Prodüksiyonlar

Etkinlikler

Etiketler

Karşılaşmalar (2012-2013)

Bir devir toprağa veriliyor ve “yeni” bir dönem başlıyor!
Her yerde bu dönüşümün izleri...

Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu (BGST) sanatçıları Karşılaşmalar ile Türkiye’de özellikle son on yılda yaşanan toplumsal dönüşümün farklı kesimlerden insanlar üzerinde yarattığı kırılma ve çelişkilere odaklanıyor; bu konuyu üç kardeşin kesişen hikâyesinde tartışıyor.  İlk defa 18. İKSV Tiyatro Festivali kapsamında seyirci ile buluşan oyun yeniden ele alınarak gösterime devam ediyor.

Doktor Mehmet... Cumhuriyet zengini Rauf Yıldırım'ın oğlu... Rauf Bey'in ortaklarıyla birlikte yoktan var ettiği yarım asırlık bir inşaat firmasının, Atılım İnşaat'ın kaderi artık onun ellerinde. Gözler onun üzerinde...

Sümeyra... İslami değerlerle yetişmiş bir kadın. Yeni burjuva denince akla gelenlerden.

Salih... Eskiden sosyalist mücadeleye gönül ve emek vermiş, şimdi hasta eşine bakmak için para biriktirmeye çalışan bir ustabaşı.

Karşılaşmalar’ı, BGST’li tiyatrocu, dansçı ve müzisyenler sahneliyor. Oyunda teatral anlatımın bir bileşeni olarak dans ve müziğe yer veriliyor.






Metin: BGST Tiyatro Boğaziçi
Reji Grubu: Aysel Yıldırım, İlker Yasin Keskin, Özgür Çiçek, Özgür Eren
Proje Danışmanları: Ömer F. Kurhan, Metin Göksel
Koreografi: Banu Açıkdeniz, Metin Göksel, İlker Yasin Keskin
Özgün Müzik: Birgül Serçe, İbrahim Odak, Orçun Yıldırım, Vedat Yıldırım
Performans Kadrosu: Aysel Yıldırım, Banu Açıkdeniz, Barış Sezgin, Başak Doğan, Burak Akyunak, Cüneyt Yalaz, Duygu Dalyanoğlu, Fırat Kuyurtar, Gökhan Gökçen, Gülcan Küçük, Hekim Kılıç, İlker Yasin Keskin, Nihal Albayrak, Ömer Ongun ,Özgür Çiçek, Özgür Eren, Piri Kaymakçıoğlu, Zeynep Okan
Işık: Levent Soy, Eser Dilsöz
Kayıt, Mix: Orçun Yıldırım
Mastering: Ferhat Güneş
Efekt Uygulama: Selda Durna
Kostüm Tasarımı-
Uygulama:
Selda Durna, Banu Açıkdeniz, Duygu Dalyanoğlu
Dekor: Uluç Esen, Hekim Kılıç
Aksesuar: Burak Akyunak, Gülcan Küçük
Görüntü: Deniz Aydın, Öykü Gürpınar, Uluç Esen

-----------------------------------------------------------------------------------------------------

(Mayıs 2012)

Metin: BGST Tiyatro Boğaziçi
Metin Düzenleme: Aysel Yıldırım, İlker Yasin Keskin, Özgür Çiçek, Özgür Eren
Reji Grubu: Aysel Yıldırım, Banu Açıkdeniz, İlker Yasin Keskin, Özgür Eren
Proje Danışmanları: Ömer F. Kurhan, Metin Göksel
Koreografi: Banu Açıkdeniz, Metin Göksel, İlker Yasin Keskin
Performans Kadrosu: Aysel Yıldırım, Banu Açıkdeniz, Burak Akyunak, Bülent Sezgin,Cüneyt Yalaz, Deniz Aydın, Dila Okuş, Fırat Kuyurtar, Gökhan Gökçen, Gülcan Küçük, Gülsen Özbekar, Hekim Kılıç, İlker Yasin Keskin, Nihal Albayrak, Ömer Ongun, Öykü Gürpınar, Özgür Çiçek, Özgür Eren, Uluç Esen, Piri Kaymakçıoğlu, Zeynep Okan, Zilan Kaki
Müzik: Birgül Serçe (Bas gitar) İbrahim Odak (Elektrik gitar) Orçun Yıldırım (Ud, klavye) Vedat Yıldırım (Davul, vokal)
Işık: Levent Soy, Eser Dilsöz, Zilan Kaki
Tonmaister: Mesut Güneş
Kostüm Tasarımı – Uygulama: Selda Durna, Banu Açıkdeniz, Duygu Dalyanoğlu
Dekor: Uluç Esen, Hekim Kılıç
Aksesuar: Burak Akyunak, Gülcan Küçük
Görüntü: Deniz Aydın, Öykü Gürpınar, Uluç Esen
Afiş Tasarımı: Zeycan Alkış
Afiş Fotoğrafı: Kadir Çıtak






