Bilgi Yapılarında Üretim ve Paylaşım
Mesleki kariyerlerine akademide, yayıncılık alanında ve/veya
sivil toplum kuruluşlarında, bir başka deyişle bilginin üretimine
katkı sunan farklı mecralarda devam eden BGST üyelerinin, bilginin
nasıl üretildiği ve paylaşıldığı üzerine yürüttükleri üç oturumluk
tartışmanın kayıtlarını, mütevazı bir yayına hazırlama sürecinin
ardından sizlerle paylaşıyoruz.
Tartışmanın amacı; öğretim üyesi, asistan, öğrenci, yayıncı gibi
kimliklerle bilgi üretim süreçlerinde yer alan katılımcıların, kendi
deneyimleri üzerinden, gerek bilginin üretimi gerekse paylaşımı
aşamasında karşılaşılan engellerin bir analizini yapması ve alternatiflerin
neler olabileceği üzerine düşünmekti.
Bilgi üretilirken ya da paylaşılırken karşılaşılan engeller,
tartışma boyunca, Noam Chomsky'nin BGST Yayınları'ndan çıkacak olan
Demokrasi ve Eğitim kitabında da geçtiği şekliyle "süzgeçler" olarak
adlandırıldı. Chomsky'e göre bilgi üretim süreçlerinde işleyen süzgeçler;
bilgiyi üretenleri, hakikati araştırmak ve savunmaktan uzaklaştırıp
egemen düşünce kalıpları içinde uysal ve itaatkâr bir pozisyon almaya
yönlendirme işlevi görür. Ancak bu noktada söz konusu süzgeçleri
tamamen dışsal ve engelleyici bir güç olarak tanımlamak yerine aynı
zamanda ilgili yapılarda var olabilmek adına bilgi üretenler tarafından
içselleştirilen ve bizzat bilgi üretenlerin pratikleriyle yeniden
üretilen bir nevi uyum mekanizması olarak tanımlamak daha doğru
olacaktır.
"Türkiye'de bilgi üretirken ve paylaşırken ne tür süzgeçlerle
karşılaşıyoruz?" sorusuyla başlayan tartışmada öncelikle akademi
içinde yer edinebilmenin kendisi bile bir süzgeç olarak karşımıza
çıktı. Bilgi yapılarında yer edindikten sonra ise üzerine çalışılacak
konunun seçimi, konunun politik/ideolojik olarak nasıl ele alındığı,
nasıl bir yöntem kullanılarak çalışıldığı, yaklaşım ve yöntemin
önceden kabul görmüş birtakım doğrularla uyum içinde olup olmadığı
üretim aşamasında değinilen süzgeçlerdendi. Yapılan çalışmaların
oldukça muğlak olarak tanımlanmış bir "objektiflik" ve "formalizm"
testinden geçmek zorunda olması ve "uzman onayına" ihtiyaç duyması
da yine üretim aşamasında karşılaşılan süzgeçler olarak tanımlandı.
Ayrıca bu şekilde gerçekleşen bir üretimin, üreteni kendi çalışma
konusu dışında kalan temel toplumsal meselelerden uzaklaştırma işlevi
gören bir yanı olduğu ve çalışma konusunun dışında kalan her türlü
toplumsal meseleden azade bir uzmanlaşmayı da zorunlu kıldığı değinilen
bir diğer noktaydı.
Tartışmanın bir diğer boyutunu da, son dönemde sıkça tartışılan
fonlar oluşturuldu. Şirketlerden, devlet kurumlarından, Avrupa Birliği'nden
ya da vakıflardan alınan maddi desteğin araştırmaların niteliğine,
bağımsızlığına ne tür faydalar ya da zararlar getirdiği hem sosyal
bilimler hem de doğa bilimleri ve mühendislik alanı üzerinden ele
alındı. Fon sağlayan kurumların desteğiyle üretilen bilginin temel
toplumsal meseleler bağlamında toplumla ne ölçüde paylaşıldığı ve
bilginin paylaşımında muhatap olarak kimin seçildiği değerlendirilmeye
çalışıldı.
Tartışma sırasında ortaya çıkan bir diğer nokta ise, süzgeçlerin,
"özgürlükçü" olarak tarif edilebilecek yapılarda çok daha incelikli
bir şekilde işlediği ve açığa çıkartılmalarının çoğu durumda özel
bir çaba gerektirdiği; ancak egemen ideolojinin üretilmesine ve
resmi tezlerin pekiştirilmesine hizmet eden bilgi yapılarında söz
konusu süzgeçlerin baskıcı ve engelleyici müdahalelere dönüştüğüdür.
Tartışmanın sonunda akademide ya da akademi dışında alternatif
ve özgürlükçü bilgi üretim süreçlerinin genel ilkelerinin neler
olabileceği tartışılmaya başlanmıştır, ancak bu tartışmanın ilerletilebilmesi
için oturumlar sırasında ortaya çıkan bazı noktaların derinleştirilebilmesi
gerekmektedir. Bu konuyu bir sonraki oturumda ele almaya çalışacağız.
Oturum 1 │
Oturum 2 │
Oturum 3