Yeni Nükleer Reaktörler Halkın Sağlığını Hiçe Saymaktır[1]
Joseph Mangano-Samuel S.Epstein[2]
15 Ocak 2006
Bu sonbahar Amerikan Nükleer Düzenleme Komisyonu
(NDR), ABD'nin en büyük nükleer enerji şirketi Exelon'un başvurusunu
onaylayıp onaylamayacağına karar verecek. Exelon, Champaign'in yaklaşık
40 mil batısında yer alan Clinton tesisindeki mevcut reaktöre bir
ya da iki tane daha reaktör ilave etmek için izin istemişti. Birçok
kişi NDR'ın onay vereceğini düşünüyor.
Uzun yıllardan sonra yeni bir nükleer reaktörün
inşa edilmesiyle, ABD nükleer sanayi şeytanın bacağını kırmış olacak.
1960'lar ve 1970'de onlarca reaktör inşa edilmiş, ardından, yeni
reaktör siparişleri 1978'de kesilmişti. Reaktör yapmanın ve çalıştırmanın
yüksek maliyeti ve buna ek olarak radyasyon dozları ve etkileriyle
ilgili kaygılar yüzünden yeni reaktörlere aniden yüz çevrilmişti.
Exelon, yeni reaktörlerin yüzde 100 güvenli olduğunu
iddia ediyor, NCR da bu konuda hemfikir. Her ikisi de esaslı karşı
delillere gözlerini kapıyorlar. Şu an ki Clinton reaktörü, 1987'de
açıldıktan sonra, yaşadığı bir dizi mekanik sorun neticesinde 1990'ların
ortasında yaklaşık üç yıl kapalı kalmıştı. Mekanik sorunlar, özellikle
reaktör yaşlandığı için sorun olmaya devam ediyor.
Clinton rutin olarak, İyodin-131, Sezyum-137
ve Stronsiyum-90 da dahil olmak üzere 100'den fazla radyoaktif kimyasal
çıkarmakta. Bu toksik kimyasal karışım, 1950'ler ve 1960'larda ABD
çevresini kirleten atom bombası denemelerinden yayılan serpintilerin
aynısı. İnsanlar nefes alırken, yerken ve içerken bu radyoaktif
kimyasallara maruz kalıyorlar.
Her bir kimyasal insan vücudu üzerinde farklı
bir etkiye sahiptir. İyodin-131 tiroit bezine saldırır. Sezyum-137
yumuşak dokularda yayılır. Stronsiyum-90 dişlerde ve kemiklerde
kendisine yer bulur. Radyasyon ve Halk Sağlığı Projesi tarafından
yürütülmekte olan "Tooth Fairy Project"de (bu projeyle bebeklerin
düşen dişleri toplanıp incelenmektedir- ç.n.), ABD'deki bir dizi
nükleer santralin yakınında yaşayan çocukların dişlerinde yüksek
seviyelerde Stronsiyum-90 bulunmuştur.
Clinton'ın doğusunda 60 millik mesafe içerisinde
dört kasaba var: DeWitt, Piatt, Champaign ve Vermilion. Hâkim rüzgâr
doğrultusundaki bu dört kasabada 300.000 insan yaşıyor ve bu yerleşim
yerleri Clinton reaktörünün radyasyon emisyonlarından en yüksek
zararı görme riskini taşıyor.
Özellikle bu kasabalarda her yıl doğan 4000 bebek
yüksek risk altında. Radyasyondan en fazla onlar etkileniyor çünkü
bağışıklık sistemleri daha tam gelişmemiş.
Sağlık Bakanlığının resmi istatistikleri, Clinton'ın
kapandığı 1990 ortalarında bebek ölümünün neredeyse yarıya düştüğünü,
reaktör yeniden faaliyete geçtiğinde ise arttığını göstermektedir:
- 1993-1995 (reaktör çalışırken) - 108 ölü (3 yılda)
- 1996-1998 (reaktör kapalıyken) - 65 ölü (3 yılda)
- 1999-2001 (reaktör çalışırken) - 119 ölü (3 yılda)
Bu şu anlama geliyor: mevcut Clinton reaktörü
çalışırken daha fazla çocuk ölüyor, çalışmadığında ise daha az çocuk
ölüyor. Aynı olgu diğer ABD nükleer santrallerinin civarında da
yaşanıyor. Dolayısıyla bir ya da daha fazla reaktörün eklenmesi
yöredeki bebekleri daha büyük risk altına sokacaktır.
Orta İllinois'te yeni reaktör inşa etmenin gündeme
getirdiği başka sağlık ve güvenlik sorunları da var.
- Birincisi, Three Mile Island ve Çernobil'de olduğu gibi
rektörün çekirdeğindeki bir erimenin yıkıcı sonucu. Havaya ve
suya karışan zehirli kimyasallar, binlerce insanın ölmesine
ya da hastalanmasına neden olacaktır.
- Yüksek derecede radyoaktif atığın Clinton tesisindeki sürekli
soğutulan derin sularda birikmeye devam etmesi de bir başka
sorundur. Eğer soğutma başarısız olursa binlerce kişinin ölümüne
sebebiyet verecek feci bir kaza meydana gelecektir. Bu atıkların
kalıcı olarak Nevada'ya gönderilmesine dair teklifin kendisi
sorunlu olduğu için bunların gidebileceği başka bir yer yok.
Yeni reaktörler ilave binlerce atık üretecek ve bölge halkının
sağlığını tehlike altına sokacaktır.
- Clinton'daki bir başka sağlık sorunu da terörist bir saldırının
binlerce insanı ölümcül seviyelerde radyoaktiviteye maruz bırakabileceğidir.
Ama insanların radyasyondan muzdarip olmaları için bir terörist
saldırı zorunlu değildir, onlar zaten günlük olarak, reaktörün
rutin faaliyetinden dolayı zehirli radyoaktif kimyasallara maruz
kalıyorlar.
Clinton'da yeni reaktör inşaatı ihtiyatsız bir
halk sağlığı politikasıdır. Sanayi ve hükümet görevlileri, İllinois
halkına elektrik sağlamak için güneş enerjisi, rüzgâr enerjisi veya
doğal gaz gibi daha güvenli başka seçenekler aramalıdırlar.
Çeviren: Orhan Akalın
[1]Kanser Önleme
Koalisyonu'nun web sitesinden alınmıştır. Bu makale orijinal olarak
Illinois Champaign'de çıkan The News-Gazette gazetesinin
15 Ocak 2006 tarihli sayısında More Nuclear Reactors A Public
Health Threat başlığıyla yayınlanmıştır.
[2]Joseph Mangano, MPH
MBA, New York City'deki Radyasyon ve Halk Sağlığı Projesi'nin Ulusal
Koordinatörüdür ( www.rphp.org
) . Samuel Epstein, MD, İllinois Üniversitesi Chicago Halk Sağlığı
Okulu'nda emeritus profesördür ve Kanser Önleme Koalisyonu'nun (
www.preventcancer.com
) başkanlığını yürütmektedir.
|