Dünya

Arap Devrimi

önce Tunus’ta, ardından Mısır ve Libya’da şimdi de Suriye’de yaşanan büyük alt üst oluş bölgemizde tarihsel bir dönemece işaret ediyor. Başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere Batı’nın, Ortadoğu’da sözüm ona “istikrarı sağlamak” için dayatıp desteklediği rejimler kitlesel bir halk muhalefetiyle bir bir devriliyor. Sonunda Ortadoğu halkları, kendilerine dayatılan statükoya isyan ediyor ve gerçek bir demokratikleşme için mücadele ediyor. Devrilen diktatörlük rejimleri tek örgütlü güç olan din temelli örgütlenmeler Ortadoğu haklarına bir alternatif gelecek sunma iddiasında, ancak eski rejimlerin yerine gelen yenilerinin sınırları ortaya çıktıkça ve antidemokratik yönelişlere girdikçe halk yine sokaklara dökülüyor. Bu tarihsel dönemeçte Ortadoğu halkları artık içinde yaşadıkları toplumu dönüştürebilecekleri ve kendi gelecekleri konusunda söz sahibi olabilecekleri konusunda daha fazla özgüven hissediyorlar. Cin bir kere şişeden çıktı ve artık geri koymak mümkün değil. Bu dosya, gelişmeleri yakından takip edebilmek için ağırlıklı olarak konuya ilişkin çevirilere yer veriyor.


