Yeni Çıkanlar
Tiyatro
Müzik
Dans
Düşünce
Ekoloji
Kültürel Çoğulculuk
Toplumsal Cinsiyet
Hakkında
|
Iktidarı Anlamak
Noam Chomsky’nin meseleleri ele alışı, toplumsal aydınlanma adına örnek bir yaklaşım olarak görülebilir. Analizlerini ayırt edici kılan, “orijinal” bir düşünce ortaya atması değil, iktidar kurumlarının işleyişini ve aldatmacalarını zengin bir olgusal temele dayanarak deşifre etmesidir. İktidarı Anlamak kitabına, Chomsky’nin siyasi düşüncesinin genel bir özeti olarak bakabiliriz. Elinizdeki kitap, Chomsky’nin 1989-1999 yılları arasında çeşitli tartışmalar ve halka açık toplantılarda kendisine yöneltilen sorulara verdiği yanıtları bir araya getiriyor. Bu malzeme ilk kez bu kitapta okurla buluşuyor. Yapılan tartışmalar, ABD’nin saldırgan dış politikası, Ortadoğu ihtilafı, modern medyanın işleyişi, küreselleşme ve “piyasa” ekonomisi, çevre krizleri, askeri-sanayi kompleks, üniversitelerin ve aydınların işlevi, sosyal bilimlerde ideolojik denetim, bilim ve insan doğası, komplo teorileri, yeni baskı biçimleri, nükleer silahsızlanma ve barış hareketleri, reel sosyalizm deneyleri, şiddet içermeyen eylem, anarşizm, Marksist teori ve Leninist entelijansiya, toplumsal mücadelelere dönük stratejiler ve başka konuları içeren geniş bir alana yayılıyor.
|
||
Kitap Hakkında
Emperyal sistemi anlamak ve kalıcı bir muhalefet geliştirmek için... Sami Kurtulmuş Bu yazı, 18.07.2010 tarihli Yeni Şafak gazetesi kitap ekinde yayımlanmıştır. Noam Chomsky, İktidarı Anlamak isimli kitabında, Filistin/İsrail ihtilafı gibi, dünya dengesi ile ilgili idraki zor meselelerin kökenleri ve bugünü hakkında zengin veriler sunuyor Bgst Yayınları'ndan çıkan Noam Chomsky'nin İktidarı Anlamak kitabı hakkındaki bu yazıyı yazarken, aklımda İsrail'in Mavi Marmara gemisindeki gönüllüleri acımasızca katletmesi var. Olayın ardından İsrail'in böyle bir katliama nasıl cesaret edebildiğini tartıştık. Türkiye'nin İsrail'i rahatsız eden bölge politikaları ve özellikle ABD'nin İran'a karşı gerilim politikasını etkisizleştirme çabası, İsrail'in Türkiyelileri hedef almasını bir noktaya kadar açıklıyordu. Fakat hiçbir ciddi yaptırımla karşılaşmadan bunun gibi onlarca katliama imza atan bir devlet "nasıl bir sisteme dayanmaktadır?"; "ABD, İsrail'e neden bu kadar koşulsuz destek vermektedir?" ve "İsrail bölgede hangi çıkarların koruyucusudur?" gibi sorular çoğunlukla yanıtsız kaldı. Ana-akım medyanın Ortadoğu'daki emperyal sistemi tartışmak yerine, "geminin o şekilde gitmesi taktik bir hata mıydı, değil miydi?" türünden abeslikleri öne çıkarmasının da katksıyla bu temel sorular zihnimizdeki canlılığını yitirmeye başladı. Şimdilerde hayat gailemize geri dönüyor ve modern yaşamın durup düşünmeyi alabildiğine zorlaştıran temposuna tekrar gömülüyoruz. MESELENİN KÖKENİNE İNMEK Modern toplumlardaki baskı ve iktidar mekanizmalarına, dünyada yapılan haksızlıklara karşı süreklilik gösteren bir halk muhalefetinin koşulları nelerdir? Elbette bunun olmazsa olmaz pek çok koşulu var. Ben burada muhalif entelektüellerin katkısı üzerinde duracağım. Noam Chomsky, yaklaşık 40 yıldır ABD içinde ve dışındaki geniş kitlelere Amerikan emperyal sistemi hakkında derinlikli analizler sunan muhalif entelektüellerin başında geliyor. Bizim hayat gailesi içinde yapamadığımızı