Cinselliği Cezalandırmak ve Kurallara Bağlamak
Cynthia Peters
13 Mart 2001
Pazarların satışları arttırmak için cinselliği kullandığını söylemek
bir klişe haline geldi. Reklamlar çekici kadın ellerinin vites kolunu
okşadığını göstermekle kalmıyor, şovlar da işin sorumluluk yanına
hiç değinmeden anlık cinsel tatmine yer veriyorlar. Eski günlerde
Brady Bunch dizisindeki anne ve baba pijamalarını hiç çıkartmazlar
ve yatakta sakin bir şekilde kitap okurlardı. Fakat günümüzde, prime
time televizyon programlarında komedi dizilerinin yıldızları tavşanlar
gibi cinsel ilişkiye giriyorlar.
Reklamcılar cinselliği pazarların hizmetine sokarken, şirket
medyası da reklamcılara hizmet verecek TV şovları (ve diğer medya
biçimleri) yaratıyor. Yani medya (cinsel ya da başka biçimdeki)
tatminin basitçe satın alınabilecek bir meta olduğu fikrini pekiştiren
içeriği yaratıyor.
Fakat burada komik bir şeyler oluyor. TV’de cinsel şenlik sürüp
giderken (daha önce yazdığım “Pazarların Hizmetindeki Cinsellik”
başlıklı yorumumu okuyunuz) toplumsal politikaları üretenler kadınların
cinselliğini cezalandırmak ve bunun ne zaman, nerede ve nasıl ifade
edilebileceğini ayrıntılı bir şekilde kurallara bağlamak üzere yasalar
oluşturuyorlar.
Muhafazakârlar ve liberaller, 1996’daki Kişisel Sorumluluk ve
Çalışma Olanakları Yasası’nın “başarısına” dayanarak (bu yasa yalnızca
evli olmayan anneleri çalışmaya zorlayarak evlilik kurumunu güçlendiriyor)
evlilik üzerine daha fazla odaklanacak şekilde bu yasayı yenilemek
istiyorlar. Boston Globe gazetesine göre (12 Şubat 2000), eyaletlerden
sosyal yardım ödeneklerinin bir kısmını evlilik yanlısı faaliyetlere
ayırmalarının talep edilmesi; sosyal hizmet uzmanlarının, bebeklerinin
babalarıyla evlenmeleri için hamile kadınlarla konuşmaya teşvik
edilmesi; eyaletlerin başarısının evlilik dışı doğumların sayısının
azalması ile değerlendirilmesi ve liselerde evliliğin değerinin
öğretilmesi önerisine her iki parti de destek veriyor. Oklahoma
eyaleti 5 Mayıs’ı “Evliliğinizi Kurtarın” günü ilan etti, evlilik
danışmanlığı için sosyal yardım fonlarından 10 milyon dolar ayırdı
ve talk şovlarda ve okullarda boy gösterecek iki “evlilik çöptatanı”
tuttu.
1996 sosyal yardım yasası evliliği teşvik etmenin yanı sıra,
gençler arasında evlilikten önce cinsel ilişkiden sakınmayı yaygınlaştırmak
için 250 milyon dolar ayırdı – bu, cinsel eğitim için yapılan harcamayı
kat kat aşan bir miktardır (Christian Science Monitor, 10 Şubat
2001). İffet hareketi (çoğunlukla) kızlara “bekaretlerinin” müstakbel
kocaları için saklamaları gereken bir hediye olduğunu söylüyor.
Kızların cinsellikleri pozitif bir şekilde denetleyebilecekleri
bir şey değil. Başka bir değişle, çocukların cinselliklerini tecrübe
edebilecekleri çeşitli yolları anlaması, önlemler alması ve cinselliklerini
ne şekilde ifade edeceklerine genelde kendilerinin karar vermesi
konularında yardımcı olmuyoruz. Bunun yerine, evlilikten önce cinsel
ilişkiden sakınmak cinselliği cinsel ilişki ile eşitlemeyi vaat
ediyor ve daha sonra da yasaklıyor.
Bush yönetimi farklı cinsellik biçimlerini kurallara bağlamak
ve cezalandırmak konusunda daha da ileri adımlar atıyor. Ocak ayında
Bush kürtaj hizmeti sağlayan denizaşırı gruplara federal bütçeden
yapılan yardımı sona erdiren bir kararnameye imza attı. Muhafazakârlar
Bush’u, ABD Halk Sağlığı Hizmetleri Yasası’nın 10. kısmı uyarınca
fakir kadınlara doğum kontrolü konusunda danışmanlık sağlayan Planlanmış
Ebeveynlik gibi Amerikalı gruplara fon ayırmayı reddetmesi için
sıkıştırıyorlar. Pentagon’un “aşırı derecede cömert hamilelik politikaları”
bile muhafazakârlar tarafından yakın takibe alınmaya başladı (Boston
Globe, 11 Şubat 2001).
Toplumsal politikaları belirleyenler, fakir kadınların mahrem
ilişkileri nasıl tecrübe edeceğini denetlemeyi planlamaya girişiyorlar.
