Iraklılar da İnsan*
Cindy Sheehan
27 Şubat 2007
Çeviren: Özlem Pehlivaner
İstanbul'da içimi burkan iki saati, -biri eğitimci, diğeri
bilim insanı olan- iki Iraklı centilmenin "Irak'ta (Yeşil Hattın
dışında) gerçekte ne olduğu" hakkındaki ıstırap verici tanıklıklarını
dinleyerek geçirdim. Sonrasında, yakındaki otel odama döndüm
ve AP'de kalbimi daha da parçalayan bir yazı okudum.
Savaşlardaki sivil kayıplar konusunda halkın tepkisini inceleyen
Duke Üniversitesi'nden siyaset bilimci Cristopher Gelpi, "Amerikalılar
Irak'taki Ölü Sayısını Küçümsüyor" başlıklı makalesinde şöyle
diyor:
"Irak'taki ölü sayısını daha iyi anlamak, toplumun savaşa
karşı halihazırdaki olumsuz yaklaşımını büyük olasılıkla çok
da değiştirmeyecektir. Demokrasilerde halk, genellikle, sivil
kayıplara neden olmaktan dolayı utanç duymaz; hatta, Irak'takine
benzer kayıplara karşı daha toleranslı olabilir, çünkü buradaki
pek çok sivil ölüme diğer Iraklıların neden olduğu düşünülür."
Yukarıdaki ifade tarifsiz derecede korkutucu. Demokrasilerde
insanlar, insanî kayıplardan neden utanç duymazlar? Eğer yukarıdaki
ifade doğruysa, neden biz dünyanın her yerine Amerikan tarzı
demokrasi ("sahte seçimler, kukla liderler; yani, Bush ve Malicki")
yayıyoruz? Neden dünyanın her yerinde daha fazla demokrasi istiyoruz?
Daha fazla sivil kayıp yaratmak için mi? Bu, benim için kabul
edilemez. Bunu kabul eden hükümetleri reddediyor ve yine bu
kayıpları kabul eden insanlardan utanç duyuyorum.
Bu ifade çok temel bir gerçeği de yok sayıyor: Irak'ın işgali/istilası
yalanlara, aldatmacalara ve açgözlülüğe dayalı bir dehşettir.
Irak halkı KENDİ ülkesinde acı çekiyorken George Bush, Dick
Cheney ve Amerikan halkının %99'u, bu kadar sert cezayı gerektirecek
en ufak bir şey yapmamış olan sivil bir nüfusa zarar veren terör
yüzünden, rahatlarından ya da tasalarından bir zırnık bile feda
etmek zorunda değiller.
Diğer bir Amerikalı arkadaşımız -Michigan, Sutton Bay'de
bir restoran müdürü olan Neal Crawford (kendisi savaşta yaklaşık
on bin Iraklının öldürüldüğünü tahmin ediyor)- sivil kayıplar
için şunları söylüyor:
"Kimin öldürdüğüne bakmalısınız. Eğer bu insanlar yol kenarına
bırakılan bombadan dolayı ya da bir pazar yerine yapılan isyancı
bir saldırı nedeniyle ölüyorsa; bu, savaşın talihsiz bir koşuludur:
insanlar ölür."
Bu yorum da Irak işgalinin hiç bir zaman gerçekleşmemesi
gereken bir seçim olduğu gerçeğini yok sayıyor. Amerikan askerleri
tanklarını masum insanlarla dolu bir ülkeye sürmeye zorlanmadan
önce ortada hiç ayaklanma yoktu. Eğer eşit sayıda Amerikalı
öldürülmüş olsa, Amerikalılar ‘savaşın talihsiz koşullarına'
karşı böylesine şövalye vari bir tavır alabilir mi? Sanmıyorum.
11 Eylül'de, trajik bir şekilde içimizden üç bin kişi katledildi.
Biz ise bunu, bize saldırmamış iki ülkeyi yok etmenin ve sadece
rahat bırakılmak isteyen insanlara soykırım uygulamanın mazereti
olarak kullandık. Şimdi Kanlı [1] George, Usame bin Ladin'in
öldürdüğünden daha fazla Amerikalıyı ve kat kat fazla Iraklıyı
öldürmüş oldu.