bizim yerimize yaparak Filistin/İsrail ihtilafı gibi meselelerin kökenleri ve bugünü hakkında zengin veriler sunuyor. Gelişmeler arasında bağ kurmakta zorlanan geniş toplum kesimlerinin zalimliklere karşı kalıcı bir muhalefet geliştirmesinin zorunlu koşullarından birisi, bıkıp usanmadan aydınlanma çabasını sürdüren sistem-karşıtı entelektüeller olsa gerek. ZİHNE TAKILAN SORULAR İktidarı Anlamak, Chomsky'nin 1989-1999 yılları arasında çeşitli tartışmalar ve halka açık toplantılarda kendisine yöneltilen soruları ve bunlara verdiği yanıtları bir araya getiriyor. Böylelikle uzun bir söyleşi şeklini alan kitap için anlaşılması kolay bir kaynak diyebiliriz. Kitabın ilk bölümlerinde, ABD'nin Soğuk Savaş sonrası "yeni dünya düzeni" kurma çabaları ele alınıyor. İlerleyen bölümlerde ise 2000'li yılların başına kadar Birleşik Devletler'in dünyaya hükmetme çabaları değerlendiriliyor. Chomsky, birçok analistten farklı olarak ABD dış politikasını ele alırken geçmişten pek çok örnek veriyor ve güçlü bir süreklilik çizgisinin varlığına dikkat çekiyor. Böylece Amerikan emperyal sisteminin dayandığı temel düsturları görebiliyoruz. ABD, ülkelerin "bağımsızlıkçı bir politika izleyerek diğerlerine 'kötü" örnek olmasına" kesinlikle izin vermek istemiyor. Küba'ya dönük müdahaleler, Şili'de sosyalist başbakan Allende'nin CIA destekli askeri darbeyle devrilmesi, pek bir stratejik doğal kaynağa sahip olmamasına karşın sırf Amerikan işgaline direndiği için Vietnam halkının ağır şekilde cezalandırılması, Endonezya'da yüz binlerce muhalifi katleden diktatör Suharto'nun uzun süre desteklenmesi, halkçı iktidarların işbaşına geldiği/gelme ihtimali olduğu Orta Amerika ülkelerinin yıkıma uğratılması ve Filistin halkını kendi ülkesinde açık cezaevi benzeri "kuşatılmış bölgeler"e hapsetme politikaları. Böylece ABD-İsrail'in Gazze ablukasının ardındaki mantığı anlamak zor olmuyor: Gazzeliler basitçe "yanlış" siyasi harekete oy vermişlerdi ve cezalandırılmaları gerekiyordu. İktidarı Anlamak emperyal sistemin yanı sıra ülke içi iktidar mekanizmalarını da çözümlüyor. Ana-akım medyanın, eğitim sistemi ve üniversitelerin, aydınların ya da "okumuş tabaka"nın işlevi üzerinde duruyor. Chomsky'ye göre bu kurumlar çağımızda hakkaniyetsiz sistemlerin ayakta kalması açısından en az güçlü ordular kadar önemlidir. Temel işlevleri, halkın demokrasi dışı politikalara onay vermesini, "rıza göstermesi"ni sağlamaktır. Bunun için bazı konuları -örneğin gelişmiş ülkelerin kalkınırken serbest ticaret politikası uygulayıp uygulamadığını- tartışma dışı bırakırlar ve birbirine çok benzer görüşleri "seçim yapması" için halkın gündemine getirirler. Bu değindiklerim dışında İktidarı Anlamak, küreselleşme ve piyasa ekonomisi, çevre krizleri, askeri-sanayi kompleks, bilim ve insan doğası, komplo teorileri, yeni baskı biçimleri, nükleer silahsızlanma ve barış hareketleri, reel sosyalizm deneyleri, şiddet içermeyen eylem, anarşizm, Marksist teori ve Leninist entelijansiya, toplumsal mücadelelere dönük stratejiler gibi başka pek çok konuya değiniyor. Bizim gibi vatandaşların yaşadıkları dünya hakkında güçlü bir perspektife sahip olabilmesi için önerilecek kitaplar arasında "İktidarı Anlamak" herhalde ilk sıralarda gelecektir. İktidar Adlı Şey Abdullah Arı Bu yazı, 14 Nisan 2010 tarihli Radikal Kitap Eki’nde yayımlanmıştır. Noam Chomsky 'İktidarı Anlamak' ile modern iktidar
