Erkeklik Üzerine Basit, Bildik ve Sıradan Bir Öykü
Doğan Gürpınar
Son günlerde "erkekler" arasında dolaşan ve seyredenleri fazlasıyla
güldüren, gülümseten ve izleyicilerinin bir sosyalleşme aracı olarak
da çevresindeki diğer seyretmiş veya seyretmemiş arkadaşlarıyla
içeriği paylaşıp eğlendiği bir video dolaşıyor. Bu videoda, anlaşıldığı
kadarıyla, Kayseri merkezli bir turla Kiev'e gelen bir "turist kafilesi"si
havaalanından şehir merkezine otobüsle giderken turun rehberi Kiev
hakkında bilgiler veriyor. Haliyle rehber Kiev'in "tarihi ve turistik"
yerlerini değil, "kadın götürme yolları"nı anlatıyor. Rehberden
Kiev'de "üç türlü kadın götürme yöntemi" olduğunu öğreniyoruz. Rehber
bu yedi dakikalık videoda (bu yedi dakika rehberin sunumunun orta
yerinden alınma, daha öncesini ve sonrasını duyamıyoruz) bu konu
üzerine kafileye detaylı bilgi sunuyor. Tabii, rehber kafilenin
profilinden kaynaklanan bir sebeple olsa gerek bu aktarımda "gayet
açık" oluyor. İşte bu sebeple bu video daha çok "erkekler arasında
paylaşılacak" bir niteliğe haiz.
Bu videoyu eğlenmek amacıyla gönderdiğim bir arkadaşım "sen bu
videoyu asıl kız arkadaşlarına gönder, onlar bilsin, öğrensin, görsün"
demişti. Benim aslında kafamda bir şerh vardı. Zira bu rehber "avam
ağzıyla konuşan", "yontulmamış", muhtemelen kariyeri bu dünyalarda
geçmiş birisiydi ve gerek üslubu, gerek "vokabüleriyle" alt sınıf
erkek kültürel dünyasını yansıtıyordu. Otobüs kafilesi ise hem videodan
az biraz seçilebildiği kadarıyla hem de zaten kafamızda canlanan
imajinasyon sebebiyle aynı profili sunuyor, aynı dünyayı imliyordu.
Bu bakımdan, alt sınıf dünyasının dışında büyümüş orta sınıf kökenli
kızlar için bu video, muhtemelen, en avam düzeydeki "erkek muhabbeti"nin
kendi dünyalarından tamamen uzakta cereyan ettiği hissiyatını uyandıracaktı.
Yani evet, vardır böyle şeyler ama uzaktadır, kendi dünyalarının
çok dışında. Yani bu algıya göre kendi çevrelerinde bu tür "magandalar"
yoktu, kendileri bu bakımdan "korunaklıydı". Yani aslında, bu videoyu
seyretmesi bir orta sınıf kadın için kendi yalancı dünyasını tahkim
edecekti.
Bu manada kaçınılmaz olarak "reaksiyon" rehbere, rehberin şahsiyetine,
en fazla ise rehberin temsil ettiği ve içinde bulunduğu kültürel
evrene yöneltilecek, rehber kınanacaktı. Bu tür bir tavır da, ki
bence son derece sakıncalı, sorunun özüne odaklanılması yerine,
tam tersine, esas sorunun hasır altı edilmesi, yok sayılması sonucunu
doğuracak ve hatta bu sorunu daha da sorunlu hale getirecekti. Oysa
ki rehber bu manada öncelikle "işini" yapmakta, üstelik işini gayet
başarılı bir şekilde yapmakta ve parasını hak etmektedir. Burada
rehberden sonra ilk etapta odaklanılması ve "şiddetle kınanması"
beklenebilecek ikinci grup bu otobüsteki "kafile"dir. Bu manada
"turist kafilesi" rehberden daha anlaşılabilir ve meşru bir hedef
tahtası oluşturmaktadır. Rehber bu konuşmayı yapmak için para alırken,
kafile bu konuşmayı dinlemek için para vermektedir. Bu konuşmanın
yapılması bizzat onların ödedikleri para vasıtasıyla onların talepleridir.
Bu manada kafile pek tabii ki "sorunlu" olarak ortaya çıkacaktır.
Ancak mesele burada bitmemektedir. Rehberin konuşmasının bu kadar
doğrudan ve açık olması belki de kınanacak değil övülecek bir noktadır.
