Değerli ve Değersiz Kurbanlar
Bölüm I: Türkiye’nin Kürtleri Baskı Altına Alması Vakası
Anthony DiMaggio
28 Aralık 2007
Çeviren: Taylan Doğan
Bu yıl ABD Türkiye’nin Kürtlere karşı savaşına lojistik destek vererek
Irak halkına erken bir Noel hediyesi sunmuş oldu. Türk hükümeti Kürt halkına
baskı uygulayan başlıca aktör olarak Saddam Hüseyin’in yerini aldı ve
ABD destekli saldırı seferlerinin en sonuncusunu, geçen hafta Kuzey Irak’taki
Kürt bölgelerini tekrar bombalayarak gerçekleştirdi. Resmi Türk yetkililerinin
23 Aralık bombardımanın sadece ayrılıkçı Kürt isyancıları hedeflediği
ve sivil can kaybı olmadığı yönündeki iddialarında dile getirildiği gibi,
ABD’nin Türk harekâtına sunduğu destek terörizmle mücadele başlığı altında
haklı gösterildi. [1]
Türkiye’nin Kürtlere karşı yürüttüğü savaş, Edward Herman ve Noam Chomsky’nin
“propaganda modeli” için ideal bir test alanı sağlıyor. Herman ve Chomsky,
devlet şiddetinin “değerli” ve “değersiz” kurbanları arasında yapılan
ikili bir ayrımın, kitle medyasının haber ve yorumlarını belirleyen temel
özelliklerden birisi olduğunu ileri sürerler. Haberlerde [komünist ya
da diğer] “düşman devletlerde hakları çiğnenenler”e ciddi bir dikkat gösterilirken,
onları baskı altına alanlar muhabirlerin, köşe yazarlarının ve editörlerin
“yüksek ahlâki kriterleri temel alan, haklılıkları konusunda kendinden
emin tutumlarına” maruz kalırlar. [2] Herman ve Chomksy, New York
Times, CBS, Newsweek ve Time gibi yayın organlarında Sovyetler
Birliği’nin hakimiyetinde olan Polonya benzeri ülkelerde öldürülen dini
liderlerle ilgili haber ve yorumları analiz ederler ve bunları, Latin
Amerika’daki ABD müttefiki kapitalist ülkelerde öldürülen dini şahsiyetleri
konu alan haber ve yorumlarla karşılaştırırlar.
ABD’nin düşmanı ve müttefiki olan devletlerin öldürdüğü Kürtlerin “haber
değerini” incelerken propaganda modeli bugün de güncelliğini korumayı
sürdürüyor. Propaganda modelinin beklentilerine göre, ABD’nin ve müttefiklerinin
neden olduğu sivil can kayıpları medya haberlerinde ya çok az veya hiç
yer almazken, “düşman” devletlerin veya grupların uyguladığı şiddet gayet
geniş şekilde medyada kendine yer bulur. Bu çalışma üç tür kurbanın Amerikan
medyasında nasıl yer aldığını inceliyor: Türk hükümeti tarafından öldürülen
Iraklı Kürtler, Saddam Hüseyin hükümeti tarafından öldürülen Iraklı Kürtler
ve Türk hükümeti tarafından öldürülen Türkiyeli Kürtler. Bir propaganda
modeli, Saddam Hüseyin’in düşman hükümetinin uyguladığı şiddetle bağlantılı
olduğunda, ölen sivil Kürtlere haber ve yorumlarda geniş yer ayrılacağını,
buna karşın Türk ordusunun Kürtlere karşı uyguladığı şiddetin haber ve
yorumlarda görmezden gelineceğini, küçümseneceğini veya (Saddam Hüseyin’in
cinayetleriyle karşılaştırıldığında) göreli olarak küçük bir sorunmuş
gibi ele alınacağını öngörür.
