Bu Nasıl Bir Kentsel Dönüşüm
Hacer Foggo
09.01.2007
Bilindiği gibi, kentsel yenileme, kentlerin yeni bir anlayışla
ele alınıp fiziksel çevre kalitesini yükseltmeyi amaçlar ve
bu yenileme çalışmaları yerel halkı mağdur etmeden, örneğin
"zorunlu göçe" tabi tutmadan, tarihinden, kültüründen uzaklaştırmadan
gerçekleştirilmelidir. Sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşamak,
her insanın hakkıdır.
Son dönem, BGST’nin çalışma alanlarından müziğe ve dansa
yönelik yürüttüğümüz alan araştırmalarında, Çingene müziği ve
dansına dair derlemeler için girdiğimiz İstanbul’un Roman mahallelerinde
karşılaştığımız “kentsel dönüşüm” uygulamalarının ya da planlarının,
mahalle sakinlerini çok zor durumlarda bırakır nitelikte olduğunu
gördük. Konunun, medyaya yansıyan yönünün ise son derece yetersiz
olduğu bir gerçek.
Roman mahallelerindeki müzikal alan araştırmaları esnasında
tanıştığımız UYD (Ulaşılabilir Yaşam Derneği) ‘den Hacer Foggo,
konuya ilişkin bir yazı kaleme almış durumda. Foggo, “bu mahallelerde
uygulanan kentsel dönüşüm projelerinde, projenin uygulanacağı
bölgedeki sakinler, ne projenin hazırlık aşamasında ne de karar
aşamasında hiçbir şekilde fikir beyan edememiş durumdalar” diyor
ve bunun böyle olmaması ve katılımcı, demokratik bir kentsel
dönüşüm planlamasının işletilmesi yönünde mücadele ediyor.
ROMANLAR ZORUNLU GÖÇ YOLUNDA
2005 yılının Haziran ayında TBMM Genel Kurulu'nda, “Yıpranan
Kent Dokularının Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması
Hakkındaki Kanun Tasarısı” nın yasalaşmasıyla birlikte bu yasanın
uygulandığı mahalledeki yerel halka fikirleri sorulmadan evleri
yıkılmaya başlamıştır. Özellikle Roman mahallerini hedef alan
Kentsel Dönüşüm Projeleri“kentin çöküntü alanlarının” düzenlenmesi
amacıyla bu çöküntüyü oluşturan insan gruplarının da kent merkezi
ve/veya merkezine yakın semtlerindeki kentsel görünüm ve dokuyu
bozan insanların uzaklaştırılmasını zorunlu kılıyor. Yıkımın
gerçekleştirileceği alanlarda genellikle TOKİ (Başbakanlık Toplu
Konut İdaresi) ile birlikte büyük bir spor kompleksi, park ya
da "surlara uygun" Osmanlı konakları kurulması isteniyor. Belediye
proje kapsamında bu bölgelerde ev sahibi olmak isteyen ve zaten
gelir seviyesi oldukça düşük olan Romanları ise 10-15 yıl boyunca
borçlandırarak yeniden ev sahibi yapma şartı koyuyor.
Roman mahalleri yıkılıp Romanlar “zorunlu göçe” tabi tutulurken
kentsel dönüşüm projesi gelir seviyesi yüksek kişilere yeni
evler, spor kompleksleri hazırlıyor; spor kompleksi derdine
binlerce Romanı da kendi kültürlerini, tarihlerini, komşularını
bırakarak yerinden ediyor sokakta bırakıyor. Oysa kentsel yenileme,
kentlerin yeniden, yeni bir anlayışla ele alınıp fiziksel çevre
kalitesini yükseltirken yerel halkı da "zorunlu göçe" tabi tutmadan,
yerinden etmeden, tarihinden, kültüründen uzaklaştırmadan sağlıklı
ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı vermek zorundadır.
Türkiye'de uygulanan kentsel dönüşüm projelerinde, projenin
uygulanacağı bölgedeki sakinler, ne projenin hazırlık aşamasında
ne de karar aşamasında hiçbir şekilde fikir beyan edememiştir.
Bakanlar Kurulu yasayı onaylamış belediyeler ise yıkım kararını
vererek kendi projelerini uygulamaya sokmuştur. Projede yer
alması gereken kişiler; yerel sakinler, şehir plancılar, mimarlar,
ekonomistler, sosyologlar, sivil toplum örgütleri, ekologlar
ve hukukçulardan oluşan bir komite hiçbir zaman oluşturulmamıştır.