Öncelikle rehber için bir "dolaylama" yoktur. Aklından geçeni ifade
etmektedir. Bu bakımdan son derece samimidir. Mesele "denen"de değil,
denenin tekabül ettiği içeriktedir. Çünkü genel olarak düşünüldüğünün
aksine küfür, bazı teknik ve deskriptif şeyleri kaba bir şekilde
söylemek değildir. Eğer küfür bu şekilde tanımlanacak olsa "anlamsızdır".
Oysa ki mesele kadın ve erkek cinsel organlarını belli şekillerde
adlandırmak değil, onlara yüklenen anlamın bu adlandırmayla farklılaşmasından
kaynaklanmaktadır. Bu manada küfürler tam da denileni kast etmektedir.
Buradaki vokabüler küfür değildir. Aksine her tabir bir algıya karşılık
gelmektedir. Bu bakımdan buradaki tabirlerin bir gerçekliği vardır.
Rehber, cinselliğe olan algısını; bu algısını paylaşacak, onaylayacak
ve ona katılacak bir kitle karşınsan olmanın da rahatlığıyla, "samimice"
ve rahatça ifade etmektedir. Otosansür uygulamamakta, ağzını "medeniyet
cilası"yla parlatmamaktadır.
Sorun şu ki bu video sadece Kiev'de değil çok rahatlıkla başka
bir yerde de kaydedilebilirdi ve ifadeler hiç de farklı olmazdı.
Kulanılan kelimelere yüklenen, yakıştırılan anlam da farklı olmazdı.
Sınıfsallık ve kültürel ayrışma da sohbet "bu noktaya" geldiğinde
anlamını yitirirdi. "Bu noktada" aslında, erkek erkeğe kalındığında
tüm cilalar, takım elbiseler, kibar üsluplar biterdi. Cinselliğin
erkek egemen olarak tanımlanması bu manada erkekler arasında, belki
ifadeler biraz farklılaşabilmekle beraber, sınıflarüzeri olarak
ittifak edilen bir konudur.
Bir çok bakımdan "sanal bir dünyada" yaşıyoruz. "Söylenen" ile
"söylenmeyenler" her zaman farklı oluyor, bazen bu uyuşmazlığın
farkında olmuyoruz, bazen ise aslında bal gibi farkında oluyoruz
ama farkında olmamış gibi davranmayı tercih ediyoruz. Aslında kadın-erkek
ilişkilerinde de bu mecburiyet durumu söz konusudur. Kadınların
ve erkeklerin ortak alanda sosyalleşebilmeleri için bu belki de
gereklidir, elzemdir. "Söylenen" ve "söylenmeyen" ayrımı biraz da
"medeniyetin" gereğidir. Freud'un klasik tanımında medeniyet, "doğal
durum"un, daha makbulünü koymak adına ve iddiasıyla inkarı, bastırılmasıdır.
Bu bakımdan bir noktaya kadar "söylenen-söylenmeyen" ayrışması zorunlu
olduğu kadar gereklidir de.
Ama bu durum sanırım insanların "doğru bilgi alma hakkına" engel
teşkil etmemelidir. Bu manada "erkek dünyası" tabii ki kadınlara
kapalıdır, tersinin de aynı ölçüde doğru olduğu gibi. Erkek erkeğe
sohbetler hep süregider.
Özetle, bu video aslında "erkek dünyası" hakkında doğrudan çok
yanlış algılara yol açma tehlikesi taşımaktadır. Öncelikle bu diskur
alt sınıfa has değildir. Asıl mesele, aynı diskurun mot a mot orta
sınıf cilasının altında da bulunmasıdır. Belki de cinsler arası
ilişkilerin daha rahat ve mümkün olduğu dünyalarda bu bir çok durumda
retorikte kalmaya mahkum durumun, fiiliyata geçmesi sebebiyle daha
da korkutucu olmaktadır.
Bu bakımda orta sınıf kültür ve ahlakı ve eğitimli insan algısı
"bu noktada" çökmektedir. Bu sohbete ilk kez bu doz ve şiddette
(Türkiye'nin en saygın liseleri içinde en başta gelen) lisede "maruz
kalmış" biri olarak benim için çok tanıdık ve yeni olmayan bu "muhabbetten"
kız arkadaşlarımın tiksinmesi aslında nasıl bir "yalan içinde" yaşadığımızı
o an açık bir şekilde ortaya koydu. Belki o orta sınıf dünyasından
gelen kız arkadaşlarımın bilmediği, farkında olmadığı, düşünmediği
ve böyle bir gerçekle yüzleşmesi gerektiğinde kendinden de tiksineceği
için asla düşünmek istemeyeceği, bu vokabüler ve üslubun Kayserili
alt sınıf kültürüne değil, aynen kendi erkek arkadaşlarının, ağabeylerinin,
babalarının (e-posta forwardlamanın orta sınıf erkekler üzerinde
yarattığı travmatik durum o dünyanın dışında kaldığımdan dolayı
tam olarak gözlemleyebildiğim diyemesem de sezdiğim bir olgu), küçük
kardeşlerinin de aynı vokabüler ve diskura sahip olduklarıdır. Tek
fark takım elbiseler, bakımlı yüzler, özenle taranmış saçlardır.