NTV Gece Gündüz programı

orijinal link: http://video.ntvmsnbc.com/gece-gunduz-21-ocak-2013.html (9:10'dan itibaren)






"Karşılaşmalar", bgst 2013 from bgst - tiyatro boğaziçi on Vimeo.






  • Afiş Tasarımı: Zeycan Alkış; Afiş Fotoğrafı: Kadir Çıtak





Karşılaşmalar: Devam Etmesi Gereken Bir Proje

18. Uluslararası Tiyatro Festivali kapsamında sahnelenen “Karşılaşmalar” oyunu, uzun yıllar sonra kalabalık bir kadronun dâhil olduğu ilk BGST prodüksiyonu olma özelliğini taşıyor. BGST ve Tiyatro Boğaziçi oyunlarını izleyenler, son dönemde daha çok dar kadrolu oyunlar yaptığımızı, BGST’nin farklı birimlerinin de içinde olduğu bir çatı prodüksiyonu yapmamızın zamanının geldiğini söylüyorlardı. 2001 yılında bir reprodüksiyon olarak sergilenen “Galip Sokaklara Talip”ten sonra BGST bünyesindeki dansçı, tiyatrocu ve müzisyenlerin bir araya geldiği çatı projelerine ara verilmiş oldu.

Karşılaşmalar, BGST’nin ara verdiği bu çatı prodüksiyonlarına yeniden başlama gayretinin bir ürünüdür. Ürün derken tamamlanmış ve bitmiş bir yapımdan bahsetmiyorum. Oyun henüz tamamlanmamış haliyle İKSV seyircisinin karşısına çıktı. Oyun üzerine yapılan çalışmaların devam ettiğini belirtmem gerek. Kolektif katılıma açık bir reji faaliyetiyle çalışılan proje aynı zamanda BGST’nin kolektif eğitim araştırma pratikleriyle de bir “karşılaşma” olma özelliği taşıyor. Çalışmanın ilk dönemi olarak adlandırılabilecek 2011 Aralık – 2012 Mayıs arasında yapılan çalışmalarda oyun kurma faaliyetinin kadronun geneline yayılmasında sorun çıktığı, bir süre sonra da (Mart ayından itibaren) prodüksiyon yetiştirme kaygısının kolektif eğitim araştırma çalışmasını ekarte ettiği söylenebilir.

Bunların sonucunda İKSV seyircisine sergilenen tamamlanmamış oyun, seyircinin sonuna dek ilgiyle izlediği bir yapıya sahipken bazı kurgu dengesizliklerini de barındırıyordu. Oyun, cumhuriyet değerlerine sıkı sıkıya bağlı bir iş adamı olan Rauf Yıldırım’ın ölümünün ardından evlatlık oğluna bıraktığı bir mektubun okunmasıyla başlıyor. Rauf Bey’in yakın arkadaşı Emekli Yarbay Şerafettin, mektubu Rauf Yıldırım’ın oğlu Doktor Mehmet’e veriyor.  Doktor Mehmet, kırk yıllık ömrü boyunca kendini Rauf Yıldırım’ın evlatlık oğlu sanırken, bu mektupla aslında onun öz oğlu olduğunu öğreniyor. Aynı zamanda annesinin iki çocuğu daha olduğunu; kız kardeşinin İslami değerlerle yetişmiş bir kadın, erkek kardeşinin zamanında militanlık yapmış bir solcu olduğunu öğreniyor. Oyunda bilgisizlikten bilgiye erişme daha başta gerçekleştiği için seyirci, Doktor Mehmet’in kardeşlerini nasıl bulacağını, onlarla nasıl karşılaşacağını ve bu karşılaşmanın onun babasının izinden gidip gitmeme konusundaki kararsızlığını nasıl etkileyeceğini merak ederek izliyor. Ancak Karşılaşmalar oyunu şu haliyle seyircinin bu merakını gideremiyor. Seyircilerden gelen görüş, oyunun ana öyküsünü ilerleten Doktor Mehmet ve Emekli Asker Şerafettin arasında geçen sahnelerin geliştirilmesi gerektiği yönünde. Ayrıca oyun üç kardeşin karşılaşması üzerine kurulu bir yapıya sahipken üç kardeşin karşılaştığı final sahnesinin havada kaldığı da gelen seyirci görüşleri arasında. Önümüzdeki dönemde oyun, reji grubunun öncülüğünde kolektif bir eğitim araştırma çalışması yürütülerek tamamlanacak. Çalışma bir yönüyle yukarıda bahsettiğim eksiklikleri gidermeye odaklanacak. Bunun yanı sıra oyunculuk ve dans icralarını geliştirmeye dönük çalışmalar yapılacak. Önemli bir vurgu da ilk dönemde yapılan ancak eksik kalan ve kadroya tümüyle yayılamayan okuma-araştırma çalışmalarında olacak.

