Sözcüklerin Dünyayı Değiştirme Gücü Vardır…*
Esra Aşan
5 Haziran 2008
Lambdaistanbul üyeleri, bu seneki Onur Haftası etkinliklerini Beyoğlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin derneklerini kapatma kararı ile karşılıyor. Bu kararın görünen nedeni derneğin isminin içinde lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüel (LGBTT) kelimelerinin geçmesi ve derneğin amacının LGBTT bireylerin sorunlarının çözümleri konusunda çalışması idi. Bu kelimeleri “ahlaka, hukuka ve Türk aile yapısına” uygunsuz bulduğu için yerel mahkeme Lambdaistanbul LGBTT Derneği’nin kapatılmasına karar verdi. Lambdaistanbul’un kapatılması sözcüklerin varlığından dolayı verilen şekilci bir karar olarak görülse de bunun, sözcüklerin temsil ettiği farklı kimlikleri tanımayan ideolojik bir karar olduğunu düşünüyorum.
Bireylerin cinsiyetinin biyoloji üzerinden sadece kadın ve erkek olarak tanımlandığı, sağlıklı cinselliğin de heteroseksüellik (karşıcinsellik) olarak kabul edildiği ve dayatıldığı bir toplumsal örgütlenmede, bu normların dışında kalan kişiler, sapkın olarak tanımlanarak değiştirilmesi, düzeltilmesi, tedavi edilmesi ya da toplumsal ve ya fiziksel olarak yok edilmesi gerekenler kategorisinde yer alıyor. Bir bireyin ya kadın ya erkek, herkesin de heteroseksüel olduğu varsayılan bir dünyada bu normların dışında kalanlar kendilerini kusurlu bireyler olarak tanımlama eğiliminde oluyor. Doğduğu andan itibaren empoze edilen bu roller üzerinden cinselliğin bastırılışı, kişilerin özgün cinsel kimliklerini oluşturmasına hiçbir imkan vermiyor. LGBTT bireyler, kendilerini tanımlamak ve ifade edebilmek için kendi terminolojilerini oluşturmaya çalışıyor. Bu nedenle Lambdaistanbul’un kapatılmasına neden olan sözcüklere LGBTT bireylerin ihtiyaçları var.
Dil sadece bir iletişim aracı değil aynı zamanda kişinin kendi imgesini tanımlama aracıdır. Konuştuğumuz dil düşünce biçimimizi de şekillendirir. Dolayısıyla dile, kullanılan sözcüklere müdahale etmek kişinin düşünce ve yaşayış biçimine, kimliğini örgütlemesine müdahale etmek anlamına gelir. LGBTT bireylerin kendilerini tanımladığı sözcükleri ahlaksız olarak nitelendirmenin de başka bir düşünce evreni oluşmasına izin vermeyen tektipleştirme politikalarının bir parçası olduğunu düşünüyorum. Kişinin kendisini nasıl tanımlayacağını dayatmak tektipleştirme politikalarının temel bir parçası. Tek ulus, tek devlet, tek dil çerçevesinde oluşturulan ulus-devlet anlayışı, vatandaşlarının hayatlarını kendi sunduğu modeller çerçevesinde kurmasını bekler. Dayattığı tekilliklere yenilerini eklemek mümkündür: tek din, tek kültür, tek toplum, tek kimlik, tek aile, tek cinsellik… Asimilasyoncu politikaların ilk hedeflerinden birinin, kendinden farklı bir dil konuşan dolayısıyla farklı bir kültür ve düşünce biçimi geliştirenlerin dillerini ortadan kaldırmaya çalışmak olması tesadüf değil. Türkiye Cumhuriyeti de, Türk milletinin kimliğine dil üzerinden sahip çıkmaya çalışırken Kürtler, Ermeniler, Rumlar, Lazlar’ın da aralarında bulunduğu halkların dilini hedef almıştır. Bu şekilde halkların kültürünü, düşünce dünyasını değiştirmeye çalışmıştır.
