Gökkuşağını Savunmak…
Esra Aşan
New York'taki Stonewall Barı'nın polisler tarafından basılmasıyla
eşcinseller ile güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmanın ardından
38 yıl geçti. Polisin Stonewall İnn Barı'na yaptığı rutin baskına
ve yapılan hukuksuz uygulamalara 28 Temmuz 1969 gecesi bir direnişle
cevap verildi. Eşcinsellere cesaret veren bu direniş, hareketin
pek çok aktivisti tarafından, eşcinsel hareket tarihinin başlangıcı
olarak kabul edildi. Bu olayın ardından pek çok eşcinsel örgütü
kuruldu; cinsel yönelimleri nedeniyle ezilen, ayrımcılığa uğrayan,
baskı altına alınan lezbiyen, gey, biseksüel, travesti, transseksüel
(LGBTT) bireylerin talepleri örgütlü bir zeminde dillendirilir
oldu. Bu çalışmalarla, LGBTT bireylerin üzerindeki toplumsal
baskı görünür bir hal alırken, LGBTT bireylere yönelik bir ayrımcılık
ideolojisi olan heteroseksizme karşı mücadele diğer toplumsal
hareketlerin de gündemine girmeye başladı.
Stonewall deneyimini hatırda tutmak için LGBTT bireyler her
yıl haziran ayının son haftasında dünyanın birçok ülkesinde
yürüyüşler yapıyor ve etkinlikler düzenliyorlar. Türkiye'de
de Lambdaistanbul 1996 yılından beri Eşcinsel Onur Haftası etkinliklerini
örgütlüyor. LGBTT aktivistler; panel, söyleşi, film gösterimi,
konser gibi çeşitli etkinliklerle yaşadıkları ayrımcılığı görünür
kılmaya çalışıyor ve cinsel baskıdan arınmış bir dünya talebini
yükseltiyorlar.
27 Haziran Çarşamba günü tekne gezisiyle başlayan bu yılki
Onur Haftası etkinlikleri 1 Temmuz günü Taksim, İstiklal Caddesi'nde
düzenlenen yürüyüşle son buldu. Türkiye'den ve yurt dışından
pek çok kişi/ sivil toplum kuruluşu, Onur Haftası etkinliklerine
destek verdi.
Hareketin gündemini takip edenler, hareket içinde kurumsallaşma
çalışmalarının hızlandığını; Ankara, Bursa, İstanbul ve İzmir'de
LGBTT bireylerin dernekleşme çalışmaları içinde olduğunu bilirler.
Ve bu derneklerin sudan sebeplerle kapatılmaya çalışılarak LGBTT
bireylerin örgütlenme özgürlüğünün engellenmeye çalışıldığını
da… Hatırlanacağı gibi 2005 yazında kurulan Kaos Gey ve Lezbiyen
Kültürel Araştırmalar ve Dayanışma Derneği'nin (Kaos GL), tüzüğü
ve adının "ahlaka aykırı" olduğu gerekçesiyle kapatılması talebinde
bulunulmuştu. Ancak savcılığın eşcinsel varoluşun, ahlaksızlık
olarak tanımlanamayacağı ve dava açılmasına gerek olmadığı yolundaki
açıklaması ile bu dava reddedilmişti. Emsal teşkil edebilecek
bu olumlu kararın hemen ardından Bursa Gökkuşağı Derneği; Lambdaistanbul
Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Travesti, Transseksüel Dayanışma Derneği
ve Ankara Pembe Hayat Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Travesti, Transseksüel
Dayanışma Derneği kurulmuştu. Ancak bu dernekleşme çalışmalarına
getirilen engellemeler devam etti. Geçtiğimiz yıl Bursa'da Gökkuşağı
Derneği, Bursasporlu taraftarların saldırısına maruz kalmış;
bu yıl Bilgi Üniversitesi'nde kurulan Gökkuşağı LGBTT Kulübü
ciddi baskılarla karşılaşmış; son olarak da Lambdaistanbul hakkında,
adı ve amacı gereği kapatılma davasının açılmasına onay çıkmıştı.
Örgütlenme ve ifade özgürlüklerinin engellenme girişimlerinin
yanında LGBTT bireyler gündelik hayatta da sistematik şiddete
maruz kalıyorlar. Bu şiddet; dış görünüşlerinden, davranışlarından
dolayı günün herhangi bir saatinde herhangi bir mekânda karşılaşabilecekleri
sözlü ya da fiziksel şiddetten, Ülker Sokak ve Eryaman'da olduğu
gibi devlet kaynaklı sistematik linç girişimlerine kadar varabiliyor.