Ortadoğu’daki son olaylar incelendiğinde kitle medyasındaki haberlerin
Türkiye’nin (gerek Irak gerekse Türkiye’deki) Kürtlere düzenlediği saldırılar
üzerinde durmadığı, bunun yerine Kürt isyancıların öldürdüğü Türk askerleri
ve siviller üzerinde geniş şekilde durduğu görülecektir. Ekim’den Aralık’a
kadar olan dönemde (saldırgan olarak gösterilen) Kürt gerilla grupları
ile (kurban olarak ele alınan) Türk hükümeti arasındaki ihtilafa büyük
ehemmiyet gösterildi. Ekim ayında Türk parlamentosu Irak’ın askeri olarak
işgal edilmesine izin veren bir kararı onayladı ve Kürt isyancılar en
az dokuz Türk askerini öldürdükten sonra sınırın yakınına 60.000 asker
yığdı. ABD ve müttefiklerinden gelen baskı nedeniyle Türk hükümeti sonunda
kendi önerdiği işgalden geri adım attı ve ihtilafa öncelikle diplomatik
bir çözüm bulma arayışına gireceğini bildirdi. [3] Türk hükümeti nihayetinde
Kuzey Irak’ta üslenen Kürtlere karşı askeri yoldan misillemede bulundu
ve ABD’nin lojistik desteğiyle on gün içerisinde üç değişik vesileyle
hedefleri bombaladı. [4] İddiaya göre, Kürdistan İşçi Partisi’nin (PKK)
ayrılıkçı Kürt üyeleri de Türkiye, İran, Sureyi ve Irak’ın bazı bölümlerinde
bağımsız bir Kürt devleti kurma hedefine dönük olarak Türk hükümetine
karşı saldırılar düzenledi. [5]
Kürt ulusalcıları, sivilleri ve hükümet güçlerini hedefledikleri için
Amerikan ve Türk liderler tarafından şeytanlaştırıldı. 1984’te Türkiye’nin
güneydoğusunda PKK’nin bağımsızlık amacıyla başlattığı mücadelenin başlangıcından
beri 37.000’den fazla kişinin öldürüldüğü tahmin ediliyor.[6] PKK’nin
kurucusu olan Kürt ulusalcı şahsiyeti Abdullah Öcalan gösterilen olumsuz
ilgiden en büyük payı aldı. Öcalan’a ve diğer PKK üyelerine sadece Türk
sivilleri ve hükümeti değil, Türkiye devletiyle işbirliği yaptığı düşünülen
Kürt sivilleri de hedef aldıkları için saldırıldı. [7] Bununla birlikte,
eğer ihtilafta Kürtlerin terörist şiddet uygulamasından dolayı on binlerce
kişi öldüyse, insan hakları gruplarının kabul ettiği gibi Türkiye hükümeti
de kolay kolay bu ölümlerin dışında tutulamaz. [8] Türk hükümetinin Kürt
sivillere karşı terörist şiddete başvurma konusunda uzun bir sicili var
ve bu şiddeti uygularken sadece önemsiz sayılabilecek itirazlarla karşılaştı;
hatta Batılı liderlerin aktif desteğinden bile yararlandı. Kürtlere uygulanan
baskı doruk noktasına ulaştığında Türk askeriyesinin tedarik ettiği silahların
büyük çoğunluğu Clinton yönetimi altındaki ABD’den geliyordu. [9]
Türkiye’nin, hükümetle bağlantılı ölüm mangalarına verdiği resmi destek
yoluyla binlerce sivil Kürdün “esrarengiz şekilde öldürülmesinden” sorumlu
olduğundan kuşku duyuluyor. [10] Hükümet, Kürt köylerini napalm bombası
ile bombaladı, 3.000’in üzerinde Kürt köyünü haritadan sildi ve “1990’lar
boyunca 380.000’den fazla Kürdü şiddet uygulayarak ve yasadışı şekilde
yerinden etti.” [11] Uluslararası Af Örgütü, hükümetin, sivilleri
infaz etmiş ve failleri cezasız bırakmış olabileceğini ileri sürdü. [12]
İnsan hakları grupları, Amerikan medyasında yer alan haberler ve Amerikalı
siyasi liderler, Türk güvenlik güçleri ve hükümetinin himayesindeki milisler
tarafından gerçekleştirilen işkence, insan kaçırma ve yasadışı şekilde
gözaltına alma uygulamalarında Türk hükümetinin suç ortaklığı içerisinde
olduğunu kabul ettiler. [13] Ayrıca “kültürel baskı” alanında Türkiye’nin
dünya birincisi olduğu kabul ediliyor. Ülke nüfusunun yüzde 20’sinin (13
milyonun üzerinde) Kürt olması gerçeğine karşın, Türk devleti Kürt dilinin
