|
|
|
BGST
Kardeş Türküler projesi 30 Haziran akşamı Turkcell Kuruçeşme
Arena’da İstanbul’u anlatmak, İstanbul’u söylemek ve İstanbul’da
halkların kardeşliğini bir kez daha şarkılarla yaşatmak için
Filistinli sanatçı Reem Kelani ve Ermeni müzisyen Arto Tunçboyacıyan
ile birlikte seyirci karşısına çıkıyor. Gösteride, yaşadığımız
toprakların şarkı ve dansları birlikte sergilenerek Filistin’den
Ermenistan’a, Anadolu’dan Mezopotamya’ya, Karadeniz’den
Trakya’ya halkların tüm farklılıkları ve ortaklıklarıyla “bir
arada yaşama isteği” görünür kılınmaya çalışılıyor.
İkinci
bölümde ise, Kardeş Türküler’in 15 yılı aşan müzikal yolculuğu
boyunca oluşturduğu repertuvardan seçilen şarkılar, danslar eşliğinde
seslendiriliyor. Sahne üstü ve sahne arkasında yüzlerce kişinin
heyecanlı desteği ve emeği olan bu şenlikli buluşma gecesinde, Boğaziçi
Üniversitesi Folklor Kulübü’nden (BÜFK) dansçı ve müzisyenler, Boğaziçi
Üniversitesi Oyuncuları’ndan (BÜO) sahne üstü ve sahne arkası
destekçileri, Karadeniz müzikleri üzerine çalışmalar yapan Helesa
grubundan müzisyenler, Antropia Yunan Dansları Topluluğu’ndan dansçılar
ve bireysel katılım gösteren birçok sanatçı BGST'nin Kardeş Türküler
projesinde bir araya geldiler. Filistinli şarkıcı, müzisyen ve yayıncı Reem Kelani
Manchester’da doğdu, Kuveyt’te büyüdü ve şu anda Londra’da yaşıyor.
Kelani 2006 yılında yirmi yıllık araştırma ve yoğun çalışmadan
sonra bağımsız olarak çıkardığı ilk albümü Sprinting
Gazelle – Palestinian Songs from the Motherland and the Diaspora’yı
dinleyicilerin beğenisine sundu. Yolculuğu boyunca Kelani Lübnan,
Suriye, Ürdün ve ötesindeki mülteci kamplarında ve Filistin’de yaşayan
yaşlı Filistinli kadınlarla görüştüğü alan araştırmaları üzerine
yoğunlaştı. Kelani’nin İstanbul’a ilk ziyareti 2005 yılında, “Doğu’nun
Kadınları – İştarlar Kapımızda” festivali çerçevesinde gerçekleşti
ve bu ziyaret İstanbul ve insanlarıyla yaşadığı aşkın da başlangıcı
oldu. 2008 yılında Pera Müzesi’nde British Council tarafından
organize edilen British Orientalist resim sergisinin konuğu olarak geri döndü.
Oryantalizm hakkında bir panele katılmanın yanı sıra Kelani,
Babylon’da klarinet sanatçısı Selim Sesler ile Arap ve Türk şarkılarından
oluşan bir dinleti sundu. Anne tarafından Osmanlı zamanlarından beri Türkiye ile güçlü bağları
olan Kelani için, İstanbul’da Kardeş Türküler’le aynı sahneyi
paylaşmak, çemberin tamamlanması anlamına geliyor. Reem Kelani; Kardeş
Türküler’le bu buluşmayı “yol boyunca topladıkları sayısız
hikâyeyi taşıyan iki karavanın karşılaşması” olarak
nitelendiren arkadaşı
Osman Kavala’nın şu ifadelerinin önemli olduğunu belirtiyor: “Bu hikâyeler, varlıkları ellerinden alınanların ve
susturulanların hafıza ve umudun gücüyle anlatılan hikayeleri.
Karavanlar beraber ilerledikçe hikâyeler de katlanıyor.” Performansın yanı sıra müzik eğitimi ve topluluk müziği de
Kelani’nin çalışmalarının merkezi bir parçasıdır. Okullarda, gençlik
ve kadın gruplarıyla ya da mültecilerden oluşan korolarla düzenli
olarak atölyeler düzenlemektedir. Hedeflerinden biri de Batılı müzisyenleri
Ortadoğu müziğiyle tanıştırmaktır. Arto
Tunçboyacıyan Anadolu kökenli bir Ermeni olarak 1957 yılında Türkiye’de
doğdu. Müzik kariyerine
11 yaşındayken ağabeyi Onno Ohannes Tunçboyacıyan ile geleneksel müzikler
çalarak ve kaydederek başladı ve müzik, hayatının vazgeçilmez bir
parçası oldu. 1981’de yeni yaratıcı etkilenimler keşfetmek ve
kendi yaşam vizyonuna yeni bir boyut katabilmek amacıyla Birleşik
Devletler’e taşındı. 1985’te iki albüm çıkardı: Virginland
ve Main Root. Ermeni udi, Ara
Dinkjian ile anlamlı bir işbirliğine başladı ve birlikte Tears of Dignity ve Onno
albümlerini çıkardılar. Sonrasında
Ara Dinkjian ile “Night Ark” adlı bir grup da kurdular ve birçok albüm
kaydettiler. Daha başka pek çok müzisyenle de ortak çalışmalara imza
atan Arto Tunçboyacıyan, şu anda kökleri Ermeni ve Anadolu geleneksel
müziğinde yatan ve bugünün sounduyla
harmanlanan orkestra, “The Armenian Navy Band” (Ermenistan Denizci
Orkestrası)’te çalışmaktadır. Bu proje, başta etnik ve çağdaş
Ermeni müziği olmakla birlikte, Erivan’da farklı müzik
deneyimlerinden gelen genç Ermeni müzisyenlerle bir buluşmaydı ve 1998
yılında doğdu. Topluluğa ad olarak “The Armenian Navy Band”in seçilmesindeki
anlamlı ironi, Ermenistan’ın denize kıyısı olmaması; ama
Arto’nun dinleyicilerini ve hayranlarını bir okyanus gibi görmesidir. “Müzik
benim hayatımın sesi. Kimseyi yönlendirmek
gibi bir niyetim yok. Bunu insanların kendi hayal gücüne bırakıyorum.
İfade etmeye çalıştığım şey; aşk, saygı
ve dürüstlük.”
diyen Arto Tunçboyacıyan, yeteneğini ve özgür ruhunu, modern
jazz ve geleneksel seslerin çeşitli harmanlarıyla duyurmaya devam
ediyor. Tarih: 30
Haziran 2009 |