Hamas ve Hizbullah'la Görüşmek
Ali Abunimah
29 Ekim 2007
Şu anki atmosferde hiçbir şey, Hamas’ı, Hizbullah’ı ve diğer İslamcı
hareketleri tanıması ve bunlarla diyaloğa girilmesi çağrısı yapanları
irticacı, “aşırıcılığın” gizli destekçisi, ya da “terörist”lerin safdil
yoldaşı olmakla suçlamaktan daha kolay olamazdı. Bu taktik yeni-muhafazakarlar
ve Siyonistler’den geldiğinde şaşırtıcı olmuyor. Tuhaf olan, bu iddiaların
görece ilerici çevrelerde de ifade edildiğini görmek.
Arun Kundnani, “Müslümanları tek başına bir sorun olarak ele alan ve
Batı’nın doğuştan üstün değerleri olarak görülen değerlere zorla entegre
edilmeye ihtiyaçları olduğuna” inanan “liberallerin yeni nesli” hakkında
yazıyor. Kundnani’ye göre, bu eski solcuların hedefi, “İslamcılıktan çok
(diğer) liberallerin içinde buldukları yatıştırıcı tutumlar.”[1]
Bu tarz görüşler şimdi de Filistin’le dayanışma hareketinin içine sızmaya
başladı. “kadınların oluşturduğu uluslararası insan hakları derneği” MADRE
de bu örneklerden birini sunuyor. Hamas’ın seçim zaferinin doğuşu ve sonrasında
Gazze’yi ABD ve İsrail destekli El Fetih’li savaş ağalarından geri alışıyla
ilgili olarak, MADRE Filistin’le dayanışma aktivistleri için zor görevin
“Hamas yönetimini onaylamadan Filistin halkının nasıl destekleneceği”olduğu
açıklamasını yaptı. MADRE “reflekse dayalı dayanışma” yerine “stratejik
dayanışma” dediği şeye çağrı yaparak, Hamas’ı “militarizm ve milliyetçiliğin
sürüklediği, kendi gündeminin peşinden gidebilmek için dini bir duman
perdesi gibi kullanan, toplumsal cinsiyet ve cinsellikle ilgili gerici
düşünceleri kurumsallaştırmaya çalışan ‘baskıcı’ bir hareket” olarak nitelendiriyor
[2]. Aynen Washington merkezli, Filistin davasını savunanlar grubunun
çığırtkan ve küçümseyici talepleri gibi [3].
Bu davranışların bazıları kafa karışıklığından kaynaklanıyor. Ancak
Filistin’deki Hamas’ı ve Lübnan’daki Hizbullah’ı, sözde evrensel ve aşkın
Batılı liberal değerlerin karşısına ortaçağa özgü Doğu barbarlığını koyan
“medeniyetler çatışması” paradigması haricinde herhangi bir paradigmayla
anlamak için girişimde bulunmaktan korkmamamız için çaba gösterilmesi
gerekiyor.
Sözkonusu İslami hareketlerin, her ne kadar kendilerini ümmetin (Müslümanların
küresel topluluğunun) bir parçası olarak görseler de, heterojen olduklarını
ve belli bir bağlam içinde ortaya çıktıklarını belirtmek son derece önemlidir.
İdeolojileri ve duruşları hareketli hedeflerdir; şiddetli ve sürekli iç
tartışmaların ve dışsal etkilerle karşılaşmalarının sonuçlarına göre zamanla
değişmektedir. Bu noktalar, bir toplumsal ya da politik hareketin analizine
başvurulduğunda apaçık görülebilir, ama bütün İslamcı hareketleri esnemeyen,
değişmeyen ve antik dünya görüşlerine dayanan, en acayip, marjinal ve
temsiliyet iddiasında olmayan “cihadcı” gruplardan ayırt edilemez bir
şekilde tasvir etmeye dönük ısrarlı çabalardan dolayı burada tekrar açıklanmalılar.
Hamas ve Hizbullah insanlık dışı İsrail istilası ve askeri kuşatma
şartları altında ortaya çıktı. Halk destekleri ve meşruiyetleri, İsrail’in
dizginlenemez bir şekilde güç kullanması karşısında güvenilir bir veto
ortaya koyabilme yeteneklerini gösterebildikleri ölçüde arttı. İsrail’in
dizginlenemez bir şekilde güç kullanması karşısında devletler, uluslararası
kuruluşlar, barış süreci endüstrisi ve seküler ulusalcı direniş hareketleri
ciddi şekilde başarısız kalmıştı.