kullanılmasını bütünüyle yasaklamıştı. 1990’ların başına kadar hükümet
Kürtlerin bir halk olarak var olduğunu kabul etmeyi bile yadsımış, bunun
yerine Kürtlerin aslında Türk geçmişlerini inkâr eden “Dağ Türkleri” olduklarında
ısrar etmişti. [14]
Türkiye’nin uyguladığı baskıya karşı sesini yükseltenler sansürlendi
ve cezalandırıldı. Bir Kürt öğrenci ve yayıncı, Amerikalı akademisyen
Noam Chomsky’nin bir konuşmasını yayımladıktan sonra “terörist” faaliyetlerde
bulunduğu için kovuşturmaya uğradı. Türkiye’nin gerçekleştirdiği insan
hakları ihlallerinin kısa eleştirilerinin yer aldığı konuşmanın, ülkenin
“bölünmez birliği” açısından bir tehdit oluşturduğuna karar verildi. Türkiye’deki
terörle mücadele kanunları Kürt ulusalcılığını tartışan her türlü kitabı,
filmi, TV ve radyo programlarını yasakladı ve polis, devlet okullarında
Kürtçenin öğretilmesini destekleyen dilekçeler imzaladıkları için binlerce
kişiyi tutukladı. Hatta hükümet Kürtçe şarkılar çaldığı için Güneydoğu’daki
büyük şehirlerden birisinde bir TV istasyonunu bile kapattı. [15]
Türkiye’nin uyguladığı baskının kapsamlı şekilde belgelenmiş olmasına
karşın Amerika’da yayımlanan haberlerde sadece Kürtlerin eylemleri terörist
olarak tanımlandı. Türk ve Amerikalı yetkililer terörist bir örgütlenme
olduğu gerekçesiyle PKK’ye sürekli olarak saldırdılar ve bu saldırılar
herhangi bir eleştiri süzgecinden geçirilmeksizin medyadaki haberlerde
iletildi. 1990 Ocak ayından Aralık 2007’ye kadar olan dönemde Washington
Post gazetesinin haberlerini inceleyen bir araştırma (ki bu dönem
Kürt ulusalcıları ile Türk hükümeti arasında artan şiddete sahne olmuştu),
“terörist” etiketinin sistematik olarak sadece isyancıların eylemleri
için kullanıldığını, Türkiye hükümeti için kullanılmadığını gösteriyor.
Türk-Kürt şiddeti konusuna odaklanan 115 haberden tek birisi bile Türkiye’nin
Kürt sivillere karşı eylemleri için terörist etiketini kullanmıyor; buna
karşın, bütün haberler eleştirel olmayan bir şekilde Kürtlerin
terörist faaliyetlerde bulunduğuna dair ya Türk ya da Amerikan kaynaklı
resmi iddiaları tekrar ediyor. [16] Amerikan haberciliğinin daha yakından
analiz edilmesi tek taraflı bu rutin haberciliğin daha zengin şekilde
anlaşılmasını sağlıyor.
Amerikan medyasında çıkan haberler zaman zaman Türkiye’nin insan hakları
ihlallerini kabul ediyor. Fakat Türkiye’nin uyguladığı baskı asla terörizm
olarak ele alınmıyor. Dahası, Türkiye’nin Kürtlere yaptığı baskı, ABD
ve Avrupa’nın Türkiye’yle olan ilişkilerinden oluşan daha geniş şema içerisinde
göreli olarak küçük bir geriye gidiş olarak sunuluyor. Buna karşın, Saddam
Hüseyin’in Iraklı Kürtleri ezmesi sürekli olarak büyük bir insan hakları
trajedisi olarak takdim ediliyor. New York Times’ta Saddam Hüseyin
tarafından öldürülen Kürtler büyük bir “zalimliğin” “kurbanları” olarak
“onurlandırılıyorlar.” Seçkin basında Saddam Hüseyin’in Kürtleri gazla
zehirlemesine düzenli olarak bir “trajedi”, bir “katliam”, ya da bir “soykırım”
olarak gönderme yapılıyor. [17] Buna karşın, editörler, ABD ve Avrupa’yı
Türkiye’nin teröründen mustarip olan Kürtlerin acılarına kulak veren aktörler
olarak resmetmek yerine, Kürt “terör tehdidinden” acı çeken Türkiye’nin
duygularını paylaşan aktörler olarak resmediyorar. ABD ve müttefikleri
“Kürtlere karşı korkunç insan hakları ihlalleri işlediği sürece Türkiye’yi
eşit bir siyasi ortak olarak kabul etmekte tereddüt etseler de”, bu tür
ihlallerin (Saddam Hüseyin örneğinde olduğu gibi) güçlü Amerikan-Türkiye
ilişkilerine gölge düşürecek kadar ciddi boyutta olmadığı kanaatine varılıyor.