mekanizmalarının ve son kırk yılın toplumsal mücadelelerinin anlaşılması
için önemli bir kılavuz sunuyor Kitabı satın aldıktan sonra, “476 sayfalık, büyük boy bir çalışmayı şimdi hemen okuyamam” diye düşünüp kitaplığınıza kaldırabilirsiniz. Aman dikkat, bu öyle bir eser değil. On ana başlık ve onlarca alt-başlık altında toplanmış olan soru ve yanıtları okumaya dilediğiniz yerden başlayabilirsiniz. Ciddi bir arka plan bilgisine gerek yok, zira Chomsky her konuyu çok temel olgulardan başlayarak anlatıyor ve üzerine de kendi değerlendirmesi sunuyor. Bu değerlendirmeyi benimsemek veya biraz daha araştırıp kendi yargınızı oluşturmak size kalmış. İdeolojik denetim İktidarı Anlamak hangi konuları ele alıyor? Kitabın izleğini şöyle özetlemek mümkün: İlk beş bölümdeki esas konulardan birisi, Sovyetler Birliği’nin çöküşünün ardından ABD’nin baba Bush’un önderliğinde ‘yeni dünya düzeni’ni tesis etme çabaları. Tabii bu bölümlerde, ABD’nin Soğuk Savaş dönemindeki kabarık hukuk dışı sicili de hatırlatılıyor. ABD’nin Küba’ya müdahaleleri, Şili’de Allende’yi deviren CIA destekli askeri darbe, devasa bir katliama dönüşen Vietnam Savaşı, Birleşik Devletler’in Ortadoğu’ya bitmeyen ilgisi ve Filistin sorunu, bu karanlık sicilin öne çıkan ‘vakaları.’ Fakat Chomsky, 68’lerden bu yana hem dünyada hem de ABD’de güçlü bir aktivizmin geliştiğini de vurguluyor. Örneğin, ırk ayrımına son veren 60’ların Yurttaşlık Hakları Hareketi’nden, 68’lerin savaş-karşıtı muhalefetinden, 70’lerde gelişen nükleer silahsızlanma hareketinden, 1980’lerde Birleşik Devletler’in Orta Amerika’yı Vietnam’a çevirmesini engelleyen barış hareketleri ve yerel halkla dayanışma ağlarından, 1970-80’lerde kadınlara, eşcinsellere ve azınlıklara dönük ayrımcılığa karşı gelişen mücadelelerden söz ediyor. Düşüncelerimizi denetleme ve bize doktrin aşılama işlevi gören medya etkisini aşabilmeye özellikle büyük önem atfediyor. Sonuçta, insanların bir araya gelip örgütlenerek 1960’ların başında düşünülmesi imkânsız kazanımlar elde ettiklerini anlatıyor. Sanıyorum bir düşünür ve anarşist olarak Noam Chomsky’yi klasik solculardan ayırt eden özelliklerden birisi de bu: Devasa bir sistem karşısında her daim bir başarısızlık söylemi üretmek yerine sonuç alabilmiş halk hareketlerini hatırlatmak ve her şeyin dönüp dolaşıp ‘biz’e bağlı olduğunun altını çizerek insanın özgür iradesini vurgulamak. Fakat buna bakıp, kişisel ruh hali olarak Chomsky’nin olaylara gayet iyimser bakan, umudunu asla yitirmeyen birisi olduğu kanısına kapılmayın. Belki de böyle birisi yoktur. Bir kişi, “gelişmeler karşısında hiç umutsuzluğa kapıldığınız olmuyor mu?” diye soruyor. Chomsky’nin yanıtı ise şöyle: “Hemen her akşam.” İktidarı Anlamak’ın ilerleyen bölümlerinde, aydınların ve üniversitenin işlevinden, Amerika’nın ‘en iyi’ diye bilinen üniversitelerinde sosyal bilimler üzerinde oluşturulan ‘ince’ ve ‘kaba’ ideolojik denetim yöntemlerinden, toplumsal mücadeleler ve aktivist stratejilerden söz ediliyor. Toplumsal hareketler içinde ‘liderler’in konumu tartışılıyor. Kitabın bu bölümlerinin daha fazla ilgimi çektiğini söylemeliyim. Bunun için birkaç örnekten bahsetmek istiyorum. Kitapta ‘Dürüst Bir Entelektüelin