Eğitim kurumları ve üniversiteler toplumsal düzenin çıkar ve beklentilerine, egemenlik arayışlarına uygun ideolojik ve teknik donanıma sahip bireylerin yetiştirilip topluma kazandırılmasını amaçlayan yapılardır. Müfredat biçimleri, bilgi yapıları, araştırma metotları ve departmanlar tarihsel olarak bu ihtiyaçlar doğrultusunda şekillenmiştir. Bu bakışa göre, otoriter ve katı iş bölümüne dayalı bir toplum itaatkar ve sıkıcı görevler karşısında dayanıklı bireylerin yetiştirilmesini öncelikle hedefleyecektir. Uygulamalı bilimler ve sosyal bilimlerdeki araştırma faaliyetleri de o toplumun egemenlik ve tahakküm arayışlarına yanıt verecek şekilde gelişecektir.
Toplumsal özgürlükçü bir bakış açısından yaklaşıldığında eğitim, itaatkar değil kendi potansiyelini açığa çıkarabilecek özgür bireylerin yetiştirilmesini hedeflemeli, bilimsel araştırma faaliyeti ise egemenlik arayışına değil hümanist değerlere hizmet etmelidir. Mevcut toplumsal düzenin değil, özgürlükçü bir toplumun ihtiyaçlarını karşılayacak bir eğitim sisteminin nasıl şekillendirilmesi gerektiği önemli bir bilgi-araştırma ve mücadele alanıdır. Bu alanın çalışılması bilgi yapıları içinde faaliyet gösteren insanlar açısından daha büyük önem taşımaktadır.
Eğitim alanında, varolan eğitim sisteminin eleştirisi ve alternatif ve özgürlükçü bir eğitim sisteminin nasıl olabileceği üzerine çalışmalar yapılmaktadır.