Tam da insan hakları gruplarının yaygın insan hakları ihlalleri dolayısıyla
hükümeti azarlayan raporlar yayımlamaya devam ettiği sırada Washington
Post editörleri “kendi Kürtlerine dönük yeni bir politika” geliştirmesi
için Türkiye’ye ikinci bir “şans” veriyor. [18] Kısacası, (Saddam Hüseyin’in
durumunda olduğu gibi) ancak sorumlu aktörler resmi düzeyde devlet düşmanı
olarak tanımlandığında, Kürt sivillerin şiddetli şekilde baskı görmesi
haklı bir mahkum edişin konusu olabiliyor. Türk liderler, işkence etmek
ve katletmek üzere Kürtleri hedef alabilir ve ardından arkalarında ABD’nin
güçlü siyasi ve askeri desteğini bulabilirler; bu sırada medyada ve siyasi
söylemde ancak küçük çapta itirazlara maruz kalacaklardır. Buna uygun
olarak, aynı Kürtleri hedef alan Irak terörü ahlaki olarak suçlanabilir
niteliktedir, yeter ki kurbanlar Irak-Türkiye sınırının Türkiye tarafında
değil Irak tarafında yer alsınlar.
Bununla birlikte, değerli kurbanlar (Irak Kürtleri) ile değersiz kurbanlar
(Türkiye Kürtleri) arasında ayrım yapma çabaları son yıllarda bir ölçüde
değişti. 2007’den itibaren, saldırgan artık Saddam Hüseyin değil de Türk
hükümeti olduğunda Iraklı Kürtlere karşı düzenlenen saldırılar Amerikan
medyasında kabul edilir görülmeye başlandı. İddia edildiğine göre PKK’li
isyancıları hedef alan Türkiye Kuzey Irak’ta çeşitli Kürt bölgelerini
bombalarken, ABD Türk hükümetine taktik ve diplomatik destek sağladı.
[19] Sivil can kayıpları olduğu şeklindeki haberlere karşın [20], Amerikan
medyasındaki baş yazılar Türk hükümetine ahlâki destek sundular. New
York Times’ın editörleri şu şekilde tutum aldılar: “Türkiye’nin öfkesi
anlaşılabilir. PKK gerillaları giderek artan bir dokunulmazlıkla ve daha
büyük etkiler yaratarak Irak Kürdistan’ındaki üslerinden saldırılar düzenliyor
… Türk ordusundaki can kayıpları artıyor.” [21]
New York Times’ın editörleri “Eğer Türkiye ile barış içinde
yaşayabilirlerse, Kürtlerin çok daha kolay refaha ulaşacaklarını görecekler[ini]”
öne sürerek şiddetin sorumluluğunu Türk liderlere değil, öncelikle Kürtlerin
omuzlarına yüklediler. Türkiye’nin sistematik insan hakları ihlalleri
dikkate alındığında bu tür bir işbirliğinin nasıl mümkün olabileceği üzerinde
durulmadı. Gazetenin editörleri ABD’yi, Türkiye’nin Kürtleri baskı altına
almasının tutarlı bir destekçisi olarak tanımlamak yerine iki taraf arasında
dürüst bir aracı olarak resmettiler: “Washington’un şimdi her iki tarafı
da bu uçurumun kenarından geriye doğru yürütmeye çalışması gerekiyor.
