Kyoto Küresel Isınma Sözleşmesi Halk Onayı
Ross Gelbspan 1
Grist Magazine, 17 Şubat 2005
Çeviren: Ali K. Saysel
Bir insan ne yapabilir?
Tarih ve doğa çarpışmak üzere ve bizler bu
çarpışmanın odağındayız.
Dünya sizin ellerinizde.
Dünya ikliminin geleceği sizlerin elinde.
İklimin verdiği sinyaller şiddetle aciliyet
kazanırken, Bush yönetimi meseleye sırtını dönmüş vaziyette.
A.B.D. medyası inkarcı tavrında israr ediyor ve egemen çevre
kuruluşları kendi kendilerini önemsizleştiriyor.
Ve bu arada bizler, İngiliz Gazetesi The
Independent’ın belirttiği şekilde kıyamete doğru gözleri kapalı
ilerliyoruz.
Peki ne yapmalıyız?
Yaşamsal seçenekler az ve aşikar. Diyelim
Yeni Zelanda’da güvenli bir yerler bulabiliriz ama küresel teditten
kaçış yok; boşa geçmiş tarihi unutup, yeniden ExxonMobil ve
Peabody Energy’nin insani duygularına hitab etmeye çalışabiliriz;
meseleyi dört sene daha dondurabiliriz. Veya, birey ve örgütler
olarak A.B.D.’yi dünyanın geri kalanıyla aynı çizgiye getirmeye
çalışabiliriz.
Bugün, Kyoto Küresel Isınma Sözleşmesi Halk
Onayı’nı ulusal planda imzaya açan küçük bir grup işte bunu
yapmaya çalışıyor. Geçtiğimiz senelerde New York bölgesinde
aktivist calismalar yürüten Ted Glick, Connie Hogart, ve Paul
Mayer İklim Krizi Koalisyonu’nu kurdular (Climate Change Coalition).
İKK, çevrecileri, dini liderleri, üniversite aktivistlerini,
barış gruplarını, yerli halkları, çevre adaleti ve insan hakları
için çalışan aktivistleri bir araya getiren bir şemsiye örgüt.
(Ben de bu grubun bir üyesiyim).
Vietnam savaş karşıtı hareketi, Nükleer Silahlara
karşı hareket, ve son zamanların başarılı hareketi Mayınların
Yasaklanması KaAmpanyası üzerinde yükselen İklim Krizi Koalisyonu,
milyonlarca Amerikalı’nın insanlığın bugüne kadar karşı karşıya
olduğu en büyük mesele karşısında hükümetlerinden çok daha ileri
bir noktada olduklarını ispatlamayı ümid ediyor. Dilekçe şu
ifadeleri içeriyor: “Amerika Birleşik Devletleri anayasasının
bizlere, hükümet üzerinde nihai yetki tanıdığının bilincindeyiz.
Bizler Kyoto Protokol’ünü onaylıyoruz ve seçilmiş temsilcilerimizin
gereğini yapmasını talep ediyoruz”.
Koalisyon Kyoto’nun mevcut hedeflerinin ve
zaman çizelgesinin yetersiz olduğunu kabul ediyor fakat bunun,
emisyonların %70’ler mertebesinde azaltılmasını sağlayacak gelecek
müzakere turları adına desteklenmesi gerektiğine inanıyor.
Bu uzun bir hedef olabilir ama elimizdeki
en iyi hedef.
Isıyı Hissetmek
Ocak ayında IPCC başkanı Rajendra Pachauri
dünyanın tehlikeli atmosferik karbon dioksit konsantrasyon seviyesine
şimdiden ulaşmış olduğunu ifade etti ve eğer insanlığın devamını
istiyorsak çok şiddetli emisyon indirimleri yapmamız gerektiğini
belirtti.
Aynı günlerde, 24 Ocak’ta, A.B.D., İngiltere
ve Avustralya’dan bilimcilerin yer aldığı bir komisyon dünyanın
geri döndürülemez iklim değişiminden yalnızca 10 yıl veya 1.1
Santigrad derece mesafede olduğunu ifade etti. Bilimciler geri
dönülmez “dönemeç”e, atmosferik kabon dioksit konsantrasyonu
400 ppm seviyesine ulaştığında varılacağını ifade ettiler. 20.