Her iki hareket de etkileri büyüdükçe, evrensel İslamcı retoriklerini
sürekli yumuşattılar ve İslamcı kimliklerine karşın klasik ulusalcı özgürlük
mücadelelerinin dilini ve imgelemini benimsediler. Hizbullah’ın öncülük
ettiği, İslamcı kimliğin ve amaçların çoğulcu ulusal siyasetin dayattığı
kısıtlar dahilinde yeniden biçimlendirmesine dayalı politik hat şu anda
Hamas tarafından uygulanıyor [4].
Sıkça tekrar edilen “Hamas’ın inatla Filistin’in tamamını fethinin
ve bütün Yahudilerin kovulmasının (siz “İsrail’in yok edilmesi” şeklinde
okuyun) peşinde koştuğu” iddiasının tersine, hareket, açık bir biçimde
bir nesil boyunca İsrail’le ateşkesi ve müzakereler sonucunda ne olacağı
belirsiz gelecek politik düzenlemeleri destekleyerek hareket etti [5].
Hamas liderleri, bu politik kaymayı İslamcı hunda (ateşkesin) kavramı
çerçevesinde meşrulaştırmayı sürdürüyorlar ancak yaklaşımlarında açıkça
İrlanda, Güney Afrika ve Vietnam’daki diğer modern ulusalcı liberal hareketleri
model alıyorlar [6]
Çokça kınanan Hamas ve Hizbullah’ın şiddet kullanması (özellikle intihar
bombaları), Chicago Üniversitesi’nden siyaset bilimcisi Robert Pape’in
Dying to Win (Kazanmak için Ölmek) adlı kitabında gösterdiği gibi, yabancı
işgaliyle karşılaşan diğer ulusalcı hareketlerde herhangi bir “İslamcı”
ideolojiden kaynaklanan hareketlere kıyasla daha yaygın. Hizbullah askeri
stratejisini İsrail’in askeri gücüne karşı koymaya ve yalnızca İsrail’in
Lübnanlı sivillere karşı gerçekleştirdiği saldırılara karşı İsrail sivil
yaşam alanlarına misilleme yapmaya odaklamış durumda ( 2006 Temmuz’undaki
savaşta gördüğümüz gibi). Hamas, sıkça gündeme getirilen İsrailli sivillere
karşı intihar saldırıları kampanyasına iki yıldan bu yana tek taraflı
olarak ara vermiş durumda ve tekrar IRA benzeri diğer örgütler örneğini
takip ederek politik sürece dahil olmayı hedefliyor. Hamas intahar saldırılarını
askıya alma durumunu İsrail’in saldırılarını ve Filistinli sivillere uyguladığı
toplu cezalandırmaları yoğunlaştırmasına rağmen sürdürüyor.
Her iki hareket de destek buldukları toplumun en yoksul kesimlerine
sağlık hizmeti, konut, istihdam ve gelir temin ederek ün saldılar. Anti-İslamcı
liberallerin bazıları bu cazibenin farkına vardılar. Bu nedenle birkaçı
ABD, İsrail ve Avrupa Birliği’nin Gazze’deki Hamas’a bu tip hizmetler
sağlamasını önlemek için yaptırım uygulamasını ve Mahmud Abbas’ın Ramallah
rejimine kaybettiği destek ve güvenirliği geri satın alabileceği umuduyla
arka çıkılmasını desteklediler.
Anti-İslamcı liberaller, Hamas benzeri İslamcı hareketlerin kadınlara
karşı baskıcı olduğu ve onlara tabi roller atfeteden katı ideolojilerde
saplanıp kaldıkları kozunu öne sürmeye devam ediyorlar. (İronik olarak,
gazeteci Susan Faludi, bu iddiaların “Teröre Karşı Savaş”ın Amerikalı
muhafazakarlar tarafından, kendi ülkelerinde daha katı bir ataerkilliğin
gündeme getirilmesini örtmek amacıyla eş zamanlı olarak kullanıldığını
kaydediyor) [7].