Daha sonra da Türkiye ve Irak Kürdistanı arasında uzun süredir geciken
siyasi bir anlaşmaya aracılık etmek üzere ciddi ve sürekli bir çaba içerisinde
olmalı.” [22] Washington Post’un editörleri de aynı şekilde ihtilafı
Türkiye yanlısı gözlüklerle takdim ettiler. Türkiye’nin Kürt isyancılar
karşısında kazanacağı siyasi bir zaferin etkisi hakkındaki pragmatik değerlendirmelere
kayda değer bir dikkat gösterildi: “Gerçek şu ki PKK tehdidi askeri yollarla
kolayca ortadan kaldırılamaz … PKK’nin nötralize edilmesi Türk ve Iraklı
Kürt otoriteler arasında yakın bir işbirliğini, Türkiye içerisinde Türk
ordusunun daha etkili askeri operasyonlar düzenlemesini ve her iki ülkede
de daha fazla siyasi reform yapılmasını gerekli kılıyor.” [23]
Bu vaka analizi önemli bir açıdan öğreticidir: Amerikan medyasının
yabancı ülkelerin baskı ve terörüne gösterdiği ilgi meşru insani kaygılar
tarafından değil, ABD ile söz konusu ülke arasındaki ittifakın gücü tarafından
yönlendiriliyor. Saddam Hüseyin gibi Amerika’nın düşmanlarınca öldürüldüğünde
değerli kurbanlar olarak görülen aynı Iraklı Kürtlerin, Türkiye gibi müttefik
bir hükümet tarafından öldürüldüğünde niçin değersiz görüldüğü başka türlü
açıklanamaz. Bu türden propagandacı haberlerin sonuçları, insan haklarını
ciddiye alanlar açısından özellikle şiddetlidir. Toplumsal adaleti sahici
bir şekilde mesele edinmek, ABD’nin düşmanları veya dostları tarafından
gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğine bakılmaksızın terörün tutarlı
biçimde mahkum edilmesini gerektirir.
Anthony Dimaggio, Nisan 2008’de yayımlanacak olan Kitle Medyası,
Kitle Propagandası: “Teröre Karşı Savaşta” Amerikan Haberlerini İncelemek”
(Mass Media, Mass Propaganda: Examining American News in the "War on Terror”)
adlı kitabın yazarıdır. Ortadoğu Siyaseti ve Amerikan Hükümeti dersleri
vermiştir. Kendisine şu adresten ulaşılabilir:
adimag2@uic.edu
Notlar:
ZNet sitesinden alınmıştır. Yazının orjinaline
http://www.zmag.org/content/showarticle.cfm?SectionID=15&ItemID=14608
adresinden erişebilirsiniz.
[1] Onur Ant, "Turkey Bombs Rebel Positions in Iraq," Associated
Press, 23 Aralık 200, http://www.chicagotribune.com/news/nationworld/sns-ap-turkey-iraq-kurds,1,2264340.story
[2] Herman and Chomsky, Manufacturing Consent [Rızanın İmalatı],
37.
[3] Suna Erdem, "Turkey and Iraq Scramble for Diplomatic Solution Over
Kurdish Rebels," Times, 25 Ekim 2007,
http://www.timesonline.co.uk/tol/news/world/iraq/article2739398.ece
[4] Associated Press, “Turkish Jets Strike Kurdish Rebels,” 26 Aralık
2007, http://www.truthout.org/docs_2006/122607R.shtml
[5] Karl Vick and Yesim Borg, "In Turkish Bombings, 'Who Benefits?'"
Washington Post, 20 Nisan 2006, 16(A).
[6] BBC, "Kurdish Rebels Kill Turkey Troops," 8 Nisan 2007,
http://news.bbc.co.uk/2/hi/europe/6537751.stm
[7] Amberin Zaman, "Rebel Kurds Asks Turkish Court to Spare His Life,"
Washington Post, 1 Haziran 1999, 10(A).
[8] Human Rights Watch, "Turkey: Human Rights Developments, 1999 World
Report," 1999,
http://www.hrw.org/worldreport99/europe/turkey.html;
Amnesty International, "Amnesty International Report 2007: Republic
of Turkey," 2007,
http://www.amnesty.org/en/region/europe-and-central-asia/balkans/turkey
[9] Tamar Gabelnick, William D. Hartung, ve Jennifer Washburn, "Arming
Repression: U.S. Arms Sales to Turkey During the Clinton Administration,"
World Policy Institute, Ekim 1999,
http://www.fas.org/asmp/library/reports/turkeyrep.htm
[10] Noam Chomsky, The New Military Humanism: Lessons From Kosovo
(Monroe, Me.: Common Courage, 1999), 54.