Türkiye'deki seminer boyunca katılımcılar, Irak'ta direnişte
bulunan Iraklı erkekleri kutlamak için ayağa kalktı. Dünyadaki
tüm insanlar, ama özellikle Ortadoğu ve Yakın Doğu'dakiler,
tarihteki ‘en muazzam' orduyu defettikleri için Irak'taki direnişten
gurur duyuyorlar. Bu ise benim midemi ağrıtıyor. Tıpkı Irak
halkının kurban oluşu gibi, 3. veya 4. kez konuşlanmak üzere
orada bulunan kendi askerlerimiz de kurban. George Bush, petrol
şirketleri ve savaş vurguncularının önünde eğilip bükülerek
Amerika Birleşik Devletleri'ni dünyanın tiksindiği bir maskara
haline getirdi ve askerlerimizi, onlardan nefret etmeyen ama
temsil ettiklerinden nefret eden insanların hedefi yaptı.
AP'deki makaleye göre, Iraklı tahmini ölü sayısı 9890 civarında.
Yakın zamanda yapılmış gayet bilimsel bir çalışmaya göre ise
("evet George, bilim işliyor") ortalama ölü sayısı 655.000.
Dün konuşma yapan Sheik de dahil olmak üzere Irak'taki bağlantılarım
ise, bu sayının bir milyonun çok üstünde olduğunu iddia ediyor.
Amerikalılar açısından bu, on milyonun üzerinde bir sayıya denk
düşerdi! O zaman hiç kimsenin buna ‘savaşın talihsiz koşulları'
diyebileceğini sanmıyorum. Eğer bize saldıran bir "demokrasi
ülkesi" olsaydı, ölümler daha kabul edilebilir mi olacaktı?
Kıyamet Günü [2] Dick, İran'a nükleer seçenek konusunda destek
aramak üzere şu sıralar dünyayı dolaşıyor. Her seçeneğin masaya
yatırılabilir olduğunu söylemek bile korkutucu. ("Tanrı aşkına,
Demokratlar! Bu katiller hakkındaki suçlamaları da masaya yatırabilir
misiniz?") Bir ülkenin nükleer enerji teknolojisi geliştirmesine
engel olmak için Birleşik Devletler, milyonlarca ılımlı Arap'ı
tehlikeye atacak şekilde, İran'a nükleer bomba atmakla tehdit
ediyor. ‘Barış dağıtan' sözde ‘demokrasi', binlerce nükleer
bombasının bir kısmını, yine masum insanların üzerinde kullanmakta
istekli. Bu delileri kim durduracak?
İnsanlığa karşı işlenen suçlar Bush rejiminin üzerine yığılmaya
devam ediyor. Eğer Irak işgalinin haklı olduğu ileri sürülüyorsa;
Cenevre Konvansiyonuna göre, işgalci güçlerin işgal edileni
koruması, ilaç, tıbbi bakım, temiz su ve yiyecek garantilemesi
gerekir. BushCo Irak halkına karşı olan sorumluluklarını sefilce
yerine getirmedi. Iraklılar, askerlerimizin ülkelerinden çıkıp
gitmesini istiyor. Nükleer bombaları veya tahrip edici konvansiyonel
silahları İran'a karşı kullanmak, Bush rejiminin –müsvedde defterlerine
yazılmak üzere- insanlığa karşı işlediği bir diğer suç olacaktır.
Amerikalıların büyük çoğunluğu iki taraftaki kayıpların da
kabul edilemez olduğunu düşünüyor. Ancak şimdi düşünmekten çok
harekete geçme zamanı. Rahat evlerimizden dışarı çıkmalı ve
17 Mart'ta, özellikle Washington DC'de sokakları doldurmalıyız.
Hiç değilse, demokrasilerde vatandaşların masum insanların öldürülmesini
onaylamadığını dünyaya göstermek için bunu yapmalıyız. Bunu,
askerlerimiz için ama daha da önemlisi masum Irak halkı için
yapmalıyız. Askerlerin Irak'tan bir an evvel çekilmesini talep
etmeli; barışı yeniden tesis etmek ve dünyadaki itibarımızı
geri kazanmak için BushCo [3] hakkında suç duyurusunda bulunmalıyız.
Programdan sonra Sheik, bir çevirmenle beraber yanıma yaklaştı
ve Casey'nin ölümünden dolayı benden özür dileyerek şöyle dedi:
"Askerlerinizi öldürmek istemiyoruz, ancak, ülkemizi koruyoruz;
bu, bizim ülkemiz."
Şimdi, Iraklılara ülkelerini geri verme zamanı.
Biz, her şeyden önce, Kanlı BushCo'nun oraya gitmesine asla
izin vermemeliydik.
Notlar:
* Zmag'den alınmıştır.
[1] Yazarın George Bush için kullandığı bir tabir (ç.n.).
[2] Yazarın Dick Cheney için kullandığı bir tabir (ç.n.).
[3] Yazarın Bush ve işbirlikçileri için kullandığı bir kısaltma
(ç.n.).