Bu tür konuşmalar erkekler için sıradandır. Tabii ki kimse benzer
bir "muhabbeti" kızlar arasında tekrarlayacak kadar densiz değildir.
Bu sebepten, bir kafede diyelim beş altı erkeklik bir masaya tek
bir kız oturduğunda orada sohbet birden yapaylaşır, samimiyetini
yitirir ve bir çok durumda da en başta ciddi olarak tıkanma tehlikesi
geçirir. Yani belki de ne rehberin, ne de rehberden farklı bir cinsellik
algısına ve vokabülerine sahip olmayan ve hatta rehberden daha vahim
olarak bu cinsellik algısını tatbik eden ve bundan haz duyan orta
sınıf erkeklerinin bir suçu vardır; kınanması gerekir, en azından
bireysel bazda. Burada Hannah Arendt'in "şiddetin sıradanlaşması"
tespitini hatırlatan bir şekilde bu söylemin erkekler arasında ne
kadar sıradanlaştığı, normalleştiği ve aynı şekilde kadınlara karşı
bu söylemin kamufle edilmesinin kendisinin de olumlu bir değer sayıldığı
ve sıradandanlaştığı, normalleştirildiği bir durumla karşı karşıyayız.
Bu diskurun ortaya çıkışı "ergenlik dönemidir". Ergenlik kuşkusuz
bir dönemdir ve bu yaştaki erkekler kendilerini bir şekilde "ispatlamak"
zorunda hissederler. Tabii ki ispatladıklarının veya ispatlayamadıklarının
kanıtı "kızlar"dır. Mesela spor, okulun futbol, basketbol takımına
girmek mesela başlı başına bir değerdir; sanat ve müzikle ilgilenmek;
"komik bir çocuk olmak", okulun kabadayısı olmak gibi stratejilere
başvurulur. Erkekler arasında zorlu bir rekabet başlamıştır artık.
En güzel kızla kim çıkacak, kim kiminle n'apmış gibi sorunsallar
devreye girmiştir. Bu diskur lisede üretilir. Üniversitede ise işler
biraz durulur. Artık "ilişkiler" daha oturmuştur, ergenliğinin ilk
dramı biraz da olsa aşılmıştır. Ancak tabii ki cinselliğe yüklenen
mana hala lisedeki düzeyde kalmıştır. Hala kızlar bir tahakküm sahasıdır.
Tatbikatta bu durum çok daha yumuşamış olsa bile diskur değişmemiştir.
Zira bu diskuru ve vokabüleri benimsemek iradi değildir. Ortam böyledir
ve bu diskuru benimsemezsen "açıkta kalırsın", "geri düşersin".
Bu bakımdan aslında erkekler arası dilin bir analizi, bizi belki
ergenlik sorununa götürebilir. Ve ardından bu diskur o kadar normalleşir
ki... İnsan olarak çok iyi insanların cinsellikle ilgili ne kadar
bayağı ve çirkin ifadeler kullandığına çokca şahit olmuşumdur. Bu
şahsi bir kirlilikten daha çok bir çaresizlik durumudur. Zira "kızlara
dönük mücadele" o kadar travmatik bir deneyimdir ki bir çok erkek
bunun altında kalır, iradesi dışında bu konuda tamamen çöker ve
umutsuzca arayışa girer. İşte tam burada erkek cinselliğinin rahatsız
edici dili ortaya çıkar. Erkek gençliğinin diyalektiği belki de
winnerlarlai looserlarii arasındadır. Aslında bu konu çok daha somut
örneklerle detaylandırılabilir ancak belki özet olarak şu söylenebilir
ki erkek, erkeklerin bildiği, kadınların duymadığı, şahsi bir deneyimini
dürüst olarak anlatsa o bile yeterlidir.
Erkekler için cinsellik temelde bir iktidar ve güç gösterisi
ifadesidir. Erkekler için dişiler fethedilecek bedenlerdir ve erkekliği
bu fütühat ile kurar ve tahkim eder. Erkekliği için bu tür bir gösteriye
muhtaçdır. Ancak yaygın olarak kabul gören "erkek cinselliğinin
bu karakteristiğinin doğal olduğu" argümanının da sınırları vardır.