[11] Chomsky, The New Military Humanism, 1999; Human Rights
Watch, "Human Rights Watch Briefing Paper," 4 Ekim 2004,
http://hrw.org/backgrounder/eca/turkey/2004/10/;
Human Rights Watch, "Displaced and Disregarded: Turkey's Failing Village
Return Program," Ekim 2002,
http://hrw.org/reports/2002/turkey/;
Human Rights Watch, "Still Critical: Prospects in 2005 for Internally
Displaced Kurds in Turkey," 2005,
http://www.hrw.org/reports/2005/turkey0305/3.htm#_Toc97005223
[12] Amnesty International, "Amnesty International Report 2007: Republic
of Turkey," 2007,
http://www.amnesty.org/en/region/europe-and-central-asia/balkans/turkey
[13] Human Rights Watch, "Abolition of Capital Punishment and Prevention
of Torture," 10 Eylül 2002,
http://hrw.org/press/2002/09/osce0910-stat.htm;
John M. Goshko, "U.S. to Expand Relations With Turkey," Washington
Post, 13 Temmuz 1993, 28(A).; John Ward Anderson, "Kurdish Scar
Unhealed in Turkey," Washington Post, 8 Kasım 2000, 3(A).
[14] Human Rights Watch, "Whatever Happened to the Iraqi Kurds?" 11
Mart 1991,
http://www.hrw.org/reports/1991/IRAQ913.htm#12
[15] John Ward Anderson, "Kurd Wins Free Speech Case," Washington
Post, 14 Şubat 2002, 24(A).
[16] 1 Ocak 1990’dan 31 Aralık 2007’ye kadar olan dönem için kapsamlı
bir Lexis Nexis analizi yapılmıştır. Üç anahtar kelime (“Türkiye”, “Kürtler”,
ve “Terörist”) kullanılmış, böylece her iki tarafa (Türkiye hükümeti
ve Kürt isyancılar) ve taraflardan birisiyle bağlantılı olarak tartışılabilecek
her türlü terörist eyleme gönderme yapan bir makaleler örneklemi yakalanmaya
çalışılmıştır.
[17] (Saddam Hüseyin’in Kürtleri Halepçe’de zehirli gazla öldürdüğü)
1988 Mart ayından (ABD’nin işgal tarihi olan) 2003 Mart ayına kadar
Lexis Nexis’le yapılan aramalar, Irak’ın Kürtlere saldırılarını trajedi,
katliam, zalimlik veya soykırım olarak tanımlayan düzinelerce haber
bulmuştur. Bu makalenin de gösterdiği gibi, rejimi işkence yapmak, adam
kaçırmak ve binlerce sivili öldürmek gerekçesiyle kınayan çok sayıda
insan hakları raporuna rağmen Türkiye hükümetine dönük olarak böylesi
kışkırtıcı bir dil kullanılmamıştır.
[18] Steven R. Weisman, "The Struggle for Iraq: Chemical Atrocity,"
New York Times, 16 Eylül 2003,
http://query.nytimes.com/gst/fullpage.html?res=9903E1D9163Af935A2575AC0A96569C8B63;
Editorial, "Kurd's Way," Washington Post, 1 Ekim 1999, 32(A).
[19] Ann Scott Tyson and Robin Wright, "U.S. Helps Turkey Hit Rebel
Kurds in Iraq," Washington Post, 18 Aralık 2007, 1(A).
[20] Foxnews.com, "Iraqi Officials Protest Turkish Jets Bombing Kurdish
Rebel Positions," 17 Aralık 2007,
http://www.foxnews.com/story/0,2933,317095,00.html;
BBC News, "'US Backed' Turkish Raids on Iraq," 16 Aralık 2007,
http://news.bbc.co.uk/2/hi/europe/7147271.stm
[21] Editorial, "Even Closer to the Brink," New York Times,
23 Ekim 2007, 28(A).
[22] Editorial, "Even Closer to the Brink," 2007.
[23] Editorial, "Turkey's Wise Hesitation," Washington Post,
23 Ekim 2007, 18(A).
|
|