Karşılaşmalar oyunu İKSV festivalinde sergilendikten sonra seyircilerin önemli bir kısmının oyundaki kurgu sorunlarını ve yukarıda bahsettiğim eksiklikleri görmezden gelme eğiliminde olduğunu gördük. Oyunun güncel politik gelişmeleri sanatlı bir şekilde sahneye taşımasından etkilenen, oyun çerçevesinde yapılan gündem analizinin Türkiye’deki toplumsal yapının eleştirel bir fotoğrafı olduğunu vurgulayan seyirciler oldu. Aralarında tiyatro eleştirmeni ya da haberciliği yapanların da olduğu geniş bir kesimin oyunun politik yönünden bu kadar etkilenmeleri nasıl açıklanabilir?

Karşılaşmalar oyunu, Türkiye’deki neoliberal toplumsal dönüşümü anlatıyor. Bunu insanların gerçek hayatta yaşadığı ya da yaşayabileceği hikâyeleri sahneye taşıyarak yapıyor. Hikayeler, bildiğimiz, tanıdığımız, okuduğumuz, izlediğimiz insanların hikayeleri. Biri Cumhuriyet eliti bir babanın oğlu, diğeri yükselen İslami yeni burjuva değerlerini taşıyan bir kadın, öbürü ise eski solcu bir işçi. Gerek reji grubu, gerekse de kadro içinde yaptığımız tartışmalarda ve sahneleme çalışmalarında bu temanın yarattığı heyecanı gözlemleyebiliyordum. Bu heyecanın sebebi, kadrodaki insanların kendi hayatlarına da dokunan, yaşadıkları, çalıştıkları yerlerde sürekli karşılaştıkları gerilimlerin sahneye taşınacak olmasıydı. Bu durum oyunun üslubunu da belirledi. Oyunda koreografik düzenlemenin ön planda olduğu repliksiz-danslı bölümler ve replikli icra edilen bölümler yan yana, bazen de iç içe geçerek sahneleniyor. Dansla icra edilen bölümler, sahnelerin replikli bölümlerini betimlemeye dönük değil, anlamı tamamlamaya ve yorumlamaya dönük hazırlandı. Örneğin iş adamı Rauf Yıldırımın cenaze sahnesini önceleyen danslı sunumda sahnedeki vukuatı tamamlayacak şekilde bir devrin kapanışı vurgusu ön plana çıkarıldı. Stilizasyon ve soyutlama daha çok danslı bölümlerde olurken replikli bölümlerin icrasında gerçekçi ve gündelik, aynı zamanda da yalın bir ton hakim. Mizahi olan dramatik olanın içinde ortaya çıkıp kayboluyor, ancak fars unsurlarının sahne diline hakim olması sürekli engelleniyor. Bu üslup, yapılmak istenen politik oyunlaştırmanın bir gereği olarak ortaya çıkıyor. Gerçek insanların hikayelerine giriyoruz. Seyirci sahnede izlediği şeyin gerçek olduğunu biliyor. Çünkü gördüğü şey belki iki gün önce gazeteden okuduğu, belki bir gün önce yanından geçtiği bir şantiyede gördüğü, bekli de o gün vapura bindiğinde şahit olduğu şey.