“Stratejik dayanışma” muhtemelen Batı’nın gündemine daha uyumlu Filistin
gruplarını dahil edecek şekilde genişletilirken Hamas’a karşı çıkma iddiası,
hareketin toplumsal cinsiyetle ilgili değişen ideolojisi ve pratiklerinin
karikatürize edilmesine ve Filistin’deki İslamcı kadın hareketinin kazanımlarını
görmezden gelinmesine dayanıyor.
Geçen yıl Filistinli kadınlar tarafından yapılan ve İsrail’in Gazze’deki
hava saldırılarını ve yargısız infazlarını engelleyen kitlesel barışçıl
eylemler, İslamcı kadınların oynadığı cesur ve radikal rolün inanılmaz
örnekleriydi [8]. Ama bu buzdağının sadece görünen kısmı.
Birzeit Üniversitesi’nden Profesör Islah Jad’ın çalışmasının gösterdiğine
göre, İslamcı kadın hareketi Hamas’ın kadınlarla ilgili ideolojisini dönüştürmede,
kadınların taleplerinin iç tartışmaların merkezine yerleşmesinde, ve hem
Hamas içinde hem de toplumun genelinde kadınların daha büyük siyasi ve
ekonomik roller oynamaları için seferber olmalarında büyük bir rol oynadı
(örneğin kadınlar Gazze İslam Üniversitesi’nin öğrencilerinin %60’ını
oluşturuyor).
İslamcı kadınlar, kendi durumları ve ihtiyaçlarıyla alakasız olduğuna
inandıkları Batılı feminist tezlerle mücadele ettiler. İslamcı düşüncenin
kadınların rolü hakkındaki çelişkileri ile uğraştılar. Bu çelişkiler,
zayıflayan seküler ulusalcı hareketlere uzun zamandır baş belası olan
çözülmemiş çelişkiler olarak yansıyordu Aynı zamanda bu İslamcı kadın
aktivistler seküler feministlerin dile getirdiği taleplerin bazılarına
olumlu yaklaşarak bunları değişken İslamcı ulusalcı söyleme dahil ettiler
[9]. İslamcı kadınlar, seküler ulusalcı kadın hareketin depolitize olması,
“STKlaşarak”, profesyonelleşerek ve kitle köklerinden koparak sönmesi
sonucunda Filistin siyasi hayatında kısmen önemli bir faktör olarak ortaya
çıktılar [10].
Filistin Yasama Meclisi’nin seçilmiş Hamas’lı kadın üyelerinden biri
olan Jamila Shanti “Burada kadınların ikinci planda kalması, geride durması
gerektiğini söyleyen gelenekler var” dedikten sonra “ancak bu İslam değil”
diye ekledi. Ocak 2006 seçiminden sonra, Avrupa Birliği, ABD ve İsrail’in
Hamas hükümetini imha çabalarına girişmesinden önce konuşan Shanti, “Hamas
bu geleneklerin birçoğuyla çatışacak. [Karşınızda] sokağa çıkan ve [sürece]
katılan kadınlar bulacaksınız” dedi. [11] Bunun için, İslamcı kadınların,
özellikle Hamas içindeki çalışmaları görünmez kılınmayı değil, farkına
varılmayı, saygı görmeyi ve görüşülmeyi hak ediyor.
İşte bu noktada karikatürlerden öteye bakmamız ve ona bağlananlar için
İslamcı hareketin çekici olduğunu çünkü hayatın merkezine pazar ya da
müşteriyi değil insan varlığını ve toplumu koyan alternatif sosyal örgütlenme
biçimlerine dair umut vaat ettiğini dikkate almamız gerekiyor.
Batılı yardım sağlayıcılar ve onların IMF ve Dünya Bankası gibi kurumları
tarafından demokrasinin doğal sonucu olarak methedilen neoliberal kapitalizm,
yoksul ülkelerde, pratikte sorumsuz bir oligarşinin oluşması, sosyal refah
sisteminin, kamusal eğitimin, temel gereksinimler için devlet desteğinin
imha edilmesi ve yozlaşmış özelleştirmenin inanılmaz ölçüde artması anlamına
geliyor. Birçok yerde İslamcı hareketler bu boşluğu doldurmaya kalkışıyor.
