Göçmen Kadınların Yasal Araflık Durumu Konusunda Birleşik Devletler'e
Meydan Okunuyor*
Adriana Gardella*
28 Mart 2007
WOMENSENEWS**
Çeviren: Ayten Sönmez
Aile içi şiddet mağduru olan ve vize başvurusu yapan göçmen kadınların
avukatları İç Güvenlik Bakanlığı aleyhine kolektif dava açtılar.
Ülke genelindeki göçmenler adına açılan dava, 2000 yılında kabul
edilen İnsan Ticareti ve Şiddet Kurbanlarını Koruma Yasasını [Victims
of Trafficking and Violence Protection Act] yürürlüğe sokmak üzere
gerekli düzenlemeleri yapması için hükümete baskı yapıyor. Yasa,
aile içi şiddet dâhil belirli şiddet suçlarına maruz kalan kayıtsız
göçmenlerin, kendilerine karşı işlenen suçun araştırılması ya da
cezalandırılmasını zorlayan yasa ile birlikte ele alınarak vize
-U vizesi deniyor- başvurusu yapmalarını ve vize almalarını sağlıyor.
3 yıl boyunca U-vizesine sahip olan bir mağdur insani koşullarda,
yasal olarak ABD'de kalmasını sağlayan "yeşil kart"a başvurabiliyor.
İnsan Hakları ve Anayasal Hukuk Merkezi [Center for Human Rights
and Constitutional Law] başkanı, yetkili müdürü ve davanın baş avukatı
olan Peter Schey, "Sadece bu davanın açılmasının bile İç Güvenlik
Bakanlığı'nda bir ışık yakacağını umuyoruz," diyor. "Aksi takdirde,
daha ileri gitmeye hazırlanıyoruz."
Bu zamana kadar bir tane bile U-vizesi verilmedi. Çünkü federal
hükümet yasanın yürütülmesi için gerekli düzenlemeleri henüz çıkarmadı
ve yasadan faydalanmaya niyetlenenleri belirsizlik içinde bıraktı.
Hükümetin San Fransisco federal mahkemesine cevaben bir müdafaa
vermek için davanın açıldığı 6 Mart tarihinden itibaren 60 günü
var.
"Müdafaa vermek yerine düzenlemeleri yaparlarsa hiç şaşırmam,
fiilen savunacak bir şeyleri yok," diyor Schey.
Süren bir dava üzerine yorum yapamayan Birleşik Devletler Vatandaşlık
ve Göçmen İşleri sözcüsü Shawn Saucier U-vize düzenlemelerinin çok
titiz ve dikkatli bir bürokratik koordinasyon gerektirdiğini söylüyor.
"Burada sadece tek bir makamı etkileyecek bir yasadan bahsetmiyoruz.
Bu, hem genel hem de yerel kanun uygulama makamlarına dokunan karmaşık
bir mesele. Hata yapmamak için dikkatli olmalıyız."
Baskı Davasına Katılan Gruplar
Davayı gündeme getiren merkezi Los Angeles'ta bulunan İnsan Hakları
ve Anayasal Hukuk Merkezi'ne, New York Aileler Sığınağı [New York's
Sanctuary for Families] dahil göçmen suç mağdurlarına yardım eden
birçok örgüt katıldı.
Bu dava Schey'in örgütünün şiddet suçları mağduru göçmenler adına
açtığı ikinci dava. İç Güvenlik Bakanlığı, Ekim 2005'te açılan ilk
davaya, Kongre'den U-vize düzenlemeleri için 2006 Temmuz ayına kadar
uzatma isteyerek ve bunu elde ederek cevap vermişti. Şu andaki davanın
iddianamesinde savunulduğu gibi, İç Güvenlik Bakanlığı bu uzatmanın
şartlarına uymada başarısız olmuştur.
Bu süre içerisinde, 2001 yılında yürürlüğe konan geçici prosedürler,
polisle işbirliği yapan ABD vatandaşı olmayan mağdurların hemen
sınır dışı edilmemesini sağlıyor. Bu, müvekkilleri için U-vize talep
edebilen göçmen avukatlarının, İç Güvenlik Bakanlığı ABD Vatandaşlık
ve Göçmen İşleri'ne başvurarak her bir dava temelinde, müvekkilleri
için "erteleme kararı statüsü" talep etmeleri gerektiğini gösteriyor.