Kaderi’ başlıklı alt-bölümde, Princeton’ta yüksek lisans eğitimi yapan başarılı bir öğrenciden bahsediliyor. Bu kişi, Filistinlilerin İsrail’e sonradan gelen ‘göçmenler’ olduklarını ‘ispat eden’, görünüşte çok akademik, Amerika’da büyük övgüler alan bir kitabın sahte verilere dayandığını ortaya koyuyor. Konuyu ısrarla takip ediyor ve bir makale yazıyor. Chomsky, bu öğrencinin tehlikeli sulara girdiği için akademik hayatının nasıl mahvedildiğini anlatıyor. İktidarı Anlamak, medya ve üniversitenin gerçekte mevcut egemenlik yapısını yeniden üretme misyonuna sahip olduğunu, kariyerine muhalif olarak başlayanların ya buralarda barındırılmadığını veya farkında olmadan dönüştürülüp etkisiz hale getirildiğini birçok kez vurguluyor. İlgimi çeken bir başka şey de, Chomsky’nin ‘büyük liderler’i ele alış biçimi oldu. Chomsky, Martin Luther King veya Mahatma Gandhi’nin önemli kişiler olduklarını kabul ediyor. Ama toplumsal hareketlerin her zaman adı sanı bilinmeyen sıradan insanların eseri olduğunu, bu ‘önderler’in ise yükselen bir hareketin üzerine bindiklerini, dolayısıyla rollerinin fazla abartılmaması gerektiğini öne sürüyor. İktidarı Anlamak’ın, modern iktidar mekanizmalarının ve son 40 yılın toplumsal mücadelelerinin anlaşılması için önemli bir kılavuz olduğunu söyleyebilirim. İktidarı Anlamak: Chomsky’den Bir Başyapıt Nuri Ersoy 5.2.2010 Daha önce belirli bölümleri Aram Yayıncılık tarafından Türkçeye kazandırılan Noam Chomsky’nin başyapıt niteliğindeki kitabı “İktidarı Anlamak”, BGST Yayınları tarafından tam metin olarak basıldı. Kitap, Chomsky’nin 1989-1999 yılları arasında çeşitli tartışmalar ve halka açık toplantılarda kendisine yöneltilen soruları ve bunlara verdiği yanıtları bir araya getiriyor. Bütün kitap, çeşitli başlıklar altında toplanmış olan sorular-cevaplar şeklinde ilerliyor ve sonuçta ortaya okunması rahat, söyleşi formatında bir metin çıkıyor. Peki böyle söyleşi formatındaki bir kitabı niçin bir “başyapıt” olarak nitelendiriyorum? Birincisi İktidarı Anlamak, içinde yaşadığı toplumdaki iktidar mekanizmalarının işleyişini anlamak isteyen herkese, ayrıntılı ve kolayca anlaşılabilecek çözümlemeler sunuyor. ABD’nin dış politikası, Ortadoğu ihtilafı, küreselleşme, “piyasa” ekonomisi, askeri-sanayi kompleks, medyanın, aydınların ve üniversitenin işlevi, sosyal bilimler üzerindeki “ince” ve “kaba” ideolojik denetim yöntemleri gibi konularda, Noam Chomsky şaşırtıcı ölçüde zengin bir bilgi birikimini okurla paylaşıyor ve belirli bakış açıları sunuyor. Bu bakış açılarını benimseyip benimsememek sonuçta okuyucunun karar vereceği bir şey. Ama kitapta bu konularla ilgili tartışmalar –genellikle olduğu gibi– soyut tezler ve retorik kokan bir söylem etrafında değil tarihsel ve güncel olgulara dayanarak yürütüldüğünden, okuyucuyu da olgusal temelde bir tartışmaya davet ediliyor. Örneğin modern medyanın, Chomsky’nin öne sürdüğü gibi, bir “propaganda aygıtı” olarak işlediğine fikrine katılmayabiliriz. Ama İktidarı Anlamak, kendi görüşümüzü temellendirmek için bizi düzenli medya taraması yapmaya ve kafamızdaki çerçeveyi sürekli test etmeye çağırıyor. İşte muhalifleri daha fazla çalışmaya, araştırmaya ve modern iktidar mekanizmalarını hafife almayıp çözümlemeler yapmaya çağıran bu yapısıyla, İktidarı Anlamak başyapıt