Sayfa:
Immanuel Wallerstein - 
15.02.2012
Etkili konuşmaların tonu yüksek, iç savaş çirkin olmasına karşın, hiç kimse gerçekten Esad’ın gitmesini istemiyor. Bu nedenle Esad ne olursa olsun kalacak
Gilbert Achcar - 
05.02.2012
İlk sarsıntıları 17 Aralık 2010 günü Tunus’ta başlayan ve Tüm Arap dünyasını sarsan devasa altüst oluş, sonunda bir patlamaya yol açan bazı etmenlerin uzun süredir derinden derine birikmesi ile belirlenmiştir: Ekonomik büyümenin eksikliği, kitlesel işsizlik (dünyanın tüm bölgeleri içinde en yüksek işsizlik oranları), yaygın endemik yozlaşma, muazzam toplumsal eşitsizlikler, demokratik meşruiyetten yoksun despotik yönetimler, köle gibi muamele gören vatandaşlar.
Robert Fisk - 
28.10.2011
Sünniler, Aleviler, Hıristiyanlar, Ermeniler, Çerkezler ve diğer grupların iç içe yaşadığı Humus’a yabancı gazetecilerin gitmesine izin verilmiyor. Elbette rejim açısından ciddi bir hata bu. Bir mezhep savaşı, hayatta kalma mücadelesi veren bir rejimin sinik çıkarları açısından pekâlâ uygun olabilir. Fakat konuştuğum herkes yalan söylemiyorsa (ki hiç sanmıyorum), bu durum Suriye’nin orta kısmında giderek büyüyen bir gerçeklik halini alıyor.
Samir Amin - 
25.08.2011
2011 yılı, Arap halklarının bir dizi yıkıcı ve öfkeli patlaması ile başladı. Bu, “Arap dünyasının uyanışında” ikinci bir baharın başlangıcı mı? Yoksa bu ayaklanmalar açmaza girip sonunda–tıpkı söz konusu uyanışın [L’éveil du Sud? (Güney’in Uyanışı mı?) kitabımda ipuçlarını verdiğim] ilk bölümünde yaşanan şekilde–başarısız mı olacaklar? Birinci hipotez doğrulanırsa, Arap dünyasının ileriye doğru hareketi, zorunlu olarak dünya çapındaki emperyalist kapitalizmi aşma hareketinin parçası haline gelecektir.
Gilbert Achcar - 
19.03.2011
Sonucun ne olacağını tahmin etmek bu yüzden zor. En nihayetinde, bir kez daha tekrarlamak gerekirse, demokratik Libya ayaklanmasını desteklemek zorundayız. Bu ayaklanmanın Kaddafi’nin ellerinde can vermesi, şu anda Orta Doğu ve Kuzey Afrika’yı sarsan devrimci dalga üzerinde çok olumsuz sonuçlar yaratacak beklenmedik sonuçlar doğurabilir.
Jean Bricmont - 
18.03.2011
Bütün ekip gene ortalıkta: Avrupa solunun partileri (Avrupalı “ılımlı” komünist parti grubu), şu anda Daniel Cohn-Bendit ile birlik olan, yaşamı boyunca beğenmediği tek bir ABD-NATO savaşı görmemiş olan “Yeşil” Jose Bose, birkaç Troçkist grup ve tabii Bernard-Henry Levy ve Bernard Kouchner… Tümü Libya’ya “insancıl müdahale”de bulunulmasını istiyor veya tutumları çok daha makul olan Güney Amerika solunu “Libyalı zorba”sının “yardımcı ahmakları” olmakla suçluyor.
Immanuel Wallerstein - 
15.03.2011
Libya’da olan biten konusunda o kadar büyük bir ikiyüzlülük var ve yapılan yorumlar o kadar çok kafa karışıklığı yansıtıyor ki insane neresinden başlayacağını bilemiyor. Durumla ilgili olarak, en çok konuşulmayan şey ise dünya solunun bu konudaki bölünmüşlüğü. Bir çok Latin Amerika ülkesi, en önemlisi Venezuela Albay Kaddafi’ye tam destek veriyor. Ama Orta Doğu, Asya, Afrika, Avrupa ve hatta Kuzey Amerika’dan dünya solunun sözcüleri bu görüşü kesinlikle paylaşmıyor.
Gilbert Achcar - 
01.03.2011
Birçok tahminin aksine, Mısır’ın ayaklanması, seküler ve demokratik güçlerce domine edilen koalisyonlar tarafından – siyasal partiler, dernekler ve internet ağları dâhil – başlatıldı ve yürütüldü. İslami örgütler veya bunların bireysel üyeleri, ayaklanma öncesinde marjinal önemde olan gruplarla ve toplumsal devrimlerin olağan kitle partileri veya devrimci elitlerinden çok 1989′un doğu Avrupalı muhaliflerine yakın gruplarla eşit zeminde yer aldılar.
Noha Radwan - 
23.02.2011
Tahrir Meydanı’ndaki ilk günüm, Mısır’da sokağa çıkma yasağı konulmasıyla biten “eylem günü”nü takip eden 29 Ocak Cumartesi’ydi. Takip eden hafta boyunca her gün meydana gittim, geceleri ise gazeteci bir kadın arkadaşımın dairesinde geçirdim. Nagla’nın dairesi meydana çok yakın olduğu için, benden başka sekiz kadın arkadaş ve akrabaya da yaşayacak yer temin eden bir “isyan merkezi” hâline dönüşmüştü
Saba Mahmood - 
15.02.2011
Mısır’da son iki haftadır yankılanmakta olan “Git Mübarek Git” sloganları eşliğindeki protestocu talepleri geri çevirmesinin üzerinden henüz 24 saat geçmemişti ki, Başkan Mübarek 11 Şubat 2011’de nihayet sahneden çekildi. Tahrir Meydanı’nda toplanan protestocuların sürükleyici coşkusu kelimelerle tarif edilemez. Mısırlı göstericiler başarıları karşısında zafer çığlıkları atarken, kanallarını El-Cezire’nin -Arapça veya İngilizce- yayınına ayarlamış tüm dünyadan insanlar, yaşamları boyunca karşılaştıkları en dokunaklı sahnelerden birine tanık oldular.
E-bülten

BGST Aylık Bülten'e abone olmak için isim ve e-posta adresinizi bırakınız.

Tomtom Mahallesi, Kaymakam Reşat Bey Sok. 9/1 Beyoğlu - İstanbul / 0212 251 19 21

iletisim@bgst.org

BGST web sitesinde yayımlanan yazılar/çeviriler BGST sitesindeki orijinal linki verilerek kaynak gösterilmek ve yazarının/çevireninin adı mutlaka belirtilmek kaydıyla, ayrıca bir izin almadan internet üzerinden elektronik ortamda kullanılabilir. Yazı ve çevirilerin basılı ortamda kullanımı için yazar/çevirenin izni gereklidir.