Projenin danışmanı Ömer Faruk Kurhan oyunu “açık sözlü politik tiyatro” olarak tanımlıyor. Seyircinin oyunun bu “açık sözlü politik” yönünden etkilenmesinin sebebi, yukarıda bahsettiğim üslup ile yalın, gündelik gerçeklerin toplumsal bir analiz çerçevesinde aktarılıyor olması. Kayıt dışı ekonomi, savaş, çeteler, yargısız infazlar, faili meçhullerle örülü 90’lı yıllar sona erip 2000’lere geldiğimizde herkes neler olduğunu anlamaya çalışıyordu. Savaşın yoğunluğunun azaldığı, insan hakları alanında bir takım gelişmelerin olduğu, sivil toplum kuruluşlarının faaliyetlerinin arttığı bu yıllarda AKP, liberallerin de desteğiyle giderek güç kazandı. Ancak bir süre sonra atılan demokratikleşme adımları yerini tekrar savaş çığırtkanlığına, operasyon dalgalarına, yargının el değiştirmesine bıraktı. Askeri vesayeti sona erdirme iddiasıyla 2011 seçimlerini kazanan AKP, devletin yapısını dönüştürmek yerine var olan devlet aygıtıyla bütünleşmeyi tercih etti. Uygulanmakta olan ılımlı İslam projesinin, Ortadoğu’da gerçekleşen yeniden düzenlemenin bir ayağı olduğu görülebiliyordu. Tutuklanan, işten atılan gazeteciler; yasaklanan, sansürlenen tiyatro oyunları; tırmandırılan savaş, Kürt bölgesinde gerçekleşen katliam, kürtaj yasağı gibi gelişmeler devletle bütünleşmenin ve devletleşmenin ne boyutlara vardığını gözler önüne seriyor. Bütün bu gelişmelerden rahatsızlık duyan geniş bir kesim var. Hatta bu kesimin önemli bir kısmının da zamanında AKP’yi desteklemiş liberaller ve demokratlar olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Ancak sanat alanında bu gelişmelere dönük güçlü yanıtlar üretildiğini söylemek mümkün değil. Güncel tiyatro örneklerine bakıldığında politik gerçeklere duyarlı olduğunu belirten oyunlarda iki yönün ağır bastığı söylenebilir: Politik tiyatro adına tamamen belli bir kesimin politik söylemine sıkışan tarafgir bir yaklaşım, ya da ezen-ezilen ilişkisi, savaş, şiddet, pornografi, mobbing gibi politik olarak da ele alınabilecek bazı temaları toplumsal bir analize tabi tutmadan ele alma eğilimi. İkinci eğilimde belli gerçeklerin seyirciye ifşası ön plana çıkıyor, ancak seyircinin izlediği şeyin yaşadığı toplumda nereye oturduğunu anlaması kolay olmuyor. Bu bahsettiğim eğilimlere dönük bir araştırma ve analiz çalışmasına ayrıca ihtiyaç olduğunun altını çizmek gerekiyor. Bu sayılan örneklere yurt dışındaki uygulama örnekleri de dâhil edilerek politik tiyatro namına nelerin yapıldığını anlamaya ve analiz etmeye ihtiyaç var. Karşılaşmalar çalışmasının ikinci döneminde yürütülecek araştırma çalışmalarından biri de politik tiyatronun günümüzdeki karşılığını araştırmak olacak.

Yukarıda bahsettiğim örneklerin güncel politik gelişmeleri toplumsal bir analiz çerçevesinde sahneye aktarmada yetersiz kaldığını söylemek mümkün. Karşılaşmalar oyunu tamamlanmamış haliyle seyirci karşısına çıktığında önemli bir heyecan yaratmasının bir nedeni tiyatro alanında bu tür örneklere rastlanmamış olması. Projenin sadece bu özelliği bile onu sahneleyen topluluğa bir misyon yüklüyor. Önemli olan oyun kadrosunun eğitim araştırma yönelimini güçlendirerek projeyi devam ettirmesi.





