Hrant Dink aramızdan ayrılışının 40. gününde Yeni Melek Gösteri Merkezi’ndeki bir etkinlikle anıldı
Salonlara sığamadık!
Vicdanımızın sesi oldukları için
Bizlerden kopartılan dostlarımıza,
Hrant Dink'in şahsında,
Her dilden şarkılarla seslendik…
28 Şubat Çarşamba akşamı erken saatlerden itibaren Yeni Melek Gösteri Merkezi’nin önünde uzun bir kuyruk vardı. Kuyruk cenazesinde yüzbinlerin yürüdüğü Hrant Dink içindi. Hrant Dink’in aramızdan ayrılışının 40. gününde dini anlamda yası bitirişimizi simgeleyen geleneksel anma Dink için Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu ve bizim de Agos ailesi olarak ucundan tuttuğumuz bir etkinlikle gerçekleştirildi.
Anma toplantısına Türkiye’nin kültürel renklerini temsilen her kesimden sanatçı ve aydın katıldı. Arto Tunçboyaciyan, Aylin Aslım, Aynur, Bartev Garyan, Birol Topaloğlu, Cahit Berkay, Dostlar Korosu, Eren Keskin, Fethiye Çetin, Gülsüm Cengiz, Hayko Cepkin, Helesa, Kardeş Türküler, Michael Ellison, Mor ve Ötesi, Muammer Ketencoğlu, Nejat Yavaşoğulları, Sayat Nova Korosu, Sarkis Çerkezyan, Sarkis Seropyan, Sema, Vova, Taner Öngür, Vedat Türkali, Yaşar Kurt, Yavuz Bingöl, Zeynep Tanbay ve Roni Margulis katıldılar.
Kardeş Türküler ve Sayat Nova Korosu’nun seslendirdiği ‘Der Voğormya’ ilahisinden sonra Aynur sahne aldı. Vedat Türkali ve Fethiye Çetin yaptığı konuşmalarda aydınlık kesimlerin umutlarını yitirmemeleri gerektiğini belirttiler. Rakel Dink’in cenazedeki konuşmasına atıfta bulunan Vedat Türkali, karanlıkları oluşturan zihniyetin aydınlık gençlerin çabaları ile aşılabileceğini belirtti. Gecenin ilk yarısında daha sonra Taner Öngür, Cahit Berkay, Mor ve Ötesi, Nejat Yavaşoğulları ve Aylin Aslım sahne aldılar. ‘Yaşamaya mecbursun’ adlı şarkısını seslendiren Nejat Yavaşoğlulları ‘Bu şarkıyı bir gün böyle bir vesileyle seslendireceğim hiç aklıma gelmemişti’ dedi.
Agos Gazetesi adına bir konuşma yapan Sarkis Seropyan “Keşke bu dünyada bir iki tane Hrant olsa” dedi.
Seropyan’ın ardından Eren Keskin “İttihat ve Terakki’nin Teşkilat-ı Mahsusa’nın zihniyetine sahip bu insanlar bizim vergilerimizle besleniyorlar. Umutluyum ama bu karanlık açıkça sorgulanmadan birşey olmaz. Öyle bir yalan tarih kurmuşlar ki, ya onların oluşturduğu tarihe inanacaksınız, ya susacaksınız ya otokontrol uygulayacaksınız ya da konuşursanız öldürüleceksiniz. Onlar aslında kendileri gibi karşılarında silahlı güçler istiyorlar ki kendilerini bu çatışmalarda yeniden üretsinler. Ama özgür düşünceden korkuyorlar ve biz özgür düşünmeye devam etmeliyiz...” dedi ve konuşmasını “Biz birlikte yaşadığımız bir halka binlerce kez özür borçluyuz...” sözleriyle noktaladı.
‘Metz mart er’
Gecenin ikinci bölümü ise Zeynep Tanbay’ın dans performansı ile başladı. Tanbay sandalye adlı eserini Hrant Dink öldürüldükten sonra yeniden uyarlayarak sahneledi. Tanbay performansını sandalyeden yere yüzükoyun düşerek noktaladı.