nitelemesini hak ediyor. Bu noktanın biraz üzerinde durmak istiyorum. Çağımızda birçok entelektüel, “demokratik” dediğimiz ülkelerdeki iktidar mekanizmalarına özel bir önem verdi. Eski Sovyetler Birliği gibi baskıcı ülkelerde muhalefet etmenin bedeli ağır olduğundan, sistem işliyordu. Peki ifade ve örgütlenme özgürlüğünün çok daha geniş olduğu Batılı ülkelerde sistem nasıl olup da tıkır tıkır işleyebiliyordu? Sanıyorum, Noam Chomsky ve Michel Foucault gibi çağımızın seçkin entelektüellerinin kafasını meşgul eden esas sorun buydu. Açıktan bir sansür olmadığına göre, sistemin bireylerin düşünme biçimini denetleyebilmesi gerekiyordu. Bu açıdan, Chomsky “liberal” toplumları Orwell’ın 1984’te resmettiği topluma benzetir ve “düşünülebilir ve tartışılabilir olan”ın sınırlarının sistem tarafından belirlendiğini öne sürer. Sistem bunu, modern siyasi partiler sistemi, eğitim sistemi, medya ve benzeri kurumlar sayesinde başarmaktadır. Michel Foucault’nun da benzer kaygılardan hareket ettiği rahatlıkla söylenebilir. Foucault, kapitalizmin başka sistemlerle karşılaştırıldığında, insan zihni ve bedeni üzerinde korkunç bir denetim kurduğu kanısındadır. Öyle ki söylemsel ve söylemsel olmayan pratikler (kurumlar) aracılığıyla işleyen iktidar şebekelerinin bizi kuşattığını, hatta sistemik öncülleri içselleştirmiş özneler olarak “kurduğunu” ileri sürer. Foucault da ilgisini, hayatımızın her alanında iktidar etkileri üreten modern bilgi yapılarına yöneltir. Fakat mesele “nasıl bir mücadele yürütmeliyiz?” sorusuna gelip dayandığında, bu iki önemli entelektüel arasında ciddi farklar olduğunu düşünüyorum ve böylece İktidarı Anlamak’ı bir başyapıt olarak nitelendirirken dayandığım ikinci gerekçeye geliyorum. Bu noktada Foucault’nun daha karamsar olduğunu düşünüyorum. İnsanlığın kitle mücadeleleri sayesinde iktidar mekanizmalarını alt ettiği örnekleri pek sık vurgulamadığı görülüyor. Belki bunların da yeni iktidar biçimleri yarattığı görüşündedir. Diğer yandan, Chomsky bu konuda açıktan anarşist bir tutum benimser. İktidar mekanizmaları hakkında yaptığı çözümlemeler, insanların bir araya gelip örgütlenmesine yardımcı olmak içindir. Dikkatini bilgi yapılarını ayakta tutan aydın sınıfına değil, halka yöneltir. Halkın, “tahsillilere” göre daha sağduyulu olduğunu, karşılaştığı sorunlara ilişkin daha berrak bir bakışa sahip olduğunu düşünür. İnsanlığın özyönetime dayalı eşiklikçi bir toplum kurabileceğine inanır ve bu inancını insanlığın geçmişteki kazanımlarına dayandırır. Sonuçta kölelik kaldırılmış, 68 hareketleri sayesinde toplum ezilen halkların başına gelenlere, ırk ve cinsiyet ayrımcılığına, azınlık haklarına vs. daha duyarlı hale gelmiştir. Öte yandan Foucault gibi Chomsky de Marksist-Leninist aydın sınıfını sert biçimde eleştirir. Gerek kapitalist gerekse Marksist-Leninist aydın sınıfını, toplum müdendisliği projelerinin aktörleri olarak görür. İktidarı Anlamak, işte bu yüzden de çok temel bir işlev görüyor: Bize, Noam Chomsky’nin siyasi düşüncesini daha yakından tanıma, Marksizm, anarşizm ve genel anlamda toplumsal mücadelelere ilişkin görüşleriyle eleştirel bir diyalog kurma imkanı tanıyor.
|
||
|
Satın Al
|
bgst@bgst.org
0212 2511921
Tomtom Mahallesi, Kaymakam Reşat Bey Sok. 9/1 Beyoğlu - İstanbul
|
Barındırma: HostingEvi