Kentsel dönüşüm ve yenileme projelerinin gerçekleştirilmesi,
uzmanından idareye, özel şahıslardan o yerin halkına dek uzanan
bir katılım grubu ile gerçekleştirilmelidir. TMMOB Mimarlar
Odası İstanbul Büyükkent Şubesi de, Nisan 2006 tarihinde yaptığı
basın açıklamasında, Kentsel Dönüşüm Projelerinin kent ve insan
odaklı olmadığını belirterek şu sözlere yer verdi: “İstanbul’un
pazarlanması ve küresel şirketlere rant alanı sunulması” anlayışı
temelinde gündeme getirildiklerini biliyoruz. İster uygulansın,
ister uygulanmasın, bu şov projeleri ve bunların tetikleyeceği
diğer “plansız projeler” İstanbul’un tarihsel, doğal değerlerine
zarar verecek ve gereksinimi olan sağlıklı gelişiminin önünde
engel teşkil edecektir. Öncelikle yapılması gereken, söz konusu
bu projelerin, kentin gelişimini belirleyecek bir plana dayanmadan
hazırlanmaları nedeni ile hiçbir ön incelemeye tabi tutulmadan
reddedilmeleridir. Bu projeler bu nitelikleriyle her şeyden
önce “hukuk dışı”dır"
1000 yıllık Sulukule Romanları göçle dönüştürülecek
Roman mahalleleri olarak belleklerimizde yer edinen Sulukule,
Hacıhüsrev, Küçükbakkalköy, Kağıthene Yahya Kemal Mahallesi,
Kuştepe, Ankara Çinçin Mahallesi, Bursa Kamberler gibi semt
ve mahallerde yaşayan Romanlara sorulmadan belediye başka bir
semte taşıma kararı aldı.
13 Temmuz 2006 tarihinde TOKİ-İstanbul Anakent ve Fatih Belediyeleri
arasında "Kentsel Yenileme" projesi altında Sulukule'deki evlerin
yıkımı, imzalanan protokolle gerçekleşmeye bir adım daha yaklaşmıştır.
İmzalanan protokolün hemen ardından Neslişah ve Hatice Sultan
(tarihi Sulukule) mahallelerinde yaşayan 3500 Roman adına Sulukule
Roman Kültürünü Yaşatma ve Dayanışma Derneği yaptıkları açıklamada
şu sözlere yer vermişlerdir: "Bu karar Sulukule’nin yıkımı ile
birlikte Romanlar için mahalleden “sürgün” anlamına gelmektedir.
Biz Neslişah ve Hatice Sultan mahallelerinde yaşayan 3500 Roman
tarihi mahallemizin yıkılmasına kesinlikle karşı olduğumuzu
bir kere daha kamuoyuna duyurmak istiyoruz. Belediyenin önümüze
koyduğu tüm seçeneklerin sonu tarihin ve semtlerimizin yıkımına
çıkıyor. Sonuçta burada yaşayan tüm 3500 Roman, yıkıma karşı.
Tarihi Sulukule’de hiçbir yerin yıkılmasını istemiyoruz. Eğer
belediye burayı gerçekten tarihi bir mekân olarak korumak istiyorsa,
evlerimizin bakım, onarım ve tamiri için bize maddi imkan ile
birlikte, mühendislik ve mimari destek sağlasın. Biz de evlerimizi
güzelleştirmek, sağlamlaştırmak istiyoruz. Ayrıca tarihi Sulukule'nin
canlandırılmasını böylece semtimizi İstanbul'un kültür ve eğlence
hayatına katkıda bulunmasını; böylelikle de genç-yaşlı- kadın-erkek
herkes için iş imkanlarının doğmasını arzu ediyoruz"
Kağıthane de dönüşüm projesi Romanları sokakta bıraktı
İstanbul İli Kağıthane ilçesine bağlı Yahya Kemal Mahallesi'de
"Kentsel Dönüşüm" programından payını, Kağıthane Belediyesi'nin
, Romanların yaşadıkları tek katlı, tapulu evlerin yıkarak
ve bu ailelere yıkım bedeli olarak 2000 ila 8000 YTL. vererek
Romanları mahallelerinden uzaklaştırma kararı ile almıştır.
