Bir Kadın Nasıl Yükselir?
Ayten Sönmez
10 Ocak 2008
8 Ocak 2008 Salı akşam üstü arkadaşım, kız kardeşim Derya’yı kaybettik.
TESEV’in bir projesi için gittiği Batman’da trafik kazası geçirdi. İnsan
ölüm karşısında şaşkın, çaresiz ve acılı bir durumdayken, resimlerden,
yazılardan, yitirdiğini hatırlatan her şeyden medet umuyor. Böyle bir
vaziyette internette Derya Demirler’i arattım ve çıkan sayfaları tek tek
inceledim. İlk önce o acı haberle ilgili haberler, editör kadrosunda yer
aldığı Feminist Yaklaşımlar dergisi, mensubu olduğu Feminist Kadın Çevresi
ve BGST sitelerindeki yazıları, TESEV’de yer aldığı projelerle ilgili
yazıları, insan hakları ve demokrasi talepleri üzerinden dolaşıma sokulmuş
onlarca imza metninde imzacı olarak adı, Eren Keskin’le Dayanışma Ağı,
öğrencilik yıllarında üyesi olduğu BÜFK’un sitesinden gösteri resimleri,
çeviriler…birçoğuna vakıf olduğum birçok çalışmada adı geçiyordu.
Bu çalışmalardan çok farklı bir yerde de karşıma çıktı Derya’nın ismi.
Adı da pek manidar olan bir sitede (www.fikrimyok.com)
Derya’nın da adının olduğu 521 kişilik bir liste yayımlanmış ve bu listedeki
isimlerin Soros Vakfı tarafından eğitildikleri ve finanse edildikleri
belirtilerek bu isimlere dikkat edilmesi gerekliliği vurgulanmış. “Yarın
bu "tipleri" yüksek bir yerde görürseniz, şaşırmayın...” şeklinde fevkalade
kinayeli ve bir o kadar vurucu(!) üslubuyla bitirmiş ismini vermeyen yazar.
Ancak bu listenin Mustafa Yıldırım’ın. “Sivil Örümceğin Ağında: Project
Democracy” adlı kitabından “nakil” olduğunu belirtmeyi ihmal etmemiş meçhul
yazar. Bu yazıyı okuduğumda “al işte gerizekalı herif, Derya göçtü gitti
yüksek bir yerlere rahat ettin mi?” dedim kendi kendime… Demokrasi adına
yürütülen mücadeleyi “dış mihraklı oyunlar”, bu mücadeleyi verenleri “satılmış
hainler” olarak gören bu bakışa isyan ederek…Ancak biraz daha düşününce
ifade o kadar da yanlış değildi…
O listedeki birçok ismi tanımıyorum, tanıdıklarım da var. En azından
tanıdıklarım ve onların içinden Derya Demirler demokrasiye, kadın ve insan
haklarına, adalete, eşitliğe inanan ve bu amaçla örgütlü bir biçimde hareket
etmeye çalışan bir insandı. Başka bir ifadeyle zaten “yükselmişti.” İnsan
esas olarak nasıl yükselir? Bir kadın nasıl yükselir? Toplumsal cinsiyeti
ve toplumsal cinsiyetin dayattığı kadınlık ve erkeklik rollerini sorgulayan
ve bu doğrultuda bilinç yükselten, örgütlenen ve örgütleyen bir kadın
yükselmiş olmaz mı? Toplumsal cinsiyetin etnisite ile, sınıfsal konumla,
küreselleşme ile bağlantılarını kurarak daha geniş tabanlı bir muhalif
kadın hareketi içinde olan bir kadın yükselmez mi? Ayrımcı ve cinsiyetçi
politikalar karşısında duran; kadın ve insan hakları ihlallerine uğrayan
kesimlerla dayanışma içinde olan, her türlü hak ihlali gibi devlet kaynaklı
hak ihlallerine karşı durma cesareti gösteren bir kadın yükselmiş sayılmaz
mı? Ülkede ve dünyada tırmanan militarizme, militarizmin beslediği şiddet
kültürüne karşı bir tavır geliştiren bir kadın yükselmez mi? Ölüme tapan,
ölümü yücelten bir kültür karşısında inadına yaşamı ve yaşatma kültürünü
savunan, eşitliğe ve adalete inanan bir kadın daha ne kadar yükselebilir?
O adını vermeyen, fikri olmayan yazar haklıydı. Derya Demirler inadıklarıyla,
yaşadıklarıyla, yaptıklarıyla çok yükselmişti. Peki yüksek bir siyasi
kültür ve etik gerektiren bu düşünüş ve yaşam tarzının “kişisel çıkar
uğruna vatanı satmak” olduğunu ima eden, yükselen linç kültürünü besleyen
ve bu kültüre kapılmaya her an hazır güruhlara listeler sunan bu güdük/alçak
zihniyete ne diyeceğiz? Derya’yı düşündükçe sürekli aklıma gelen insan
daha ne kadar yükselebilir sorusu, bu zihniyeti düşününce yerini başka
bir soruya bırakıyor: İnsan daha ne kadar alçalabilir?
Derya Demirler'in BGST sitesinde yer alan tüm yazıları:
“Türkiye’nin Örtülü Gerçeği”: Başörtüsü Yasağı Üzerine
Ülke İçinde Yerinden Edilme ile İlgili Uluslararası Hukuk Üzerine Bir Değerlendirme
Milliyetçilik Nasıl Bir Çimento?
Türkiye'nin İnsan Hakları Karnesinde Yerinden Edilen Kürtler: 2006 Yılına Alternatif Bir Bakış Denemesi
Birlikte Yaşayabilecek Miyiz?