Sonuç, vekil grubun kaynaklarını zorlayan ve mağdurları, bu davalarla
uğraşırken en ufak bir kazanç elde etmeksizin çalışması gereken
göçmen ofisi çalışanlarının merhametine bırakan rasgele bir yaklaşım.
Üstelik erteleme kararı statüsü bir yıllığına veriliyor; dolayısıyla
bu işlem her bir müvekkil için her yıl tekrarlanmalı.
Kadınların Üzerindeki Yıkıcı Etki
Hükümet yasalara uymadığı için korunamayan kadınları ve çocukları
yasal olarak arafta yaşamak yıkıcı bir şekilde etkiliyor.
Aileler Sığınağı müvekkili olan New York, Brooklyn'de yaşayan
Ekvator'dan bir göçmen kadın, kocası tarafından çok feci biçimde
dövülmüştü. New York'taki kanun yürütme merciine başvurdu, dava
başarıyla sonuçlandı ve koca, çiftin çocuklarının yaşadığı evlerine,
Ekvator'a geri gönderildi.
"Şimdi de orada çocukları korkutuyor ve onlara kötü muamelede
bulunuyor" diyor Aileler Sığınağı'nın Brooklyn Aile Adalet Merkezi
Projesi eş-başkanı Julie Dinnerstein.
Eğer ülkesine geri gönderilirse hayatı tehlikede olan Dinnerstein'ın
müvekkilinin kanun karşısında U-vize almaya hakkı olmalı. "Doğurgan"
vize olarak bilinen bu vize sayesinde kadının çocukları da Birleşik
Devletler'e girebilecek.
Belirsiz göçmen konumları nedeniyle bu durumdaki kadınlar, U-vize
yasasıyla kendileri için geçerli olacak geniş ölçekli sosyal hizmetlerin
avantajlarından faydalanamıyorlar.
Düzenleme Eksikliğinden Kaynaklanan Ertlemeler
Aile içi şiddet mağduru bir göçmen ve Aileler Sığınağı müvekkili
olan Constantina Campos, yakın zamanda açılan davalardaki söz konusu
davacılardan bir tanesi. Polise başvurarak kendisini mağdur edenin
ceza almasını sağlayan Campos, 2003'te ilk erteleme kararı statüsünü
kazanan kişi. Dinnerstein, "Eğer düzenlemeler yerine getirilmiş
olsaydı yeşil kart başvurusu yapabilecekti ve şimdiye kadar da almış
olacaktı," diyor.
Fakat düzenlemeler henüz gerçekleştirilmediği için Campos'un
yeşil kartı yok. Bu, Campos'un hayatı pahasına Birleşik Devletler'de
yaşayan 17 yaşındaki kızının finansal yardım alamayacağı ve üniversiteye
gidemeyeceği anlamına geliyor.
Schey, hükümetin yasayı yürürlüğe koymamasının, şiddet suçlarının
bildirilmemesi yönünde etkili olmasından korkuyor.
Schey, "Mağdurlar erteleme kararı statüsüne başvurma konusunda
isteksiz, çünkü hükümetin düzenlemeleri yürürlüğe sokmasından önce
öne çıkarlarsa oyunun kurallarının ne olacağını bilmiyorlar ve sınır
dışı edilmekten korkuyorlar," diyor. Hükümetin ertelemesinin, mağdurların
korunmasını ve suçun durdurulmasını amaçlayan yasayı alt etmek anlamına
geldiğini de ekliyor.
U-vizeye başvurmaya hak kazanmış göçmenlerin avukatları, mevcut
durumun sorumlusunun, müvekkillerinin hakları karşısında duyarsız
davranan hükümet olduğuna inanıyorlar.
Dinnerstein, "Önceliklerin şaşırtıcı biçimde gerisinde kalıyorlar
ve İç Güvenlik Bakanlığı göçmenlere yarar sağlamak konusunda genellikle
aceleci davranmıyor," diyor. Schey ise, "Bu yasadan yararlanacak
insanlar çok az siyasi güce sahip düşük gelirli göçmen kadınlar,"
diyor.