Yüzyıl’ın önemli bir bölümünde bu konsantrasyon her yıl 1 ppm
kadar artmıştı. Bu artış son yirmi otuz sene içinde yılda 1.5
ppm’e yükseldi. Bugün ise yılda 2 ppm’den fazla. Ulaştığımız
toplam değer 379 ppm ve hala artmaya devam ediyor. Bu değer
yerkürenin son 420 000 yıldır tanık olmadığı kadar yüksek bir
karbondioksit seviyesi.
Aynı mecrada
Bir hafta sonra British Antarctic Survey
araştırmacıları Batı Antartika buzulunun şimdiden çökmeye başlamış
olabileceğini açıkladırlar. Araştırma grubunun lideri Chris
Rapley, Antartika Okyanusu’na buzul akışının arttığına değindi
ve şunları söyledi: “Son IPCC (Hükümetler Arası İklim Değişimi
Paneli) raporu Antartika’yı iklim değişimi açısından uyuyan
bir dev olarak tarif ediyordu. Ben onu uyanmakta olan bir dev
olarak tarif edeceğim”.
Yine Ocak sonunda, İngiltere’deki Hadley
İklim Tahmin ve Araştırma Merkezi 150 ülkedeki 95000 bilgisayarın
birleşik gücüyle yaratılmış bilgisayar modellerinin sonuçlarını
açıkladı. Bu modeller gelecek ısınma tahminlerinin boyutlarını
dramatik bir şekilde 2.2 ila 5.6 Santigrad dereceden 11.1 Santigrad
dereceye yükseltti . Hadley Merkezi’nden Myles Allen “tehlike
bizi yüzyıl ortasında beklemiyor, zaten tehlikenin içindeyiz”
dedi.
Bu karanlık tabloya eklenen diğer bir bilgi
de geçenlerde Christian Science Monitor’da yayınlanan bir makaleden
geldi: Hindistan, Çin ve ve A.B.D.’nin inşa etmeyi planladığı
850 termik santral Kyoto’nun önlediği karbondan beş misli fazlasını
yaratacak.
Bir insan ne yapabilir?
Bu arada, zamanında Clinton yönetimini Kyoto’ya
davet etmek üzere sıkı bastırmış olan önde gelen A.B.D. çevre
grupları, Kyoto’nun A.B.D. tarafından onaylanması meselesini
arka plana ittiler. Bunun yerine onlara göre er ya da geç ABD’nin
iklim müzakerelerine yeniden girmesini sağlayacak yerel eylemlerle
ilgilenmeye başladılar.
Bunun aksine İKK, durumun aciliyetinden hareketle
protokolü onaylayan veya kabul eden ve sözleşmenin hedeflerini
gelecek müzakere turlarında belki de %400’ler mertebesinde ilerletmek
isteyen 141 ülke için halk desteği yaratmaya çalışıyor.
Global Exchage, A.B.D. Greenpeace, Yağmur
Ormanları Eylem Şebekesi’nin de desteğini alan dilekçe organizatörleri,
mevcut politik iklim dikkate alındığında durumun bu tür bir
taban hareketi için uygun olduğunu düşünüyorlar.
Bush yönetiminin Kyoto’nun altını oyma girişimi,
yine iki ay ince Buenos Aires’teki bir toplantıda önümüzdeki
Mayıs ayında yapılacak ikinci tur görüşmeleri işlevsizleştirdiğinde
bir kez daha açıklık kazandı. Görüşmeler daha acil ve daha şiddetli
emisyon indirimleri üzerinde odaklanacaktı fakat ABD girişimi
sonucunda olay herhangi bir eylem planının gündeme getirilmesini
dahi yasaklayan basit bir bilgilendirme seminerine dönüştü.
Birleşmiş Milletler İklim Değişimi Çerçeve
Sözleşmesi’nin eski idari sekreteri Michael Zammit Cutajar’a
göre ABD eylemi Kyoto görüşmelerini “yaya bıraktı”.
Bir insan ne yapabilir?