Bunu da erkelere bağımlılığı zorlayacak, evlilikten önce cinsel
ilişkiden sakınmayı teşvik edecek, evli olmayan anneleri cezalandıracak
ve evliliği ödüllendirecek şekilde cinsel davranışı ve aile seçimlerini
ödüllendiren ve cezalandıran sosyal yardım yasalarını kullanarak
yapıyorlar. İlericiler sosyal yardım reformu etrafında dönen tartışmayı
yalnızca fakir insanlara daha güçlü bir güvenlik ağı sağlamak üzere
mücadele etmek için değil; (hangi sınıftan, cinsten ve/veya ırktan
olursa olsun) tüm insanların cinsellikleri, üremeleri ve mahrem
ilişkileri ile ilgili tercihleri özgürce yapmasını garanti etmek
için de kullanmalıdırlar. Cinselliğin nasıl yaşanacağı ve bir aile
içinde nasıl yer alınacağı konusunda tercihler yapmak bir ayrıcalık
değil bir haktır.
Tercih hakkını savunan aktivistlerin, kürtaja erişimi yalnızca
aşırı gerekçeler söz konusu olduğunda savunma konumuna geri çekilmemeye
dikkat etmesi gerekiyor. En savunmacı olduğumuz durumda bile, tercih
hakkını yalnızca doğum nedeniyle sağlıkları tehlikeye girebilecek
kadınlar ya da tecavüz veya ensest kurbanları için savunmamalıyız.
Tercih hakkını, heteroseksüel olarak aktif bir kadın olmak hamile
kalma riskini de beraberinde taşıdığı için savunmalıyız. Kürtaja
erişimi savunduğumuzda, kadınların cinselliği yaşama ve bunun sonuçlarıyla
ilgili tercihler yapma hakkını savunduğumuzu yüksek sesle ve açık
bir şekilde dile getirmeliyiz.
İlericiler için kamusal politikaların mahrem ilişkileri nasıl
düzenlediğine ve belli cinsellik biçimlerini nasıl ödüllendirdiğine
ilişkin tartışmaya katılmanın bir yolu da, evlilik ve bir haneyi
paylaşan eşler sorununu ele almaktan geçiyor. Evlilik kurumunda
yer almak isteyen ana-akım gey ve lezbiyen hareketine şunu söylemek
istiyorum: “Ne istediğiniz konusunda dikkatli olun.” Evlilik, özellikle
boşanma olduğunda ya da kocanın emeklilik maaşına ve diğer varlıklarına
erişmelerini garanti altına alarak bazen kadınlara ve çocuklara
belli bir ekonomik koruma sağlamıştır; fakat, aynı zamanda, devlete
bu erişimi kimlerin hakettiğini belirlemenin bir kriteri olarak
da hizmet etmiştir. Sosyal yardımların, insanların seçtikleri mahrem
ilişkiye göre dağıtılması fikrini radikal bir şekilde yeniden kavramsallaştırmalıyız.
Bir haneyi paylaşan eşlerin sosyal yardımdan yararlanmasını öngören
liberal yaklaşım, bu yardımları yalnızca karşılıklı taahhütlerin
verildiği bir ilişki içinde birlikte yaşadıklarını gösteren kişilere
doğru genişletmekle yetiniyor.
Evlilik mi yoksa bir haneyi paylaşan eşler mi tartışması, ilericilerin
alternatif bir toplum vizyonu ortaya koymak için kullanabilecekleri
bir alandır – ister heteroseksüel, ister tek eşli isterse bir hanede
yaşamaya eğilimli olsun bütün üyelerini gözeten bir toplum. Bu toplumda,
herkesin sağlık sigortası, emekli maaşı ve yeterli güvenlik ağı
olmasını garanti altına almalı ve kamu politikalarını, “ötekiler”
güruhunu cezalandırıp sosyal yardımları hakkeden belirli cinsel
davranışları saptamak üzere kullanmamalıyız. İlerici bir gey ve
lezbiyen örgütünün dediği gibi “halihazırda kurulmuş olan masada
bir sandalye için mücadele etmektense, kimlerin oturacağı bir yana,
masanın kuruluş biçimini dönüştürmek için diğer insanlarla birlikte
çaba göstereceğiz.”
Belki de ticari cinsel şenlik ve cinselliği düzenleyen ve kurallara
bağlayan cezalandırıcı kamu politikaları pek o kadar birbiriyle
çelişmiyor. Her ikisi de insani cinselliği olumsuzluyor ve onu,
haz ve sorumlulukla olan karmaşık kesişmesinden ayırıyor. Her ikisi
de cinselliği başka amaçlar için kullanıyor – pazarlar satışları
arttırmak ve tüketimi pekiştirmek için, kamu politikaları ise sosyal
yardımları hakkeden ve etmeyen sınıflar yaratmak için. Her ikisi
de ilericilere cinsellik hakkında alternatif kavrayışlar öne sürmek
ve cinselliğin, seçkinlerin ayrıcalığını pekiştirmek üzere onu kullanan
kurumlar tarafından gasp edilmesiyle mücadele etmek için yeterince
fırsat sunuyor.
Türkçesi: Burak Akyunak,
BÜO
|