Hamas’ın, İsrail’e karşı uzun süredir sürdürdüğü ateşkese, direnişin
yapısına ve toplumda kadının rolüne ilişkin değişen görüşleri –herhangi
başka bir sosyal hareket gibi- bir İslamcı hareketin, parçası olduğu toplumun
gerçek koşullarına nasıl cevap verdiğinin bir örneği.
Özellikle sömürgeci egemenler ve yabancı destekçilerinin Güney Afrika’da
Afrika Ulusal Kongresi (ANC) ve Kuzey İrlanda’da IRA ve Sinn Fein ile
açtığı –ve zamanla bu toplumların barışçıl dönüşümlerine yol açan- diyalog
yolları, Hamas ve Hizbullah gibi hareketlerle nasıl görüşülebileceğine
dair uygun modeller. Bunların bir örnek teşkil edemeyeceği iddiası öne
sürülebilir, çünkü İrlandalı milliyetçiler ve ANC her zaman birleştirici
bir Hristiyan ve Batı geleneğinin parçası oldular. Bugünden geçmişe baktığımızda
öyle görülüyorlar. Ama İslamcılar gibi onlar da, kendilerini kurtarılamayacak
kadar aşağılık, yabancı ve kazanılması mümkün olmayan varlıklar olarak
gören, böylece de sömürge denetimini meşrulaştıran ınsanlık dışı uygarlaştırıcı
söylemin nesnesi idiler.
Ve bu örneklerin liderlerinin daha önce yaptığı gibi, Hamas ve Hizbullah
elini uzatıyor, ustalıkla, kapanamayacak gibi görünen uçurumların kapanması
sağlayabilecek mesajlar vermeye çalışıyor, kendi seçmenlerini olduğu kadar
potansiyel muhataplarını da dikkate alıyor. Hamas örneğinde 2006 Ocak
ayından bu yana bu türden davetler örgütün liderleri tarafından Washington
Post, New York Times, Los Angeles Times ve Guardian gibi İngilizce yayınlanan
gazetelerde dikkate değer bir dizi yorum yazısı halinde yayınlanıyor [12].
Avrupa ve ABD hükümetleri, İsrail istediği gibi davranırken herhangi bir
diyaloğa girmek için Hamas’ın öncelikle İsrail’in bütün taleplerini kabul
etmesini şart koşuyorlar.
İsrail ve destekçileri Hamas’ın önerilerini samimiyetsiz olduğu gerekçesiyle
sürekli reddediyorlar. 1988 Hamas Bildirgesi’ni Hamas’la hiçbir zaman
konuşmamak için bir mazeret olarak sunuyorlar. Oysa mevcut akademik araştırmalar
bu bildirgenin gerçek Hamas politikaları ve düşüncesi üzerinde çok az
etkisi ya da ilgisi olduğunu gösteriyor. İsrail propagandacıları (ısrarla
“akit” olarak adlandırdıkları) FKÖ Bildirgesi için de yıllarca aynı taktiği
kullandı. Ana-akım İslamcıların yükselen etkisi, Filistin Yönetimi ve
diğer Arap devletlerindeki mevcut iktidar çevrelerini dehşete düşürdü,
bunlar güçlerini koruyabilme uğruna korku tüccarlığı ve baskı korosuna
dahil oldular ve İsrail’le az çok açık ittifaklar geliştirdiler.
Medeniyetler çatışması ideolojisinden kaynaklanan daha geniş çatışmalar
ufukta belirirken ve Amerikan Başkanı sırıtarak zaman zaman III. Dünya
Savaşı’ndan sözederken acilen yeni bir yaklaşıma geresinim duyuluyor.
Örneğin Hamas’la gizlice görüşen ancak ABD korkusundan Gazze’ye karşı
canavarca yaptırımlara da onay veren Avrupa hükümetleri, zararlı ve yanlış
yola sapmış politikalarından vazgeçmeliler. Washington ve Tel Aviv’e açıkça
meydan okumalı ve Lübnan ve Filistin’deki İslamcı hareketlerle eşit koşullarda
daha açıktan görüşmeli.