Lambdaistanbul’u kapatma kararını bir hukuk skandalı olarak değerlendirirken bunun, Türk mahkemelerinin sözcüklere layık gördüğü ilk ceza olmadığını hatırlamak gerekir. 12 Eylül Anayasası’yla Kürtçe konuşmak ve yazmak yasaklandı. İngilizce bir kelimede sorun yaratmayan W harfi, Kürtçe kelimelerin içinde yer alınca mahkemelik oldu. NeWroz kutlanamaz; kimse çocuğuna BaWer, Wedat adını koyamaz oldu. Bugüne kadar toplatılan kitapların haddi hesabı yok. Daha geçtiğimiz sene edebiyatçılar yazdıkları romanlar, çevirmenler çevirdikleri kitaplar nedeniyle toplumsal ve hukuki baskıların hedefi haline geldi. Çünkü kullandıkları dil Türkçe de olsa başka bir kültürün ve evrenin varlığını işaret ediyor; alternatif bir dünya kurgulamaya çalışıyordu.
Lambdaistanbul da herkesin farklılıklarıyla varolabildiği başka bir dünya düşünü kuruyor. Sadece LGBTT bireylerin sorunlarını değil toplumdaki farklı iktidar ve tahakküm mekanizmalarını da tartışmaya açmaya çalışıyor. Bir süredir, kurum içinde cinsel baskının yanında ülkede gittikçe yükselişe geçen milliyetçilik ve militarizme karşı ilkeli bir tavır almaya çalışan aktivist bir odak da oluşmaya başladı. Lambdaistanbul, İstanbul’daki feminist kadın platformlarının, çalışmalarını vicdani red hakkı talebi çerçevesinde yoğunlaştıran savaş karşıtı platformların, barış talebini dillendiren mitinglerin aktif bir bileşeni. LGBTT bireylerin yanında Kürtlerin, Ermenilerin, dindarların, işçilerin hak mücadelelerini de sahiplenerek ataerki, milliyetçilik ve militarizm karşıtlığı üzerinden daha fazla özgürlük ve demokrasi talebini yükseltiyor. Bu kapatılma kararıyla temel hak ve özgürlükleri ihlal edilen, dilleri ve kültürleri yasaklanan kesimlerle dayanışma ilişkisi kurarak tehlikeli sularda yüzmeye başlayan Lambdaistanbul’a bir gözdağı verilmeye çalışıldığını düşünüyorum.
Lambdaistanbul’un Onur Haftası etkinliklerini örgütlerken öne çıkardığı “bir arada yaşam” teması oldukça önemli bir yerde duruyor. Bu söylemin retorik düzeyde kalmaması için demokrasi ve özgürlük mücadelesinin kültürel çoğulcu bir perspektifle örülmesi gerekli. Hak mücadelesi içindeki farklı kimliklerin birbirleriyle ilişkilenerek ve birbirlerini karşılıklı olarak değiştirip dönüştürerek ortak stratejiler geliştirebilmesi, kalıcı birliktelikler yaratabilmesi çok önemli. Bir arada yaşama talebinin toplum tabanında yaygınlık kazanması daha fazla demokrasi ve özgürlük isteyen kesimlerin geliştireceği aktivizme bağlı. Bu noktada “Ne değişecek ki!” diyerek umutsuzluğa düşmemek lazım. Unutulmamalıdır ki her insan dünyayı değiştirme yetisine sahiptir ve sözcüklerin dünyayı yeniden biçimlendirme gücü vardır. 1 Haziran’da düzenlenen Kürt Sorununa Demokratik Çözüm Mitingi barış ve demokrasi talebini dillendiren kalabalıkların azımsanmayacak bir sayıda olduğunu gösterdi. Bu sesin güçlenmesini ve daha geniş kesimler tarafından sahiplenilmesini sağlamak bizim elimizde. Dayatılan tek tipleştirici yaşam karşısında gökkuşağının yedi rengi gibi yan yana durabilmek istiyorsak kamusal alanda görünürlüğü olan kültürel çoğulcu bir sistem oluşturmanın kanallarını yaratabilmemiz gerekiyor.
Notlar:
* Bu yazı, Lambdaistanbul Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Travesti ve Transseksüel Dayanışma Derneği’nin düzenlediği 16. LGBTT Onur Haftası etkinlikleri kapsamında yayımlanacak olan dergide yer alacaktır.