Cinsellik, hayvanlar için maddi bir güdüdür ve ancak maddi olarak,
bedensel olarak tanımlanabilir. Oysa insan erkeklerde bunun daha
"manevi" bir boyutu vardır ve bu bakımdan bu iktidar arzusu "doğal"
değil kurgudur, tıpkı sevgi gibi insani bir icattır. Bu bakımdan
bu noktada doğallık bitmekte, "ideoloji" devreye girmektedir. Tarih
boyunca erkeklerin egemen olması kaçınılmaz olarak "ideoloji"yi
normalleştirmiş ve kadınlar da, özellikle modern çağda "ideoloji"yi
farkında olmadan içselleştirerek buna destek vermişlerdir.
Özetle, Kiev videosu aslında kadın dünyası ile erkek dünyası
arasındaki ayrımı ortaya koymak açısından çok açıklayıcıdır. Televizyonda
gülmece amaçlı esprilerdeki tiplemeler bizim dünyamıza çok uzak,
yabancı karakterler değildirler. Tam aksine, onlar aramızdadır,
çünkü onlar bizizdir. Bu konu siyasal duruşlarla rabıtalı değildir,
bu manada sosyal-siyasal meselelerde "ilerici" tabir edilebilecek
insanların bu noktada daha olumlu ve olgun olmaları, bu tür bir
farklılaşmanın olması söz konusu değildir. Mesela kendini solda
tanımlayanlar, bu bakımdan daha sağda algılayanlardan daha "temiz"
değillerdir; tıpatıp aynı algıya esirdirler. Aynı şekilde eğitim
meselesi de değildir, çünkü eğitim sadece cila ve görünüş vermektedir,
daha ötesi değil. "Siyasal" ancak zahire ilişkindir. Dünyayı kurtarmaktan
bahsedenler kendileriyle değil dışarılarıyla ilgilenirler ve kendilerini,
kendi bilinçlerini bu noktada "dışsallaştırırlar". Dünyayı değiştirmek
isterler ama kendilerine esirdirler. Dünya hakkında söyleyecekleri
vardır ama kendilerine dair söyleyecekleri yoktur. Kafalarında toplumsal
sorunlarla ilgili problematikler vardır ama kendilerine dönük bir
problematikleri yoktur. Dünyaya ilişkin "yeni şeyler", "alternatif
şeyler" söylemek kolaydır. Zor olanı, insanın kendi benliğine dair
"yeni şeyler" söylemesidir. Bu bakımdan "siyasal" çok yüzeyel bir
nosyondur, oysa erkek cinselliği konusu siyasalın yüzeyselinden
çok öte, çok daha derin ve baş edilmesi çok daha acı ve cesaret
isteyen bir meseledir. Aynı şekilde insanlar "eğitildiklerinde"
tarih, coğrafya, fen bilebilirler, bu alanlarda popüler tabirle
"sorgulayıcı" bile olabirler. Ancak kendine dönük "sorgulayıcı"
ve "dürüst" olmak çok zordur ve bunu "eğitimden" beklemek safdillik
olur.
Belki de kadınların erkek dünyasına girme zamanı gelmiştir. Bunu
söylerken, kadınların, soyut bir erkeklikle değil, somut olarak
tek tek erkeklerin dünyaları ile tanışmalarından bahsediyorum. Bundan
sonra nasıl bir rehabilitasyon olabileceği ise meçhul ve korkutucudur.
Yoksa en kolay olanı rehbere, kafiledeki "abazalara" kızmak ve kendilerinin
de tıpatıp aynı dünyada yaşadıkları gerçeğini değil fark etmek,
bu yalancı dünyalarına daha çok sarılmaları neticesini getirecektir.
Bu manada bu videonun algılanması çok doğru ve hassas yapılmalıdır.
Belki de o zaman, cinsel esprilere gülmek çok daha zor olacaktır.
Mesela Okan Bayülgen'deki, Beyaz'daki ve diğer televizyon programlarındaki
cinsel espriler rehberin dünyasına mı ilişkin, yoksa ondan belki
de çok daha güçlü olan Okan Bayülgen'in, oradaki katlımcı erkek
izleyicilerin ve oradaki esprilere gülen beyaz Türk üniversite mezunu
gençlerin dünyasına mı ?
Notlar:
[i] Kazananlar
[ii]Kaybedenler