Paylaş:
Ertuğrul Akgün - 
21.05.2014
Freud bütün dürtüleri iki ana başlık altında toplar: ölüm ve yaşam. Yani, amiyane bir tabirle insanın tüm “yapıp etmelerine”, “eylemlerine”, “edimlerine” bu iki ana dürtü yön verir. Bunlar tıpkı Janus’un sureti gibidir, birbirlerinin deyim yerindeyse mütemmim cüzüdürler. Bu nedenle belki de Heidegger hayatı, hakikati, Dasein’ı “anlamak” için ölüm’e müracaat etmektedir. Ölümün karanlığından, dipsizliğinden belki de ancak hayatın ışığı doğacaktır. Mim.
Sevda Aydın - 
27.02.2013
BGST, Karşılaşmalar ile Türkiye’nin son dönemlerde yaşadığı gelişmelere odaklanıyor. Ulusal cenahda yaşanan iktidar kaybı. İslami cemaatin ‘Paranın dini imanı yoktur’ mottosuyla ilerlemesi ve sömürünün yeni adı taşeronlaşma. Böyle sıraladığımızda bile dile zor gelen bu sorunlara Tiyatro Boğaziçi’nin performansıyla aynı resimden bakıyoruz.
Betül Memiş - 
15.02.2013
Tiyatro Boğaziçi’nin yeni oyunu Karşılaşma/lar bu haftanın tiyatro mesaisine takılan… “Gökte, gökkuşağının üstünde / Yedi renkli Musa’lar / Yedi lambalı, yedi güvercinli / Muhassen’den / Yedi renkli sesler üflüyorlar aşağıya / Aşağıda / Seniha /… Ve gelin telleri, pırlantalı taçlar / Sedef kakmalı bir tramvay geçiyor yakınımızdan ..
danzon - 
15.02.2013
tiyatro boğaziçi'nin geçtiğimiz mayıs ayında istanbul tiyatro festivali'nde prömiyer yapan "karşılaşmalar" adlı oyununu, ocak ayında yeniden sahnelenmeye başlamasıyla seyretme imkanım oldu. oyunun mayıs ile ocak arasında yaşadığı serüveni ise genel hatlarıyla fırat güllü'nün mimesis portalinde yayınlanan "karşılaşmalar"da kim karşılaşıyor?...
Fırat Güllü - 
29.01.2013
1990’lı yılların başında, Boğaziçi Üniversitesi Oyuncuları (BÜO)olarak “politik tiyatro” denemeleri yapmaya çalıştığımız dönemlerde sosyo-politik analizlerimizde fazlasıyla “mikro” düzeyde kaldığımız gerekçesiyle eleştirilir ve” büyük resmi görmeye” davet edilirdik. Tartışma sanatsal olmaktan çok politikti:
Nihan Bora - 
22.01.2013
“Karşılaşmalar”, Türkiye’ye kuşbakışı bakan bir oyun. Tüm gerçekliğiyle, hatta öyle ki bence olabildiğince tarafsız bir şekilde gösteriyor olan biteni
Ceren Öner - 
01.06.2012
"Tüm dönüşümler, gruplaşmalar, 'saf' tutmaların içinde, karşılaştırılanlar, yanyana aynı duvarı 'renk'lendiriliyor..." 18. İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında ilk gösterimi ile izleyici karşısına çıkan "Karşılaşma/lar" 30-31 Mayıs tarihlerinde Kadıköy Haldun Taner sahnesinde oldukça 'ses' getirecek şekilde sunuldu.
Yaşam Kaya - 
24.06.2012
Tiyatro Boğaziçi ‘ustalık dönemi’ diye adlandırabileceğimiz bir yapıtla İKSV Tiyatro Festivali’nde izleyenlerinin karşısına geçti. ‘Karşılaşmalar’, cumhuriyetin ilk yıllarında kurulan bir şirketin hikâyesiyle başlayan; daha sonra sosyalist, dindar ve Kemalist olan üç kardeşin yaşam öyküsüyle devam eden bir oyun.
Bahar Çuhadar - 
04.06.2012
BGST, 'Karşılaşmalar' ile Türkiye'nin 'aile fotoğrafını' çekiyor. Politik söylemiyle göreni avcuna alan ama dağınık kompozisyonuyla göz yoran cinsten...
E-bülten

BGST Aylık Bülten'e abone olmak için isim ve e-posta adresinizi bırakınız.

Tomtom Mahallesi, Kaymakam Reşat Bey Sok. 9/1 Beyoğlu - İstanbul / 0212 251 19 21

iletisim@bgst.org

BGST web sitesinde yayımlanan yazılar/çeviriler BGST sitesindeki orijinal linki verilerek kaynak gösterilmek ve yazarının/çevireninin adı mutlaka belirtilmek kaydıyla, ayrıca bir izin almadan internet üzerinden elektronik ortamda kullanılabilir. Yazı ve çevirilerin basılı ortamda kullanımı için yazar/çevirenin izni gereklidir.