Romanlar Yahya Kemal Mahallesi'ne 70-80 yıl önce Bursa, Kırklareli,
Tekirdağ illerinden gelip yerleşmişler. Bölgede hurdacılıkla
geçinen Romanların Kağıthane'nin tüm atık dönüşümünde büyük
bir katkısı var. Kağıthaneli Romanlar belediye projesini ,
“Biz burada mutluyuz, kin tutmaz , birbirimizi üzmeyiz, aslında
çok kavga ederiz, ama kavgamız kırgınlığımız birkaç saat içinde
geldiği gibi gider, hepimiz birbirimizi biliriz. Ben burada
doğdum, komşularımla çocukluğumuz hep bir geçti. Şimdi evimde
çocuklarım, torunlarım hep beraber kalıyoruz, askerimiz, düğünümüz,
üzüntümüz hep bir. Şimdi bizim evlerimizi yıkmak istiyorlar,
tamam anlıyoruz spor tesisi yapacaklarmış; ama bizi sokakta
bırakıyorlar” sözleriyle değerlendirmişlerdir.
Kağıthane Belediyesi ile yaptığımız görüşmede, “Romanları
sefaletten kurtarıyoruz!” açıklamasına, yıkımlardan sonra, Kentsel
dönüşümün enkazında sokakta kalan Romanlar zaten en güzel yanıtı
vermiştir.
Romanlar enkazda elektriksiz susuz yaşıyorlar
Küçükbakkalköy’de yaşayan Romanların evleri 19 Temmuz'da
eşyalarını bile almaya vakit bırakılmadan yıkıldı. Şimdi oradaki
enkazda yaşıyorlar, suları, elektrikleri yok. Bebekler, çocuklar
yıkım sırasında polisin sıktığı biber gazının etkisinde. Bir
genç kızın düğün için hazırladı çeyiz toprak altında şimdi.
Onlar yıkılan evlerinin üstündeki enkazda yaşıyorlar. Çocuklar,
yaşlılar hasta acil doktora ihtiyaçları var yiyeceğe suya ihtiyaçları
var. Mahalledeki bir çeşmeyi enkaz kalıntıları ile saklamışlar
ama belediye görevlileri geçen hafta gelip o suyu da kesmişler.
Tuvaletleri yok banyo yapacakları hiçbir yer yok.
Yerinden etmeden sosyal destek projeleri yapılmalı
Romanlara yönelik yasal düzenleme ve uygulamalar, hem Türkiye’nin
Anayasasına hem de Türkiye'nin altında imzası bulunduğu, Uluslararası
İnsan hakları Sözleşmelerinin, başta İnsan Hakları Evrensel
Beyannamesi, AİHS, BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin
Sözleşme , Avrupa Sosyal Şartı'na Kişisel ve siyasal Haklara
İlişkin Sözleşme gibi çok sayıda düzenlemeye de aykırıdır. Türkiye'nin
Avrupa Konseyi üyesi ve AB adayı olduğu da göz önüne alındığında
Romanlarla ilgili olarak, barınma, ayrımcıkla mücadele, çocukların
eğitimi, ekonomik iş ve güçlerinin iyileştirilmesi gibi konularda
Romanların hukuksal ve sosyal durumlarının iyileştirilmesi ile
ilgili olarak ile Avrupa Konseyi'nin aldığı çok sayıda karar
da dikkate alınması ve uygulamaya geçirilmesi gerekmektedir.
Türkiye'de 28 il ve ilçede Romanlara ilişkin Ulaşılabilir
Yaşam Derneği'nin yaptığı araştırmada;
- Romanların üretim ilişkileri içinde rol aldıkları genel
meslek alanlarının artık gelir getirici olmadığı,
- Sepetçilik mesleğinin sönümlendiği, hamallığın makinalı
yük taşımacılığının yaygınlaşması nedeni ile azaldığı, kadınlar
arasında yaygın olan bohçacılığın yok denecek kadar azaldığı,
- Kalaycılık mesleğinin bittiği ve kalaycılık yapan grupların
artık hurdacılık, kağıt ve hurda toplamaya yöneldikleri,
- Geçici tarımsal işçiliğin azaldığı makineli tarıma geçisin
bunda temel etken olduğu,
- Müzisyenliğin Romanlar arasında zanaat gibi algılandığı
ve önemli bir kısmının çocuklarının müzisyen olmasını istemedikleri,
- Kendi mahallelerinde küçük esnaflık yapan ailelerin
bulunduğu, bakkal, kahvehane sahibi vs.
- Yine Roman bölgelerinde eğitim ve/veya formel eğitimin
hali hazırda yaygın olmadığı, eğitime devamlılık oranının
oldukça düşük olduğu, eğitime devamlılık konusunda toplumsal
ve kültürel bir yönelimin hali hazırda olmadığı gözlenmiştir.
Sonuç olarak, Romanlara ilişkin sosyal yaşamdan ve çokkültürlü
yaşamdan uzak bütün öneriler reddedilmelidir. Romanları yerinden
etmeden, kendi istekleri doğrultusunda kentsel yenileme ve rehabilitasyon
projeleri yapılmalıdır.
: