Türkiye’de nükleer güç santrallerinin kurulmasına ve işletilmesine imkân veren 5710 nolu yasa Cumhurbaşkanı tarafından onaylanarak yürürlüğe girdi (20.11.2007). Böylece, 1960’lardan bugüne kadar çeşitli hükümetlerce dört kez gündeme getirilen fakat bir ilerleme kaydedilemeyen nükleer güç santralleri projesinde hassas bir dönemece girildi. Yasayla birlikte, Akkuyu’da 2010-2020 yılları arasında 3 bin ila 5 bin MW kurulu gücünde bir nükleer santral inşa edilmesi için bir ihale açıldı. 24.9.2008’e kadar açık kalacak olan bu ihaleye Nisan 2008 itibariyle dört şirketin (Kanada’dan ACL, Japonya’dan Irochu, Fransa’dan Vinci ve Belçika’dan Suez-Tractabel) başvurduğu, bunlara yenilerinin ve muhtemel yerli ortakların (Sabancı, Koç, Alarko vd.) eklenebileceği bildiriliyor.
Ne var ki, nükleer enerjiyi bağlayan teknolojik, ekonomik, çevresel ve etik sorunların hemen hiçbirisi henüz tatmin edici bir şekilde çözümlenebilmiş değil. Dolayısıyla, Türkiye’nin nükleer teknoloji serüveni de tüm bu karmaşık etkenlere bağlı olarak önümüzdeki yıllarda beklenmedik biçimler alabilir. Sürdürülebilir bir yaşam açısından, nükleer teknolojinin insan yaşamını olumsuz etkileyen tüm veçhelerinin açığa çıkarılması ve nükleer sanayinin sıklıkla başvurduğu yalanlara karşı konabilmesi büyük önem taşımaktadır.
Nükleer Enerji Dosyası’nda, Bgst sitesinin Bilim ve Toplum sayfasında yayımlanmış yazıları, konunun güncel önem taşıması nedeniyle bir araya getiriyoruz. Bu dosya altında, Türkiye’deki gelişmelere ve nükleer teknolojiyle ilgili sorunlara değinmeye devam edeceğiz.