Bu dilekçeyi imzalayın. İKK’nun inandığı
şeyi ispatlayın, medyanın suç teşkil eden ihmalkarlığına karşın
iklim krizinden haberdar olduğunuzu, bu meseleye önem verdiğinizi
gösterin. Kamuoyunda bu konuyu önemseyen ama dikkate alınmayan
çok büyük bir kesim olduğunu gösterin. Eğer bunca insan hava
değişimleri karşısında şaşkına dönmüşse birşeylerin yanlış gittiğini
de sezgisel olarak biliyor olmalı. Bunu gösterin.
Dilekçe imzaya açılmadan önce önemli bazı
destekçiler buldu. Meşhur çevreci Lester Brown ve Barry Commoner
bunu imzaladılar. “Çevreciliğin Ölümü” kitabının yazarlarından
ve Apollo Birliği’nin kurucularından Bill McKibben ve Michael
Shellenberger de imzaladırlar.
Diğer imzacılar şunlardır: Senatör Dennis
Kucinich (Demokrat-Ohio), şarkıcı ve söz yazarı Pete Seeger,
aktör Edward Asner, önde gelen dini liderlerden Detroit Bişopu
Thomas J. Gumpleton. Dilekçe Energy Action, Green House Network,
Just Transition Alliance, Kyoto USA, Affordable Energy Alliance,
MADRE, Green Energy Network, New York Climate Rescue, Aveda
kozmetik şirketi ve başkalarından da destek gördü.
İKK üyeleri kampanyanın karbon emisyonlarının
azaltılmasının ötesinde değerler içerdiğini söylüyorlar. Dilekçenin
son paragrafında şu ifade var: “imzalama eylemi bizim demokratik
süreçlere, Dünya ile olan temel ve ölümlü ilişkilerimize ve
insanlık ailesinin tüm bireyleriyle olan yaşamsal dayanışmaya
bağlılığımızı göstermektedir”.
Sizde imzalayın.
Bir insan başka ne yapabilir?
Geleceğimiz, çocuklarımız ve gelecek nesiller
tehdit altındayken biz Amerikalılar’ın görevi buna karşılık
vermek.
Bugüne kadar 140 ülke Küresel iklim değişiminin
şiddetlenen yıkıcılığını engelleyebilmek için 16 Şubat 2005’te
yaptırım kazanacak olan Kyoto’yu onayladı.
Aksine, dünya nüfusunun %5’ine sahip olmasına
karşın tek başına dünya karbon emisyonlarının %25’inin üreten
ABD, gezegeni medeniyete evsahipliği yapabilecek şekilde sağlıklı
tutmaya yönelik bu girişime katılmayı reddediyor.
Protokolün mevcut hedeflerinin şiddetlenen
iklim dengesizliğini düzenleyebilmek için yetersiz olduğunu
ve vadesinin çok uzun olduğunu kabul ediyoruz.
Aynı zamanda Kyoto’nun, küresel topluluğun
bu eşi benzeri görülmemiş meseleyi göğüsleyebileceği tek diplomatik
çerçeve olduğunu da kabul ediyoruz.
ABD anayasasının bizlere hükümet üzerinde
yetki verdiğini de biliyoruz.
O halde bizler, ABD yurttaşları olarak Kyoto
Protokolünü onaylıyoruz ve seçilmiş temsilcilerimizin gereğini
yapmasını talep ediyoruz.
Ayrıca, Kyoto Protokol’ünün seragazı emisyonlarını
%70 mertebesinde azaltacak ileriki safhalarını da destekliyoruz.
Temiz enerjiye doğru yapılacak bu küresel geçiş doğanın kararlı
iklim talebine cevap vereceği gibi milyonlarca temiz enerji
işgücü istihdamı da yaratacaktır.
Son olarak, bu onaylama eylemiye demokratik
sürece, Dünya ile olan temel ve ölümlü ilişkilerimize ve insanlık
ailesinin tüm bireyleriyle olan yaşamsal dayanışmaya bağlılığımızı
ifade ediyoruz.
Notlar:
1
Ross Gelbspan, The Heat is On: The
Climate Crisis, The Cover-up, The Prescription, Perseus
Books, 1997’nin yazarıdır. Amerikalı gazeteci Gelbspan’ın
mesleki faaliyeti iklim krizi ve bu krizin petrol lobileri,
düşünce kuruluşları ve akademi içerisindeki bazı destekçileri
tarafından nasıl çarpıtılıp gizlendiği üzerinde yoğunlaşmıştır.