Neden Biz? (Akademik Boykot Hakkında)
Tanya Reinhart
Yediot Aharonot, 4 Mayıs 2005*
Çeviren: Fahriye Dinçer
Bir boykot kararı, Britanya'daki Üniversite Öğretmenleri [1]
iki İsrail üniversitesini boykot etme kararı, doğal olarak İsrailliler
arasında bir patırtı gürültü yarattı. Neden biz? Ve neden şimdi,
"tam da Filistinlilerle müzakerelere yeniden başlanabilecekken"?
Bununla birlikte, dünyanın bizi nasıl algıladığını hesaba katmak
önemli olabilir. Temmuz 2004'te Lahey'deki Uluslararası Adalet Divanı,
duvarın Filistin topraklarında inşa edilen bölümlerini İsrail'in
acilen yıkması gerektiğini karara bağladı. Biz bu karara itibar
etmedik. 38 yıllık işgal döneminde Gazze'de yaptığımızı yineleyerek
Batı Şeria'yı da Filistinliler için bir hapishaneye dönüştürüyoruz.
Bunların her biri BM kararlarının ihlal edilmesi anlamına gelir.
1993'ten beri Filistinlilerle müzakerelerde bulunuyoruz ve aynı
dönemde yerleşim bölgelerini genişletmeyi de sürdürdük. Adalet Divanı
aldığı kararla Birleşmiş Milletler'e, kurallara uymaması durumunda
İsrail'e yaptırım uygulanmasının gerektiğini söylüyor. İsraillilerin
yanıtı –kaygılanmaya gerek yok! Birleşik Devletler arkamızda olduğu
sürece BM hiçbir şey yapmayacaktır.
Dünya için soru şudur: Geçerli kurumlar uluslararası hukuku uygulatmakta
başarısız olunca ne yapılabilir? Boykot modeli geçmişten devralınmıştır:
Güney Afrika da BM kararlarına uymamıştı. BM (ABD baskısı altında),
o zaman da acil yaptırımlar uygulamada isteksizdi. Güney Afrika
boykotu, bireylerin ve bağımsız örgütlerin girişimiyle harekete
geçirilen bir taban hareketi olarak başlamıştı. Yavaş ama kararlı
bir şekilde ilerlemiş ve nihai olarak ürünlerin, sporun, kültürün,
akademinin ve turizmin toptan boykotu halini almıştı. Güney Afrika
yavaş yavaş apartheid'i feshetmeye zorlandı.
Uluslararası toplum, Filistin evlerini yıkan Caterpillar buldozerlerinden
spora ve kültüre kadar her alanda aynı modeli İsrail'e uygulamaya
başlıyor. Uluslararası toplum için önem arzeden soru, kendi eylemleri
temel alındığında İsrail Akademisi'nin bu genel boykottan muaf olma
hakkına sahip olup olmadığıdır. İsrail Akademisi'ndeki birçok kişi
bireysel olarak işgale karşı çıkıyor. Fakat pratikte, hiçbir İsrail
üniversitesinin senatosu, örneğin Filistin üniversitelerinin kapatılmasını
kınayan bir karar çıkartmadı. Hatta şu anda ders verenlerin ve öğrencilerin,
aradaki duvar nedeniyle üniversiteleriyle ilişkileri kesilmişken
bile Akademi'nin protestosu duyulmuyor. Britanya boykotunun seçici
bir tavrı var –İsrail Akademisi'nin takip altında olduğuna işaret
etmek için iki üniversite seçilmiştir. Fakat İsrail Akademisi'nin
halihazırda işgalin pasif destekleçileri halkasından kendini kurtarma
seçeneği mevcuttur.
Hâlâ çözülmeyen bir bulmaca var –Neden yalnızca biz? Neden İsrail,
benzerleri arasından seçilerek bu uyarıya maruz bırakıldı? Ya Rusya
ve Çeçenya? Ya Birleşik Devletler? ABD'nin Felluce'de yaptıklarını
henüz hiçbir İsrail generali yapmaya cüret etmedi. Aslında İsrail
boykotu, büyük güçlerin boykot edilmesinin tamamen haklı olduğunu
ileri süren bir mantığa dayanıyor. İsrail'e odaklanılmasının tek
nedeni, şu anda küçük bir devletin önünün kesilmesinin başarı şansının
daha yüksek olması. Bununla birlikte, öncelikle Filistinlilerin
kurtarılması ve en azından duvarın durdurulması için bir çaba ortaya
çıkıyorsa, bu çabayı ahlaki olmamakla suçlayabilir miyiz? Herkesin
kurtuluşu sağlanana kadar herhangi birini kurtarmaktan kaçınmak
daha ahlaki bir davranış mıdır?
Her zaman olduğu gibi, çözümün fiziksel güç alanında yattığına
inanıyoruz. Valencia basketbol takımı Nisan 2004'te İsrail'i boykot
etmeye çalışarak, İsrail'de yapıldığı takdirde Lig Şampiyonası'na
katılmayacağını açıkladığında, muhalefeti ezme makinası harekete
geçirildi; Valencia zorla yumuşatılana ve burada oynayana kadar
tehditler savruldu, sözleşmeler hakkında homurdanmalar yükseldi.
Benzer bir şekilde, akademik boykot meselesinde de İsrail lobisi,
boykotu desteklediğini açıklayan kişilerin teker teker peşine düştü
ve bu insanların hayatlarını mahvetmeye çalıştı. Hayfa Üniversitesi'nin
2002'de Dr. Ilan Pappe'yi kışkırtmaya çalışmasının nedeni Teddy
Katz meselesi[2] değil, Dr. Pappe'nin boykotu açıkça desteklemesi
ve boykot çağrısında bulunan Britanya dilekçesinin orijinali imzalamasıydı.
İsrail'i simgeler hale gelen buldozerin İngiltere'deki Üniversite
Öğretmenleri Derneği'nin kararını tersine çevirmesi mümkündür. Fakat
böylesi bir gelişme, araştırmacıların medyayı kullanmaksızın bizi
sessizce boykot etmelerini önleyecek mi? Belki de İsrail Akademisi
için daha fazla zahmete değecek olan şey, öfkesini hükümete
yöneltmesi ve sonunda bu duvara bir nokta koymasını talep etmesidir.
Notlar :
*Mark Marshall tarafından İbranice'den İngilizceye çevrilmiştir.
[1] Association of University Teachers.
[2] Teddy Katz meselesi ve Dr. Ilan Pappe’nin konuyla ilgili yaklaşımı hakkında daha ayrıntılı bilgi için, Stephen Howe’un Nisan 2005’te Open Democracy’de yayımlanan
"Boycotting Israel: the uses of history" başlıklı yazısına bakılabilir.
(ç.n.)