Performans’tan sonra Helesa, Vova ve Birol Topaloğlu’ndan oluşan topluluk sahne aldı. Vova Topluluğu’nun Hemşince seslendireceği parça öncesinde Hikmet Akçiçek Hemşin dilinde yaptığı konuşmada “Metz mart er... Bardezum dzağik er” (büyük adamdı, bahçemizde bir çiçekti) sözleriyle salonu dolduran Ermeni konuklardan alkış topladı.
‘Vor’ adlı şiirini okumak için sahneye çıkan Roni Marguiles: ‘Milliyetçiliğin yükseldiğine inanmıyorum. Hrant’ın cenazesi bizlere gösterdi ki bizler kalabalığız... Bu kalabalık onları da korkuttu. Bu yüzdendir ki karşı saldırıya geçtiler’ dedi.
İTÜ MİAM Öğretim Görevlilerinden Michael Ellison da üzüntüsünü dile getirdiği konuşmasından sonra Dostlar Korosu, Muammer Ketencoğlu, Sema ve Bartev Garyan sahne aldı. Gülsüm Cengiz ise “biz aydınlık insanlar daha çoğuz” sözleriyle alkışlandı.
Gecenin sonlarına doğru sahnenin ritmi de arttı. Salonu dolduranların merakla beklediği Hayko Cepkin klavyesinin başında ekibiyle şarkısını seslendirirken üç saati aşkın bir süre salonda sessizliğini koruyarak bekleyen konuklar müziğin de etkisiyle hareketlenmeye başlamıştı.
Cepkin’in ardından geceyi noktalamak üzere Arto Tunçboyaciyan ve Yaşar Kurt sahneye geldi.
Arto yine Artoluğunu yaptı
Geceye katılmak için yurtdışından gelen Arto Tunçboyaciyan, İstanbul’da yeni bir proje için çalışmalara başladığı Yaşar Kurt ile birlikte sahneye çıktı. Hrant’ın ardından yazdığı bir şarkıyı seslendirmek için sahneye gelen Arto belki de bir müzisyenden beklenen en iyi şekilde kendini ifade etti. Konuşmasını şarkısının içinde adeta eriten Tunçboyaciyan, kin ve nefrete insan olan herkesin karşı çıkması gerektiğini belirttikten sonra nefrete karşı duran ve salonu dolduran tüm konukların kendilerine eşlik etmelerini istedi. Salondakilerin de alkışlarıyla tuttuğu ritm eşliğinde “şiddete karşı... nefrete karşı...” sözleri, konserin sonlarına yaklaşırken salonda sabırla bekleyen insanların sevgi dolu enerjilerini de alıp Yeni Melek’in yüksek tavanından Hrant’a doğru yolladı. Arto ve Yaşar Kurt bütün salonu da kendi ritmine katarak kine ve nefrete kafa tuttu. Arto’nun sahnede iki kişiyle başladığı şarkı, sahneye çıkan katılımcı sanatçıların, koroların ve salondakilerin de katılmalarıyla bir sevgi yumağına dönüştü.
Gecenin kapanışında ise tüm sanatçılar birlikte ‘Sarı Gyalin’ türküsünü seslendirdi. Gecenin son sözünü ise yine Hrant söyledi: “Zenginlik bu toprakların üzerinde”
Organizasyon
Beklenenin çok üzerinde katılımın gerçekleştiği gece için 10 günde bu kapsamda bir organizasyon yapan Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu’na öncelikli bir teşekkür borçluyuz. Gazete olarak tek başımıza altından kalkmamızın çok zor olacağı bir gecede her anlamda yanımızda olan BGST üyeleri ve Kardeş Türküler Sanatçıları ile gecenin organizasyonunda yer alan dernekler, korolar ve tüm Ermeni Toplumu’na bu teşekkürü ederken tek birşey geçiyor aklımdan. Organizasyonu yaparken sık sık aramızda dile getirdiğimiz bir söz: “Keşke Hrant aramızda olsaydı da biz bu organizasyonu yapmak zorunda kalmasaydık.”
Hrant Dink'i Anma Gecesi'nde yapılan konuşmaların metinlerine ulaşmak için tıklayınız.
Fotoğraflar için tıklayınız
Aris NALCI / Agos Gazetesi
İstanbul, 07.03.2007 |