese ve şehir merkezindeki
“anarşistlerle” itişip kakışmalar sırasında da birkaç yüz
tutuklama olduğunu rapor etseler de sendikalar Brüksel’de
100,000 göstericinin toplandığını söylediler.
Protestocular Barselona’da polisle çatıştılar ve bir polis
aracını yaktılar. İspanya’nın genel grevi sendikaların
göstermelik müttefikleri sosyalist başbakan José Luis
Zapatero’yu zorladıkları ilk zamandı.
Grev Hazirandaki zayıf kamu sektörü yürüyüşüne göre
işçilerden çok daha fazla destek kazandı. Ancak grevin etkisi
sınırlıydı, zira İspanyollar, işsizlik oranı yüzde 20’yi aşsa
da, devasa bir bütçe açığını kapatmak için kendilerini kemer
sıkma politikalarına emanet etmiş durumdalar.
Avrupa komisyonu başkanı, José Manuel Barroso, gazetecilere
Avrupa Birliğinin kemer sıkma politikalarının “toplumsal
zincirleme etkisinin” farkında olduğunu söyledi ancak hükümetler
alınan önlemleri krizden çıkmanın tek yolu olduğunu iddia
ettiler. Avrupa genelinde borsalar marjinal boyutlarda düşük
seviyelerde kapattılar.