Son aylarda sıklaşan, travesti ve transseksüellerin evlerine
yapılan polis baskınları, kaçırma ve şiddet olayları, örgütlenme
ve ifade özgürlüğü ihlalleri bu yılki etkinliklerin ana gündemleri
arasındaydı. Şüphesiz bu yılki Onur Haftası etkinlikleri içinde
Türkiye'nin farklı illerinde çalışma yürüten Türkiye Ayıları,
Antalya Gökkuşağı Eşcinsel Oluşumu, Bilgi Üniversitesi Gökkuşağı
LGBTT Kulübü, Kaos GL Kültürel Araştırmalar ve Dayanışma Derneği,
Kaos GL İzmir, Kaosist, Lambdaistanbul LGBTT Dayanışma Derneği,
MorEl Eskişehir LGBTT Oluşumu, Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği'nin
aralarında bulunduğu kurumların bir araya gelmesi kurumlar arasındaki
dayanışmanın örülmesi açısından oldukça önemliydi.
Etkinliklere Türkiye dışından da bir ilgi vardı: İtalyan
Komünist Yeniden Doğuş Partisi'nden transseksüel milletvekili
Vladimir Luxuria, Yunanistan'dan Atina'nın Lezbiyenleri Grubu,
Fransa'dan lezbiyen aktivistler, Almanya'dan Türk Eşcinsel Derneği
GLADT, Belçika devletinin görevlendirdiği Eşcinsel Onur Haftası
organizasyon komitesi, Uluslararası Lezbiyen ve Gey Derneği'nden
temsilciler Türkiyeli LGBTT bireylerle dayanışmak ve deneyim
paylaşımında bulunmak için Onur Haftası etkinliklerindeydi.
Son 10 yıl içinde, internetin yaygın kullanımıyla cinsel çeşitliliğe
ilişkin bilgiler küreselleşmiş ve bu sayede pek çok kişi diğer
ülkelerdeki LGBTT bireylerin varlıklarından, gündemlerinden,
mücadele deneyimlerinden haberdar olmuştu. Bu durum, LGBTT bireylerin
yalıtılmışlıklarını kırarken çeşitli uluslararası dayanışma
ağlarının da oluşmasını ve yaygınlaşmasını da beraberinde getirdi.
Onur Haftası etkinliklerine yurt dışından gösterilen ilgi bu
dayanışma ağlarının yayılmaya devam ettiğini gösteriyor.
Onur Yürüyüşü…
1 Temmuz günü yapılan Onur Yürüyüşü ise katılımcıların kolay
kolay hafızalarından silinmeyeceğe benziyor. Geçtiğimiz yıl
150'ye yakın kişinin katıldığı yürüyüşte bu yılki sayı 1000'e
yakındı. Yürüyüş sırasında "Lezbiyenler Vardır", "Anne Ben Biseksüelim",
"Susma Haykır, Eşcinseller Vardır", Teşhirci Değil Travestiyiz",
"Derneklerimiz Kapatılamaz", "301. Madde Kaldırılsın", "Eşcinsel
Hakları, İnsan Haklarıdır", "Genişletilen Polis Yasası, Daraltılan
İnsan Hakları", "Travesti Cinayetleri Politiktir", "Ev Mühürlemelerine
Son", "Yaşıyorum Kabahat, Çalışıyorum Kabahat", "Çalışma Hakkımızı
İstiyoruz", "Cinsel Ayrımcılığa Son" yazılı dövizler taşındı.
Pek çok sivil toplum kuruluşu, feministler, savaş karşıtları
ve bağımsız adaylardan Baskın Oran LGBTT bireylerin mücadelesine
destek verdi.
Genel seçimlerin yaklaştığı şu günlerde LGBTT bireylerin
parlamentoda temsiliyetinin, taleplerinin dillendirilmesinin
nasıl olacağı oldukça önemliydi. AKP ve CHP-MHP arasında sıkışıp
kalmak istemeyen pek çok vatandaş için bağımsız adaylar alternatif
bir yolun mümkün olabileceğini gösterdi. Kültürel çoğulcu bir
perspektifle hareket eden ve eşcinsel politikalarını dillendirmeye
özen gösteren Baskın Oran, LGBTT bireylerin parlamentoda temsili
için bir umut ışığı oldu. Lambdaistanbul kısa bir süre önce
yaptığı açıklamada "Eşcinselin sadece eşcinseli savunmadığı,
aynı zamanda antimilitarizmi, Kadın'ı, Kürt'ü, Ermeni'yi, Baskın
Oran'ı savunduğu bir siyaset istiyoruz" diyerek Baskın Oran'a
destek çağrısında bulunmuştu.
Yürüyüş boyunca taşınan metrelerce uzunluktaki gökkuşağı
bayrağı, yürüyüşe katılanların farklılıklarıyla bir arada yaşama
talebinin, her birimizin gökkuşağının renkleri gibi yan yana
durabileceğimizin simgesel ifadesi oldu.
Hormonlu Domates Ödülleri Töreni…
Yürüyüşün ardından sıra Hormonlu Domates Ödüllerinin dağıtılmasına
gelmişti. Bilmeyenler için söyleyeyim: Hormonlu Domates Homofobi
Ödülleri ilk olarak 2005 yılındaki Onur Haftası etkinliklerinde
verilmeye başlandı. Ödüllerin ilham kaynağı ise hormonlu tavuğun
olumsuz yan etkilerinden birinin eşcinsellik olduğunu söyleyen
Erman Toroğlu'ydu. Bilimsel tüm savları alt üst eden bu yumurtlamanın
ardından Lambdaistanbul aktivistleri LGBTT karşıtı söylem ve
tavırlarıyla dikkat çeken kişi ve kurumların bir ödülü hak ettiklerini
düşündüler ve Hormonlu Domates Ödülleri dağıtmaya karar verdiler.
