TANYA REINHART: İnsanlık İçin Yükselen Bir Ses Daha
Aramızdan Ayrıldı
Women For Palestine[1]’ın
Özel Haberi: Sayı 4
Sonja Karkar
20 Mart 2007
Çeviren: Duygu Çavdar
Tanya Reinhart, etnik, siyasi ve mezhepsel bağlılıkların
ötesine bakan ve insanı gören nadir kişilerden biriydi.
İsrailli muhasımları tarafından şeytanlaştırılmaya ve
hatta hayvanlar olarak karikatürize edilmeye uzun süredir
alışık olan Filistinliler için ayrı bir anlam taşıyordu:
Tanya’nın hayatlarına tuttuğu ayna, Filistinlilerin,
bizzat vatandaşı olduğu ülke tarafından acımasızca davranılan,
cezalandırılan ve travmaya uğratılan bir halk olarak
görülebilmesine imkan verdi. Tanya, bunu yapmaya cüret
ettiği için İsrail’de kendi halkının çoğu tarafından
ve aynı zamanda dünyanın her yerindeki Siyonizm yanlısı
lobi gruplarınca dışlandı. Duruşu, çok az insanın sahip
olduğu özel bir tür cesaret gerektiriyordu; çünkü cesareti
Tanya’yı, normalde başarılarını onurlandıracak ve kendisini
İsrail’in entelektüel elitlerinin mevkisine yükseltecek
dünyanın dışına itti.
Tanya Reinhart, alanına önemli katkılar yapmış parlak
bir dilbilimci ve araştırmacı olmasına rağmen, kitapların
ve akademik hayatın konforuna gömülmedi. Aksine, Filistin
üzerine tartışma açacak kitaplar yazdı ve İsrail’in
işlediği suçları anlatmak üzere dünyanın her yerine
gitti. Kibar tavrı ve sıcak gülümsemesi, içindeki çelikten
maksadı gizlerdi; bu maksat ağır adımlarla, kararlı
bir şekilde ve politik davranmadan dile getirdiği kelimelerde
yansıma buldu. Tanya gerçeğin bu tür politik inceliklere
ihtiyaç duymadığını bilirdi ve ihtilaflardan kesinlikle
çekinmezdi.
Birçokları, kutsal Siyonizm ineğinin üzerine basmamaya
dikkat ederek meseleler etrafında dans ederken Tanya,
Siyonist İsrail’in Filistinlilere karşı yürüttüğü apartayd[2]
politikaları açıkça kabul etti ve İsrail’e karşı akademik
bir boykottan yana tavır gösterdi. Ona göre, bir devleti
korumak uğruna, özellikle de gözü kapalı övülen bir
devleti korumak uğruna asla insan haklarından taviz
verilemezdi. Diğerleri gibi Tanya da İsrail’in, Güney
Afrika apartayd modelini[3]
aşırı uç bir noktada takip ettiğini, ancak her zaman
bir saygınlık örtüsü altında hareket ettiğini görebildi.
İsrail, politikalarını barışa yönelik bir uzlaşmaymış
gibi sunarak tüm dünyayı kendisine inandırmada şimdiye
kadar başarılı oldu: İsrail’e göre Filistin devleti,
yükselen duvarın ardında, toprak kontrollerinin yapıldığı,
bunaltıcı askeri çemberlerin uygulandığı, şehrin içinden
geçen yolların, yerleşimlerin ve askeri üslerin Batı
Şeria’yı parçalara ayırdığı ve İsrail’in sularını ve
verimli topraklarını alması, pazara erişimlerini engellemesi
nedeniyle Filistinlilerin mutlak bir ekonomik bağımlılığa
zorlandığı topraklarda var olabilirdi. Tanya Reinhart,
2002 Mayıs’ında İsrailli akademisyen Brauch Kimmerling’e
gönderdiği mektupta şunları söyledi:
“… Oslo yılları hakkında ne düşündüğün hiç önemli
değil; İsrail’in şu an yaptıkları Güney Afrika’nın beyaz
rejiminin işlediği suçları geride bırakıyor. Durum sistematik
bir etnik temizlik biçimi almaya başladı ki, Güney Afrika
hiçbir zaman buna teşebbüs etmemişti. Otuz beş yıllık
işgalden sonra, artık tamamen aşikar ki İsrail siyasi
sistemi Filistinlilere sadece iki seçenek sunuyor: Apartayd
ya da etnik temizlik (‘nakil’[4]).”
Tanya Reinhart entelektüel sorumluluğun, ahlaki ilkeleri
korumayı gerektirdiğini ve İsrail akademisinin büyük
kısmının, kendi toplumları içinde bu ilkeleri savunmakta
başarısız olarak ve sessiz kalarak yasadışı işgalde
İsrail hükümeti ile işbirliğine girdiklerini gördü.
Geçen sene, evini terk etme yönündeki acı kararını aldı;
kendi vatandaşlarını ahlaki çöküntüye uğratan bir ülkede
daha fazla yaşayamazdı. Kararı, kişisel olarak ödediği
bedel ne olursa olsun, barış, adalet ve insan hakları
için mücadele etmeye istekli birinin en onurlu gösterisiydi.
Zamansız ölümü, onun Filistin halkının haklarını koruma
yönündeki cesaretine, dürüstlüğüne ve sarsılmaz kararlılığına
hayran olan hepimizde muazzam bir keder bıraktı. Geriye
yazıları kaldı ve bu yazılar her zaman inançlarının
gücünün kanıtı olacaktır. Hayatının ve çalışmalarının
doğruluğunu tanıyan bir dünyada belki bir gün huzur
bulunabilir. Fakat bugün için ölümü ve bütün kalbiyle
insanlık için sesini yükselten çok iyi bir insan olarak
hatırası sadece keder uyandırıyor.
Notlar :
[1]
Kutsal Topraklar’da şiddetsizliği ve insan haklarını
savunan Avusturyalı kadınların oluşturduğu ağ.
Bkz.
www.womenforpalestine.com (ç.n.)
[2]
Ayrımcılık, ırk ayrımcılığı. İsrail’in, işgal
altındaki topraklarda Filistinlilere karşı yürüttüğü
politikaların Güney Afrika apartayd rejimi ile
benzerliklerini vurgulamak üzere makalenin orijinalinde
apartayd tanımlaması özellikle kullanılmıştır.
Makalenin Türkçe çevirisinde de anlam kaybını
önlemek için ayrımcı yerine apartayd tanımlaması
kullanılmıştır. (ç.n.)
[3]
Güney Afrika Cumhuriyeti'nde
1994 yılına kadar yürürlükte kalan ve beyaz
olmayan ırklarla Avrupalı beyazlar arasında
yasal bir ayrımı öngören politikaya denir. Uluslararası
terminolojide, ırkçılık siyasetinin egemen olduğu
hükümetlerce yönetilen rejimlere aparthayd rejim
denir. Bkz.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Aparthayd (ç.n.)
[4]
İşgal atındaki topraklarda Filistinlilerin yerlerinden
edilmesi ve buralara İsraillilerin yerleşimi
için yürütülen politikalara gönderme yapmaktadır.
(ç.n.)