Bu değişim kısa vadede olası olmadığı ve tehlikeler çok büyük olduğu
için ilericilere düşen rol, kendi gündemlerini dayatmadan sömürgecilik
karşıtı kurtuluş hareketlerini desteklemek, eşit diyalog için baskı yapmak,
İslamcı hareketlerin dediklerini dikkate almak ve yeni savaşlara hazırlık
amacıyla bütün toplumları şeytanlaştırma ve insanlıktan çıkarma çabalarını
teşhir etmek ve bu çabalara direnmek olmalı.
Ali Abunimah, The Electronic Intıfada’nın kurucularındandır ve One
Country: A Bold Proposal to End the Israeli-Palestinian Impasse (Metropolitan
Books, 2006) adlı kitabın yazarıdır.
Notlar:
Soner Torlak tarafından www.sendika.org için çevrilmiştir, BGST sitesi
için Nuri Ersoy tarafından redakte edilmiştir. Makalenin orijinali için
tıklayınız
http://www.zmag.org/content/showarticle.cfm?ItemID=14165
[1] Arun Kundnani, "How liberals lost their anti-racism," 3 Ekim 2007,
Institute for Race Relations. (http://www.irr.org.uk/2007/october/ha000008.html ).
[2] "Palestine in the Age of Hamas: The Challenge of Progressive Solidarity,"
MADRE basın bülteni, 11 Temmuz 2007 (http://www.commondreams.org/news2007/0711-02.htm )
[3] Bkz. Osamah Khalil, "The politics of fear," The Electronic Intifada,
8 Ekim 2007. (http://electronicintifada.net/v2/article9028.shtml )
[4] Bkz. Azzam Tamimi, Hamas A History from Within (Olive Branch Press,
2007); Khaled Hroub, Hamas: A Beginner's Guide, (Pluto Press, 2006);
Khaled Hroub, Hamas: Political Thought and Practice, (Institute for
Palestine Studies, 2000); Shaul Mishal and Avraham Sela, The Palestinian
Hamas, (Columbia University Press, 2000).
[5] Bkz. özellikle Tamimi, 7.Bölüm.
[6] Bkz. Ahmed Yousef, "Pause for Peace," The New York Times, 1 Kasım
2006; ve Khaled Meshaal, "We shall never recognize ... a Zionist state
on our soil," Los Angeles Times, 1 Şubat 2006.
[7] Yeni kitabı The Terror Dream: Fear and Fantasy in Post-9/11 America
(Metropolitan Books, 2007) hakkında Democracy Now!’da konuşurken, 4
Ekim 2007 (
http://www.democracynow.org/article.pl?sid=07/10/04/1355237
).
[8] Bkz. "One woman killed, 16 injured in Israeli siege on Gaza mosque,"
The Electronic Intifada, 3 Kasım 2006 (http://electronicintifada.net/v2/article5935.shtml )
ve Rami Almeghari, "Necessity is the Mother of Inventive Nonviolent
Resistance," 21 Kasım 2006, The Electronic Intifada,
http://electronicintifada.net/v2/article6077.shtml ).
[9] Bkz. Islah Jad, "Between Religion and Secularism: Islamist women
of Hamas," Fereshteh Nouraie-Simone (editor), On Shifting Ground: Muslim
Women in the Global Era, (The Feminist Press at the City University
of New York, 2005) içinde.
[10] Bkz. Islah Jad, "NGOs: between buzzwords and social movements,"
Development in Practice, Volume 17, Numbers 4-5, August 2007.
[11] Alan Johnston, "Women ponder future under Hamas," BBC, 3 Mart 2006.
( http://news.bbc.co.uk/2/hi/middle_east/4767634.stm ).
[12] [6]. Dipnottaki kaynaklara ek olarak bkz.: Mousa Abu Marzook, "What
Hamas Is Seeking," The Washington Post, 31 Şubat 2006; Abu Marzook,
"Hamas' stand," Los Angeles Times, 10 Temmuz 2007; Abu Marzook, "Hamas
is ready to talk: We welcome the call for dialogue, and reject insincere
demands for an undemocratic boycott," The Guardian, 16 Ağustos 2007;
Ahmed Yousef, "What Hamas Wants," The New York Times, 20 Haziran 2007;
Yousef, "Engage With Hamas; We Earned Our Support," The New York Times,
20 Haziran 2007.