Bu seneki adaylar "Basın, Kurumlar, Müzik, Siyaset, TV/Magazin"
olmak üzere 5 kategoride yarıştı.
Basın alanında Alev Alatlı oyların %34'ünü alarak birinciliği
kimseye kaptırmadı. Bu ödüle layık olabilmek için Alev Alatlı,
Zaman gazetesindeki "Din'in içi nasıl boşaltılır? ‘Gay-Lesbiyen
öğrenci kulübü'" başlıklı yazısında, Bilgi Üniversitesi'nde
kurulan Gökkuşağı LGBTT Kulübü'nün açılmasını ve buna izin veren
kurumların "demokrat" tavrını eleştirmiş; dini referanslar vererek
"eşcinselliğin" tüm dinlerce nasıl yasaklandığından övgüyle
bahsetmiş ve hemcinsel ilişkinin nasıl bu denli "normal" göründüğünü
anlamadığı söylemişti. Yazısında, dünyadaki LGBTT hareketinin
geldiği noktaya da değinen Alatlı, LGBTT bireylere karşı oluşan
olumlu değişimden duyduğu kaygıyı dillendirmişti (bkz.
http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=529898
).
Kurumlar kategorisinde Bursasporlu Esnaf ve Taraftarlar Derneği
ipi göğüsledi. Başkanı Fevzinur Dündar'ın, 6 Ağustos 2006 tarihinde
Bursa'da gerçekleştirilecek olan "1. Eşcinsel Yürüyüşü"nden
önce basın yoluyla halkı tahrik edip yürüyüşü engelleme girişimleri
ve açık linç çağrıları dolayısıyla bu ödüle layık görüldü (bkz.
http://www.lambdaistanbul.org/php/main.phpmenuID=5&altMenuID=5&icerikID=532
).
Popstar yarışmasının takipçileri bilirler. Ebru Gündeş, Popstar
Alaturka yarışmasının elemelerinde bir yarışmacıyı "hafif kırık,
gençlere kötü örnek olur, onu bu haliyle ekrana çıkartamayız"
diyerek adayın elenmesine neden olmuş, canlı yayında da bunun
arkasında göğsünü siper etmiş, ne kadar haklı bir iş yaptığını
söylemişti (bkz.
http://www.haberturk.com/haber.aspid=3180&cat=150&dt=2006/10/17
). Ebru Gündeş bu örnek tavrıyla Hormonlu Domates'ini kucakladı.
Özellikle seçim döneminde ırkçı, militer güçlerini arkasına
alarak rant elde etmeye çalışan Deniz Baykal'a, "Brokeback Mountain"
filminin yankılar uyandırdığı sırada, bir gazeteci Batı'da eşcinsellerin
sol partilerde örgütlenebildiğini hatırlattı ve eşcinsel politikalarla
ile ilgili ne düşündüğünü sordu. Baykal'ın "Böyle şeyin politikası
mı olur yahu? Kim çıkarıyor bunları..." cevabı ise kendisine
siyaset alanında bir Hormonlu Domates Ödülü kazandırdı.
TV/Magazin kategorisinde yarışan Erol Köse ise kendisi kadar
güçlü rakiplerini açık ara farkla sollayarak ödülünü kimseye
kaptırmadı. Jüri üyesi olduğu yarışma programında yarışmacılardan
birine "Sen kırık mısın?" diye soran Erol Köse, kişinin cinsel
yönelimi hakkında -üstelik aşağılayıcı kelimeler kullanarak-
soru sorma hakkını kendisinde gördüğü için bu ödülü almaya hak
kazandı.
Sonuç olarak, bu seneki Onur Haftası etkinliklerine gerek
LGBTT bireylerin gerek diğer toplumsal muhalefet odaklarının
geçen yıllara oranla daha büyük bir ilgi örgütlediği ortada…
Bu etkinliklerde ortaya çıkan enerji, yaratılan dayanışma ortamı
belki de pek çok kişinin açılmasına, LGBTT Hareketi'ne katılmasına
neden olacak. Diğer toplumsal muhalefet odaklarının LGBTT gündemine,
tartışmalarına daha çok ilgi örgütleyebileceği de söylenebilir.
Önemli olan; yaratılan bu coşkunun devamlılığını sağlayabileceğimiz,
üretkenliği yakalayabilen nitelikli çalışmalara ortak imza atabilmemiz,
hep birlikte gökkuşağını savunabilmemiz... Bu dayanışmaya 19
Temmuz'da Sütlüce Adliyesi'nde kapatılma davası başlayacak olan
Lambdaistanbulluların yanında olarak devam edebiliriz.
Çeviren: Cevirmen
Notlar: